"Orta Sınıf Kaldı Mı?"

Prof. Dr. İlber Ortaylı   Aslında o bir tarihçi... Ancak, Prof. Dr. İlber Ortaylı, sosyoloji çalışmalarıyla da tanınıyor. “Osmanlı Toplumunda Aile” adlı kitabıyla, orta sınıfın yüzyıl boyunc...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Orta Sınıf Kaldı Mı?

Prof. Dr. İlber Ortaylı

 

Aslında o bir tarihçi... Ancak, Prof. Dr. İlber Ortaylı, sosyoloji çalışmalarıyla da tanınıyor. “Osmanlı Toplumunda Aile” adlı kitabıyla, orta sınıfın yüzyıl boyunca değişimine farklı bir yaklaşım getirdi. Çocukların yetiştirilmesinden meslek gruplarına, bu sınıfın macerasını anlatırken, ilginç saptamalarda da bulundu. Ona göre, iktidarlar hiçbir zamana orta sınıfı kuvvetlendirmedi, diğer kesimlerin karşısında hızla gerilediler. Prof. Dr. Ortaylı, “Türkiye’de gerçek anlamda bir orta sınıf yaratılamadı. Kendi kendilerine bu düzenin içinde varolmaya devam ediyorlar” diyor.

 

Profesör Dr. İlber Ortaylı,  öğrencilerin sevdiği bir hoca, hitabet ve espri gücüyle de konferansları dolduran bir akademisyen olarak tanınır. Onun renkli kişiliğinin tarihi su gibi okuttuğu rivayet edilir.

 

Ortaylı, hayatını Rusça’dan tarih çevirileri yapmaya adamış, uçak mühendisi bir baba ve edebiyat okumuş bir annenin oğlu olarak doğar. Annesi Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde öğretim üyesidir. Daha ilkokulda tarihçi olmaya karar verir. Ankara Siyasal Bilimler Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi Yeniçağ Tarihi Bölümü’nde okur ve Şikago Üniversitesi Tarih Bölümünden yüksek lisans yapar.

 

1979’da Tanzimat Döneminde Mahalli İdareler konulu tezi ile doktora derecesini alır.

 

Ortaylı’nın son kitabının adı ;“Osmanlı Toplumunda Aile”. Ünlü tarihçi İlber Ortaylı ile kahkahalar eşliğinde Türkiye’de orta sınıfın yakın geçmişteki gelişimini konu alan bir söyleşi yaptık. Orta sınıfın yaşam, tüketim ve davranış biçimlerini masaya yatırdık:

 

Cumhuriyet öncesinde bir orta sınıfın varlığından bahsedilebilir mi?

 

Türkiye 20’inci yüzyılda saban tarımına dayalı bir toplumdan, sanayi toplumuna doğru evrildi. Sanayileşme öncesi tarıma dayalı tüm toplumlarda olduğu gibi, gelişme öncesinde tabakalaşma sistemleri nüfusun ana unsurunu oluşturan geniş bir ‘köylü’ kitlesi içeriyordu. Bürokrasinin üst düzeyleri kontrol gücünü elinde tutuyordu. Bunlar üst sınıftı.

 

Bu iki sınıf arasındaki bir başka grup ise sayıca köylülerden çok daha az, üst sınıftan da görece daha kalabalıktı. Bu grup ise mamul ve mal üretimi ile uğraşan tüccar ve zanaatkarlardan oluşuyordu. Bunların üretimi lonca örgütlenmeleri ve vergiler vasıtasıyla üst sınıf tarafından kontrol ediliyordu.

 

Orta sınıf Cumhuriyet sonrasında hangi evrelerden geçti?

 

İkinci Dünya Savaşı öncesinde orta sınıf az sayıda devlet memuru, özel sektör menajeri ve büyük şehirlerdeki az sayıda esnaf ve serbest meslek erbabından oluşurdu. Bu memur tabakası sanıldığından daha yaygın bizim geleneksel devletimizde. Çünkü, bizde toprakla tasarruf eden bir aristokrat sınıf yok. Orta boy çiftçi de pek çoktu, büyük toprak sahipleri sınıfı da pek dardı. Dolayısıyla, o zamanlar ‘orta sınıf’ denilen bu zevat; memur...

 

Geçen asırda toprakta sipahi sınıfı siliniyor ve ister istemez taşralarda küçük toprak sahipleri ortaya çıkıyor. Taşradaki bu küçük toprak sahipleri de o zamanın orta sınıfı içinde sayılabilir.

 

İkinci Dünya Savaşı sonrasında orta sınıf nasıl bir değişim geçirdi?

 

Sonrasında ise ortaya kalabalık, hızla fakirleşen bir devlet memurları grubu ortaya çıkmaya başladı. Memurlar orta sınıf vasfını kaybediyor, birebir olarak orta sınıfa tekabül etmiyor.

 

Bugün Türkiye “proleter” memur dolu, artık çoğuna “orta sınıf” denilemez. Küçük toprak sahiplerinin kimisi traktörle birlikte zenginleşti, ürünleri para etmeye başladı. İşte bu toprak sahipleri büyüyen şehirlerde, çeşitli kazançlarla zenginleşen ticari orta sınıfları şişirmeye başladı. Ticaret erbabı, serbest meslek sahibi ve memurların imtiyazlı diyebileceğimiz bir kesimi Türkiye’de geniş bir orta sınıf meydana getirdiler bir dönem.

 

Diğer sınıflarda da kendini eritme eylemi var. Size bir örnek vereyim; Nazım Hikmet’in annesi Celile Hanım, 49 muhaciri olan Mustafa Celalettin Paşa’nın kızı. Celile Hanım’ın Fransızcası o dönemde İstanbul’da parmakla gösteriliyor. Nazım ise o derecede Fransızca bilmiyor. Bu, aristokrat sınıfın kendini üretemez haline geldiğinin bir göstergesi. Bütün o kuşağın aristokrat çocuklarında var bu ... Bunlar niye solcu olmuş? Olur elbette, o kuşaktaki çocuklar çok mağdur olmuş.

 

Orta sınıfın ekonomik ve politik yaşamdaki konumu ve önemi nedir?

 

Orta sınıflar 1960’larda politikacılarla, sanayicilerle, hallice toprak sahipleriyle ters düştüler. Çünkü, orta sınıflar, bu kesimlerin karşısında gerilemeye başladı. Hatta esnafın karşısında bile geriledi orta sınıf. Esnaflar bile o dönemde palazlanıyordu. Ara mal talebi, hizmet talebi artıyordu. Ne bileyim; yedek parça satan kral oldu filan...

 

Türkiye’deki iktidarların orta sınıfı kuvvetlendirme çabası hiç olmadı. Gerçek anlamda bir orta sınıf yaratılamadı Türkiye’de. Kendi kendilerine bu düzenin içinde varolmaya devam ediyorlar. Turgut Özal politikası ise orta sınıflara hiçbir şekilde yol vermez.

 

Orta sınıfın bu dönemlerdeki tüketim kalıpları, yaşadığı ev, meslek seçimi, eğitim durumu, tatil anlayışından biraz bahsedelim. Çünkü, Türkiye’de orta sınıf iyi yaşamaya özlem duyan bir kesim...

 

Her şeye rağmen çocuk okutur, giyime düşer, gezmeyi sever, konsere gider. Roman okumaya meraklıdır. Bunlara çok vakit ayırmak ve para ayırmak ister. Para harcamayı da bilir ve severler. Tabii bunlar hep krizli sınıflardır. Ülkenin ekonomik sıkıntılarını yoğun olarak hissederler. Kriz bu sınıflardan çıkar.

 

Bu sınıfta yer alan aileler ya da tüketicilerin teknoloji ve yeniliklerle arası nasıl? Teknoloji bu kitleyi değiştiriyor mu?

 

Orta sınıfların evine teknolojik cihazların girişinin hızlanması 1950’li yılların sonlarında başladı. Taksitle beyaz eşya alınırdı. Buzdolabı, elektrik süpürgesi filan almak bugünkü gibi kolay iş değildi. Aldıkları zaman teşhir bile ederlerdi. Koca mahalle düşünün, iki buzdolabı ile bir telefon var. Komşular gelir buz ister, telefon geldi mi komşulara gidip çağırılırdı.

 

Telefonunuz varsa bela bir işti doğrusu... Kimi aileler komşuları telefona çağırmaktan bıkıp, usanırdı. Komik geliyor ama buydu durum. Türkiye inanılmaz derecede sade yaşayan bir memleketti.

 

İnsanlarda bir arsalar var, bir mücevherler, bir altınlar var. Hepsi duruyor! Çünkü, para etmiyor. İnsanlar çok sıkışınca altınını kuruşunu bozdurdu. Türkiye tüketmeyen, son derece sade bir memleketti. 1970’lere kadar doğru düzgün kitap bile basılmazdı. Her şey kısıtlıydı.

 

“Orta sınıf çocuklarını okuturdu” dediniz. Orta sınıfın çocukları için başka ne gibi değerlendirmeler yaparsınız? Nasıl bir davranış ve yaşam biçimleri var?

 

Orta sınıf çocuğunu mutlaka okutur, giydirir. Orta sınıf eve düşkündür. Mutlaka bir ev alır. Hoş insanlardır. Kızını üniversite okutmayanlara dünyada Avrupa ülkelerinin orta sınıfları da dahil olmak üzere hiçbir ülke insanı bu kadar tepki göstermezdi. Kendi bir takım kalıpları vardı orta sınıfın...Bugünkü hayatı yaşamıyordu Türkiye.... En ala tahsili alan kızlar evlenene dek öyle tek başına bırakılmazdı. Bugünkü genç kızın, genç erkeğin yaşayışı o günlerde düşünülemezdi bile...

 

Size bir anımı anlatayım. Sene 1958, Yalova’dan okul gezisinden dönüyoruz vapurla. Avusturya Lisesi öğrencileriyiz, yani öyle kapalı, muhafazakar bir öğrenci topluluğu değiliz...Yalova vapurunda yaşları 15 ile 20 yaş arasında değişen genç bir grup daha var. Belli ki o zaman için “masum” sayılan bir piknikten dönüyorlar, bazıları sigara içiyor. Gruptaki bir – iki kız ile erkek arasında bir yakınlık olduğu seziliyor. Dikkatinizi çekiyorum, ortada açık bir şey yok, sadece bir yakınlığı, arkadaşlığı hissedebiliyorsunuz. Ve inanır mısınız, bütün okul o gruba hayretle ve nefretle baktı. Belki de içten içe kıskanarak. Bir fısıldıyor; “Şunlara bir çakacaksın, kendilerine gelsinler” filan diye...

 

Yaşam kalıpları süratle değişiyor Türkiye’de. Ancak, toplum bu kadar sürati kaldıramıyor.

 

ORTA SINIFIN TÜKETİMİ NASIL FARKLILAŞTI?

 

Gelenekler orta sınıfın tüketiminde nasıl bir yer tutuyor? Düğünler, sünnetler değişen modalara nasıl ayak uydurdu?

 

Evet. 1970’li yılların fotoğraflarına bir bakın. Orta sınıf modern düğünler yapardı. Küçük balolar yapılırdı, dans edilirdi. Dans etmekte kimisi için çetin işti... Damatların bazıları gelinle iki dönene dek ter dökerdi. Erkekler ile kadınlar ayrı otururdu düğünlerde. Erkekler mutfak gibi bir yerde veya yan odalardan birinde “çaktırmadan” demlenirlerdi.

 

Şimdi ise göbek atılıyor, halay çekiliyor. Kaç – göç kalmadı ve bu önemli bir husus.

 

Bir de “gösterişçi tüketim” başladı. “Gösterişçi tüketim”, Özal döneminde dikkati çekmeye başladı. Doğu’dan, Güneydoğu’dan büyük şehre gelen insanlar kendilerini kabul ettirebilmek, gösterebilmek için gösterişçi tüketime yöneldi.

 

İnanılmaz fiyatlarla şarkıcıların, türkücülerin sahneye çıktığı eğlenceler düzenlenmeye başladı. Eskiden İstanbul’da hanımlar çay saatinde krikrak, büsküvi, çok çok bir kek ikram ederlerdi. Şimdi ise ev sahibesinin neler ikram ettiğini anlata anlata bitiremiyorlar.Göçle gelen insanlar buna daha yatkın.

 

Benim gençliğimde altın zinciri kim takardı? Hiç kimse! Şimdi altın zincirde yetmedi, pırlanta taşlı yüzük ve künye takıyor kimi erkekler.

 

Sosyal tabakalaşması ve servet birikme hızı değişen toplumlarda tüketimde özellikle gösterişçi tüketim de bir değişme beklemek gerekir zaten. Değişme, açık bir sosyal tabakalaşma ve eskisinden daha kolay kazanılan bir servete doğru ise daha taşkın bir israf, yani servetin iktisadi olmayan bir şekilde kullanılması sıkça karşımıza çıkar.

 

OTOMOBİL NASIL DEĞİŞTİRDİ?

 

Gösterişçi tüketime başka hangi toplumlarda rastlanıyor?

 

Yeni yeni sanayileşen ve şehirleşen toplumlarda modern Batı toplumlarının tüketim normlarını ve gösterişçi tüketim biçimlerini taklit etme eğilimi görülür. Çünkü, yeni bir sosyal statüye sahip olanlar veya girmeye çalışanlar yeni sosyal statülerini bu yeni tüketim biçimleri ile en hızlı biçimde ispat etmek isterler.

 

Otomobil orta sınıfın hayatına girmesiyle yaşam biçimlerinde nasıl bir değişim oldu?

 

Orta sınıfın hayatında otomobil önemli yer tutar. Bir otomobil sahibi olmak arzulanan bir şeydir. Şimdiler orta sınıf ailelerin orta yaşlı babaları arabalarını oğullarına da veriyor. Gençlerde dikkatsiz tabii, kazalar artıyor.

 

Ancak, kimileri otomobil kullanırken çekilmez bir hal alıyor. Pikniklere, alışverişe, bayram ziyaretlerine bu otomobillerle gidiliyor. Bizim orta sınıfımız gerçekçidir. Küçük evinden varsa arabasından vazgeçemez. Giyimine, kuşamına, içiyorsa - o da bir kadeh- rakısına göz dikene de oy atmaz.

 

TÜRKİYE’DE ÜST ORTA SINIFIN ÖYKÜSÜ

 

Doktorları, avukatları nereye koyacağız, orta sınıftalar mı?

 

Daha öncede söylediğim gibi, Türkiye’de kalabalık bir küçük sermayedar grubu, hukukçu, mühendis ve benzeri nitelikli meslek sahibi insanlar bulunmuyordu. Bazı büyük illerde üç-beş tane hekim olurdu. Onlar da evlerinin önündeki ya da altındaki bir odada hasta bakarlardı. Sahip oldukları mal varlıkları da bugünün ölçüleriyle servet bile sayılamazdı.

 

Lise yıllarında bir gün dişim ağrıdı. Kendimi canhıraş bir şekilde kendimi bir diş hekimine attım bir pazar günü. Kapıyı çaldım ve adam çıktı karşıma. Çünkü, orada oturuyor. Pazar günü olduğu için “takımlarımı temizliyorum, geç içeri bakalım” dedi. Baktı, çok çürümüş dedi ve çekti. Adam çok hoşuma gittiği için yerine dişte yaptırdım ona.

 

Adam orada oturuyordu ama bir sene sonra bir ev alıp çıktı. ”Taşınıyor musunuz?” diye sordum. “Yok muayenehane burada kalıyor, evi başka yere taşıyorum” dedi. 1960’larda başladı bu böyle... Doktorda orta sınıftır ama skalası yüksektir.

 

Sizce,Türkiye'de "üst orta sınıf" diye bir zümre var mı? Bu kitle kimlerden oluşuyor? Ne zaman oluştu?

 

Üst orta sınıf teşekkül etmeye başladı. Orta sınıf var, orta sınıf var... Bir aile var, bir tane otomobili var, reis işten eve, evden işe gelip gidiyor. Hayatları bu eksende dönüyor. Bir aile var tipi de çocuklarını özel üniversitelerde hatta yurtdışında okutabiliyor. Yazlığı var, iyi tatil yapabiliyor. Bunlar burjuva sınıfına ve üst sınıfa girmezler ama böyle bir üst – orta sınıf var artık. Özel sektörün yöneticilerinden, doktorlardan, mühendislerden ve hallice esnaftan bu üst orta sınıfa girenler var.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz