İhracat ve büyüme

Ekonomik kamuoyu reel dış ticarete ilişkin verileri de yakından takip etseydi, herhalde bu beklenti çok daha büyük olacaktı.

1.09.2012 00:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
İhracat ve büyüme


ÇIKIŞ YOLU İÇ TALEP

Dış talepte durum kötüye gidince ekonomide büyümenin devam etmesi için tek çıkış yolu olarak iç talep kalıyor. Merkez Bankası da bunun farkında olduğundan birkaç aydır iç talebi canlandırmak için para politikası faizini düşürmeye başlamış bulunuyor. Yalnız bu düşüş resmi para politikası faizi olan 1 hafta vadeli repo borç verme faizinde değil, geçen kasımdan beri fiili para politikası faizi haline gelmiş bulunan fonlama faizinde yapılıyor.
Merkez Bankası’nın çeşitli kanallardan piyasaya verdiği fonların ağırlıklı ortalama faizi geçen mayıs ayında yüzde 9,75 düzeyindeydi. Bu oran haziran ayında yüzde 9,14’e, temmuz ayında yüzde 8,05’e indi. Ağustos ayının ilk 17 günündeki ortalaması ise yüzde 6,92’ydi. Merkez Bankası, yılın başlarında çift haneye kadar çıkan enflasyonun mayıs ayından itibaren düşüşe geçmesi ve Türkiye’ye sermaye girişinin yeniden başlamasıyla kurların sakinleşmesi sayesinde, iç talebi canlandırmak için para politikasını gevşetme imkanını buldu. Fakat petrol fiyatlarının yeniden yükselişe geçmesi ve ABD’deki kuraklığın bazı tarımsal ürünlerde fiyatları yükseltmeye başlaması nedeniyle enflasyonda riskler tam olarak ortadan kalkmış değil. Öte yandan iç talepte aşırı bir canlanmanın cari açığı nasıl patlattığını da 2010 ve 2011 yıllarındaki deneyimlerimizden biliyoruz. Bu nedenle Merkez Bankası para politikasını gevşetirken epey temkinli hareket ediyor. Para politikasında, iç talepte bir patlamaya yol açacak değil de hükümetin yüzde 4’lük hedefine ulaşmaya yetecek kadar canlanma yaratacak bir ince ayar tutturmaya çalışıyor. Bu ince ayar başarılı olursa, yılın ikinci yarısında ekonomideki büyümenin bir miktar yükseldiğini görebiliriz.


OLİMPİYATLARDA POTANSİYELİMİZİN YARISINDA KALDIK

Türkiye, 27 Temmuz-12 Ağustos tarihleri arasında Londra'da düzenlenen 2012 olimpiyatlarında beklediği kadar başarılı olamadı. Bu olimpiyatlara tarihimizin en yüksek sporcu sayısıyla katılmamımıza rağmen, sadece 5 madalya kazandık. Oysa 2008'de 8,2004'te ise 10 madalya almıştık. Londra'daki olimpiyatlar sürerken, İstanbul Üniversitesi iktisat Fakültesi'nden Doç. Dr. Cem Saatçioğlu ile bir süre önce yaptığımız bir çalışma yayınlandı. "Ekonomi ve Spor: Ekonomik Gelişmenin Uluslararası Sportif Başarı Üzerindeki Etkisi” başlıklı çalışmamız, olimpiyatlarda alınan madalya sayısını nelerin belirlediğini ortaya koyuyor. Ülkelerin uluslararası alandaki sportif başarısını en çok etkileyen faktörler gelişmişlik seviyesi ile nüfus. Kalabalık bir nüfusa sahip olmak, daha çok yetenekli sporcuya sahip olma imkanı veriyor. Yetenekli sporcuların keşfi ve yeteneklerinin geliştirilmesi için gerekli altyapı yatırımlarına ise zengin ülkeler daha fazla kaynak ayırabiliyor. Olimpiyatlarda başarıyı önemli ölçüde etkileyen diğer faktörleri, ev sahibi olmak ve halen ya da geçmişte otoriter rejimlerle yönetilmek oluşturuyor. Ev sahibi olmak, seyirci desteği ve yerel koşullara uyum sağlama gibi avantajları nedeniyle, kazanılan madalya sayısında ekstra bir artış getiriyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz