İyileşme sürer mi?

Bankacılıkta 2022’de sadece kârlılıkta değil başka rasyolarda da iyileşmelere imza atıldı...

23.02.2023 15:42:020
Paylaş Tweet Paylaş
İyileşme sürer mi?

Elçin Cirik

[email protected]

Sektörün sağlıklı işlediğini gösteren sermaye yeterliliği, kredi/mevduat oranı, sorunlu alacak rasyosu düzelme kaydetti. Son 3 yılda güçlü şekilde toparlanan bu göstergeler için farklı gelecek senaryoları konuşuluyor. Yüzde 3’e yaklaşan sektör aktif kârlılığında ve yüzde 6’yı aşan net faiz marjında 2023’te düşüş beklentisi hakim. Sağlıklı giden sermaye yeterliliğinde yüzde 19-20 bandının korunması bekleniyor. Yüzde 2,2’ye inen sorunlu alacak oranındaysa ibre, bu yıl tersine dönebilir.

2022, hem küresel hem iç düzenlemelerin etkisiyle Türkiye’de bankalar için zorlu ama sonuçta kesinlikle kârlı bir yıl olarak finans tarihine geçti. Yıla, Rusya-Ukrayna savaşının enerji ve genel emtia fiyatlarını artırması ve pandemide yaşanan parasal genişlemenin sonucu olarak gelen yüksek enflasyon damgasını vurdu. Bir de bankacılık özelinde oyunun kurallarının, üst üste gelen regülasyonlarla değişmesi de önemli etkendi. Bankalar yine de bu kaotik tabloda, kârlılıktan verimlilik rasyolarına ve sermaye yeterliliğine kadar pek çok önemli göstergede iyileşme yakalamayı başardı. Peki ana göstergelerdeki bu iyileşmeler, sağlıklı mı? Daha da önemlisi, seçim yılı 2023 için bu oranlardaki toparlanma trendi kalıcı olabilecek mi? Öngörülmesi zor bir dönemden geçtiğimizi belirten DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş, “Halihazırda da enflasyonla mücadele devam ediyor. 2023, dünyada faiz oranlarının yüksek seviyelerini koruduğu, üretim ve istihdam sıkıntılarının yaşanacağı bir yıl olacak” yorumunu yapıyor. “2023, dünya için belirsizliklerle dolu bir yıl. Bizim için de durum haliyle farklı değil” diyen Garanti BBVA Genel Müdürü Recep Baştuğ da bu yıl için, “2023’e genel olarak ekonomik aktivitedeki durgunluğun belirginleştiği, yüksek enflasyonun en önemli gündemimiz olduğu bir resimle ve yoğun makro ihtiyatı tedbirlerle giriyoruz” sözlerini kullanıyor. Banka yöneticileri ve danışmanlar, pandemi öncesine göre iyileşen her rasyo için 2023 yılında farklı bir senaryo olacağı görüşünde. 

HEP MERCEK ALTINDA 

Tüm dünyada bankacılık sisteminin sağlıklı olup olmadığını ortaya koyan en belirgin gösterge, sorunlu alacak oranı. 2022, bu oranının rekor düzeyde düşük gittiği yıllardan biriydi. Sektörde ekim sonu BDDK verilerine göre sorunlu alacak oranı yüzde 2,23. Bu gösterge, aynı ayda 2019’da yüzde 5,1, 2020’de yüzde 3,9 ve 2021’de yüzde 3,5’ti. Garanti BBVA Genel Müdürü Recep Baştuğ, mevcut tabloyu “Sektör güçlü aktif kalitesini korudu. Sorunlu kredilere ciddi girişler olmadı ve takipteki kredi oranları düşmeye devam etti” sözleriyle yorumluyor. Burada bankaların yaptığı sorunlu alacak satışları da etkili oldu. HSBC Türkiye Genel Müdürü Selim Kervancı, iyileşmeyi getiren nedenleri şöyle özetliyor: “Şirket kârları ve hane halkı gelirlerinin enflasyonla artması geçmişte alınan borçların ödenmesini kolaylaştırdı. Teminat alınan gayrimenkullerin değerinin artışı, takip portföyünde tahsilatlar olmasını sağladı. Ayrıca nominal olarak yüksek seyreden kredi büyümesi de takip oranını aşağı çekti.” Kervancı, bu yıl ekonomik aktivitede ciddi daralma yaşanmadığı sürece takip oranlarında önemli bir artış beklemiyor. Ancak bu oranda yükselme olacağını düşünenler de var. Örneğin Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan, 2023 için sorunlu alacak bakiyesinde sadece bir miktar artış olabileceğini öngörüyor. Pasha Bank Genel Müdürü H. Cenk Eynehan, 2023’te takipteki krediler rasyosunun yüzde 2-3 bandında kalacağını tahmin ediyor. Sistema Genel Müdürü Tolga Moral, sağlıklı bir gelişme olarak gördüğü mevcut sorunlu alacak oranı için, “Seçime doğru kredi hacmini canlandırıcı politikalar gündeme gelecektir. Ancak bunların takipteki alacaklara yansıması hemen olmayacağından 2023 yılı yüzde 2,3-2,5 bandında gidecek” diyor. 

2. GRUBA DİKKAT!

Benzer bir toparlanma tablosu, yakın izlemedeki kredilerin toplam krediler içindeki payı için de geçerli. Türkiye Bankalar Birliği’nin 2022’nin üçüncü çeyrek verilerine göre, ikinci grup kredilerin toplam kredi havuzunda payı yüzde 9,3. 2019 sonunda bu oran yüzde 11’di. Buradaki düzelmeyi tüm sektör yöneticileri, sağlıklı olarak niteliyor. Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan, ikinci grup kredilerin parçası ve esasen takip edilmesi gerektiğini düşündüğü yeniden yapılandırmalara dikkat çekerek şunları söylüyor: “Yapılandırmaların 2022’nin ilk 9 ayında, 2021’deki artışından çok daha küçük artış eğiliminde olmasına karşın ikinci grup kredilerden aldığı payın arttığını gözden kaçırmamalıyız.” Pasha Bank Genel Müdürü H. Cenk Eynehan, 2019 sonundan 2022 Eylül’üne kadar 2. grupta yeniden yapılandırılan kredilerin tutarının yüzde 178 arttığını, 2. grup kredilerin yüzde 60’ını yapılandırılmış kredilerin oluşturduğunu açıklıyor. Eynehan, “Bu yıl kredi hacmindeki artışın aynı hızda olması durumunda 2. grup kredilerin yatay seyirde devam etmesini bekliyoruz” diyor. Aktif Bank Genel Müdür�� Ayşegül Adaca, bu yıl sorunlu alacaklarda olduğu gibi bu rasyoda da mevcut oranın korunacağını öngörüyor. HSBC Türkiye Genel Müdürü Selim Kervancı, mevcut para politikası sürdüğü müddetçe iyileşmenin devam edeceği görüşünde. Deloitte Türkiye Finansal Hizmetler Endüstrisi Lideri Yaman Polat, düzelmenin en önemli nedenini, banka dışı sektörlerde 2021 sonrası yükselen üretim ve kârlılık artışıyla şirketlerin ödemelerini düzenli yapabilmesi olarak görüyor. “Bu olumlu tablonun 2023’te sürmesinin, yaklaşan seçimleri de dikkate aldığımızda çok mümkün olmadığını öngörüyoruz. Ödeme gücünün önceki iki yıla göre zayıflayacağını bu nedenle de ikinci grup kredi payının artacağını bekliyorum” diyor. EY Türkiye Finansal Hizmetler Sektör Lideri ve Vergi Bölümü Şirket Ortağı Levent Atakan’a göre de eldeki veriler olumlu, ancak sürdürülebilir bir düzelme olduğunu söylemek için biraz erken. 

KREDİ/MEVDUAT BULMACASI

Bankaların likidite durumunu ölçmek amacıyla kullanılan önemli göstergelerden kredi/mevduat oranında da önemli bir düzelme göze çarpıyor. 2022 Ekim sonunda bu oran yüzde 86,7’ye kadar geriledi. EY Türkiye Finansal Hizmetler Sektör Lideri Levent Atakan, bu oranının “umut” verdiği görüşünde. Atakan, “Son yıllarda çokça adım atıldığını görüyoruz, kur korumalı mevduat (KKM) bunlardan biri. Bu tip enstrümanların yatırımcıyı mevduata yönlendirmesi ve kredi/ mevduat oranındaki olumlu yönlü trendin devamı bugün için en olası senaryo” yorumunu yapıyor. Aktif Bank Genel Müdürü Ayşegül Adaca da benzer görüşte: “Bu yıl kamu bankalarında ticari kredilerde büyümenin özel bankalara göre yüksek seyretmesini, bireysel kredilerdeyse hem özel hem kamuda enflasyon üstü büyüme yaşanmasını bekliyoruz. Bu tabloda 2023’te de 2022’ye paralel bir oran öngörüyoruz.” “5 yıl önceki yüzde 120’ler riskleri ve sektörün kırılganlığını artırırken bu düzelme trendi sağlıklı” diyen Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan, 2023 yılı için düşen dolarizasyon, stabil kur ve seçime doğru giderken potansiyel kredi teşviklerinin bu oranda bir miktar yükselmeye neden olabileceğine vurgu yapıyor. Bankacılık danışmanı Alp Aksudoğan, bu oranın kredi kullanımına gelen kısıtlamaların sonucu olduğunu belirtiyor ve 2023’te seçimler öncesinde rasyonun yukarı gitmesini bekliyor. Pasha Bank Genel Müdürü H. Cenk Eynehan’ın beklentisiyse şöyle: “2023’te aşağı yönlü trendin azalacağını ve bu oranın yüzde 90-100 bandında kalacağını öngörüyoruz.” 

SERMAYE GÜÇLENİYOR

Türk bankacılık sektörü, sermaye tarafında güçlü yapısını koruyor. “Bankacılık göstergeleri uluslararası kriterlere uygun seviyelerde kalmaya devam ediyor” diyen DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş, bankaların sermaye yeterlilik oranının yüzde 19’un üzerinde olduğuna dikkat çekiyor. HSBC Türkiye Genel Müdürü Selim Kervancı, çekirdek sermaye yeterlilik oranının 2019’da yüzde 14,2 iken 2022 Ekim ayında yüzde 15,1’e ulaştığının altını çiziyor. “Sermaye olarak sektörü oldukça sağlıklı buluyoruz ve artan trendin korunmasını bekliyoruz” diye de ekliyor. Tmob CEO’su Tunç Akyurt da çekirdek sermaye oranında yasal alt sınırın üzerinde ve çok sağlıklı bir gidişat olduğuna vurgu yaparak “Bu trendin devam edeceğini, yüzde 15-17 bandı olacağını tahmin ediyorum” diyor. Zaten yılın son günlerinde Türkiye Varlık Fonu’nun, kamu bankalarının çekirdek sermayelerini artırmak için yeniden harekete geçeceği ve Ziraat Bankası, VakıfBank ve Halkbank’ta her biri için 20 milyar liranın üzerinde sermaye artırımı gerçekleştireceği öğrenildi. Bu durum da 2023 yılında sermaye yeterlilik oranlarının yükseleceğini işaret ediyor. Sistema Genel Müdürü Tolga Moral, BDDK Ekim verilerine göre sektör genelinde sermaye yeterliğinin yüzde 19,2 olduğunu, kamu bankalarının yüzde 16,7 ile bu oranın altında kaldıklarını söylüyor. Moral, kamu bankalarına sermaye aktarımı desteğiyle oranın yüzde 19’lara tutundurulacağını tahmin ediyor. Deloitte Türkiye Finansal Hizmetler Endüstrisi Lideri Yaman Polat, 2023’te sermaye yeterliliklerinin yüzde 19-20 arasında seyredeceğini düşünüyor. 

AKTİF KÂR DÜŞECEK 

2022’nin bankacılık için en iyi giden rasyosu, hiç şüphesiz kârlılık oranları oldu. “Henüz 2022 sonu kârlarını görmedik ama 3. çeyrek verileriyle Türk bankacılığının altın yıllarından birini yaşadığını söylemek doğru olur” şeklinde konuşan Deloitte Türkiye Finansal Hizmetler Endüstrisi Lideri Yaman Polat, 2010’lardaki yüzde 1,8’i de aşarak 2022 sonunda yüzde 2’nin üzerinde aktif kârlılık görüleceğini açıklıyor. Ancak Polat, şu uyarıda bulunuyor: “Bu kârlılık artışını fırtına öncesi sessizlik gibi yorumluyorum. 2023’te bankaları gerek kredi portföyü gerek marj anlamında zor bir yıl bekliyor.” Sektördeki diğer yöneticiler de benzer öngörüyü paylaşıyor. Son üç yıla göre aktif kârlılıkta yakalanan ciddi büyümenin temel nedenini enflasyonda yaşanan artışa bağlayan Aktif Bank Genel Müdürü Ayşegül Adaca, “Önümüzdeki yıllarda bu oranın enflasyondaki düşüş trendiyle normal seyri olan yüzde 1-1,5 bandına dönmesi beklenebilir” diyor. HSBC Türkiye Genel Müdürü Selim Kervancı’ya göre de 2023’te enflasyonun düşmesiyle aktif kârlılığında azalma görülebilir. Tunç Akyurt, bu kadar yüksek kârlılığı “sürdürülebilir” bulmuyor ve “Bu oranlar zaman içinde olması gereken normlara doğru gelecek, 2023 için bu seviyenin artacağını sanmıyorum” diyor. Cenk Eynehan, düşen faiz oranları, artan maliyetler, komisyonlar üzerindeki regülasyon etkisi ve artan rekabet nedeniyle önümüzdeki yıllarda bu oranların korunmasının zorlaşacağı fikrinde. Sistema Genel Müdürü Tolga Moral, “2022’deki oranları korumak sektör için başarı olacak” yorumunu yapıyor.


KRİTİK GÖSTERGEDE DURUM NASIL?

SON TABLO
2022’de zıplama yapan göstergelerden biri, kârlılıkta önemli rolü olan net faiz marjı. HSBC Türkiye Genel Müdürü Selim Kervancı, sektörün net faiz marjının 2022’nın ilk 9 ayında yüzde 6,1 olarak gerçekleştiğini, 2019’da yüzde 4 civarında olduğunu açıklıyor. “Artışın nedeni, enflasyona endeksli kağıtların yüksek getirisi, düşük faizli MB fonlaması ve KKM” diyen Kervancı, 2023 başı itibarıyla trendin tersine dönmesini bekliyor. Kervancı, “Daha düşük TÜFE endeksli tahvil getirilerinin yanı sıra MB tarafında kredi faizlerinin menkul kıymet tesisiyle ilişkilendirilmesi ve TL mevduat faizlerindeki artışlar sonucu, bu yıl net faiz marjının daralacağını düşünüyoruz” yorumunu yapıyor.

İNECEK Mİ? QNB Finansbank Genel Müdürü Ömür Tan, “2022 başında net faiz marjı yüzde 4’lerdeydi, sonra yüzde 8’lere kadar çıktı. Kredi faizleri yüzde 35-40’lardayken mevduat faizleri görece düşük gidiyordu. Belli faiz oranlarının üzerinde menkul kıymet alma zorunluluğu gelince bankalar, bir anda dramatik olarak aşağı çekti” diyor. DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş, bu yıl dış fonlama girişinin yavaş seyretmesi ve mevduat rekabetinin artmasının fonlama maliyetlerinin yükselmesine neden olabileceğine değiniyor. Ateş, ayrıca regülasyonlar sebebiyle ticari kredi faizlerindeki gerilemenin de net faiz marjını daraltıcı etki yarattığını vurguluyor. Aktif Bank Genel Müdürü Ayşegül Adaca, “2019’da yüzde 3 olan ‘Net Faiz Geliri /Toplam Aktifler’ oranı, bu yıl yüzde 5’in üzerinde. Değişim çok sürdürülebilir değil. Önümüzdeki yıllarda bu oranın tekrar uzun dönem ortalaması olan yüzde 3-3,5 bandında seyretmesini bekleyebiliriz” diyor.



ŞUBENİN VERİMLİLİĞİ 2,7 KAT ARTTI

ANA NEDEN 
Bankacılıkta verimliliği gösteren şube başına kredi rakamları da artış eğiliminde. 2022 Ekim ayında şube başına kredi tutarı 650 bin TL’yi geçti, 2019’un aynı ayında bu kalem 235 bin TL’ydi. Tabii burada öncelikle enflasyon faktörü öne çıkıyor. Ayrıca kredi üretiminin mobil gibi alternatif kanallara kayması, sektörün şube sayısında optimizasyonu sürdürmesi de etkili. Kredi hacmi 3 yılda yüzde 175 artarken şube sayı yüzde 3,2 azaldı. Deloitte Türkiye Finansal Hizmetler Endüstrisi Lideri Yaman Polat, artışı tamamen KOBİ’lerde enflasyonla hammadde maliyetinin ve bireysel tarafta tüketici enflasyon artışının etkisi olarak değerlendiriyor. Polat, “2023’te bu rakamların daha da yükselmesini ve 1 milyon TL’nin üzerinde seyretmesini öngörüyorum” yorumunu yapıyor.

SÜRECEK Pasha Bank Genel Müdürü H. Cenk Eynehan da şube başına kredi rakamının artışında ana neden olarak sektörün bu süreçte kredilerdeki yüzde 144’lük artışını gösteriyor. “Gerek kredilerdeki artış gerek dijital bankacılığın yaygınlaşmasıyla kredi rakamının daha da artacağını düşünüyoruz” diyor. Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan, “Regülasyonlar gereği fiziksel olarak bulunmanın zorunlu olmadığı tüm bankacılık işlemlerinin dijitalden yapılabilmesi, uzaktan hesap açılışı şubelerin verimliliklerini artırd. Şube başına kredi rakamlarının daha da artacağını öngörüyoruz” şeklinde konuşuyor. Ayrıca sektörün gider/gelir rasyosu da düzeliyor. Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan, sektörde maliyet/gelir rasyosu olarak takip edilen faiz dışı gelirlerin toplam gelire oranında 2019 sonu yüzde 52 olan oranın 2022 Ekim sonunda yüzde 42 düzeyine indiğini de ekliyor.



Türkiye ve dünya ekonomisine yön veren gelişmeleri yorulmadan takip edebilmek için her yeni güne haber bültenimiz “Sabah Kahvesi” ile başlamak ister misiniz?


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz