"Ekonomide Yavaş Büyüme Dönemi"

Ekonominin üçüncü çeyrekte sert bir fren yapması, “Bundan sonra ne olur” tartışmasını da beraberinde getirdi. İktisatçıların çoğu ekonomideki yavaş büyümenin yılın son çeyreğinde de sürdüğü ama bun...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Ekonomide Yavaş Büyüme Dönemi

Ekonominin üçüncü çeyrekte sert bir fren yapması, “Bundan sonra ne olur” tartışmasını da beraberinde getirdi. İktisatçıların çoğu ekonomideki yavaş büyümenin yılın son çeyreğinde de sürdüğü ama buna rağmen 2006 yılının tamamındaki büyüme oranının yüzde 5’lik hedefi aştığı görüşünde. Fakat yılın son çeyreğinde büyümenin negatif çıkabileceğini yani ekonominin küçülmüş olabileceğini düşünenler de var. Bu düşüncede olanlar yeni yılın ilk çeyreği konusunda da bir umut taşımıyor ve dolayısıyla ekonominin bir resesyona doğru sürüklendiği fikrine kendini kaptırmış görünüyor.

Bu yazıda bu görüşlerden hangisinin doğru olduğunu anlamaya çalışacağız. Acaba Türkiye ekonomisi gerçekten bir resesyona mı girmiş durumda yoksa bir yavaş büyüme döneminde miyiz? Ekonominin üç cephesindeki (üretim, tüketim ve yatırım) temel göstergelere bakarak bu sorunun cevabını araştıracağız.

Resesyonun Tanımı
Yalnız yeri gelmişken söyleyelim ki, Türkçe’ye durgunluk olarak çevirebileceğimiz resesyonun tanımı konusunda ekonomi literatüründe tam bir anlaşma yok. ABD’de konjonktür dalgalanmalarını takip etmeyi kendine vazife edinen bir kurum olan NBER (National Bureau of Economic Research) üst üste iki çeyrek dönemde ekonominin negatif büyümesi halinde resesyon teşhisi koyuyor. Türkiye’de bu teşhisi yüzde 1.5’in altında büyüme halinde de koymak belki daha doğru olur. Çünkü bu durumda büyüme nüfus artış hızının altında kalıyor ve dolayısıyla halkın refah seviyesini gösteren kişi başına milli gelir düşüyor. Bu yazıda resesyon olarak bu tanımı ele alacağız.

Siz bu yazıyı okuduğunuzda 2007’ye daha yeni adım atmış olacağız. Dolayısıyla 2007’nin ilk çeyreğine ilişkin olarak elimizde hiçbir veri yok. Bu nedenle bu dönemdeki büyüme hakkında söyleyebileceklerimiz sınırlı. Fakat henüz yeterli olmasa da 2006’nın son çeyrek dönemine ilişkin bazı verilere sahibiz. Bu verilere dayanarak bu dönemdeki büyümenin ne kadar olabileceği konusunda bir şeyler söyleyebiliriz.

Dördüncü Çeyrekte Büyüme
Türkiye’de büyüme oranı üzerinde en etkili olan faktör sanayi üretimindeki değişimdir. Üçüncü çeyrekte büyümenin ikinci çeyrektekinden daha düşük olacağının sinyalini de zaten ilk olarak sanayiden almıştık. Sanayi üretimi dördüncü çeyreğin ilk ayında sadece yüzde 2.5’lik bir büyüme gösterdi ve dolayısıyla resesyon beklentilerini destekledi. Fakat ekim ayında bayram tatili nedeniyle yaşanan işgünü kaybı çoğu kişinin gözünden kaçtı. Bayram tatili olmasaydı ekim ayındaki sanayi üretimi artış oranı bu kadar düşük çıkmayacaktı.

Bayram tatili nedeniyle sanayi üretiminde yaşanan bu kayıp büyük ihtimalle kasım ayında telafi edilecek. Ayrıca bayram geçen yıl kasım ayına denk geldiği için, bu yıl kasım ayında sanayi üretiminin daha yüksek çıkmasını sağlayacak bir baz etkisi de mevcut.

Nitekim imalat sanayiindeki kapasite kullanım oranlarına baktığımızda, kasım ayında 2005’in aynı ayına göre 2,3 puan arttığını ve yüzde 83,2 ile 2006’da gerçekleşen en yüksek oranı yakaladığını görüyoruz. Kapasite kullanım oranındaki bu artış aynı ayda sanayi üretiminin de yükseleceğinin sinyalini veriyor.

Yine bayram tatilinin etkisiyle ekim ayında yerinde sayan ihracat da, Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) verilerine göre, kasımda büyük bir sıçrama gösterdi. İhracattaki bu sıçrama da aynı ayda sanayi üretiminin yüksek çıkacağını düşündürüyor. Biz bu yazıyı yazdığımız sırada TİM’in verileri aralık ayı ihracatının da fena gitmediğini gösteriyordu. Dolayısıyla ihracatın desteğiyle sanayi üretiminin yılın son ayında da makul bir artış gösterdiğini varsayabiliriz. Bu da bize sanayiden bir resesyon sinyalinin gelmediğini gösterir.

Tüketim Cephesi
Fakat üçüncü çeyrekte de sanayi iyi bir büyüme oranı tutturduğu halde diğer sektörlerde işlerin iyi gitmemesi ekonominin fren yapmasına neden olmuştu. Acaba dördüncü çeyrekte sanayi dışındaki sektörlerde durum nasıl seyretmiş olabilir? Maalesef bunu anlamak için elimizde çok fazla gösterge bulunmuyor. Ancak iç talebin seyrini aşağı yukarı görmemizi sağlayacak birkaç gösterge de yok değil.

Bu göstergeler içinde en çok kullanılanlarını otomobil satışları ile beyaz eşya satışları oluşturuyor. Otomobil ve beyaz eşya satışları, mayıs ve haziran aylarında finansal piyasalarda yaşanan dalgalanma sonrasında düşüşe geçmiş ve ekonominin yavaşlayacağı sinyalini vermişti. Otomobil satışlarında dördüncü çeyreğin ilk iki ayına ait veriler düşüşün hala sürdüğünü gösteriyor. Fakat kasım ayında düşüş oranı biraz yavaşlamış durumda. Beyaz eşya satışlarında ise haziran-ağustos arasında yaşanan düşüşün sona erdiği ve eylül ayında yeniden yükselişin başladığı görülüyor. Dördüncü çeyreğin ilk ayı olan ekimde beyaz eşya satışlarındaki artışın hızlandığı da dikkati çekiyor.

İç talepteki gelişmeleri takip etme konusunda son dönemde öne çıkmaya başlayan bir gösterge de CNBC-E tarafından hesaplanan tüketim endeksi. Bu endeksin değerindeki yıllık artış 2006’nın ilk beş ayında çift haneli iken finansal piyasalardaki dalgalanma sonrasında tek haneye düşmüştü. Tüketim endeksindeki tek haneli artış dördüncü çeyreğin ilk ayı olan ekimde de sürdü. Fakat kasım ayında bu endeksteki artış yeniden yüzde 10’un üzerine tırmandı.

Resesyon İhtimali Düşük
Ekonominin yatırım cephesine ilişkin göstergeler de son çeyrekte toparlanma olduğu sinyalini veriyor. Şirket kuruluşları kasım ayında yüksek oranlı bir artış gösterdi. Teşvikli yatırımlardaki düşüş de kasım ayında durdu ve yeniden yükseliş yaşandı.

Elimizdeki verileri bir araya getirdiğimizde dördüncü çeyrek için çok parlak bir tablo ortaya çıkmıyor. Ancak ortada negatif büyümeye işaret eden bir durum da yok. Büyük ihtimalle 2006’nın son çeyrek dönemindeki büyüme üçüncü çeyrektekine yakın çıkacak. Böylece yavaş büyüme devam etmiş olacak.

Ekonominin yılın son çeyreğinde üçüncü çeyrektekine (yüzde 3.4) benzer bir büyüme göstermesi, 2006 yılının tamamındaki büyüme oranının yüzde 5’lik hedefi biraz aşmasını sağlayacak. Böylece Türkiye ekonomisi tarihinde ilk kez beş yıl üstü üste hızlı (yüzde 5 ve üstü) büyümeyi de başarmış olacak.

2007 Tahminleri
Peki 2007’ye baktığımızda ne görüyoruz? 2006’nın ilk iki çeyreğinde büyüme oranları oldukça yüksekti. Dolayısıyla ortada olumsuz bir baz etkisi var. Mayıs ayına kadar olan dönemde cumhurbaşkanlığı seçimi konusundaki gerginlik sürecek gibi göründüğünden, ekonomik birimlerin geleceğe güveninin yeniden artması da zor görünüyor. Bu güvensizlik nedeniyle tüketim ve yatırım harcamalarında fazla artış beklemediğimiz için, 2007’nin ilk iki çeyreğinde ekonominin geçen yılın aynı dönemindeki faaliyet hacmini çok fazla aşabileceğini sanmıyoruz. Fakat siyasi gerginlik had safhaya çıkmadıkça ya da dış dünyada büyük bir şok yaşanmadıkça resesyon ihtimalini de düşük görüyoruz. Kısacası, ilk iki çeyrekte ekonominin yavaş büyüme eğiliminde olacağını tahmin ediyoruz.

Cumhurbaşkanlığı seçimi kazasız belasız atlatıldığı takdirde, üçüncü çeyrekten itibaren ise ekonominin yeniden hızlanması ihtimali var. Gerçi ondan sonra da genel seçimler menzile girecek ama bu seçimlerin sonucu konusunda çok fazla bir belirsizlik yok. Bu nedenle genel seçimler öncesinde beklentilerde bir bozulma olmayacak gibi görünüyor. Geleceğe güvenin artması, halen ertelenmiş olan tüketim ve yatırım kararlarının 2007’nin ikinci yarısından itibaren devreye girmesini sağlayacak. Bu da 2006’nın aynı dönemindeki zayıf faaliyet düzeyinin kolayca aşılmasına imkan verecek. Tahminlerimize göre yılın ikinci yarısındaki hızlı büyüme oranları ilk yarıdaki yavaşlamayı telafi edebilecek düzeyde olacak. Böylece de 2007 yılının tamamında yüzde 5’lik hedef dolayında bir büyüme yaşanabilecek.

Ekonomi Üçüncü Çeyrekte Fren Yaptı

Ekonomideki büyüme oranı üçüncü çeyrekte önceki çeyrek döneme göre büyük bir gerileme gösterdi. İkinci çeyrekte yüzde 7,8 olan GSYİH’deki (Gayri Safi Yurtiçi Hasıla) büyüme oranı üçüncü çeyrekte yüzde 3,4 olarak gerçekleşti. İkinci çeyrekte yüzde 8.8 olan GSMH’deki (Gayri Safi Milli Hasıla) büyüme oranı ise yüzde 3’e kadar indi.

Milli gelir verilerinin ayrıntılarını iki şekilde incelemek mümkün. Birincisi üretim yöntemiyle hesaplanan ve sektörlerdeki durumu gösteren büyüme oranlarına bakmak. İkincisi ise harcamalar yöntemiyle hesaplanan ve temel harcama gruplarındaki değişim oranlarını gösteren verilere göz atmak.

Üretim yöntemiyle hesaplanan verilere baktığımızda, üçüncü çeyrekte ekonomide yaşanan fren daha çok hizmet sektörlerinden kaynaklanmış görünüyor. Ticaret ve ulaştırma-haberleşme gibi iki önemli hizmet sektöründe büyüme oranları ikinci çeyreğe göre epey düşüş göstermiş durumda. Sanayide de bir yavaşlama var ama bu sektörde büyüme yine de makul düzeyde. Tarım sektöründe üçüncü çeyrekte büyüme negatif olmuş ama ikinci çeyrekte de aynı durum geçerli olduğu için bu sektörün frene pek müdahalesi yok. İnşaat sektöründe ise büyüme hızının hem çok yüksek olduğu hem de ikinci çeyreğe göre de hızlandığı görülüyor. Fakat ekonomideki payı küçük olduğu için bu sektördeki hızlanma ekonominin fren yapmasına engel olabilmiş değil.

Harcamalar yöntemiyle hesaplanan milli gelir verilerine baktığımızda ise frene asılanın tüketici olduğunu görüyoruz. Önceki çeyrekte yüzde 10’un üzerinde olan özel tüketim harcamalarındaki artış oranı üçüncü çeyrekte yüzde 1.3’e kadar inmiş durumda. Kamu tüketiminde ve yatırımlarda bu ölçüde bir yavaşlama görülmüyor. Harcamalar yöntemiyle milli gelir verilerinden üçüncü çeyrekte mal ve hizmet ihracatında bir miktar hızlanma olduğunu ithalatın ise neredeyse özel tüketimdeki kadar hız kestiğini görüyoruz. Fakat bu dönemde ithalat fiyatlarında artış yaşandığı için, reel mal ve hizmet ithalatındaki bu yavaşlama cari açığa aynı ölçüde yansımış değil.

2007 Yılının Ekonomi Takvimi

Enflasyon Hedeflemesinde İkinci Yıl

Ocak

* Açık enflasyon hedeflemesinde ikinci yıl başlıyor. Bu uygulamada ilk yıl enflasyonun zaferiyle kapandı. Merkez Bankası 2007 yılı boyunca rövanşı almak için uğraşacak. 2006’yı yüzde 9-10 arasında bitirmesini beklediğimiz enflasyonu, yıl sonunda yüzde 4’e indirmeye çalışacak. Merkez Bankası, hedefe giden yolda enflasyonun mart sonunda yüzde 9,2, haziran sonunda yüzde 6,7, eylül sonunda yüzde 5,3 olmasını bekliyor. Fakat bu hedeflerin etrafında da 2’şer puanlık belirsizlik aralığı var. Enflasyon bu aralığın dışına düştüğü takdirde Merkez Bankası hükümete açık bir mektup yazarak bunun nedenlerini ve enflasyonu tekrar hedefe yaklaştırmak için ne gibi önlemler aldığını açıklayacak. Enflasyonun belirsizlik aralığının dışına düşmemesi stand-by anlaşmasında performans kriteri olarak da yer alacak.

* 4 Ocak’ta 2006 yılı enflasyon oranları açıklanacak. 2006’nın enflasyon hedefi yüzde 5’ti ama kasım sonu itibariyle enflasyon yüzde 9,9 düzeyindeydi. Yani 2006’nın hedefin neredeyse iki katı bir enflasyonla kapanması artık kesin.

* Kamuda çalışanlar ile özel sektördeki çalışanların büyük bölümü ücret zamlarını alacak. Bu zamlar iç talebe az da olsa olumlu yansıyacak.

Şubat

* 2006 yılının makro ekonomik verileri ocak sonundan itibaren ortalığa dökülmeye başlayacak. İlk önemli veri 31 Ocak’ta açıklanacak olan dış ticaret verisi olacak. 2006’da dış ticaret açığının yeni bir rekor kırması, şubatın ilk günlerinde ekonomik kamuoyunda yeni bir tartışma başlatacak.

* 8 Şubat’ta aralık ayına ve dolayısıyla 2006 yılının tamamına ilişkin sanayi üretimi verileri açıklanacak. Bu veriler 2006 yılında ekonominin genelinde ne kadar büyüme olduğuna dair ilk sağlıklı tahminlerin yapılmasına imkan verecek.

* Ödemeler dengesinde 2006 yılının tamamına ilişkin veriler ay ortasında yayınlanacak. 35 milyar dolar dolayında açıklanmasını beklediğimiz cari açık moralleri bozacak. Cari açığı küçültmek için ne gibi önlemler alınması gerektiğine ilişkin tartışmalar yoğunlaşacak.

Mart

* 2006 yılının tamamına ilişkin milli gelir verileri mart ayı sonunda açıklanacak. Büyük ihtimalle ekonomide üçüncü çeyrekte başlayan yavaşlama dördüncü çeyrekte de sürecek. Yine de tahminimiz 2006’daki büyüme oranının yüzde 5-6 arasında çıkabileceği yönünde. Bu tahminimiz gerçekleşirse, Türkiye ekonomisi tarihinde ilk kez üst üste beş yıl hızlı (yüzde 5 ve üstü) büyümüş olacak.

* Tahminimize göre ekonomi yavaş büyümeye 2007’nin ilk çeyreğinde de devam edecek. Kış koşulları nedeniyle ilk çeyrekte ekonominin faaliyet hacmi düşük olacak. Kış ağır geçerse üretim düzeyi iyice gerileyecek. Kışın hafif geçmesi halinde bile ekonomi 2006’nın aynı dönemindeki üretim hacminin çok üzerine çıkmakta zorlanacak. Böylece ilk çeyrekte büyüme oranı düşük çıkacak.

Gözler Cumhurbaşkanlığı Seçiminde

Nisan

* 3 Nisan’da mart ayı enflasyon verileri açıklanınca ilk üç ayın enflasyon verileri de belli olmuş olacak. Merkez Bankası’nın belirlediği hedeflere göre mart sonunda yıllık enflasyonun yüzde 9,2 olarak gerçekleşmesi gerekiyor. Bu oranın etrafından 2’şer puanlık belirsizlik aralıkları da var. Enflasyon bu aralıkların dışına düşerse hesap verme mekanizması devreye girecek. Fakat biz bu yazıyı yazarken yüzde 9,9 düzeyinde olan enflasyon oranının, ekonomide çok olağanüstü bir gelişme yaşanmadığı takdirde, mart sonunda belirsizlik aralığının dışına taşması ihtimali pek yok. Yani Merkez Bankası nisan ayında bu açıdan bir sıkıntıya girecek gibi görünmüyor.

* Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in görev süresi mayıs ayında doluyor. Nisan ayında yeni cumhurbaşkanının seçimi için aday belirleme süreci başlayacak. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığına aday olup olmayacağı, biz Konjonktür bölümünü hazırlarken hala netleşmemişti. Fakat Erdoğan nisan ayına kadar bu konuda konuşmayacağını açıklamıştı. Erdoğan’ın aday olması ve bunun siyasette büyük bir gerginliğe yol açması halinde, nisan ayında finansal piyasalarda bir dalgalanma yaşanabilir.

Mayıs

* Sezer, 16 Mayıs’ta köşkten ayrılacak ve yeni cumhurbaşkanı köşke taşınacak. Erdoğan’ın ya da eşi türbanlı başka bir adayın köşke çıkması halinde kamusal alan tartışmaları yeniden başlayacak. Yeni cumhurbaşkanının AKP Hükümeti’ne yakın bir isim olması yasa çıkarma sürecini biraz hızlandıracak. Fakat bu arada cumhurbaşkanının tarafsızlığı konusu da siyasette yeni tartışmaları beraberinde getirecek.

* Turizm sezonu açılacak. 2006 yılında turizmde işler pek iyi gitmemişti. 2007 yılında turizmciler bunu telafi etmeye çalışacak. Turizm sezonunun açılmasıyla birlikte piyasada döviz arzında bir miktar artış görülecek.

* Nisan ve mayıs aylarındaki yağış düzeyi, hava koşullarına aşırı bağımlı olan tarımsal üretim üzerinde belirleyici olacak. Türkiye’de genelde sonu tek sayıyla biten yıllarda tarımsal üretim geriliyor. Fakat 2006’da tarımda işler kötü gitmişti. Hava koşullarının olumsu seyretmesi halinde 2007’de tarımsal üretimde artış yaşanabilir.

Haziran

 Aylık enflasyon bahar aylarındaki yükselişten sonra yeniden düşüş eğilimine girecek. Enflasyonun yüzde 4’lük yıl sonu hedefi doğrultusunda bir seyir izlemesi için haziran ayında eksi enflasyon yaşanması gerekiyor.

* İlk çeyrek döneme ilişkin milli gelir verileri haziran ayının sonunda açıklanacak. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, bu dönemde ekonomideki yavaş büyümenin devam etmesini bekliyoruz.

* Ekonomi, haziran ayı sonunda sona erecek ikinci çeyrek dönemde de yavaş büyümeyi sürdürecek gibi. Çünkü geçen yılın ikinci çeyreğinde ekonominin faaliyet hacmi epey yüksekti. Cumhurbaşkanlığı seçimi konusundaki belirsizlik ve gerginliğin bu dönemin ortalarına kadar sürecek gibi görünmesi de ekonominin ikinci çeyrekte yeni bir atağa geçmesi ihtimalini sınırlandırıyor. Bu nedenle ikinci çeyrekte üretim düzeyi 2006’daki düzeyinin çok üzerine çıkabilecek gibi görünmüyor.

Büyümede En Kritik Dönem

Temmuz

* 3 Temmuz’da haziran ayı enflasyon oranları açıklanacak. Merkez Bankası’nın hedeflerine göre, haziran sonunda yıllık enflasyonun yüzde 6,7 düzeyinde olması gerekiyor. Fakat bu hedefin etrafında da 2’şer puanlık belirsizlik aralığı var. Şu an için haziran sonundaki yıllık enflasyon üst belirsizlik aralığının içinde kalabilir gibi görünüyor. Dolayısıyla Merkez Bankası bu noktayı da kamuoyuna hesap vermek zorunda kalmadan atlatabilir.

* Kamu çalışanları maaşlarına yarıyıl zamlarını alacak. Şu an için bu zam düşük maaş alan memurlar için yüzde 4, yüksek maaş alan memurlar için yüzde 3 olarak planlanmış durumda. Fakat yaklaşan seçimler nedeniyle hükümetin maaşlara ekstra bir zam yapması söz konusu olabilir. Gerçekleşme bu yönde olursa bundan iç talep bir miktar olumlu etkilenecek. Fakat bu arada seçim ekonomisi uygulamalarının başladığının görülmesi finansal piyasaları huzursuz edebilecek. Bütçede işler yine hedeflenenden iyi giderse bu huzursuzluk fazla ön plana çıkmayacak ama tersi durumda epey baş ağrıtabilecek.

* 27 Temmuz’da Merkez Bankası bu yılki üçüncü Enflasyon Raporu’nu yayınlayacak. Eğer ilk yarıyılda enflasyon hedeflediği yönde bir seyir izlemezse, bu raporda vereceği gelecek iki yıllık döneme ilişkin enflasyon öngörüleri önceki rapora göre epey bir revizyon içerebilecek.

Ağustos

* İlk yarıyıla ilişkin ödemeler dengesi istatistikleri ağustos ayının ikinci haftası içinde açıklanacak. Cari açıktaki yükselişin devam ettiği görüldüğü takdirde bu konudaki endişeler artacak. Fakat beklentimiz ekonominin yılın ilk yarısını yavaş büyümeyle kapatması yönünde olduğu için cari açıktaki tırmanışın da duracağını tahmin ediyoruz.

* Tarımsal üretimde 2007 yılının kaderi bu ayda çizilecek. Çünkü birçok üründe hasat mevsimi üçüncü çeyrek döneme ve özellikle de ağustos ayına denk geliyor. Yıllık tarımsal üretimin yarısından fazlası üçüncü çeyrekte gerçekleşiyor. Tarımsal üretimde işlerin iyi gitmesi halinde üçüncü çeyrekte ekonomide beklediğimiz hızlanmanın gerçekleşmesi kolaylaşacak. Fakat tek yıl etkisi nedeniyle 2007’de tarımsal üretimde çok fazla artış yaşanması biraz zor görünüyor.

Eylül

* Yaz aylarında uykuya yatan enflasyon eylül ayından itibaren yeniden hareketlenecek. Eğitim harcamaları ve giyimde kış sezonu ürünlerinin yüksek fiyatlarla vitrinlere çıkması enflasyonun ateşini yükseltecek.

* İkinci çeyrek dönemin milli gelir verileri eylül ayı ortalarında açıklanacak. Beklentimiz ikinci çeyrekteki büyüme oranının düşük çıkacağı yönünde.
* Üçüncü çeyrekteki büyümenin ne kadar olacağı yönündeki ilk bilgiler ise eylül ayı sonuna doğru elimize geçmeye başlayacak. Biz üçüncü çeyrekte ekonominin yeniden hızlanmasını bekliyoruz. Cumhurbaşkanlığı seçiminin yarattığı gerginliğin ortadan kalkması ve genel seçimlerin sonucunun aşağı yukarı öngörülebilir olması nedeniyle, daha önce ertelenmiş olan tüketim ve yatırım kararlarının üçüncü çeyrekte devreye girmeye başlayacağını düşünüyoruz. 2006’nın aynı döneminde ekonominin faaliyet hacminin düşük olmasının da bu dönemde büyümenin hızlanmasını kolaylaştıracağını tahmin ediyoruz.

Genel Seçim Zamanı

Ekim

* 3 Ekim’de eylül ayı enflasyon oranları yayınlanacak. Merkez Bankası’nın çizdiği rotaya göre eylül ayı sonunda yıllık enflasyonun yüzde 5,3 düzeyinde olması gerekiyor. Bu oranın etrafında 2’şer puanlık belirsizlik aralığı da var. Şimdilik enflasyonun üst belirsizlik aralığının içinde kalma ihtimali yüksek gibi görünüyor. Fakat enflasyonun bu aralığın dışına düşmesi ve Merkez Bankası’nın hükümete mektup yazmak zorunda kalması ihtimali de yok değil.

* 16 Ekim’de Para Politikası Kurulu aylık olağan toplantısını yapacak. Merkez Bankası, yayınladığı son Enflasyon Raporu’nda 2007’nin son çeyreğinin başına kadar faiz indirimini düşünmediğini açıklamıştı. Bu açıklama otomatikman 16 Ekim’deki toplantıda faiz indirimi beklentisini gündeme getiriyor.

* Anayasal zorunluluk gereği 2008 yılı bütçe tasarısının en geç 17 Ekim tarihine kadar TBMM’ye sunulması gerekiyor. Normalde kısa bir süre sonra genel seçimlerin yapılacak olması nedeniyle 2008 bütçesinin hazırlıkları biraz tavsayabilirdi. Fakat AKP, seçimlerden yine birinci parti olarak çıkma ihtimalini yüksek gördüğünden 2008 bütçesi ile makroekonomik hedeflerinin belirlenmesi sürecinde ciddiyeti elden bırakmayabilir.

Kasım
* Eğer erkene alınıp da daha önce yapılmaz ise, 4 Kasım’da genel seçimler yapılacak. Şu an için beklentiler genel seçimden yine AKP’nin birinci parti olarak çıkacağı yönünde. Fakat AKP’nin bu kez tek başına iktidara gelip gelemeyeceği konusunda belirsizlik var. AKP’nin tek başına iktidarını sürdürmesi halinde ekonomi politikalarında fazla değişiklik olmayacağı için seçim sonuçları piyasalarca olumlu algılanacak. AKP’nin büyük ortak olacağı bir koalisyon hükümeti de fazla kafa karışıklığı yaratmayacak. Ancak seçimlerden beklenmedik bir sonucun çıkması halinde ortalık epey karışabilecek.

* Kasım ayının kalan dönemine yeni TBMM’nin toplanması ve yeni hükümetin kurulması çalışmaları damgasını vuracak. AKP tek başına iktidarını sürdürdüğü takdirde yeni hükümeti kurmak pek sorun olmayacak. Ancak bir koalisyon söz konusu olursa iş kasım ayının sonuna kadar uzayabilecek.

Aralık

* Üçüncü çeyrek döneme ilişkin milli gelir verileri aralık ayının ortalarına doğru yayınlanacak. Tahminimiz bu dönemde ekonominin yeni bir atak yapacağı yönünde. Bu beklentimiz gerçekleşirse 2007 yılının yüzde 5’lik büyüme hedefinin tutturulması imkan dahiline girecek. Aksi takdirde 2007 vasat bir büyüme oranıyla kapanabilecek.
* Dördüncü çeyrek dönemde büyümenin ne kadar olacağına yönelik ilk bilgiler de bu ayın sonuna doğru belli olmaya başlayacak. Biz ekonomide üçüncü çeyrekte başlayacak hızlanmanın dördüncü çeyrekte de devam etmesini bekliyoruz.

* Yeni TBMM’de komisyonların oluşturulmasından sonra 2008 bütçe tasarısının görüşmeleri başlayacak. Aralık ayının ikinci yarısında bütçe genel kurulda görüşülmeye başlayacak. 31 Aralık 2007 tarihine kadar da kabul edilip, Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girecek.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz