"Projeksiyon"

LEASING    İŞLEM HACMİ YÜZDE 81 BÜYÜDÜ    Leasing sektörü, 2002 yılında gerçekleştirdiği 1.3 milyar dolarlık işlem hacmiyle yüzde 81’lik büyüme oranını yakaladı. Finansal Kirala...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Projeksiyon
LEASING  
 
İŞLEM HACMİ YÜZDE 81 BÜYÜDÜ
 
 
Leasing sektörü, 2002 yılında gerçekleştirdiği 1.3 milyar dolarlık işlem hacmiyle yüzde 81’lik büyüme oranını yakaladı. Finansal Kiralama Derneği’nin (FİDER) verilerine göre 2002’deki en büyük artış da yılın son çeyreğinde gerçekleşti. Sağlanan büyümenin yarısı, bu dönemdeki işlemlerden kaynaklandı.    
 
Geçen yıl proje adetlerinde de artış oldu. 2001’de 6 bin 712 projeye finansman sağlayan leasing şirketleri, bu rakamı 2002’de 19 bin 288’e çıkardılar. İşlem hacminin yüzde 44’ünü ise tekstil makineleri oluşturdu. Ertelenen yatırımların 2002’de gerçekleşmesi 2.5 kat artışı sağladı. Böylece tekstil yatırımı finansmanı 311 milyon doları buldu.  
 
Üretim ekipmanları finansmanı yüzde 77 artış göstererek 278 milyon dolar rakamını yakalarken, kara ulaşım araçları finansmanı ise yüzde 169 artışla 195 milyon dolara çıktı. En düşük artış ise bilgisayar ve büro ekipmanları ile gayri menkulde gözlendi. İlki yüzde 9, ikincisi de yüzde 3 artış gösterdi. Bu mal grubunun toplam leasing işlemleri içindeki payları da düştü.  
 
Garanti Leasing Genel Müdür Yardımcısı İhsan Çakır, yatırımlar içinde leasing’in payını çok az buluyor. Bu payın yüzde 4-5 civarında gerçekleştiğini söyleyen Çakır, gelişmiş ülkelerdeki oranı yüzde 22, gelişmekte olan ülkelerdekinin ise yüzde 17 olduğuna dikkat çekiyor.  
 
Ancak, gelecek için daha iyimser konuşuyor. Çakır, “Türkiye’de, leasing’in önümüzdeki yıllarda 3-4 milyar dolar civarında işlem hacmine ulaşmasını bekliyoruz” diyor. Özellikle operasyonel leasing’e ilişkin düzenlemelerin bir an önce uygulamaya alınmasıyla leasing kullanan müşterilerin sayısında ciddi artış olacağına dikkat çekiyor.  
 
MAKARNA  
 
AB PAZARINA KOTALAR ENGEL
 
 
Türk makarna sektörü, yıllık 375 bin tonluk üretimle, dünyada altıcı sırada yer alıyor. Sektör, on yıllarda ise ihracat atağında. Gürcistan, Lübnan, Avrupa Birliği (AB) ülkeleri en önemli dış pazarlar. En büyük pazarlardan biri olan Rusya’ya yapılan ihracat ise son 3 yıldır miktar olarak azalıyor. AB’ye, sektör için en önemli potansiyel pazar olarak bakılıyor. Ancak, AB’nin Türkiye’ye uyguladığı kotalar, bu konuda ciddi engel oluşturuyor.  
 
Türkiye Makarna Sanayicileri Derneği Başkanı Yavuz Nimeti Omuroğlu, konuyla ilgili şu değerlendirmeleri yapıyor: “1996 yılın yürürlüğe giren Gümrük Birliği çerçevesinde, makarna için tarım payı olarak ton başına 106.7 ECU’lük gümrük vergisi alınıyor. Yıllık 2.5 milyon ECU tutarında da tarife kotası uygulanıyor. Kota uygulamasıyla birlikte AB’ye ihracatımız önemli ölçüde azaldı. 1994’te 10 bin tonu aşan ihracat miktarı, 2001’de ancak 4 bin tonu biraz geçebildi. Bu konuda Dış Ticaret Müsteşarlığı yetkilileriyle yaptığımız görüşmelerde kotanın kaldırılması ve verginin karşılıklı olarak sıfırlanması talebimiz olumlu karşılandı. AB nezdinde girişimlerde bulunuldu. Konu Brüksel daimi temsilciliğimiz tarafından takip ediliyor.”  
 
Türkiye’de makarna tüketiminin de az olduğuna dikkat çeken Omuroğlu, kişi başına 5.2 kilogramlık tüketimin sektörde söz sahibi olan diğer ülkelerdeki miktara göre az olduğunu belirtiyor. Omuroğlu, İtalya’da kişi başına 28.5, Venezuela’da 12.7, Tunus’ta ise 11.7 kilogram makarna tüketildiğini söylüyor.    
 
Yavuz Nimeti Omuroğlu, sektörün geleceğinin AB’nin kotalarına bağlı olduğuna dikkat çekiyor ve “Uygulama kaldırılırsa, AB’nin sektör için en önemli pazarlardan biri olacağını düşünüyoruz” diyor.  
 
Kurulu kapasitesi yıllık 1 milyon tona yaklaşan sektörün ihracat potansiyelinin büyük olduğuna işaret ediyor. Kapasitenin yüzde 40’nın kullanılıyor olmasını da buna kanıt olarak gösteriyor.  
 
DEMİR-ÇELİK  
 
ÜRETİM ARTIŞI SIRALAMAYI DEĞİŞTİRDİ
 
 
Geçen yıl demir-çelik üretiminde gerçekleşen yüzde 10’luk artış, dünya sıralamasında değişiklik yaptı. Türkiye 16 milyon 472 bin tonluk üretimle, 15’inci sıradan 13’üncülüğe yükseldi.  
 
Demir Çelik Üreticileri Derneği’nin yayımladığı raporda, bu performansla, 2001 yılında tüketimde yaşanan kayıpların aşıldığına da dikkat çekiliyor. Dernek Genel Sekreteri Veysel Yayan’ın raporda işaret ettiği önemli nokta ithalatın da artmış olması. Yayan, üretimde yüzde 10, ithalatta ise yüzde 25 olarak gerçekleşen artışın, tüketimdeki artışı kanıtladığını belirtiyor.  
 
Yayan, “Özellikle yassı ürünlerde, bir taraftan ihracatta yüzde 30 civarında düşüş yaşanırken, diğer taraftan da ithalatta yüzde 40’ın üzerinde artış gerçekleşmesi, ağırlıklı olarak otomotiv ve beyaz eşya sektörlerindeki canlanmadan kaynaklanıyor” diyor.  
 
Geçen yıl ihracatın, dünya çelik ticaretinde korumacı eğilimlerin yoğun şekilde yaşanması yüzünden gerçekleştiğini hatırlatan Yayan, sözlerini şöyle sürdürüyor:  
 
“ABD’nin 2002 yılının Mart ayında başlattığı, hemen arkasından Avrupa Birliği ülkelerinin aynı ay içinde uygulamaya aktardığı koruma tedbirlerini, Çin’in ve diğer pek çok ülkenin, koruma tedbiri kararı takip etti. DİE’nin 9 aylık verilerine göre ihracatımız yüzde 6.9 azaldı.”  
 
Beklentileriyle de ilgili görüş bildiren Yayan, yatırımlara sağlanan teşviklerin selektif olmaktan çıkarılması gerektiğini söylüyor. Yayan, teşviklerin genel bir uygulamaya dönüşmesiyle Türkiye’nin yeniden, en azından 1.2 milyar nüfuslu Çin’in ulaştığı yüzde 7-8 seviyesindeki ekonomik büyüme oranlarını yakalayacağını belirtiyor.  
 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz