"Sürdürebilir İnovasyonun 5 Kritik Yolu"

Ram Nidumolu, C.K. Prahalad ve M.R. Rangaswami, inovasyonun sürdürülebilir olması gerektiğini savunuyor. Sürdürebilirliğe ise 5 farklı yoldan ulaşıldığını düşünüyorlar. Sürdürülebilirliğe ulaşan şi...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Sürdürebilir İnovasyonun 5 Kritik Yolu

Ram Nidumolu, C.K. Prahalad ve M.R. Rangaswami, inovasyonun sürdürülebilir olması gerektiğini savunuyor. Sürdürebilirliğe ise 5 farklı yoldan ulaşıldığını düşünüyorlar. Sürdürülebilirliğe ulaşan şirketlerin ise hem kâr hem ciro artışı yaşadığını söylüyorlar. Yazarların öne sürdüğü bu 5 farklı yolun birini kullanarak başarıya ulaşmış pek çok Türk şirketi var. Örneğin Assan Gıda, sözleşmeli çiftçilerinin daha çevre dostu üretim yapması için çalışıyor. BSH ve Vestel, A+ enerjili ürünlerle fark yaratıyor. Garanti Bankası, e-ekstre ile 1,3 milyon TL tasarruf etti. Turkcel, 18 ayda dijital kontör satışıyla 45 ton kağıttan tasarruf sağladı. İşte sürdürülebilirliğe ulaşmanın 5 yolu ve başarılı örnekler…

 

hed“Kriz dönemlerinde gelişmenin anahtarı inovasyon. Nasıl 2000’de krize giren internet şirketleri zorla değişimden geçtiyse şimdi de sürdürülebilirliği benimseyen şirketler, mevcut statükoyu alt üst ederek bu durgunluktan çıkacak.”

Bu sözler, inovasyon alanında uzman üç isim Ram Nidumolu, C.K. Prahalad ve M.R. Rangaswami’ye ait. Onlara göre bugün şirketler, kısa dönemli tasarruf önlemleriyle uzun vadeli çevresel, ekonomik ve sosyal sürdürülebilirlik stratejileri arasında sıkışıyor. Kriz ve durgun ekonomi dönemlerinde tüketicilerin çevre dostu ürünler için daha fazla ödeme isteğinin düşme olasılığı da yöneticilerin bu çelişkisini artırıyor. Bu yüzden de yöneticilerin çoğu, sürdürülebilir çözümler üretmeyi, iş hedeflerinden bağımsız daha çok bir sosyal sorumluluk projesi olarak sürdürüyor.

Ancak Ram Nidumolu, C.K. Prahalad ve M.R. Rangaswami’nin 30 büyük şirketle yaptığı araştırma, önemli bir gerçeği ortaya koyuyor. Araştırmaya göre sürdürülebilirlik, hem kâr hem ciro anlamında kazanç getiren organizasyonel ve teknolojik inovasyonların ana damarı durumunda. Çevre dostu olmak, şirketlerin maliyetlerini aşağı çekiyor, kullanılan girdilerin azaltılmasına yol açıyor. Ayrıca bu çevre dostu çözümler, daha kaliteli ürünlerin yaratılmasında, tamamen yeni iş modellerinin ortaya çıkmasında etkili oluyor. Nidumolu, Prahalad ve Rangaswami, akıllı şirketlerin sürdürülebilirliği, inovasyonda yeni bir sınır olarak gördüğünü ve şimdiden bunun rekabet arenasında belirleyici olduğunu düşünüyor. Yönetim ve yenilikçilik uzmanı Yekta Özözer de bu fikre katılıyor ve “Türkiye’deki çevre tedbirleri çok katı değil, ancak Türk tüketicisi ve kamuoyunda çevre bilinci uyanmaya başladı. Bugün moda ya da lüks gibi görünse de çevreci inovasyon yapan Türk şirketleri, özellikle 2012 sonrası rekabette çok öne çıkacak” diyor.

İşte Ram Nidumolu, C.K. Prahalad ve M.R. Rangaswami’nin kaleme aldığı “Niçin günümüzde sürdürülebilir çözümler, inovasyonun temel ateşleyicisi?” adlı makale, şirketlere sürdürülebilirliğe ulaşmanın 5 yolu olduğunu anlatıyor. Capital, kendi içinde fırsatlar sunan bu 5 yolun her birinde başarı kazanan örnekleri inceliyor… 

1. Zorunlu Fırsatlar
Sürdürülebilir olmanın ilk yolu, çevre ile alakalı kurallara uymaktan geçiyor ve tüm bu zorunluluklar şirketler açısından çok olumlu sonuçlar doğuruyor.

Türkiye’deki şirketler, çevre konusunda ABD ve AB ülkeleri kadar katı kurallara tabi değil. Yine de Türkiye’de çevre koruma adına konulan yasalar, bugün sektörlerin belli birlikler altında birleşmesine ve tasarrufa gitmesine yol açıyor. Örneğin 2005’ten itibaren ambalajlı ürün piyasaya süren şirketler, ambalaj atıklarının geri kazanımı için Çevko Vakfı ile çalışıyor. Erikli Nestle Waters, Danone Hayat İçecek ve Roche gibi şirketlerin üye olduğu vakıf, 2009’un üçüncü çeyreği itibarıyla 390 bin ton ambalaj atığını devretmiş bulunuyor. Çevko, geri dönüşüme sevk edilen kağıt/karton ambalajları sayesinde 3 milyon ağaç ve yaklaşık 50 milyar litre su tasarrufu sağlıyor. Benzer bir yasal zorunluluk örneği de 2008’te yürürlüğe giren “Ömrünü Tamamlamış Lastiklerin (ÖTL) Kontrolü Yönetmeliği” sonucu kurulan LASDER. Derneğin üyelerinden Brisa’nın Genel Müdürü Hakan Bayman, “2000’lerin başlarından itibaren Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından başlatılan ÖTL yönetimi konusunun içinde olduk” diyor. ÖTL’lerin ikinci hammadde olarak değerlendirilmesi ya da alternatif enerji olarak kullanılmasını sağlayan LASDER, 2009 ilk 6 ayında 21 bin ton ÖTL’yi geri kazandırdı ve bu yıl da 61 bin ton ÖTL toplamayı hedefliyor.

Tabii burada akılcı olan, sivil toplum örgütlerinden ve kamudan gelen işaretleri doğru okuyup bu yönde hareket etmek. Örneğin GM, Ford ya da Chrysler gibi Amerikan otomobil üreticileri, Kaliforniya Hava Araştırma Birimi yakıt tüketimi ve emisyon standartlarını 2002 yılında ilk sunduğunda kabul etmiş olsalardı, bugün 2-3 tip model tasarımı ortaya çıkmış ve standartların yasal hale geleceği 2016’ya daha hazır olacaktı. 

2. Kalıcı Çözümler
İkinci yolda şirketler, yasalara uyumlu çalışmayı öğrenirken kendi içlerinde de çevre konusuna daha proaktif yaklaşmaya başlıyor. Tedarik zincirleri, operasyon ve iş alanlarında çevre dostu iyileştirmeler, fikirler geliştirmeye özen gösteriyorlar.

Bu alanda dünyada Cargill ve Unilever, çiftçilerle birlikte çalışarak hurma yağı, soya fasulyesi ve kakao gibi farklı tarım ürünlerini üretimlerinde teknoloji geliştirdi. Yapılan çalışmalar sonucunda tohum üretimi ve mahsul veriminde artış yakalandı. Aynı şekilde Türkiye’de de Kibar Holding’e bağlı Assan Gıda, sözleşmeli çiftçilerinin daha çevre dostu üretim yapması için çalışıyor. Domates salçası üretimi amacıyla kurulan şirket, yıllık 3-4 milyar TL yatırım yaparak 500 çiftçiye tohum ve çevre dostu destekleyici tarımsal madde veriyor, köylerde kısa eğitimlerle çiftçileri bu konuda bilgilendiriyor.

Şirketlerin sürdürülebilirlik noktasında en rahat hareket ettikleri alanlardan biri, kendi operasyonlarında iyileştirmeler yapmak. Bu nedenle büyük Türk şirketlerinin çoğu, bu tip çevre dostu inovasyonları gerçekleştiriyor. P&G Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Saffet Karpat, “Şirket olarak sürdürülebilirliği çok kapsamlı tanımlıyoruz. Çevreye duyarlı ürünler üretirken hammadden tüketiciye ulaşana kadar tüm süreçlerde sürdürülebilir yaklaşımlar geliştiriyoruz” diyor. P&G Türkiye, bu hedef doğrultusunda da tüm üretim tesislerinde 2007-2009 yılları arası yüzde 15 enerji, yüzde 12 su tasarrufu ve yüzde 30 atık çıkışı azaltmış durumda. Sera gazı salımında da yüzde 25 düşüş yakaladı. Brisa Genel Müdürü Bayman da ısınma giderlerinin azaltılmasıyla 631 bin TL,  buhar ve hava sızıntı kontrolleriyle 131 bin TL, enerji tasarrufu iyileştirme çalışmalarıyla 740 bin TL tasarruf ettiklerini açıklıyor. Böylece Brisa, 2009 yılında enerji bütçesinde yüzde 7 tasarruf etmeyi başarıyor.

3. Fark Yaratanlar
Geçilecek diğer bir yol ise sürdürülebilir inovatif ürün ve hizmetler ortaya koymak. Türkiye’de de dünyadaki trende paralel olarak artan çevre bilinciyle çevre dostu inovatif ürün ve hizmetlere olan talep yükseliyor.

Vestel Şirketler Grubu İcra Kurulu Başkanı Ömer Yüngül, bu alanda Vestel Elektronik tarafında stand-by konumunda elektrik sarfiyatının minimuma indirilmesi için yaptıkları çalışmayı örnek olarak veriyor ve yapılanlar iyileştirmeleri şöyle anlatıyor:
“LED teknolojisi yatırımıyla hem görüntüde üst noktaya ulaştık hem çok daha az enerji sarfiyatı sağladık. Ürünlerimizde özelleşmiş plastik enjeksiyon teknik ve kalıplama metodolojilerine geçtik, boya kullanımını minimuma indirdik. Ambalajlarda köpük ve benzeri uygulamaları geri dönüşümlü alternatiflere çevirmeye çalışıyoruz.”

Çevre dostu hizmetler anlamında finans dünyası da farklı yaklaşımlar sunuyor. Türkiye’de kart ekstreleri için her ay ortalama 340 ton kağıt kullanılıyor. Bu rakam, ayda ortalama 6 bin ve yılda 70 bin ağacın kesilmesi anlamına geliyor. Bankalar, bu işlemi internet ortamına taşıyarak çok güzel bir örnek oluşturuyor. 5 yıldır uyguladığı bu sistemle kredi kartları toplamında e-ekstre oranını yüzde 32,3’e çıkaran Garanti Bankası, bu dönüşümle 2008 yılında toplam 1,25 milyon TL tasarruf ettiğini açıkladı. Finans dünyası çevre dostu ürünleriyle de dikkat çekiyor. Garanti Bankası, 50 bin ‘çevreci bonus’ kartıyla yaptığı tasarrufu Doğal Hayatı Koruma Vakfı’na (WWF Türkiye) bağışladı. İş Bankası, TEMA Çevre Fonu ile çalışıyor. Türkiye Sanayi ve Kalkınma Bankası ise yıllık yüzde 10 gelir garantili ‘Temiz Enerji Fonu’yla çevreci yatırımcılara destek olurken yatırımcılarının karbon ayak izlerini de siliyor. 

4. Yeni İş Sahaları
Sürdürülebilirlik politikaları ile doğan olumlu sonuçlar bunlarla da bitmiyor, bu anlayış yeni iş sahaları da yaratıyor. Örneğin dünyanın lojistik devlerinden Fedex, 2008’de Kinko print mağaza zincirini bünyesine katarak müşterilerinden dokümanlarını kağıt yerine elektronik transferle New York merkezlerine göndermelerini istiyor. Bu dokümanların istenen formatlarda çıktıları alınarak ertesi gün gönderilecek adreste ulaştırılıyor. Bu yeni iş modeliyle Fedex, hem maliyetlerini düşürüyor, tamamen çevre dostu oluyor hem gönderileri iletmede daha fazla zaman serbestisi verdiği için müşteri sayısında artış yakalıyor. 

Türkiye’de de 2005 yılında AB Uyum Yasaları ile atık yağların toplanması kararının alınması sonrası oluşan bir sektör bunun en iyi örneklerinden. Atık yağlar çevreye, özellikle de deniz yaşamına çok büyük zarar veriyor. Öyle ki lavaboya dökülen bir litre atık yağ, 1 milyon litre suyu kirletiyor. Hal böyle olunca da yasa gereği toplanması kararı alınan atık yağların yem sanayi, sabun ve biodizel üretiminde kullanılması amaçlanıyor.

Bugün bu hedefle kurulan 9 lisanslı şirketin yarattığı sektörün hacmi 7 milyar TL’yi aşıyor. 2005-2008 arası 12 bin 700 ton bitkisel yağ toplanmış durumda. Bu pazarın yarısından fazlasını elinde tutan Ezici Yağ Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Ezici, “Türkiye, AB içinde İtalya ve Almanya’dan sonra en çok yağ tüketen üçüncü ülke. Yıllık yağ tüketimimiz 1.650 ton ve bunun yüzde 80’i evlerde kullanılıyor. 2009’da 7 bin ton yağ toplanmıştır diye düşünüyorum ama evlerdeki büyük yüzdeyi belediyelerin yardımlarıyla toplayabilirsek bu pazar hızla ve çok büyüyecek” diyor. 

5. Gelecek İnovasyonları
Sürdürülebilirliğin geldiği son yolda ise şirketler geleceğe ışık tutacak önemli inovasyonlar yaratma peşinde koşuyor. Panasonic kağıtsız faks makinesini piyasaya sunarak, Samsung gibi cep telefonu üreticileri kıvrılabilir modeller üzerine çalışarak bu alanda öncü olmayı istiyor. Türkiye’de de son günlerde dünyada bir ilki gerçekleştiren Ex-Sir dikkat çekiyor. Yüzde 100 bitkisel bazlı sebze ve meyve arındırma konsantresi Ex-sir,’çevre dostu’ olmasıyla öne çıkıyor. Ürünün yaratıcısı Kükre Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Sabri Gülel, “Ex-sir’in hem kullanımı kolay hem zaman ve yüzde 85’e varan su tasarrufu sağlıyor. Örneğin ıspanağı temizlemek için litrelerce su harcarız, oysa Ex-Sir’le kısa sürede sonuç alıyoruz” diyor. Kükre Gıda, ürün yaratımı için 1,2 milyon dolar Ar-Ge yatırımda bulundu ve 2010’da da 500 bin TL ile sprey, mendil gibi pratik kullanım ürünlerini piyasa sunmaya hazırlanıyor.

Dünyada da suya ihtiyacı olmayan deterjanlar ya da susuz büyüyen pirinç üretimi gibi daha uçuk fikirlerin gerçekleşmesi için çalışılıyor. Bu alanda en son çalışma, internet ile enerji tasarrufunu bir araya getiren akıllı şebekeler üzerine. Bu alanda Cisco, HP, IBM ve Dell çok ciddi yatırımlar yapıyor, hedefleri dijital teknoloji kullanarak müşteri ihtiyaçları doğrultusunda her türlü kaynaktan elektrik üretimi, bilgi nakli ve dağıtımı açısından en iyi sonuçlarla çalışmak. Ancak daha bu akıllı şebekenin hayata geçmesi için zaman var gibi görünüyor. Algoritma Yönetim Danışmanlığı Yönetici Ortağı Ali Özgenç, “Gelecekte en başarılı olacak inovasyonlar, insanların bugün karşılanmayan ve ifade edemedikleri ihtiyaçlarına, orijinal ekonomik çözümler getiren ve kolay kopyalamayanlar olacak” diyor ve şirkete ekonomik fayda sağlayan inovasyonların, aynı zamanda çevreye zarar vermiyor, yenilenemez kaynakları tüketmiyorsa işte o zaman ideal olduklarına inanıyor.

Mario Vogl / BSH Merkezi Pazarlama Direktörü

“Tasarruflu Ürünlere Talep Var”

Tasarruflu Ürünler
TÜİK verilerine göre bir evin enerji tüketiminin yüzde 60’ını beyaz eşyalar kullanıyor. Bu bilinçle çok büyük bir sorumluluğumuz ve tasarruf potansiyelimiz olduğuna inanıyoruz. 24 saat çalıştığından evin enerjisinin yüzde 30’unu tüketen buzdolaplarında, ürünlerimizi 15 yıl öncesine göre yüzde 60 enerji tasarrufuna gittik. Aynı şekilde çamaşır makinelerinde de yüzde 40 enerji tasarrufu ve yüzde 50 su tasarrufu yakaladık. Bulaşık makinelerinde enerjiden yüzde 45 ve sudan yüzde 55 tasarruf sağladık.

Geniş Ürün Yelpazesi
Pazardaki diğer ürünlerinden yüzde 15-25 daha pahalıyız, ancak bugün yakaladığımız pazar payını düşündüğünüzde Türk tüketicisinin de bu ürünlere talebini görüyorsunuz. 2005’ten bu yana yüzde 5 pazar payı kazandık. Bu ürünlere gösterilen talebi gösteriyor. Global olarak Ar-Ge’ye 2008’de 263 milyon Euro’luk yatırım yaptık. Fabrikalarımıza ise çevreci iyileştirmeler için 2008’de 21 milyon Euro harcandı.

Eskiler Gitmeli
Türkiye’de hükümetin enerji tasarrufu sağlayan beyaz eşyaları eskileri ile değiştirilmesi noktasında yaklaşımı var. Bu hem ülke enerjilerinin doğru kullanımı hem Kyoto Protokolü’ne uyum noktasında iyi olacak. Hükümetin desteğiyle şu anda bu beyaz eşyaları alamayan insanlar için de fırsat doğacak.

Meltem Kalender/Turkcell Çalışan İlişkileri Yöneticisi

“Alternatif Sistemler Kuruyoruz”

Çevreci Projeler
2009’da bayilerimiz, iş ortaklarımız, çalışanlarımız ve tüm paydaşlarımızla toplumda çevre bilincini artırmak hedefiyle uyguladığımız çevreci politika ve projeleri kamuoyuyla paylaştık. Yeni alternatif enerji sistemleri kurmaya devam ediyoruz. Güneş ve rüzgar enerjisi ile çalışan istasyonlarımız bulunuyor. İstasyonlarımızda klimaya ek “Pasif soğutma” sistemlerini kullanıyoruz. 2009 yılı sonunda bu rakam 4 bin 250 noktaya ulaştı. Böylece 5,5 milyon kWh ve 4 bin 20 ton CO2/yıl emisyon azalması sağlandı.

GSM Kuleleri
Kendi alanında dünyada bir ilk olacak GSM kulelerinde, rüzgar türbini kullanılması projemizin deneme fazı başarıyla tamamlandı. Rüzgar kapasitesi yüksek olan yerlerde, şebekeye paralel olarak rüzgar türbini kurulacak. Bölgenin rüzgar durumuna göre yaklaşık yüzde 50-75 tasarruf bekleniyor. Düşük enerji harcayan klima kullanımına başladık, 2009 yılı sonunda toplam 3 bin 750 sahada 3,9 milyon kWs enerji tasarrufu ve 2 bin 800 ton emisyon azalması sağladık. Mobil-İmza, İBB Trafik, mobil eğitim, araç takip gibi çevre dostu çözümlerimizle zaman ve enerji tasarrufu sağlıyoruz.

Yeşil Ofis
Bilgi işlem alanında veri merkezlerindeki sunucu konsolidasyonu ve sanallaştırma projeleriyle 2009 yılında yüzde 11,4 enerji tasarrufu sağladık. Fiziksel kontör yerine dijital kontör satışı gerçekleştiriyoruz. 18 ayda satılan dijital kontör oranı, yüzde 14’den 33’e yükseldi. Böylece 45 ton kağıt tasarrufu sağlandı. “Yeşil Ofis” konusunda dünyadaki gelişmeleri takip ederek, binalarımıza uygulanabilecek projeler üzerinde çalışmalar yürütüyoruz. Uzaktan eğitim yöntemi sayesinde 1,5 milyon dolarlık ulaşımdan tasarruf ettik ve 422 ton Co2 tasarrufunu yakaladık.

Ömer Yüngül/Vestel Şirketler Grubu İcra Kurulu Başkanı

“Ürünlerimizin Yüzde 90’ı Çevreci”

Çevreye En Az Zarar
Vestel, çevre duyarlılığı yüksek bir şirket. Ürettiğimiz ürünlerin yüzde 90’ı, A enerji sınıfı çevreci ürünlerden oluşuyor. Hem üretimi hem de kullanımı esnasında çevreye en az zararı verecek ürünler üretmek adına büyük çaba sarf ediyoruz. Örneğin beyaz eşyalarımızın elektronik kart ve elektrik aksamlarının hiçbirinde uzun zamandan beri kurşun içeren lehim kullanmıyoruz. Soğutucularda ve üretimde kullandığımız gazların ozon tabakasına herhangi bir zararı bulunmuyor.

Yüzde 30 Tasarruf
Enerjiyi verimli kullanmak için basınçlı hava, soğutma suyu, ofis ve fabrika ısıtması-soğutması, elektrik maliyetini düşürücü çalışmalar yapıyoruz. Enerji verimliliği eğitimleri veriyoruz. Küresel ısınma probleminin çözümüne katkı sağlamak amacıyla enerji ve su tüketimini azaltıcı araştırmalar yapıyoruz. Ürünlerimizdeki enerji ve su tüketimi, 4 yıl önceki ürünlerine göre yüzde 30’lara varan oranda daha az.

Sürekli Yenileme
Öte yandan Ar-Ge çalışmalarımızı da aynı zamanda çevre ve doğal kaynaklarımızı koruyacak bir yaklaşımla sürdürüyoruz. Bir ürünü geliştirme aşamasında, o ürünün çevreye olası zararlarının minimuma indirilmesi, mümkünse tamamen ortadan kaldırılması için çalışmalarda bulunuyoruz. Bu çalışmalar, geliştirilen yeni teknoloji ve üretim koşullarının sürekli yenilenmesini ve bu noktada dünyada örnek yatırımların ürün bazında sürekli yapılmasını beraberinde getiriyor.

Kalıcı Olabilmenin Sırları
Ram Nidumolu, C.K. Prahalad ve M.R. Rangaswami’ye göre sürdürülebilirliği yakalamak için akıllı şirketler şu adımları izliyor:

Bugünden Başlamayın
Başlangıç noktanız mevcut iş yaklaşımınız olursa geleceğe bakış açınız iyimser bir değerlendirmeden ibaret kalır. Üst düzey yöneticiler, “İstediğimiz geleceğe ulaşmada önemli kilometre taşlarımız neler? Bugün atacağımız hangi adımlar, bizi bu geleceğe götürür? Doğru yolda gideceğimizi nasıl bileceğiz” sorularına yanıt bulmalı.

Önce Eğitim
Çoğu zaman yöneticiler, sürdürülebilirlik uygulamalarının şirkette nasıl uygulanacağından çok yatırımlara odaklanıyor. Oysa akıllı şirketler planlı başlıyor, hızla öğreniyor. Önemli olan, en iyi uygulamaları taklit etmek yerine kendi metotlarını yaratmaları.

Hedefe Bağlı Kalın
Akıllı yöneticiler, bu süreçte pek çok taktik değiştirildiğini iyi bilir. En az 10 yıl alacak bu süreçte önemli değişiklikler ve düzeltmeler yapılması normaldir. Yönetim anlamında tutarlılık kadar taktiklerde esneklik de önem kazanıyor.

Ortak Sinerji Yaratın
Bugün gerek belli kanunların zorlamasıyla olsun gerek şirketlerin kendi ürün geliştirmeleri olsun pek az inovasyon, hükümet, sivil toplum örgütleri ya da iş paydaşları olmadan yaratılabiliyor. Bu süreçte olabildiğince sinerji yaratın.

Global Varlığınızı Kullanın
Gelişmiş ülkeler şirketleri sürdürülebilir ürün ve hizmetler geliştirmeleri için cesaretlendiriyor. Çok uluslu şirketlerin de gelişmekte olan ülkelerde Ar-Ge avantajını kullanarak inovasyonu teşvik etmeleri daha kolay oluyor.

Elçin Cirik
ecirik@capital.com.tr

 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz