Uzun vadeli istikrara odaklandık

Türkiye’nin gelecek stratejisinin bir çerçevesini çizdi.

1.06.2013 00:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
Uzun vadeli istikrara odaklandık

Ama o  devlet imzasının gücü, itibarı şu an maalesef kriz öncesindeki gibi değil. Pek çok ülkede, özellikle Avrupa'da hükümetler, “Bu benim imzamdır. Ben şunu yapıyorum” dediğinde artık eskisi gibi itibar görmüyor. Finans sistemi açısından da bu son derece büyük bir risk. Finans sisteminin özüne baktığımızda devletlere olan güvene dayanıyor. Bugün ABD'de, merkez bankası bir fon kurmuş durumda. Bankalara, “Elindeki batık alacağı sen ver, ben sonra bakarım” diyor. Elinde batık alacaklardan oluşan bir havuz olan bir merkez bankası var. Fredy Mac ve Fanny Mae, bunlar artık devletleştirilmiş durumda. Yani devlet, sarsıntı yaşandıklarında, “Ben artık bunların sorumluluklarını alıyorum, korkmayın” dedi. Ama işte o korkmayın diyen devletin borcu, milli gelirin yüzde 110'unu geçmiş durumda. Belki kısa bir sürede ekonomiyi canlandırmak adına bir miktar bütçe açıklarına izin verilmesi, özellikle Amerika gibi bir ekonomi için normal olabilir.

Ama bu yüksek borç sorununun, ne zaman ve nasıl normal bir trende gireceğinin artık planının da ortaya konulması gerekir. Fakat siyasi sistemin kilitlenişi, yönetimle kongre arasındaki uyumsuzluk, bu konuda bir uzlaşmayı bugüne kadar getirebilmiş değil. Bu yapı, Amerikan ekonomisinin önünün açılmasındaki belki en büyük engel şu anda.

LİDERLİK AÇIĞI TEHLİKESİ
Öte yandan Avrupa'ya bakıyoruz. 27 ülkenin üyesi olduğu bir birlik, 17 ülkenin üyesi olduğu tek para birimi ve koalisyon hükümetleri, azınlık hükümetleri... Hükümetlerle meclisler arası uyumsuzluklar... Popülist ve günün getirisine bakan politikacılar. Avrupa'da pek çok ülkede bütçe açıkları var, ama bana göre şu anda Avrupa'daki en büyük problem, siyasi liderlik açığı. Gerçekten vizyon sahibi, ülkenin geleceğini düşünen politikacı sayısı, şu an Avrupa'da çok az. Öyle şeyler söyleniyor, öyle şeyler yapılıyor ki gerçekten hayrete düşüyoruz. Söylediğin şey, belki önümüzdeki haftayı, ayı, yılı kurtarıyor ama geleceğe zarar veriyor. Bunu dikkate alan lider sayısı çok az. İşte böyle bir tabloya baktığımız zaman ekonominin en önemli unsuru olan güven unsuru, pek çok ülkede sağlanamıyor. Sayın Kent, iş dünyasında güvenin öneminden bahsetti. Güven her şeyin esası. Siyasette de hiçbir fark yok. Güven ortamını oluşturduğunuzda her şey kolaylaşıyor. Bugün bakıyorsunuz pek çok merkez bankası trilyonlarca dolar, Euro, yeni karşılıksız basmış durumda. Aman bankalar batmasın, aman sisteme zarar gelmesin diye. Hani biraz ekonomiye can suyu olsun diye büyük bütçe açıkları veriliyor, devlet gelirlerinden çok daha fazla harcama yapılıyor. Fakat bunlar, pek çok ülkede işe yaramış değil. Çünkü atılan adımların
yanında öyle şeyler söyleniyor ki siyasi tablo öyle karışık ki o kadar çapraz mesajlar veriliyor ki ülke içinde güveni oluşturamıyorlar.

BÜYÜME SIKINTISI
Vatandaşlar gelecekten korktuğu zaman para harcamak konusunda tereddütlü davranıyor, şirketler yatırım kararlarını erteliyor, finans sektörü kredi konusunda tutuk davranıyor. Son birkaç yıldır Avrupa merkez bankalarının yaptığı likidite operasyonlarına bakın, çok enteresandır. Piyasaya sürülen likidin yarısı, ertesi akşam geri geliyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz