Teknoloji, gelenek & fare

Bob Iger, 2005 yılında Disney'in CEO'su olduğunda kendisinden şüphe duyanları bir hayli utandırdı.

1 EYLÜL, 20110
Paylaş Tweet Paylaş
Teknoloji, gelenek & fare


Muhafazakarlarla yenilikçiler arasında başka hangi konularda tartışmalar oldu?
- Mickey Mouse hakkında da tartışmalarımız olmuştu. O, nasıl görünmeliydi? Nasıl davranmalıydı? 1920'lerde yaratılmış ve dünyanın bir numarası haline gelmiş lisanslı bir karakteri nasıl ele almalı ve onu nasıl güncel tutmalıydık? Bazıları, "Onu hiç ellemeyelim" diyordu. Peki, Walt ne yapmıştı? Walt sürekli inovasyon yapmıştı. Sizin sadece "Walt tarzı" işler yapmanız gerektiğine inanan insanlar var. Bu, bir tür aptallık. Walt, 1966'da öldü. Eğer tamamıyla onun repliklerine sadık kalmış olsaydık bugün muhtemelen 1960'larda yaşıyormuşuz gibi görünürdük.

Kulağa ABD Anayasası'nın katı bir şekilde yorumlanmasıymış gibi geliyor. Peki Mickey Mouse nasıl değişiyor?
- Mickey Mouse'un üzerine odaklandığımız özellikler, tam da Walt'un ilk zamanlar aklındakilerle aynı... Orijinal Mickey Mouse, muzipti ve saygısızdı. Mickey Mouse popülerleştikçe onun davranış tarzının çocukları etkileyebileceğinden korkulduğundan, Walt ona biraz terbiye vermişti. Onun tarzını biraz yumuşatmış ve yanına Donald Duck amcayı eklemişti. Donald, şeytansı, huysuz ve sorun çıkarıcı bir karakterdi. Zaman içinde Mickey Mouse, bir eğlendiriciden çok kurumsal bir sembol haline gelmiş ve artık ilgi görmemeye başlamıştı. Biz Mickey Mouse'un ilk başta ne ise o haline geri döndürülmesi gerektiğine karar vermiştik.

Siz Michael Eisner'ın yerine geçmeden önce bazı insanlar sizin altınızı oymakla meşguldü ve sizin asla o konuma gelemeyeceğinizi söylüyorlardı. Siz bu algıdan kendinize avantaj yaratacak şekilde faydalandınız mı?
- Ben asla kendimi başkalarının beklentilerine göre yargılamam. Ben kendimi sadece yıllar boyunca bana verilen işler ve o işlerden ne dereceye kadar alnımın akıyla çıktığımla yargılarım. Kızlarımdan biri, bir gün bana şöyle demişti: "Babacığım sen neyin peşindesin? Gücün mü? Paranın mı?" Ben de ona, "Beni sadece büyük zorluklar hareket geçirir" demiştim. Dünyanın en büyük şirketlerinden birini yönetmek için direksiyona geçmek ve böylesine inanılmaz bir değeri yaratan insanların izinden gitmek gibi bir meydan okumaya bayılmıştım.

Şu anda dünyanın en büyük medya şirketinin başkanısınız. Birkaç yıl önce bunun lanetli bir görev olacağı düşünülürdü. Endüstrinizde en büyük olmaktan hoşnut musunuz?
- Aslında Disney'in o kadar da büyük olduğunu zannetmiyorum. Biz sadece muhteşem ürünler, deneyimlerle ve onları içsel olarak ilişkilendirerek değer yaratıyoruz. Bu şirket ölçek olarak yönetilebilir seviyede. Bu ölçeğin şirket değerine zarar verecek bir olumsuzluk olmadığına inanıyoruz.

Disney hakkında yazan yığınla anne blogcumuz var. Artık onlarla da ilgilenmeye başladık. Onları etkinliklerimize davet ediyoruz. Onlardan bir grupla geçenlerde yeni aldığımız cruise gemimizde birlikte vakit geçirdim. Dünya artık çok değişti.

Ölçek gerçekten bir zorluk mudur?
- Şayet doğru yönetilmediği takdirde ölçekten kaynaklanan riskler elbette vardır. Ne kadar büyürseniz, karar verme sürecinin merkezileştirilmesi riski karşısında o kadar daha dikkatli olmanız gerekir. Bir markanın yönetilmesi ve belirli standartların uygulanması söz konusu olduğunda, kararların merkezi alınıyor olması önemlidir. Ancak işleriniz ve faaliyet gösterdiğiniz pazarlar bakımından yeterince büyümüş ve çeşitlenmişseniz, o zaman merkezi karar alma süreci işleri yavaşlattığından gerçek bir ayak bağı olabilir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.