"Projeksiyon"

DONDURULMUŞ GIDA   CAZİP FİYAT ÜRETİMİ ARTIRDI   Türkiye’de kullanımı hızla artan dondurulmuş gıda sektörü, yeni ve hızlı gelişen bir sektör olma özelliğini koruyor. 1999 ve 2000 yıll...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Projeksiyon

DONDURULMUŞ GIDA

 

CAZİP FİYAT ÜRETİMİ ARTIRDI

 

Türkiye’de kullanımı hızla artan dondurulmuş gıda sektörü, yeni ve hızlı gelişen bir sektör olma özelliğini koruyor. 1999 ve 2000 yıllarında üretim miktarı yıllık 100 ila 110 bin ton arasında gerçekleşmişti. Devlet Planlama Teşkilatı’nın (DPT) tahminlerine göre bu rakam 2001 yılında 130 bin ton düzeyine ulaştı.

 

Dardanel Stratejik Ar-Ge Yöneticisi Mehmet Songür, "Kriz ortamında hazır gıdaya eğilimde azalış olmasını bekleyebilirdik. Ancak, sektör tüketiciye cazip gelen fiyat ayarlamaları ile bu etkiyi azalttı" diyerek, büyümenin arkasındaki etkene dikkat çekiyor.

 

Songür,  soğuk kışın taze meyve üretimine verdiği zarar nedeniyle taze fiyatlarının aşırı yükseldiğini, bunun da donmuş gıda ürünlerinin fiyat avantajını belirgin hale getirdiğine dikkat çekiyor.

 

Pınar Gıda Grubu Başkanı Ahmet Arsan ise sektördeki büyüme hızının beklentilerinin üzerine çıkabileceğini söylüyor ve şöyle devam ediyor:"Alternatif tüketim alışkanlıklarının giderek yaygınlaştığı ülkemizde de bu konudaki gelişmeler bir çok firmanın ürün yelpazesini dondurulmuş ürünlerle zenginleştirirken, bazıları da bu alanda ciddi yatırımlara yönelmektedirler."

 

Sektördeki firmaların genellikle yıllık sipariş bağlantıları ile çalıştıklarına dikkat çeken Mehmet Songür, 2002 yılında, sürmekte olan kur avantajının değerlendirilmesine dönük çalışmalar yapıldığını belirtiyor.

 

Pınar Gıda Grubu başkanı Ahmet Arslan'ın sektörün geleceği ile ilgili değerlendirmeleri ise şöyle:"2002 yılında genel ambalajlı et pazarının büyümesi beklenmektedir. Yine yoğun olarak dondurulmuş ürünlerin yoğun olarak kullanıldığı fast food türü restoranlar, ev dışı yatırım yapan firmalar, turizm bölgelerinde faaliyet gösteren nitelikli restoranlar önümüzdeki yıllarda en fazla büyüyecek alanlardır."

 

BİSKÜVİ

 

İHRACAT YÜZDE 40 BÜYÜDÜ

 

Küçük imalathanelerden bantlı üretime 1954 yılında geçen bisküvi sektörü son yıllarda ciddi bir büyüme gösterdi. Bunun sonucunda firma sayısıyla birlikte üretim de arttı. Bugün, 54 firmanın faaliyet gösterdiği sektörün yıllık üretim kapasitesi 780 bin tonu aşıyor. Ancak, bu kapasitenin ancak yaklaşık 400 bin tonu kullanılabiliyor. Kişi başına yıllık tüketim ise 5 ila 6 kilogram arasında değişiyor.

 

Ülker Grubu'ndan aldığımız verilere göre, geçtiğimiz yıl toplam 370 bin ton üretimin gerçekleştirildiği sektörde, iç tüketim yüzde 9 düşerken, ihracatta yaklaşık yüzde 40 oranında artış yaşandı. Hemen hemen 2000 yılı ile aynı üretim rakamlarında kalan sektörde, 262 bin ton iç tüketim ve 108 bin ton ihracat gerçekleştirildi. Kişi başı tüketim ise, DİE'nin 67 milyonluk 2001 nüfus tahmini ile 3,9 kilograma düştü.

 

Geçtiğimiz yıl iç pazarda, ciro bazında yüzde 33 azalma yaşandığına dikkat çeken Ülker Grubu Bisküvi, Çikolata, Şekerleme Başkanı Necdet Buzbaş, sermayesi güçlü olmayan, döviz bazında borçlu olan şirketlerin çoğunun kapandığını belirtiyor.

 

Ülker Grubu Bisküvi Çikolata Şekerleme Başkanı Necdet Buzbaş 2002 beklentilerini şöyle ifade ediyor: "Gıdanın insanların zorunlu gereksinimlerinden biri olduğu gerçeğinden hareketle iyimser olmak istiyorum. Hükümet tarafından açıklanan yüzde 35'lik enflasyon hedefi ve bununla bağlantılı olarak düşen alım gücü, talebi azaltacak ve tonajlar düşecektir. Fiyat duyarlılığının daha da artması nedeniyle, ürün fiyatlarının arttırılmasında zorlanılacak, firmalar ya karlılığı ya da pazar payını korumak konusunda tercih yapma gibi bir ikilemle karşı karşıya kalacaktır."

 

YALITIM

 

BÜYÜME BEKLENTİSİ VAR

 

İnşaatın yan sektörlerinden olan yalıtım da, ekonominin genelinde olduğu gibi, 2001'de düşüş yaşadı. Bu düşüş,  1999 ve 2000 yıllarını büyüme ile geçiren yalıtım sektörünü ciddi şekilde etkiledi.

 

Depremin olduğu yıl 2 milyon 342 bin metreküpe ulaşan üretim, 2000 yılında inşasına başlanan ve büyük bir kısmı tamamlanan kalıcı konutlar ile yüzde 14'lük büyüme gerçekleştirdi. İzocam'dan aldığımız bilgilere göre, diğer sektörlere oranla daha olumlu bir tablonun gözlendiği yalıtımdaki ani büyümenin en önemli nedeni, TS 825'e göre projelendirilmiş kalıcı konutlar.

 

Geçtiğimiz yılın ilk aylarını da kalıcı konutların etkisi ile hareketli geçiren sektör, Şubat 2001 krizinin ardından, ekonomiye bağlı olarak durgunluğa girdi. Yıl sonu rakamlarına göre yüzde 20 civarında küçülen sektörde, 2001 yılı üretimi 2 milyon 100 bin metreküp civarında gerçekleşti.

 

Küçülen pazarda üretici konumunda olan birçok firmanın sıkıntıya düştüğüne dikkat çeken İzocam Genel. Müdür Yardımcısı Fatih Öktem, “İhracat yapabilme becerisi olan firmalar bu dönemi nispeten kazasız olarak atlatmayı başardılar” diyor.

 

Türkiye’nin, Avrupa’ya göre bu alanda çok geride olduğunu belirten İzocam Genel Müdür Yardımcısı Fatih Öktem'in sektörel beklentileri şöyle: "2002 yılı beklentilerimiz, tüm sektörler gibi umut dolu. Ülke ekonomisinin büyüme hedefinin üzerinde bir performans bekliyoruz. Bunun nedenleri, yalıtım kullanımının artan enerji maliyetleri nedeni ile gelişiyor olması ve 2-3 yıldır ertelenen yatırımların artık hayata geçirilme umududur. Üreticiler fiyat ile mücadele etmek yerine, sektörü geliştirecek faaliyetlere ağırlık vermelidirler. Devletin, sektörle ilgili standartları bir an önce çıkarması ve doğru biçimde uygulaması gerekmektedir."

 

CEP TELEFONU

 

SATIŞLAR YÜZDE 60 GERİLEDİ

 

Son 3 yıldır kullanımı büyük oranda yaygınlaşan cep telefonunda abone sayısı 2001 sonu itibariyle 19 milyona ulaştı. Pazarın belli bir derecede doyuma ulaşması, cep telefonunda teknolojik özellikleri ön plana çıkarırken, krizle birlikte hem satışlarda hem de yeni abone sayısında da önemli bir düşüş yaşandı. Ericsson'dan aldığımız verilere göre, 2000 yılında gerçekleşen 9 milyonluk telefon satışı, 2001 yılında yüzde 60 gerileyerek 3 milyona düştü. Yeni abone sayısı ise 2000 yılındaki 8 milyon kişiden, 2001 yılında 2.5 milyon kişiye geriledi.

 

Sony Ericsson Mobile Communications Türkiye Genel Müdürü Ali Kesan, geçtiğimiz yılı şöyle değerlendiriyor: "2001 yılı, hem dünyada hem de Türkiye’de zor bir yıl oldu. Dünya telekomünikasyon devleri birbiri ardına zarar ya da beklenenin altında karlılık oranları açıkladı. Türkiye’de cep telefonu pazarı 2000 yılına göre büyük bir düşüş gösterdi. Telefon yenileme pazarındaki azalma çok daha belirgin oldu ve yeni abone olmak için satılan telefonlarda önemli bir düşüş yaşandı. Dolayısıyla, çoğu kişi konuşma zamanlarını en az düzeye indirdi."

 

Piyasadaki olumsuz havanın, kriz ortamının aşılmasına bağlı olduğunu söyleyen Kesan, "Piyasanın eski performansına kavuşması zaman alacak" diyor. Ali Kesan'in 2002 beklentileri şöyle:

 

"Buradaki en önemli katalizör, yeni gelen teknolojilerin kullanıcıya kolay anlaşılır ve kolay kullanılır biçimde sunulmasıdır. Bir yandan yaşanan olumsuz gelişmelere rağmen özellikle teknoloji alanında yaşanan yenilikler, diğer yandan da Türkiye toplumunun ne pahasına olursa olsun bu teknolojik gelişime entegrasyon çabası oldukça ümit verici."

 

ÇAY

 

ÜRETİM AZ DA OLSA ARTTI

 

Dünyanın en fazla çay üreten dördüncü ülkesi olan Türkiye, toplam 767 bin dekarlık üretim alanına sahip. Yılda yaklaşık 800 bin tonluk yaş çay yaprağı ve 160 bin tonluk kuru çay üretim kapasitesi bulunuyor. Sektörün yüzde 65'ini elinde bulunduran Çaykur, 2000 yılında 91 bin ton üretim yaparken, 2001 yılında 94 bin ton üretim ve 109 bin ton iç satış gerçekleştirdi.

 

Oba Çay'dan aldığımız verilere göre, çay pazarının yüzde 35'ini elinde tutan özel sektörde yaklaşık 200 adet firma faaliyet gösteriyor. Yüzde 35'lik pay içinde yüzde 1'lik dilimi geçen firma sayısı ise sadece 5’le sınırlı.

 

Türkiye'de kişi başına düşen yıllık çay tüketimi ortalama 2 kilo 600 gram. Son 2 yıldır kişi başına düşen tüketimde düşüş görüldüğünü söyleyen Lipton Pazarlama Müdürü Lale Saral Devecioğlu çay sektörünün durumunu şöyle değerlendiriyor:

 

"Kişi başına tüketimdeki düşüşe rağmen, poşet çayların piyasası hızla artmaktadır. Dünyadaki trend yönünde piyasadaki poşet çaylara olan kayışın hızlanarak devam edeceğini düşünüyoruz. Türkiye pazarında yerli üreticinin de sektörde söz sahibi olmak yönünde bir girişimi var. Bu girişimin piyasayı hareketlendirerek büyümesine yardımcı olacağı görüşündeyiz."

 

Oba Çay Zincir Mağazalar Satış Müdürü Cumhur Baltacı ise şu değerlendirmeyi yapıyor: "Dünyanın hiçbir yerinde Türkiye'de çaya uygulanana benzer bir koruma yok. Bu da Türk çayını farklılaştırmayı ve kalitesini artırmayı engelliyor. Oba Çay olarak ihracatın önündeki engellerin sona erdirilmesi için çalışıyoruz. Temel önerimiz, çay borsası kurulması. Böylece belli bir rekabet gelecek ve çaylar Çaykur depolarında terk edilmeyecek."

 

BUZDOLABI

 

BÜYÜME HEDEFİ YÜZDE 10

 

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği’nin (TÜRKBESD) verilerine göre, 2001 yılında buzdolabı sektöründe 2 milyon 448 bin adet üretim gerçekleştirildi. Üretim rakamlarında bir önceki yıla göre önemli bir fark yaşanmazken, iç satışlar ve ithalatta düşüş gözlendi. İthalat 223 binden 90 bine gerilerken, ihracat yüzde 40 artışla 1 milyon 530 bine ulaştı.

 

İndirilen KDV oranları sayesinde 2001'i nispeten iyi kapatan beyaz eşya sektöründe, 2002 başında KDV'nin tekrar eski oranına dönmesiyle satışlarda düşüş yaşanıyor. Kasım ve Aralık 2001 satışlarındaki artışlar, KDV’nin inmesine rağmen toplam vergi hasılatını beklenenin üzerinde arttığını ifade eden TÜRKBESD Genel Sekreteri Ertan Yurtözü, "Bu da vergi oranlarının arttırılmasının toplam vergi gelirlerini arttırmadığının diğer bir göstergesidir" diyor.

 

Buzdolabı gibi tamamen ihtiyaç olan beyaz eşya ürünlerinin lüks tüketim malı statüsünden çıkarılmasını beklediklerini ifade eden Vestel Pazarlama Buzdolabı Ürün Müdürü Aslı Altan, "İç pazarda 2002'de ancak yüzde 10'luk bir artış öngörülmektedir" diyor.

 

TÜRKBESD Genel Sekreteri Ertan Yurtözü 2002 yılını şöyle değerlendiriyor:" Ekim ve kasım aylarında patlayan satışlar, kurların düşmesi ve KDV’nin de inmesi ile ertelenen talepten kaynaklandığı kadar, öne çekilen taleplerden de oluşmuştur.

 

KDV’nin eski seviyesine olan yüzde 26 ya çıkarılması, yılın ilk 2- 3 ayında iç piyasayı önemli ölçüde tekrar daraltacaktır. Bunun belirtileri Ocak ayının ilk iki haftasında kendini göstermiştir. Dolayısıyla, sektörün yıl sonunda 2001 rakamlarını yakalaması başarı olacaktır. İhracattaki artış ise geçen yıl kadar hızlı olmasa da devam edecektir."

 

 

 

 

 



 

 

 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz