Hayalim piyanist olmaktı

Bir dönem keman da çalan Demet Sabancı Çetindoğan ile müzik üzerine konuştuk.

27.10.2016 18:20:090
Paylaş Tweet Paylaş
Hayalim piyanist olmaktı
* Eğitim aldınız mı?
Tabii. İlk özel hocam Fransız bir madamdı. Çok disiplinliydi. Adana’da yaşayan piyanist hem de Fransız. 70’li yıllar için ender bir durumdur bu. Haftada 3 kez ders verirdi.
* Sever miydiniz dersleri?
İlk zamanlar değil. Hocanın geleceği saatlerde yemek masasının altına saklanırdım. Her şeyde olduğu gibi öğrenme süreci zor oluyor. Belli bir aşamayı atlattıktan sonra keyif alıyorsunuz. Ben o dönemde ders almak istememiştim. Öğrendikçe, çaldıkça sevdim. Madamdan sonraki öğretmenim oturup notaları ezberletmek yerine kendisi çalar bana söyletirdi. Benim kulağım çok kuvvetliydi. Öğretmen bir kere çalınca notasız çalardım. İleriki denemde notayla gitmek gerekti.
* Eğitiminiz ne kadar sürdü?
12 - 13 yıl haftada 3 kez evimizde özel ders aldım. Ta ki üniversite eğitimi için Londra’ya gidene kadar.
* Eğitim almaya başladığınız dönemde piyanist olmayı düşündünüz mü? Önünüzdeki engeller neydi?
Piyanist olmak hayalimdi. Önümde pek de engel yoktu açıkçası. Kulağım çok iyiydi, bu da sanırım babamdan bana geçti. Ama babamla hafta sonları işe giderdim. İş hayatı daha öne çıktı benim için. Piyanist olmak hayalimdi ama önceliğim olmadı. Profesyonelce yapmak yerine hobi olsun istedim.
* Bir müzik aleti çalmak size ne kattı?
Bir değil iki.
* Piyano dışında bir müzik aleti daha mı çalışıyorsunuz?
Evet. Lise son sınıftayken keman dersi aldım. Ama piyano kadar ilerletemedim. Üniversite sınavına hazırlandığım zamanlarda başladım keman eğitimi almaya. Hatta lise sonda okul orkestrasında keman çalıyordum. Okul olarak bir yarışmaya katılıp üçüncü olmuştuk.
* Hala çalıyor musunuz?
Hayır. Eğitimim kısa sürdü. Bir yıl eğitim aldım. Üniversiteye hazırlanırken hem piyano hem de keman dersi almak zor geldi. Piyano hocamın eşi veriyordu keman dersini. Ama kısa bir eğitimdi.
* Şu anda evinizde bir piyano var mı?
Evet güzel bir piyanomuz var. Blüthner-Leipzig marka.
* Her gün çalabiliyor musunuz?
Ne yazık ki hayır. Keşke her gün çalabilsem. Tempom o kadar yoğun ki... Haftalarca tuşlara parmaklarım değmiyor.
* Bir gününüz nasıl geçiyor?
Benim hayatım; iş ve özel hayat ile STK’lar olmak üzere üçe ayrılmış durumda. STK’lar özel hayatımdan zaman alıyor. Erken uyanıyorum. 06:30 gibi… Ardından 08:15’te ofiste oluyorum. Kendi işlerimle uğraşıyorum. STK’larla ilgili yapılması gerekenler üzerine çalışıyorum. Ama akşam üstü 6 gibi evde olmaya çalışıyorum. Akşam bir davete katılmam gerekiyorsa da ilk bölümlerine gitmeye gayret ediyorum. Yoğun bir tempom var.
* Nasıl bir günün sonunda piyano çalıyorsunuz?
Çok yorgun olduğum bir günün ardından zaman yaratabilirsem çalmaya çalışıyorum. Kendi kendimeyken çalmak hoşuma gidiyor. Yorgun olduğumda yarım saat çalmak beni dinlendiriyor.
* Çalmaktan en hoşlandığınız besteler hangileri?
Ben klasik piyano eğitimi aldım. Dolayısıyla Bach, Mozart, Johann Strauss, Beethoven, Schubert’in bestelerini çalıyorum.
* Notaya bağlı olarak mı çalıyorsunuz?
Ben Londra’da üniversite eğitimi alırken notalarımı kaybettim. Dolayısıyla ezberimde olan besteleri çalıyorum.
* Geçenlerde dostlarınıza verdiğiniz bir davette küçük bir piyano resitali verdiğinizi okuduk. Hangi parçayı çalmıştınız?
Johann Strauss’un “The Blue Danube” valsini ‘’çalmıştım.
* Topluluk önüne ilk bu şekilde mi çıktınız?
Hayır. Ben Adana’da özel ders alırken pek imkan yoktu. Hocam da yönlendirmediği için hiç topluluk önünde piyano çalmadım. Yani uzun yıllar özel ders almama rağmen uzun bir dönem hiç resital vermemiştim. İlk seyirci önünde bulunmam ise rahmetli babam için yapılan anma gecesinde oldu.
* Anma gecesinde sahneye çıkma fikri nasıl doğdu?
Anma gecesi için orkestra şefimiz ile evde buluşmuştuk. O, evdeki piyanoyu görmüş ve kim çalıyor demiş. Evdeki personel de benim çaldığımı söylemiş. Yanımıza “Müthiş bir fikrim var” diye geldi. Onun fikriydi. Çukurova Senfoni Orkestrası ile birlikte My Way’i çaldık. Ünlü tenor Mario Frangulis söyledi. Benim için unutulmaz ve duygu dolu bir andı. Hatta anma gecemizde o dönemin Kültür ve Turizm Bakanı da bizimleydi. “Bir sonraki konseriniz Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ile olsun” diyerek sağ olsun beni taltif etmişti.
* Yeni hayaliniz bu mu?
Tabi ki Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ile çalıyor olmak beni son derece onurlandırır.
* Sonrasında da topluluklarla çaldınız mı?
Hayır gecelerinde çaldım. Bir de en son geçenlerde Pera Palas’taki bir davette İlham Gencer’in ricasını kıramadım ve orada çaldım.
* Çocuklarınıza piyano dersi aldırdınız mı?
 Kızlarım aldı. 5-6 yaşlarındayken konservatuara yazdırdım. Ama disiplinli eğitim ve eğlenceli hale getirilmeyen sistem nedeniyle kısa sürdü eğitimleri. Meyilli olmadıklarını gördüm. Halbuki oyun ve eğlence katılsaydı ilgilerini çekebilirdi.
* Kızlarınız piyano dışında sanatın hangi dalıyla ilgili?
Resme yatkınlar. Özellikle büyük kızımın resme büyük kabiliyeti var. Babamın kabiliyeti vardı ona çekti diye düşünüyorum. Büyük kızımın üç kişisel sergisi oldu bugüne kadar.
* Çocuklarınızla nasıl zaman geçiriyorsunuz?
Birlikte sergi geziyoruz. Özellikle yurtdışındaki müze ve galerileri birlikte gezmekten büyük keyif alıyoruz.
* Çocuğuna piyano eğitimi aldırmak isteyenlere ne önerirsiniz?
Eğitimci çok önemli. Dersleri eğlenceli yapmak gerekli, özellikle ilk birkaç ay. Çocukları motive etmek açısından çok iyi oluyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz