"Ceo’da İstikrar Büyüme Getirir mi?"

Bankacılıkta genel müdür koltuğuna oturmak uzun ve zorlu bir sınavın sonucudur. İstikrarlı ve sürekli bir yönetim için de çok çalışmak gerekir. Yenilikçi olmak, riskleri yönetebilmek, kâr edebilmek...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Ceo’da İstikrar Büyüme Getirir mi?

Bankacılıkta genel müdür koltuğuna oturmak uzun ve zorlu bir sınavın sonucudur. İstikrarlı ve sürekli bir yönetim için de çok çalışmak gerekir. Yenilikçi olmak, riskleri yönetebilmek, kâr edebilmek, pazar payı alabilmek bir banka genel müdürünün sahip olması gereken becerilerden sadece bazılarıdır. Peki başarı ve istikrar genel müdürlerin görev sürelerini uzatır mı? Son yıllarda gelişen tablo, bu sorunun yanıtı evet olarak veriliyor. Bugün sektörde faaliyet gösteren bankaların yaklaşık üçte birinin genel müdürünün, en az 5 yıldır görevde olması da bunun kanıtı.

Hamit Belli, yarım asrı aşan bankacılık kariyerinin neredeyse tamamını Akbank’ta geçirdi. 1955 yılında memur olarak girdiği Akbank’a 1980 yılında genel müdür oldu ve tam 15 yıl bu görevini sürdürdü. Son döneme kadar bankacılıkta Hamit Belli gibi uzun yıllar genel müdürlük görevini yapan yönetici sayısı bir elin parmaklarını geçmiyordu. Ancak, son yıllarda sektörde yakalanan istikrar ve hızlı büyüme genel müdürlerin görevde kalma sürelerinde de etkili oldu.

Dünyanın önde gelen yönetim gurularından Jim Collins, “Kalıcı Olmak” adlı kitabında, dünyanın en başarılı ve uzun ömürlü şirketlerini incelerken, “süreklilik” olgusuna da dikkat çekiyordu. Collins, General Electric, 3M ve Wal Mart gibi şirketlerin başarısında, CEO’larının uzun süre aynı koltukta oturmalarının önemli rol oynadığına dikkat çekiyordu. Collins’e göre, böylece, CEO’lara, şirketi ve sektörü tanıma, kendi oyun planını hazırlayıp, sonuçlarını alma şansı da doğuyordu.

Türk bankacılık sektöründe geçmiş yıllarda bunun örneklerini görmek pek mümkün değildi. Ancak, yaşanan değişim kendini bu alanda da gösteriyor. Yöneticilerin görevde kalma süreleri artıyor, bunun yansımaları performansta da gözleniyor.

Bugün sektörde faaliyet gösteren bankaların yaklaşık üçte birinin genel müdürü en az 5 yıldır görevde. Bu genel müdürler arasında 10 yılı aşkın bir süredir görevde kalanlar bile var.

HSBC Genel Müdürü Piraye Antika, 1993 yılından bu yana görevde… Şekerbank Genel Müdür Hasan Basri Göktan, aynı koltukta tam 14 yılı geride bıraktı. Bir otel odasında küçücük bir ekiple Denizbank’ı kuran ve Türk bankacılık sektörünün önemli oyuncularından biri olmasında büyük emeği geçen Hakan Ateş, genel müdürlüğünün 11. yılını yaşıyor.
Geçmişte “tutucu” olarak tanımlanan uzun yıllar değişmeyen yönetimler, artık bankacılık sektörü için istikrar simgesi haline gelmiş durumda. Genel müdür olarak uzun süre görevde kalan yöneticiler için de “başarı” anahtar neden olarak gösteriliyor.

Capital’de bu ay bankacılık sektöründe son 5 yıl ve daha uzun süredir görevde olan genel müdürleri derledik. İstikrarlı genel müdürlere, bu istikrarın sırrını, sektörde değişen yönetim parametrelerini ve gelecek beklentilerini sorduk.

Deneyimin Gücüne Dikkat
14 yılı aşkın bir süredir Şekerbank’ın genel müdürü olarak görev yapan Hasan Basri Göktan, mevcut tabloyu bankacılık sektöründe yaşanan değişime ve bununla birlikte oluşan yeni dengelere bağlıyor. Göktan şöyle diyor:

“Yaşanan dönüşümle geçmişte alınan hasarlar iyileştirilirken, kurumsallaşma da sağlandı. İstikrarın dengeleri yeniden tanımlandı ve en önemlisi kalıcılığın önemi anlaşıldı. Bu ortam, yönetimde istikrarı da beraberinde getirdi. İstikrar, sürdürülebilirliktir ve küresel düzeyde gelişen pazar ve rekabet koşullarında artık ana belirleyici faktör sürdürülebilirlik olmuştur. Bankaların son yıllardaki olumlu makro ekonomik süreç içerisinde yakaladıkları başarıyı sürdürmelerinin de en önemli güvencelerinden biri yönetimin, icranın istikrarı oldu”.
Kurumların yönetiminin bir itibar yönetimi olduğunu söyleyen Hasan Basri Göktan, bunun da yalnızca uzun dönemli stratejiler ve bunların uygulamaları ile sağlanabileceği görüşünde. Belli bir kurum kültürünü edinmenin ve ihtisaslaşmanın önemine dikkat çeken Göktan şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Batı’da bu faktörlerin önemi çok önceden anlaşılmıştı. Ancak, biz genlerimizde taşıdığımız göçebe toplum kültürünün de etkisiyle çok sık iş ve pozisyon değiştirebiliyor, kolayca evimizden, şehrimizden taşınabiliyoruz. Bu değişim, itibar da görüyor. Oysa kolektif hafızaya sahip çıkmak ve mensubu olunan kurumun kültürünü benimsemek çok zor ve önemli bir edinimdir. Ancak, yeni dünyanın yeni ekonomik düzenine yeni politikalar uygulamak gerekiyor. Böyle bir ortamda uzun yıllar görevde kalacak bir genel müdür için risk öngörüsü ve algılaması ile sorgulama kabiliyeti ilk aranan özellikler arasında olmalı. Bu da ancak deneyim ile kazanılabilmekte”.

Akbank’ta İstikrar Önemli
Akbank Genel Müdürü Zafer Kurtul, “Akbank’ta performansa, istikrarlı ve birlikte uyumlu çalışan üst yönetime çok önem verilir” diyor ve ekliyor:

“Her kademede personel seçimi çok önemlidir ve başarının sırrının iyi bir ekip çalışması olduğunu hepimiz biliriz. Birbirimize başarımız için destek oluruz. Başarı istikrarı, istikrar başarıyı getirir. Ben böyle bir kurumun genel müdürü olduğum için çok mutluyum”.

İstikrarı yakalayan genel müdürlerin hemen hepsinin ortak görüşü istikrarın başarılı bir ekip çalışmasından geçtiği yönünde. Bu nedenle hepsi gösterdikleri istikrarı ekipleriyle paylaşıyorlar. HSBC’nin kurulduğu dönemdeki ekibinin çok az kayıpla bugün de görevde olduğunu söyleyen Piraye Antika, “Bugüne kadar aldığım yolda en çok ekibime teşekkür borçluyum” diyor. Hasan Basri Göktan da istikrar ve başarının bir ekip çalışmasının ürünü olduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor:

“Bankacılıkta esas işin hizmet ve insan ilişkileri olduğunun bilincinde olarak her zaman çalışanlarımızın mutluluğunu ve bankamıza olan duygusal bağını en üst seviyede tutmaya çalıştık. En büyük gelişimi insan kaynakları yönetiminde yaparak, eğitim kalitesi yüksek, dinamik, yeteneklerini kullanan ve güler yüzlü çalışanlarla omuz omuza verdik. Mutlu ve adanmış çalışanların hem verimliliğimizi artırmak hem de mutlu müşteriler yaratmak için en önemli anahtar olduğunu hiç unutmadık ve bu bilinçle her çalışanımızın bir marka elçimiz olması için çalıştık”.

Kurumla Uyum Önemli
Piraye Antika 15 yıldır HSBC’yi yönetiyor. Bankanın Türkiye’deki tüm operasyonunu bugünlere taşıyan isim de o oldu. Piraye Antika, uzun yıllardır görevde olmasını, “Aslında bu çok tasarlanarak gerçekleşmiş bir durum değil” diye anlatıyor. Kendi kariyeriyle ilgili planların, kurumun gerek Türkiye, gerek de kendisiyle ilgili planlarına uyduğunu söyleyen Antika, “Sanıyorum istikrarımda en önemli kredi kuruma gidiyor. Profesyonel bir yönetici olarak hayallerimi bu kurumda gerçekleştirebilme imkanı buldum. Stratejik önerilerimi çok desteklediler, hayata geçirmek için gerekli sermayeyi, kaynağı ve desteği verdiler” diye konuşuyor. Piraye Antika, aynı işi 15 yıl sürekli olarak yapmanın ise imkansız olduğu görüşünde. “Benim yönettiğim banka her yıl çok büyüdü ve her 5 yılda bir, bambaşka bir iş haline geldi” diyen Antika, bu süreci şöyle anlatıyor:
 “Bankanın ilk olarak bir yatırım bankası olarak fizibilitesi yapılmıştı. Sonra butik bir kurumsal banka yönettik. Daha sonra buna servet yönetimi ekledik, 10 şube açtık. Her birinde Türkiye’de ekibimle birlikte yaptığım planı kurum inceledi, tartıştı, destekledi ve hayata geçirmemiz için bize izin verdi. Daha sonra ölçek ekonomisi gerekiyor, biz perakende bankacılığa girmek istiyoruz, sürdürülebilir kârlılık için bu gelir kaynağını dağıtmak lazım dedik, ona da izin verdiler. Demirbank’ı satın aldık. 12 ay içerisinde hemen hiç planımızda yokken Advantage’ı almaya çok hızlı karar verildi. Dolayısıyla kurumla uyuştuk ve bu da istikrar getirdi. Benim HSBC’de çok güzel bir hikayem var, bundan mutlu ve gururluyum”.

Süreler Uzayacak
Bankacılıkta genel müdürlerin görevde kalma sürelerinin gelecekte daha da uzaması bekleniyor. Bunun en önemli katalizörü ise kurumsallaşma olacak. Söz konusu tablonun sadece bankacılıkta değil tüm sektörlerde kendini göstereceğini söyleyen Akbank Genel Müdürü Zafer Kurtul, “Kurumsallaşmanın gelişmesi, hem yönetimlerde istikrarı hem de şirketlerin gelişmesini sağlayacak” diyor.

Son 5 yıldır TSKB’nin genel müdürlüğünü sürdüren Halil Eroğlu ise önümüzdeki döneme yönelik beklentileri şöyle özetliyor:
“Gelecekteki tablo, sadece Türkiye’nin iç dinamikleriyle değil, dış dünya ile ciddi bir şekilde eklemlenmiş bankacılık sisteminin bu alanda oluşabilecek değişimlerle etkileşeceği bir dönem olacak. Rekabet koşulları daha çetin hale gelecek ve pazardan kâr ederek pay almak daha da güçleşecek. Yenilikçi ve yaratıcı ürün geliştirme, etkin pazarlama, yeterli sermaye yapısı, teknolojik altyapı, riskleri iyi yönetebilme ve bütün bunları makul bir kâr ederek yapabilmek, genel müdürlerin ve ekiplerinin becerilerinin mihenk taşı olacak. Genel müdürlerin görevde kalma süreleri de bu faaliyetlerden elde edilen sonuçlara bağlı olacak”.

Son 6 yıldır Tekfenbank’ın genel müdürlüğünü Sürdüren Mehmet N. Erten gelecekte kurumların kademe ve istikrara saygısının artacağı görüşünde. “Her bankanın hedefi ve bu hedefi yakalamak için uygulamaya konulacak bir planı vardır” diyen Erten şöyle devam ediyor:

“Genel Müdürlerin görevleri kurumu ve çalışma arkadaşlarını bu hedefi tutacak hatta geçecek şekilde yönetmektir. Bunu başaranlar görevlerine devam eder, başaramayanlar ise görevi bu yolda kendilerinden daha iyi yapacak birine devredeceklerdir”.

Zafer Kurtul/Akbank Genel Müdürü

“3 Önemli Nededi Var”

Görev Süreleri Neden Uzadı?
Türk bankacılık sektöründe genel müdürlerin görev sürelerinin uzamasını 3 nedene bağlıyorum. Birinci neden bankacılıkta kurumsallaşmanın artmasından kaynaklanıyor. İkincisi, bankalarımızın üst yönetimlerinin son 5 yılda çok başarılı yönetimler sergilediler. Üçüncüsü ise ülkemizdeki ekonomik istikrar ve gerçek bankacılığa dönüş olarak tanımlanabilir.

Son 5 Yıllık Performans
Bankalarımızın son 5 yıl içinde oldukça başarılı performanslar gösterdiler. 2002 yılı başında halka açık bankalarımızın endeks değeri 15 bin382 dolardan bugün 70 bin 536 dolara yükseldi. İMKB 100 endeksi 2002 yılından bugüne USD bazında yılda ortalama yüzde 31,0 artmasına rağmen bankalarımızın endeks değeri yüzde 38,6 arttı. Yani bankalarımız endekse göre daha iyi performans sergilediler.

Değişime Ayak Uydurduk
 Ülkemiz ekonomisinin sağlıklı gelişimi, faiz oranlarının düşmesi neticesinde bankacılık yüksek oranlarla büyüdü. Müşteri işlemlerinin hacminde de önemli artışlar oldu. Örneğin, toplam kredi hacmi 2002 yılındaki 34,1 milyar dolar seviyesinden Haziran 2007 de 182,2 milyar dolara çıktı. Tüketici kredilerinin ( kredi kartları hariç ) GSYİH’daki payı yüzde 0,8 den yüzde 8,0’e ulaştı çıktı. Sektör önemli bir değişim geçirdi. Bankalarımızın yönetimleri de bu zor dönemde çok başarılı oldular. Değişime çok iyi ayak uydurmaları görev sürelerini de uzattı.

Halil Eroğlu/Tskb Genel Müdürü

“Yeni Bir İstikrar Dönemi Başlıyor”

Yabancıların Katkısı Olabilir
Türkiye’de ekonomik istikrarın olmadığı dönemlerde, özellikle bankacılık sisteminin yeterli risk yönetimi ve kurumsal yönetişim kapasitesine sahip olmayan bir bölümü, bu eksiklikler nedeniyle elde edilen sonuçlardan dolayı çok sık yönetim değişikliklerine muhatap oldu. Öte yandan, uzun yıllara dayanan kurumsallaşmış ve güçlü sermaye tabanına sahip olan bankalarımızda ise istikrarlı üst yönetim dönemi yaşadı. Türkiye’de bankacılık sistemindeki konsantrasyon ve konsolidasyon süreci ve yabancı sermayenin satın alım sürecinin tamamlanması ile birlikte tekrar istikrarlı bir üst yönetim dönemi oluşabilir.

Genel Müdür Olarak Ne Yaptım?
 Son 5 yıldır TSKB'nin genel müdürü olarak görev yapıyorum. 2002 yılında atandığım bu görev, TSKB ile SYB’nin birleştirilmesi gibi zorlu bir misyonla başladı. 2002 yılı içinde, başta ana hissedarımızın ve müşterilerimizin temsilcileri olmak üzere çalışanlarımızın önemli bir bölümünden oluşan tüm paydaşlarımız ile bir arama konferansı düzenledik. Burada çeşitli senaryo ihtimallerine göre oluşturduğumuz 5 yıllık bir iş planı ve hedefler doğrultusunda bir yeniden yapılanma ve dönüşüm çalışması başlattık. O dönemin dalgalı ekonomik ortamı içinde, en çok insan kaynağına, verimli bir çalışma ortamına imkan sağlayan teknolojik altyapıya ve müşteri odaklı pazarlamaya önem verdik. Beşinci yılın sonuna geldiğimizde, tüm finansal göstergelerimiz, hedeflerimizin çok üstünde gerçekleşmişti. Değişim süreci ve yeni kurumsal kültür oluşturma çabalarımız başarıyla sonuçlandı.

Hakan Ateş/ Denizbank Finansal Hizmetler Grubu Başkanı

“İlkelerime Çok Bağlıyım, Şaşırırsam Ceketimi Alır Çıkarım”

Yeni Dönem Parametreleri
Türk bankacılığında bir paradigma değişimi yaşandı. Önceki yıllarda bankalar daha çok aile şirketiydiler ve ekonomik de ne yazık ki istikrarlı değildi. Bu tablodan en çok banka üst düzey yöneticileri etkiledi ve sık aralıklarla yönetici değişiklikleri yaşandı. Öte yandan banka genel müdürlerinin banka sahibi olduğu örnekler de yaşandı. Bugün ise, gerek ekonomik istikrar gerekse profesyonelliğin daha ön plana çıkması ile durum değişti. Kurumsal yönetişim büyük önem kazandı. Yeni oluşan bu dinamik ve değişken sektörde, artık genel müdürlerin sadece iyi birer yönetici değil, birer vizyoner ve girişimci olmaları da gerekiyor. Bu değişime ayak uyduramayanların başarılı olması çok zor.
 
Başarının Kaynağı

Bir genel müdür olarak başarıların ardındaki sırrın doğru ekibi seçme, ortak akıl yaratma ve doğru stratejileri uygulama olduğunu düşünüyorum. Tabii bir de bu işe yüreğinizi koymanız gerekli. Metodolojiyi ve altyapınızı doğru oluşturarak, bilgi birikimi ve tecrübenizle birlikte yüreğinizi de ortaya koyduğunuzda bu başarı geliyor. Tabii bir yöneticinin prensip ve ilkelerine sıkı sıkıya bağlı olması da çok önemli. Örneğin ben ilk günden bu yana gömlekle çalışırım. Ceketim hep masamın yanındaki askıda asılı durur. Kendi kendime; eğer bir gün prensiplerime ters düşecek bir durumla karşılaşırsam, “ceketimi alıp gidebilirim” diye telkin ederim. İlkelerime bu derece bağlıyımdır.

Risklerin Yükü Ağır
Bir genel müdür için risk almamanın en büyük risk olduğunu düşünüyorum. Özellikle bizim sektörümüzde risk almak ve onu doğru yönetmek büyük önem taşır çünkü biz bankacılar ölçülebilir riskleri aldığımız sürece başarılı olabiliriz. Tabi bir de karar verme konusu var. Bir genel müdürün her gün ne kadar çok karar almak zorunda kaldığını bir tahmin edin. Ne kadar çok karar alırsanız, o kadar çok hata yapma riskiniz olur. Bankacılık sektörü havacılık sektörü gibidir, hata yaparsanız sonuçları çok ağır olur.

Süreler Uzamaz
 Önümüzdeki dönemde, genel müdürlerin görevde kalma süresinin uzayacağını düşünmüyorum. Çünkü sektörde başarı kriterleri giderek çetinleşiyor. Artık genel müdürlerin ellerinin sürekli işin üzerinde olması gerekiyor. Risk yönetimi, maliyet verimliliği, niş pazarları keşfetme yetisi, stratejik yaklaşım ve vizyon büyük önem kazanıyor. Başarı ve performans artık somut kriterlerle ve uluslararası standartlarda benchmarklanabiliyor.

Hande D. Süzer
hdemirel@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz