"Para politikasında ara dönem"

Geçen ay, en azından bu yazının yazıldığı güne kadar, hem yurtiçinde hem de yurtdışında finansal piyasalar oldukça dalgalı günler geçirdi

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Para politikasında ara dönem
Dünyanın önemli borsalarındaki büyük iniş çıkışlar "kara perşembe" ve "kara pazartesi" gibi korkuları depreştirdi. Kurlar, faizler ve emtia fiyatları da bu dalgalanmadan etkilendi. Merkez Bankası, bu dalgalanmanın hemen başlarında harekete geçti ve Para Politikası Kurulu (PPK) bir ara toplantı yaparak para politikasını da bir ara döneme soktu. Başlangıçta bu ara dönemin 23 Ağustos'taki olağan PPK toplantısına kadar süreceği düşünülüyordu. Ancak olağan PPK toplantısında para politikası araçlarında hiçbir değişiklik yapılmayınca, söz konusu ara dönem uzamış oldu. En azından biz bu yazıyı yazdığımız sırada para politikasının yeni yönü hala ortaya çıkmış değildi.

DALGANIN NEDENLERİ
Gelin öncelikle küresel finans piyasalarının geçen ay neden bu kadar dalgalandığından bahsedelim. Bunun üç nedeni var. Birinci neden zaten uzun süredir gündemde olan Euro Bölgesi ülkelerindeki kamu borcu sorunları. Bu soruna sürekli pansuman niteliğinde önlemler alınmaya çalışılıp da verilen borçların en azından bir bölümünün üzerine bir bardak soğuk su içme aşamasına gelindiği endişesi ortaya çıkınca, gözler borçlu ülkelerden bunlara borç veren bankalara doğru yönelmeye başladı. Bu da sorunun bankacılık krizine doğru evrilmeye başlamasına yol açtı. Bu aşamada da akıllara 2008'deki Lehman Brothers'ın batışı ve bunun sonuçları gelince, dogal olarak finansal piyasalarda bir ürperme ortaya çıktı. Geçen ayki küresel dalgalanmanın ikinci nedeni, ABD'deki borç tavanı sorununun çok kötü bir şekilde sonuca bağlanması oldu. ABD'de kamu borcuna ilişkin yasal bir üst sınır var. Bu sınıra yaklaşıldığı için bir süredir artış hazırlığı yapılıyordu ama iktidarı elinde bulunduran Demokrat Parti ile yasama meclisinde çoğunluğa sahip Cumhuriyetçi Parti bu konuda bir türlü anlaşamıyordu. Yine de herkes sınıra ulaşılması beklenen 2 Ağustos'a kadar bu anlaşmanın bir şekilde yapılacağından emindi. Nitekim öyle de oldu. Fakat dünyadaki üç büyük kredi derecelendirme kuruluşundan biri olan Standard&Poor's yapılan anlaşmayı pek tatmin edici bulmayınca, ABD'nin kredi notunu en üst seviye olan AAA'dan AA+'ya indirdi. Dünya ekonomisinin lokomotifinin kredi notunun tarihte ilk kez kırılması da finansal piyasalarda sinirleri gerdi. Küresel piyasaları geçen ay dalgalandıran üçüncü neden ise dünya ekonomisinde yeniden bir resesyon olasılğının ortaya çıkması. Bizi daha çok ilgilendirdiği için Konjonktür'ün ikinci sayfasındaki kutuda bu konuyu daha etraflıca anlatıyoruz. Burada bu olasılığın ortaya çıkmasının da finansal piyasalarda tüyleri diken diken ettiğini söylemekle yetinelim.

PARA POLİTİKASI
Küresel finans piyasalarında bunlar olup biterken, Türkiye'de PPK 4 Ağustos'ta yaptığı ara toplantıda iki önemli karar aldı. Birincisi, para politikası faizi olan 1 hafta vadeli repo borç verme faiz oranını 50 baz puan indirerek yüzde 6,25'ten yüzde 5,75'e çekti. İkincisi, gecelik borçlanma faiz oranını 350 baz puan birden arttırarak yüzde 1,5'den yüzde 5'e yükseltti. Merkez Bankası, geçen yılın sonlarında fiyat istikrarı yanında finansal istikrarı da gözetmeye başlayan yeni bir para politikasını uygulamaya sokmuştu. Bu uygulama finansal istikrarı tehdit edici bir unsur olarak görülen cari açığı kontrol altına almayı hedefliyordu. Bu da cari açığı beslediği kabul edilen iki kanalın iki ayrı para politikası aracı kullanılarak daraltılmasını içeriyordu. Birinci kanal "sıcak para" olarak adlandırılan kısa vadeli sermaye girişleriydi ve bu girişleri caydırmak için politika faizinde indirim yapılmıştı. İkinci kanal ise iç talebin patlamasına yol açan kredilerdi ve bu kredilerin artış hızını sınırlamak için mevduatlara uygulanan zorunlu karşılıkları arttırma yoluna gidilmişti. PPK'nın ara toplantısında alınan kararlar ilk bakışta bu para politikası uygulamasında bir dönüş olduğu şeklinde yorumlandı. Bu kararlar, küresel ekonominin yeniden resesyona gireceği ve bunun da Türkiye'ye yansıyacağı endişesiyle, sıcak paraya yeniden kucak açılması ve iç talebin de desteklenmeye başlaması amacıyla alınmış gibi görünüyordu.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz