Uzay madenciliği ne getirecek?

Geniş Açı’nın bu sayısını, Türk sermaye piyasalarının lider kuruluşu İş Yatırım’ın 20’nci kuruluş yıldönümüne ayırdık...

15 MAYIS, 20170
Paylaş Tweet Paylaş
Uzay madenciliği ne getirecek?

Soru: Fırsatlardan bahsettiniz. Sorumluluklar ne olacak? Hava kirliliği, uzay kirliliği ya da orada oluşabilecek hasarlardan kim sorumlu olacak? Mesela uzay araçlarına verilen hasarlar, radyasyon gibi dünyaya geri dönüşte oluşabilecek durumlar, mevzuatta tanımlanıyor mu?

Chris Lewicki: Bu aslında kanunda halihazırda tanımlanmış bir durumda. 1960’larda bu kanun geçirilmişti ve bir sorumluluk ve yükümlülük antlaşması var. Uzaya gönderilen her şey, onu gönderen grubun yükümlülüğündedir. Onlar değilse de onlara lisansı veren ülkenin, bunun arkasında durması gerekiyor.

Şimdi uzayla ilgili şunu da unutmamak gerek: Uzay çok büyük bir alan. Uzaydaki kalıntılarla, enkazlarla ilgili olarak duyduğunuz pek çok şey aslında biraz şunun gibi: Apartman binanızın dışına çıkıp belki kapının hemen önünde biraz çöp görüyorsunuz. Ancak binadan uzaklaştığınızda artık bunu görmüyorsunuz mesela. Şimdi güneş sistemi de devasa bir yer. Keşfettiğimiz 700 bin asteroitten bahsettim. En yakın olanı bize 1 milyon kilometre uzaklıkta. Aklımızda bulundurmamız gereken bir şey daha var: Güneşin yörüngesindeki objeler -ki dünya kadar eskiler- hiçbir kesinti olmadan bunu yapıyorlar. Kuyruklu yıldızlar ve asteroitler zaten gidiyorlar. Bizim tabii ki hava trafiğini izleyen kurumlarımız var. Aynı zamanda uzay limanlarımız ve burada çalışanlarımız da olacak. Bütün bunların üstesinden gelebileceğiz. Her ne kadar bu roket bilimi olsa da oldukça iyi bildiğimiz ve güvenli ilerleyebildiğimiz bir alan diyebilirim.

Soru: Space X’in roketini uzaya gönderip dünyaya geri getirebildiğini biliyoruz. Bu uzay roketlerinin asteroitlerle ilgili durumunda bunu ne zaman görürüz? Ayrıca asteroitler enerjiyle dolu olabilir dediniz. Ancak maliyetlerin düşürülmesi için yakıtlarının uzayda doldurulması gerektiğini söylediniz. Bu nasıl olacak? Burada kargo araçları mı kullanılacak, yoksa balon benzeri yapılar mı kullanılacak?

Chris Lewicki: İlk sorunuz sanıyorum yeniden kullanılabilen roketlerle ilgiliydi. Geçen yıldan itibaren

artık yeniden kullanılabilen roketlerimiz var. Jef Bezos’un bir roketi var ve 5-6 kez gidip geldi. Bunun ne kadar önemli bir şey olduğu konusunda size bir fikir vermek istiyorum. Şöyle düşünün: Otomobilinizle her işe gittiğinizde arabayı çöpe attığınızı ve bir sonraki yolculuğunuz için yeniden araba almak zorunda kaldığınızı düşünün. Ya da ne zaman havayoluyla bir yere gitseniz uçağı çöpe attınız diyelim. Bu durumun ne kadar sıra dışı maliyetlere ulaşabileceğini tahmin edebilirsiniz. Ancak biz son 50 yıldır uzaydaki keşiflerimizi bu şekilde yapıyorduk. Roketleri üretmek ise çok zor bir süreç. Onları uzaya gönderebilmek için yaptıklarımız nedeniyle onların yeniden kullanımı çok zordu. Ancak şu anda roketleri birden fazla defa kullanıyoruz. Roketi ilk başta 100 milyon dolara geliştirebildiyseniz, şimdi belki onu 100 kere kullanabiliyorsunuz. Bu sayede bakım ve operasyon maliyetini de düşürmüş oluyorsunuz. Teknolojinin yeniden kullanımını da göreceğiz. Dünyanın kenarından derin uzaya giden teknolojiler de göreceğiz. Bunları ele aldığımızda bunları çekici ya da şilep römorkör gibi düşünebiliriz. Onlar da bir şeyleri gitmesi gereken yere götürebiliyorlar. Bunlar da roket dünyasında onların bir versiyonu olacak. Uzayda yakıt ikmalini de yapabildiğimizde tekrar tekrar kullanabilir hale geleceğiz.

İkinci sorunuzla ilgili olarak… Bu aktif bir araştırma konusu. Şu an madencilik söz konusu olduğunda bir araştırma yapmadan dünyada bile bir madencilik ekipmanı tasarlayamıyorsunuz. Mineralizasyonu anlamanız, derinliği anlamanız, detayları bilmeniz, fay hatlarına bakmanız gerekiyor. Asteroit madenciliği çok bilim kurgu gibi geliyor. Çok yüksek teknoloji gibi geliyor, ancak aslında başladığında bilek gücünden farksız olacak. Ben burada hep buharlı gemiden bahsediyorum. Sonra kömüre, dizele geçtik. Şimdi artık bunlara ek teknolojiler kullanıyoruz. Mesela tren raylarında enerji raylarımız var bizim. Güneş enerjisi kullanacağız. Uzaydaki soğuk enerjiyi kullanarak da tekrar kullanabileceğiz. Aynen buzluğumuzdaki buz gibi, sonra siz onu çözdürüyorsunuz mesela. Uzaydan buz kalıplarıyla su getireceğiz. Onları dünya yörüngesine getirip yakıta dönüştüreceğiz.

Soru: 10 yıl içinde eğer uzayda su üretebileceksek, 50 yıl içinde dünyanın yüzeyine pek çok farklı ve yabancı element gelecektir. Bu durumda dünyanın kütlesinde meydana gelebilecek değişimler ve bunların uzayda yaratacağı etkiyle ilgili elinizde çalışma var mı?

İkinci sorum sigorta sektörü sizinle ilgileniyor mu? Sigorta sektörüyle bir ilişkiniz var mı?

Chris Lewicki: Çok güzel sorular. Asteroit kuşağı oldukça büyük. Oradaki bütün asteroitleri toplayıp bir top haline getirecek olsak, güneş sistemindekileri kast ediyorum, ancak ayın ölçüsünün yüzde 4’ü kadar olurlar. Yani çok olmasıyla birlikte yine de çok küçük bir ebattan bahsediyoruz. Dünyanın ölçüsüne baktığımızda atmosferden baktığımızda dünyanın ölçüsü 24 üstü 10 oluyor bu durumda. Dünyadan gökyüzüne baktığımızda zaten çok fazla obje dünyaya çarpıyor. Her yıl 100 ton dünyanın yüzeyine erişiyor zaten. O yüzden bizim getirdiğimiz madenlerle ya da elementlerle dünyanın kütlesi çok fazla değişmeyecektir. Çok büyük rakamlardan bahsettiğimiz için dünyanın gidişatı da değişmeyecektir.

Sigorta sorusu da iyi bir soru. Lloyd’s London gibi şirketler var biliyorsunuz. Onlar her şeyi sigortalıyor. Onlar roketleri de sigortalıyorlar. Uzay misyonlarına da sigorta yapıyorlar. Hatta bizim ilk uydumuz patladı. Fırlatıldıktan 100 metre sonra patladı. Birkaç ay sonra tekrar uydu yaptık ve fırlattık. Birkaç yüz bin dolar da olsa birkaç milyon dolar da olsa bunlarla ilgili sigorta poliçeleri mevcut. Sigorta büyük ihtimalle her zaman yürüttüğü işlevini sürdürecektir. Bu da insanlara riskle ilgili bir koruma sunmaktır. Burada tüm soru, primin ne olduğu ve sizin bunu ödemeye hazır olup olmadığınız.

Soru: Sizi burada ağırlayan bir yatırım şirketi olduğuna göre biz aslında şunu merak ediyoruz. Şirketiniz değeri ne ve şirketinizi nasıl değerliyorsunuz?

Chris Lewicki: Önceleri değerimiz aslında insanların hisselere ne ödediğiyle ilgiliydi. İlk başladığımızda faaliyetlerimizi göstermemiz gerekti. Zaman içinde 3 farklı kategorimiz oldu. Yatırımcıların bize bakış açısıyla ilgili olarak söylüyorum bunu. Bazı yatırımcılar çok uzun vadeli olarak baktılar. Bu şirket trilyon dolarlık varlıklarla çalışabilecek bir sektörde çalışıyor olabilir. İleride böyle değerler olabilir. Altyapılar çok büyük değerlerde olabilir. Gelecekte, yılda milyarlarca dolarlık gelir elde edebilir diye baktılar. Bunlar büyük rakamlar gibi görünebilir ama off shore petrol platformlarına baktığınız zaman mesela 60 milyar dolardan fazla bir rakamdan bahsediyoruz. Tek bir denize bile baktığımızda. Dolayısıyla bunlarla ilgili değerler de yatırımın geri dönüşüne bakılarak belirlenebiliyor.

Diğer yatırımcılar da yarattığımız teknolojiye baktılar.  Mesela bizim kullandığımız bu sensörlerle asteroitlere ya da minerallere bakmak yerine onları çevirip kendi dünyamıza bakabiliriz ve tarımı yönetebiliriz. Mesela hasat üzerindeki baskıya bakabiliriz. Bunlar bile zaten başlı başına trilyon dolarlık endüstriler. Yine onlarca milyon dolarlık yatırım, onlarca milyon dolarlık gelirden bahsediyoruz. Birkaç milyar dolarlık bir pazar şu anda. Benzer şirketler için de benzer değerlendirmeler bu şekilde yapılıyor.

Üçüncü gruptaki yatırımcılar ise bizim fikri mülkiyetimize baktılar. Ki bu benim de çok hoşuma giden bir şey. Bir asteroit görüntüsü diyorlar mesela. Biz bazı çok zor sorunları çözüyoruz. Bunları çözmek için de sadece yüzde 1 ya da yüzde 5’lik bir gelişme gösteremeyiz. Biz gerçekten sorunu çözme yöntemini dönüşüme uğratmalıyız. Şu andaki bulut bilişim modelini bir uyduya taşımaktan bahsediyoruz. Sistem birkaç bilgisayara dağılmış oluyor ve çok daha güvenilir, geliştirilebilir sistemler ortaya çıkmış oluyor.

Özetle yatırımcılar bize bu şekilde 3 farklı yönden baktılar. Değerlememiz de bu farklı gruplar tarafından oldu. Burada önemli olan şu: Bu şirketin değer yaratma potansiyeli var. Fikri mülkiyetle ilgili çok fazla gelişme yaratabiliyor. Bunlar da oldukça heyecanlı gelişmeler.

Soru: Klasik metalürji çıkarma yöntemlerine kıyasla yerinde geliştirilecek farklı bazı süreç sistemleri öngörüyor musunuz?

Chris Lewicki: Farklı maden çıkarma yöntemlerinden bahsediyorsanız, aslında benzer elementleri bulacağız. Orada çok fazla yeni element yok. Elimizde küçük asteroit parçaları olduğu için laboratuvarlarda araştırılan yeni metaller olmayacaktır. Yeni mineraller bulduk. Sadece gök taşlarında olan. Ancak o minerallerle ilgili ticari bir kullanım alanı olduğunu söyleyemem. Bunları elde etme ve çıkarma yöntemiyle ilgili olarak da buldozer kullanmıyoruz. Kürek ve insan kullanmıyoruz. Robotik operasyonlarla madenleri çıkarıyoruz. Vakumlu bir alandayız. Yer çekimsiz alandayız. Öyle bir alanda operasyon yürütüyoruz. Sonuçta hiçbir şey yer değiştirmiyor. Koyduğumuz yerde duruyorlar. Hiçbir şey yapmamız gerekmiyor. Süreçleri işletmeyle ilgili çok elverişli bir durum var aslında. Geleneksel anlamda enerji çok maliyetli bir konu. Bu ağır araçları çalıştırmak için enerji maliyeti son derece önemlidir. Yerde bir delik kazmak ve 400 ton malzemeyi buradan alıp şuraya taşımak için bu enerji gerekiyor. Ancak uzayda 400 ton malzemeyi çok basit bir şekilde hareket ettirmeniz mümkün. Dokunuyorsunuz ve o gitmeye devam ediyor. Yani o noktada motoru kapatabilirsiniz. İşte bu en temelinde uzaydaki işleyişi çok ciddi ölçüde değiştiriyor. Dolayısıyla tüm bunlar aslında teknoloji meselesinden çok finans ve pazar meselesi.

 Şant Manukyan: Çok teşekkürler.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.