Ekonomide yumuşak çıkış

Merkez Bankası “yeni para politikası” uygulamasına geçmiş ve ekonomide yumuşak inişi gerçekleştirme çabasına girişmişti.

1.05.2013 00:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
Ekonomide yumuşak çıkış


DIŞ BORÇTA KISA VADENİN PAYI ÇOK YÜKSEK
Türkiye'nin dış borç stoku 2012'nin sonunda 336,9 milyar dolara ulaştı, 2011 'in sonunda dış borcumuz 304,2 milyar dolardı. Buna göre 2012'de millet olarak borç defterimiz 32,7 milyar dolar daha kabardı. Dış borçta 2008-2009 resesyonu sonrasında başlayan yükseliş, 2011 'in ikinci yarısında küresel sermaye akımlarında duraklama yaşanınca durmuştu. Geçen yılın başlarında sermaye akımları yeniden güçlenmeye başlayınca dış borçtaki yükseliş de geri döndü.

Dış borçta geçen yılki yükselişin kötü tarafını daha çok kısa vadeli olanların yükselmesi oluşturuyor. 2012'de uzun vadeli dış borçtaki artış, 13,7 milyar dolar olurken, kısa vadeli dış borçtaki artış 19 milyar doları buldu. Bu yükselişle kısa vadeli dış borç ilk kez 100 milyar doları aştı ve toplam dış borca oranı da 3 puanlık artışla yüzde 30'a ulaştı.

Kısa vadeli dış borcun optimal düzeyinin ne olması gerektiğine ilişkin bilimsel bir ölçüt yok ama bir "başparmak kuralı” (rule of thumb) mevcut. Bu kural da kısa vadeli dış borcun toplam dış borca oranının yüzde 25'i geçmesinin tehlike işareti olduğunu söylüyor. Kısa vadeli dış borcun bu sınırı aşması, sermaye akımlarındaki herhangi bir "ani duruş” (sudden stop) durumunda yaşanabilecek sıkıntıların da artması anlamına geliyor. Bu kural, Türkiye'nin geçmiş deneyimlerine de aşağı yukarı uyuyor. 1994 krizi öncesinde 1993 yılında kısa vadeli dış borcun toplam dış borca oranı bu sınırın üzerine çıkmış ve yüzde 26,2 olmuştu. 2001 krizi öncesinde 2000 yılında ise kısa vadeli dış borç oranı bu sınıra çok yakın bir düzeydeydi.

Fakat bu sefer geçmiş deneyimlerden farklı olarak Merkez Bankası'nın kasasında bu kısa vadeli dış borç ödemelerini karşılayacak kadar döviz bulunuyor. 1994 krizi öncesinde kısa vadeli dış borçlar Merkez Bankası'nın döviz rezervlerinin 3 kat üzerine kadar çıkmıştı. 2001 krizi öncesinde de kısa vadeli dış borçlar Merkez Bankası'nın döviz rezervlerinin 1,3 kat üzerindeydi. Kısa vadeli dış borcun toplam dış borca oranının yüzde 25'lik tehlike sınırının üzerinde seyrettiği son üç yıldır ise Merkez Bankası'nın kasasında aşağı yukarı bu borçları karşılayacak kadar döviz bulunuyor. Bu durum tehlikeyi bir ölçüde azaltıyor.

Esasında yakın zamanda bu konuda bir sınamadan da geçtik. Hatırlarsanız 2011 yılının ikinci yarısında sermaye akımlarında bir duraklama yaşanmış, bunun 1994 ve 2001 benzeri bir krize dönüşmesini ise Merkez Bankası'nın döviz rezervlerini kullanması önlemişti. Fakat 2011 'in ikinci yarısında yaşananlar bir krize dönüşmese de ekonomiye epey zarar verdi. Bu nedenle kısa vadeli dış borçtaki yükseliş artık dursa daha iyi olacak gibi görünüyor.



İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz