"3 Bankanın Büyük Atağı"

Bankacılıkta yaşanan büyük değişim gözler önünde. Taşlar yerinden oynuyor, rekabet şekilleniyor. Bu hareketli ortamda 3 bankanın atağı dikkati çekiyor. Kuruldukları dönemde “kurumsal” müşterileri h...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
3 Bankanın Büyük Atağı
Bankacılıkta yaşanan büyük değişim gözler önünde. Taşlar yerinden oynuyor, rekabet şekilleniyor. Bu hareketli ortamda 3 bankanın atağı dikkati çekiyor. Kuruldukları dönemde “kurumsal” müşterileri hedefleyen, az sayıda şube ile rekabeti tercih eden bu bankalar, son birkaç yıldır müthiş bir atağa kalktı. Şube sayılarını artırıyor, bireysel ve kredi kartı cephesinde büyüme yoluna gidiyorlar. Üstelik hedeflerinde gelecekte ilk 5 banka arasında yer almak da var. Denizbank, Dışbank ve Finansbank’dan söz ediyoruz…  
 
Bankacılık sektöründe krizden sonra değişmeyen tek şey rekabet oldu. Kriz ortamında oluşan güvensizlik, önce büyük ve orta ölçekli özel bankalara yaradı. Bu bankaların pazar payları ile müşteri sayıları ciddi oranlarda arttı. Bankalar, tasfiye olan banka müşterilerini ve yeni müşterileri kendilerine çekebilmek için büyük bir yarışa girdiler. İşte bu yarışta, büyük ve bazı orta ölçeklilerin yanı sıra, üç bankanın atağı dikkati çekti: Denizbank, Finansbank ve Dışbank...    
 
Aslında bu üç bankanın bir çok ortak özelliği var. Kuruluşlarından bu yana hemen hemen aynı stratejiyle hareket ediyorlar. Üç banka da faaliyetlerine ağırlıklı olarak “kurumsal” bankacılık ile başladılar. Ardından, bireysel ve ticari bankacılığa da yöneldiler. Bu sayede de yavaş da olsa müşteri tabanını ve pazar paylarını büyütmeyi başardılar. Enflasyonsuz ortamda kârlı bir şekilde çalışacakları yapıları önceden hazırlamaları ve bağlı oldukları gruplardan aldıkları desteklerde bu büyümede etkili oldu.  
 
Her üçünün hedefi de aynı. Hepsi gelecekte sektörün ilk 5 bankası arasında olmak için çalışıyor. Bu nedenle de agresif büyüme politikaları izliyorlar.  
 
Denizbank, satın almalarla büyüdü  
 
Denizbank, Türkiye’deki özelleştirmelerin en başarılı örneklerinden biri. 1997 yılında bir otel odasında temelleri atılan banka, kriz dönemini fırsat olarak kullanmayı başardı. 1997 yılında 13 şubeli küçük bir banka olan şube sayısını, 2003 Eylül ayı itibariyle 170’e çıkardı. Şube sayısındaki bu hızlı büyümede, fon bünyesindeki Kentbank ve Etibank’ın bazı şubeleri ile Tarişbank’ı satın alması etkili oldu.  
 
1998 yılında 368 milyon dolarlık aktif büyüklüğüne sahip olan banka, Eylül 2003 itibariyle bu rakamı 2 milyar 850 milyon dolara yükseltti. Söz konusu tarihler itibariyle kredilerdeki payı ise yüzde 0,46’dan yüzde 3.75, mevduattaki payı ise yüzde 0.27’den yüzde 1.83 ulaştı.  
 
Banka kredi kartları konusunda çok agresif bir politika izlememesine rağmen, bu alandaki pazar payını da hızla büyüttü. Aralık 1998 itibariyle 6 bin 704 kredi kartıyla sektörde sadece yüzde 0.09 pay alabilen Denizbank, Garanti Bankası’yla yaptığı Bonus Card anlaşmasının da etkisiyle 11 Eylül 2003 itibariyle kart sayısını 677 bin 585 adede çıkarmayı başardı. Bu sonuçla da sektördeki pazar payı yüzde 3.87’ye yükseldi.  
 
10 yıl sonrasının Denizbank’ı  
 
Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş, bu hızlı değişimde, Denizbank’ın kurulduğu günlerde sistemlerini ve altyapısını enflasyonsuz dönemde de karlı şekilde çalışabilecek biçimde oluşturmalarının etkili olduğunu söylüyor. Büyümede gruptan aldıkları desteğin de yadsınmayacak kadar büyük olduğunu ifade ediyor. Aktiflerindeki düzenli büyümeye rağmen, Zorlu Holding'in güçlü desteği ile sermaye rasyolarının da sürekli olarak yüksek düzeyde olduğuna dikkat çekiyor. Risk yönetimi kültürünün kuruluşundan itibaren banka geneline yerleşmiş olmasını da bankanın krize rağmen büyümesinde etkili olduğuna dikkat çeken Hakan Ateş şöyle devam ediyor:  
 
“Kriz döneminin yarattığı fırsatları olumlu olarak değerlendirerek şube ağımızı ve pazar payımızı çok ekonomik bir biçimde geliştirdik.Aktiflerde sağlanan büyümenin yanı sıra, aktiflerin kompozisyonu da sağlıklıydı. Taşınan risklerin ölçülebilir ve sınırlandırılabilir olmasına dikkat ettik. Likidite her zaman yüksek düzeyini korudu. Sonuçta da Türk bankacılık sektörünün önemli kuruluşlarından biri durumuna geldik.”  
 
Denizbank’ta yaşananların geleceğe ilişkin tasarımın yapıtaşlarını oluşturduğunu söyleyen Hakan Ateş, hedefleri hakkında şu bilgileri veriyor:  
 
“Bugünkü konumumuzla, stratejik planlamamızın birinci evresini tamamladık. İkinci evrenin ana bileşeni ise, yurtdışı örgütlenmenin genişletilmesi olacak. Sonuçta, önümüzdeki 10 yılda Denizbank’ı uluslararası bir oyuncu olarak görmek istiyoruz.”  
 
Finansbank ilk 4’ü hedefliyor  
 
Finansbank, geçen 5 yıl içinde hem faaliyet alanını hem de banka bilançosunu hızlı şekilde büyüten bankalardan biri. Zaten rakamlar da bunu açıkça ortaya koyuyor.  
 
2001 yılının ilk yarısında kredilerdeki pazar payı yüzde 2.9 olan Finansbank, bu yılın aynı döneminde bu rakamı yüzde 5.08’e yükseltmeyi başardı. Banka 2003 yılında kurumsal kredilerde olduğu gibi, bireysel krediler, küçük ve orta ölçekli işletme (KOBİ) kredileri ve kredi kartı kredilerinde önemli bir büyüme gösterdi. 2002 yılında küçük ve orta ölçekli işletmelere yönelen banka, bu kesime Haziran 2003 itibari ile toplam 52 milyon dolarlık kredi kullandırdı.  
 
Hem kurumsal hem de KOBİ’lere kullandırılan kredilerdeki artış bankanın bilançosuna da olumlu yansıdı. 1999 yılında kredilerin toplam aktiflerdeki payı yüzde 16 iken, bu oran Haziran 2003’te yüzde 40 düzeyine yükseldi.  
 
Dış ticaret işlemlerinde de daha etkin rol almaya başlayan Finansbank, asıl önemli çıkışı kredi kartlarında gerçekleştirdi. 1999 yılına göre kredi kartı sayısı yüzde 3 bin 347 oranında yükselerek 1 milyon 212 bin 59 adete ulaştı. Bu artışta da çok markalı ilk kredi kartı olan Card Finans’ın (ilk adıyla Galaxy Card) etkisi bir hayli büyük oldu. Bankanın aktif büyüklüğü de 1999 yılına göre yüzde 38’lik artışla 3,7 milyar liraya yükseldi.  
 
KOBİ’lere yakınlaşma zamanı  
 
Finansbank Genel Müdürü Onur Umut, hedeflerini, sektördeki 4 büyük bankadan biri olmak olarak açıklıyor. Bu hedefe ulaşmak için de kurumsal ve bireysel bankacılıktaki pazar paylarını artırmanın yanı sıra, 2002 yılında başladıkları KOBİ’lere ilişkin çalışmalara yoğunlaşacaklarına dikkati çekiyor. Onur Umut, önümüzdeki dönem stratejilerini ise şöyle açıklıyor:  
 
“Bireysel bankacılıkta yeni ürünlerle ve agresif bir pazarlamayla payımızı sürekli olarak artırmayı planlıyoruz. Kurumsal bankacılıktaki iddiamız da zaten devam ediyor. Buradaki ağırlığımızı korumaya çalışacağız. Şu anda kısa süre önce çalışmaya başladığımız KOBİ’lere yönelik çalışmalara ağırlık veriyoruz. Bu nedenle KOBİ’lere yönelik pazarlama stratejimiz ağırlık kazanacak.”  
 
Onur Umut, bu bağlamda küçük işletmelere yönelik “small business” kapsamında, “credit score” denen bir derecelendirme sistemi oluşturduklarını söylüyor.  
 
Bu, aslında kredi kartlarında uygulanan sistemin bir benzeri. Küçük işletmelere yönelik kredi değerlendirmesi bu yolla yapılacak. Hedef ise daha çok sayıda işletmeye kısa sürede hizmet verebilmek. Banka daha büyük işletmeler için de manuel olarak hizmet vermeye devam edecek.  
 
Onur Umut, KOBİ’lere daha rahat ulaşabilmek için, bölge müdürlükleri kurduklarını söylüyor. Hedeflerini ise, bölge müdürlükleri ile birlikte daha etkin, adet olarak daha fazla, ama meblağ olarak daha küçük kredi ve müşterilere hizmet vermek olarak açıklıyor.  
 
“Dışbank, global oyuncu olacak”  
 
Dışbank, son yılların en hızlı büyüyen bankalardan biri. Dışbank Genel Müdürü Faik Açıkalın, hızlı büyümenin arkasında, 1999 yılının ikinci yarısında yaptıkları rota değişikliğinin etkisi olduğunu söylüyor. Rota değişikliğinin nedenini ise, “Az şubeli bir ihtisas bankası olmaktan çıkarak, bankanın faaliyetlerinin ve bilançosunun daha yaygın bir müşteri tabanından oluşmasını sağlamak” olarak açıklıyor.  
 
Bunun için de kurumsalın yanında, ticari, küçük-orta ölçekli işletmeler ve bireysel bankacılık segmentine yöneldiklerini söylüyor. Açıkalın, “Bu doğrultuda da organizasyonumuzu yeniden yapılandırdık, tüm teknoloji altyapımızı yeniledik” diye konuşuyor.  
 
Sonuçta da Dışbank’ta hızlı bir değişim yaşanmasına neden oldu. 1999 yılında 76 şubesi olan banka, şu anda 154 şube ile hizmet veriyor. Toplam aktiflerdeki sektör payı ise yüzde yüzde 1.26’dan, Mart 2003 itibariyle yüzde 1.79’a yükseldi. Gerçek bankacılık faaliyetlerine yönelmenin bir sonucu olarak kredilerde ciddi bir artış yaşandı. 1999 yılında kredilerdeki pazar payı yüzde 0.47 olan Dışbank, bu rakamı mart ayı itibariyle yüzde 2,42’ye yükseltti. Kredilerdeki bu büyümeye bağlı olarak toplam müşteri mevduatlarının krediye dönüş oranları da yüzde 42’den, yüzde 63’e yükseldi.  
 
Dışbank kredi kartı pazarındaki çıkışını ise 2001 yılında piyasaya sürdükleri İdeal Kart’la yaptı. 1999 yılında 17 bin adet olan kart sayısı, bugün 586 bin adete ulaştı. Genel Müdür Faik Açıkalın,”Yıl sonunda 1 milyona ulaşacağız” diye konuşuyor.  
 
“10 yılda, ilk 5 banka”  
 
Faik Açıkalın’a göre, önümüzdeki 5-10 yıl içerisinde, sektörde 5 büyük banka, daha da büyük hale gelecek. Çünkü, mali sistem büyüyecek ve bu gelişmeden de en fazla payı büyük bankalar alacak. Ayrıca, perakende ve bireysel bankacılıkta gelişmiş olan bankaların birim maliyetleri açısından rekabetçi ürünleri müşterilere sunması daha kolay olacak.  
 
Faik Açıkalın, “Süreç içindeki gelişmeler, 4-5 bankanın bu yarışta daha önde olacağını gösteriyor. Bu nedenle biz de önümüzdeki 5-10 yıl içinde, söz konusu 4-5 banka arasında olmayı hedefliyoruz” diyor.  
 
Bu hedefe ulaşmak için de organik büyümenin yanı sıra, satın alma ya da birleşme yolunda nasıl fırsatlar olabileceğini sürekli araştırdıklarını söylüyor. Faik Açıkalın, misyonlarını ise şöyle anlatıyor:  
 
“2010 yılına kadar Türkiye’nin global oyucusu olmayı kendimize misyon olarak belirledik. Atılım içinde bir banka olmamızda en büyük etken, uluslararası bankacılık normlarına uygunluk, ilkeli ve performansa dayalı bankacılık temel ilkelerimiz doğrultusunda çalışıyor olmamızdır.”  
 
 
 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz