Geleceğin akıllı şehirlerinde hangi dijital teknolojiler kullanılacak?

yenileneŞehirlerdeki yaşam koşullarıyla ilgili mevcut tahminler kesin olarak söylemese de gelecekte insanların büyük şehirlerde günümüze kıyasla çok daha sağlıklı, keyifli ve rahat bir yaşam sürmeleri olasılık dahilinde. Ancak bunun için şehirlerin akıllı ve hatta kesinlikle çok kurnaz olması şart. Şehirlerin birer açık hava bilgisayarına dönüşmesine, heyecan verici çok sayıda teknoloji katkıda bulunuyor.

7.09.2015 11:24:310
Paylaş Tweet Paylaş
Geleceğin akıllı şehirlerinde hangi dijital teknolojiler kullanılacak?

Bilgiden gelişmiş hizmetlere
Akıllı şehirlerin geleceğini bir ağ kurma teknolojisi olarak nesnelerin interneti ve bir tahmin teknolojisi olarak da akıllı veriler belirleyecek. Örneğin klima sistemleri gibi tüketiciler, talebin zirve yaptığı dönemlerde otomatikman yavaşlatılarak enerji üretimi ve tüketimi çok daha iyi koordine edilebilir; enerji üretiminin her geçen gün daha da dağınıklaşması, akıllı şebeke teknolojilerinin hayata geçirilmesiyle çok daha verimli yönetilebilir ve endüstriyel tesisler, binalar ve ulaştırma sistemleri birer enerji servis tedarikçisi olarak birbirlerine entegre edilebilirler. Henüz emekleme aşamasında olan bu süreç, ileride teknolojiler ve hizmetler için yepyeni pazarların kapılarını açabilir. Mesela şu anda Siemens, Londra’nın raylı transit sistemi üzerindeki yükü ciddi oranda hafifletecek ve 2018 yılında devreye alınacak bir projenin, 100 milyon sterlin değerindeki siparişlerini karşılamakla meşgul. Crossrail Tunnel aslında yüzyılda bir yapılan türden bir proje ve şu anda Avrupa’nın en büyük altyapı projesi olma unvanına sahip. Crossrail’le Londra’nın yerel toplu taşımacılık sisteminin kapasitesi tahminen yüzde 10 kadar artırılmış olacak. Şehirler ve kent sakinleri, sadece enerji tüketimini değil aynı zamanda ulaşımı, lojistiği, tıbbi bilgileri, eğlenceyi ve çok daha fazlasını optimumlaştırma potansiyeline sahip ağlar içinde birbirlerine bağlanabilir. Ancak nihayetinde tüm bu hizmetler verilere dayanacaktır ve bu durum da “Büyük Birader” devleti endişelerini artırmaktadır. Acaba yarınların şehirleri George Orwell’in 1984 romanındaki dünyası gibi mi olacak? Siemens Kurumsal Teknolojiler’de sürdürülebilir şehirler teknoloji alanının başında olan ve bu şirketin akıllı şehir platformunun basın sözcülüğünü yapan Bernd Wachmann, “Hiç de değil” diyor. Burada söz konusu olan araştırma amaçlarıyla geliştirilmiş ve bilgi ile verilerin analiz edilmesini hedefleyen merkezi bir platform. Onun tek amacı, şehirle ilgili tüm verileri bir araya getirmek, değerlendirmek ve hem maliyetleri hem de salımları kısacak önlemleri hayata geçirecek talimatlar vermek. Wachmann rahatlatıcı bir ifadeyle “Bizim tek gereksinim duyduğumuz anonimleştirilmiş yani isimsizleştirilmiş bilgiler” diyor. Dönüştürülen iş yerleri Şehirlerin artan iç içe bağlanmışlık seviyesi, daha şimdiden pek çok kültürel değişikliğe neden olmuş durumda. 2020 yılına gelindiğinde yaklaşık 5 milyar insan internetle birbirine bağlanmış olacak. Bu aslında bizim yaşamlarımızın ve özellikle de iş hayatımızın çeşitli yönlerinde kalıcı değişikliklere neden olacak bir gelişme. Geleceğin tipik bir iş gününün tamamı, artık tek bir ofiste geçmeyecek; dağınık, global yardımlaşma, global rekabet ve yaşam boyu öğrenme kavramlarıyla karakterize edilecek. Bunun hem olumlu hem de olumsuz yönde etkileri olacak: Yeni bir topluluk anlayışı veya artan bir yabancılaşma duygusu. Akıllı şehirlerde ve giderek daha fazla birbirine bağlanan bir dünyada bilgi işçileri açık plan ofislerde ve birlikte çalışma merkezlerinde sanal takımlarla işbirliği halinde çalışacak. Nesiller, zaman kuşakları ve kültürler arasındaki engeller ortadan kalkabilir. Ancak iş güvensizliği ve kimlik yoksunluğu da artabilir. Burada kesin olan tek bir şey var: İnternetin kapasitesi arttıkça bizler de bilgileri hiç olmadığı kadar çabuk ve yoğun bir şekilde paylaşmaya devam ederek daha fazla bilgi tabanlı hizmet ve şehirlerde yeni yaşam tarzları oluşturulmasında faydalanacağız. Peki şehirlerin daha akıllı ve daha yaşanılabilir yerler olması için hayata geçirmek zorunda kalacakları yapısal değişiklikler ne kadar radikal? MIT Kentsel Planlama ve Araştırmalar Bölümü’nde profesör, mühendis ve mimar olan Carlo Ratti, bir anlamda “Hiç de radikal olması gerekmiyor” diyor. Ratti kendisiyle yapılan bir mülakatta, “Ben bunun sistematik çözümlerle ilgili olmadığını söylemek istiyorum. Daha çok kademeli bir süreç” diyor. Mimari bakış açısıyla nasıl ki antik Roma bizim bugün alışık olduğumuz şehirlerden çok da farklı değilse yarınların şehirlerinin de günümüzdeki şehirlerden kökten farklı olmayacağını söylüyor. Ratti, “Ancak değişecek olan bizim şehri deneyimleme yöntemimiz olacak” diyor. Burada dijital teknolojilerin yoğun kullanımına atıfta bulunuyor: “Son 10 yıl içinde dijital teknolojiler, kocaman ve akıllı bir altyapının bel kemiğini oluşturarak şehirlerimizin üstünü bir battaniye gibi örtmeye başladı. Şehirlerimiz artık çok büyük bir hızla birer açık hava bilgisayarı haline geliyor.” Peki biz yarınların şehirlerinde nasıl yaşıyor olacağız? Şu anda mevcut eğilimlerin tersine çevrilmesinin mümkün olduğunu ve şehirlerdeki yaşamın pek çok açıdan günümüze kıyasla çok daha iyi olacağını söyleyen çok sayıda gösterge var.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz