“Pazar Payını Yüzde 20’ye Çıkaracağız”

Akbank Genel Müdürü Zafer Kurtul, 2007 yılında toplam aktiflerde yüzde 20 oranında büyüme yakaladıklarını söylüyor. Bu oranın krediler, mevduat gibi kalemlerde ise yüzde 50’ye yaklaştığına dikkat ç...

1.02.2008 02:00:000
Paylaş Tweet Paylaş

Akbank Genel Müdürü Zafer Kurtul, 2007 yılında toplam aktiflerde yüzde 20 oranında büyüme yakaladıklarını söylüyor. Bu oranın krediler, mevduat gibi kalemlerde ise yüzde 50’ye yaklaştığına dikkat çekiyor. Akbank’ın hedefinin daima sektörden hızlı büyümek olduğunu söyleyen Kurtul, “Bu yıl ve sonrası için de aynı hedefteyiz. Her segmentte pazar paylarımızı yüzde 20 düzeyine ulaştırıp, Türkiye’nin en yüksek pazar paylarına sahip 1 numaralı bankası olmak istiyoruz” diye konuşuyor.

Bankacılık sektörü için 2007 iyi bir yıl oldu. Bankalar hem kâr hem de yüksek büyüme oranları yakaladılar. Ancak, 2008 için tablo biraz daha zorlu görünüyor. Maliyetlerin artacağı, marjların daha da düşüp, rekabetin artacağı konuşuluyor. Yine de bankalar iddialı hedeflerini sürdürüyor.

Akbank Genel Müdürü Zafer Kurtul, 2008 ve sonrasında sektörden hızlı bir büyüme hedeflediklerini söylüyor. Sektör geneli için 2008 yılında toplam kredilerde 25, tüketici kredilerinde 35, mevduatta yüzde 15’ler düzeyinde büyüme rakamları öngörüldüğüne dikkat çeken Kurtul, “Biz Akbank olarak bu oranların üzerine çıkacağız” diye konuşuyor.

Akbank’ın hedefinde, bireyselden KOBİ bankacılığına, her segmentte pazar paylarını yüzde 20 düzeyine ulaştırmak var. Zafer Kurtul, şimdiden bazı segmentlerde bu oranın yakalandığına dikkat çekiyor ve ekliyor:

“Marjlar düşüyor. Marjlar düştüğü zaman da bankaların kârlı olabilmek için ölçek ekonomisinde çalışmaları gerekiyor. Ölçek ekonomisini de aşağı yukarı yüzde 20 civarında bir pazar payı sağlıyor”.

Zafer Kurtul 2010 ve sonrasında bankacılık sektöründe konsolidasyonların başlayacağına da işaret ediyor ve şöyle diyor:
“Sektörde bugün 46 banka var ama en küçük 30 banka sektör aktiflerinin yüzde 6’sını oluşturuyor. Rekabet büyükler liginde daha yoğun yaşanıyor. Gelecekte ise banka sayısı azalacak”.

Akbank Genel Müdürü Zafer Kurtul ile Akbank’ın yeni döneme yönelik plan ve hedeflerini, bankacılık sektörünün gelişimini konuştuk:

-Akbank 2007 yılını nasıl geçirdi; bilanço kalemlerinde son tablo nasıl?
2007 yılında oldukça başarılı bir performans sergiledik. Temel stratejimiz sağlıklı büyümemizi sürdürmek. Sektörden daha hızlı büyümeyi hedefliyoruz.

Toplam kredilerimiz 2007 yılının Eylül ayı sonu itibariyle 36 milyar YTL’ye ulaştı. Toplam kredilerimizin yüzde 65’i Türk Lirası kredilerden oluşuyor. Türk Lirası kredilerimiz ilk 9 ayda yüzde 18 oranında arttı.

Toplam kredilerimizin dağılımına baktığımızda, kredilerimizin yüzde 32’si tüketici kredileri, yüzde 39’u KOBİ’lere verdiğimiz krediler, yüzde 34’ü de kurumsal kredilerden oluşuyor. Önümüzdeki dönemde de reel sektörü daha fazla desteklemek ve sağlıklı büyümemizi sürdürmek hedefindeyiz. Özellikle hisse senedi değerimizi artırmak için sağlıklı büyümek son derece önemli.

Diğer yandan 2007 yılının ilk 9 ayında tüketici kredilerimiz, kredi kartları da dahil olmak üzere, 11.4 milyar YTL’ye ulaştı. Burada ilk 9 ayda yüzde 24 artış sağladık. Tüketici kredilerimizde en büyük kalemi konut kredilerimiz oluşturuyor. Bugün konut kredilerinde pazar payımız yüzde 13 düzeyinde. Tüketici kredilerimizin yüzde 32’sini, toplam kredilerimizin de yüzde 10’unu konut kredileri oluşturuyor.

Sektör genelinde de tüketici kredileri özellikle hızlı büyüyen segmentimiz. Örneğin 2007 yılında piyasada kredi kartları dahil tüketici kredileri yüzde 37 artış gösterdi. İhtiyaç kredileri yüzde 67 arttı. Bizim Akbank olarak ihtiyaç kredilerindeki bu yıl yıllık artışımız yüzde 83 civarında gerçekleşti. Bu konuda hem SMS kredi, Web Kredi gibi yenilikçi ürün ve hizmetlerimizle, hem de yaygın şubelerimiz, Kredi Ekspres, Akbank Çağrı merkezi, internet gibi dağıtım kanallarımızla önemli bir rekabet avantajı sağladık.

Döviz kredilerimiz 2007’nin ilk 9 ayında dolar bazında yüzde 40 artarak 7 milyar YTL’den 10 milyar YTL’ye yükseldi. TL mevduatımız ilk 9 ayda yüzde 18 yükseldi. Döviz mevduatımız dolar bazında yüzde 32 arttı. Yine ilk 9 ayda bankamızın kârı da 1.6 milyar YTL olarak gerçekleşti. 2007 yılında toplam aktiflerimiz de yüzde 20 civarında büyüdü.

KOBİ kredileri ve mevduat tarafında ne kadar büyüme yakaladınız?
KOBİ kredileri tarafını da özellikle geliştirmek istiyoruz. Bugün sadece ticari ve kurumsal segmente hizmet veren Türkiye çapında 52 şubemiz var.  Daha küçük işletmelere perakende şubelerimizden hizmet veriyoruz.

KOBİ segmenti ekonomideki istikrarla hızla gelişiyor. Biz de KOBİ bankacılığına büyük önem veriyoruz. Bu nedenle KOBİ’lere yönelik “Kral KOBİ” adında bir hizmet paketi oluşturduk ve çok başarılı bir performans sağladık.

2008 yılına yönelik plan ve hedefleriniz nasıl; hedefteki büyüme ne kadar?
Türkiye’de bankacılık aktiflerinin milli gelire oranı, diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda oldukça düşük. Oranın düşük olması büyüme potansiyelini gösteriyor.

Toplam kredilerin milli hasılaya oranı da yüzde 42 düzeyinde. Bu oranın 5 yıl içinde yüzde 60’a ulaşabileceğini düşünüyoruz. Sektörde toplam tüketici kredileri şu anda yaklaşık 92 milyar YTL düzeyinde. Milli hasılaya oranı da yaklaşık yüzde 14.

Mali sektörümüzde yüksek oranlı büyümenin gerçekleşmesi için en kritik konu istikrar. 2008 yılında da faiz oranlarında düşüş bekliyoruz. 2008 sonunda Merkez Bankası faiz oranlarının yüzde 14 seviyelerine inmesini öngörüyoruz. Yılın ilk aylarında bu iniş biraz daha hızlı olabilir. Sonrasında daha yumuşak bazda devam edebilir. Faiz oranları indiği sürece de bankacılık sektöründe bir büyüme olacaktır.

Akbank olarak hedefimiz sektörden daha hızlı büyümek yönünde. Sektörde toplam kredilerde yüzde 25 büyüme öngörülüyor. Tüketici kredileri için bu oranın yüzde 35’ler düzeyinde, mevduatta da yüzde 15-16 oranında olacağı düşünülüyor. Biz bu oranların üzerine çıkmak hedefindeyiz.

Bu yıl hangi alanlara odaklanacaksınız. Pazar payınızı özellikle nerede artırmak istiyorsunuz?
2008’de daha fazla müşteri odaklı ürünler sunacağız. Daha esnek ürünlere odaklanacağız. Bireysel pazarda konut kredilerine çok önem veriyoruz. Konut kredileri bizim için müşteri kazanmak, çapraz satış sağlamak açısından çok önemli.

Diğer yandan ihtiyaç kredilerinde 2007’de en fazla büyüyen bankayız. 2008’de de bunu devam ettirmek hedefindeyiz. Otomobil kredilerinde pazar payımız yüzde 21 civarında. Bu segmentte en yüksek pazar payına sahip bankayız ve yine bunu da sürdürmek hedefindeyiz. Kredi kartlarında pazar payımız yaklaşık yüzde 14,5 düzeyinde. 2008’de buradaki pazar payımızı daha da artırmak hedefindeyiz.

Bunun yanında KOBİ tarafı da yine büyüme hedefinde olduğumuz alanların başında geliyor. Ayrıca kurumsal bankacılık tarafı da hızla gelişiyor. Özellikle şirket satın almalarının finansmanı ve proje finansmanı tarafında büyüme beklentilerimiz yüksek.

2008 yılında enerji ve özelleştirme projelerinde çok aktif biçimde yer alacağız.

2008 yılında Akbank yatırım bankacılığı alanında da daha aktif olacak.

Türkiye’de faizler düştükçe, daha önce mevduatta, hazine ürünlerinde değerlendirilen birikimler artık daha farklı enstrümanlarda da değerlendirmeye başlıyor. Akbank olarak özellikle bu konuya çok odaklanıyoruz. Örneğin çok hızlı gelişen VOB piyasasında aktivitelerimizi genişletmeyi ve pazar paylarımızı artırmayı planlıyoruz.

Sektörde bugün konut kredileri ve kredi kartlarının kâr getirmediği söyleniyor. Sizin kârsız sayabileceğimiz ürün ya da hizmetler hangileri?
Marjlar düştükçe bankanın kârlı olabilmesi için ölçek ekonomisinde çalışıyor olması gerekli. Akbank olarak bizim hedefimiz 5 yıl içinde her segmentte pazar paylarımızı yüzde 20 düzeyine ulaştırmak yönünde. Bugünden bazı ürünlerde bu oranı yakaladık. Ölçek ekonomisini de aşağı yukarı yüzde 20 civarında bir pazar payı sağlıyor.

Konut kredileri ve YTL vadeli mevduat marjı en düşük ürünler. Konut kredilerinde önemli olan müşteri kazanımı ve diğer bankacılık ürünlerini satarak bankanın gelirlerini artırmaktır. Kredi kartlarında hala kârlılığı yüksek. Ancak kredi kartlarında da mrjlar hızla düşüyor. Burada mevcut müşteri sadakat programları maliyeti çok yüksek programlar. Marjlar düştükçe bunların mevcut haliyle devam etmesi çok zor.

Diğer yandan risk yönetimi de kârlılık için çok önemli. Bütün bu konularda da verimli çalışan kurumlar kârlılıklarını koruyabilecek. Yoksa kârlılıklar giderek düşüyor.

Şube kanalına yönelik 2008 stratejiniz ne olacak; şubeleşmeniz nasıl sürecek, ne kadar daha şube açmayı planlıyorsunuz?
Şube ağımız büyüyor. Dağıtım kanallarımıza yatırım büyüme stratejimiz içerisinde insan kaynaklarına, marka ve teknolojiye yatırımla birlikte ön sıralarda yer alıyor.

Bugün toplam 715 şubeye ulaştık. Şubelerimizi her gün 350 bin müşterimiz ziyaret ediyor. Çeşitli şube modellerimiz var. Bunlardan bir tanesi sadece tüketici kredisi veren, 3-5 kişinin çalıştığı, nakit işlem yapmayan Kredi Ekspres şubelerimiz. Bu tip şubelerimizin sayılarını artırmak istiyoruz. Burada hedefimiz 3 yılda 200 şubeye çıkmak yönünde.

Diğer yandan şube dışı kanallarımızı da genişletiyoruz. Bugün 2 bine yakın ATM’miz, 260 bine yakın POS’umuz var. Bu sayıları da artırmak istiyoruz. Çağrı merkezimiz günde 100 bin müşteriye hizmet veriyor.

Yenilikçi ürün ve hizmetler sunmak Akbank’ı daha ileriye taşıyacak diye düşünüyoruz

Geçtiğimiz yıl Citibank ile bir ortaklık yaptınız. Bu ortaklık ne getirdi. Bu yıl ve sonrasında Citibank ile işbirliğiniz derinleşebilir mi?
Citibank ile yüzde 20 ortaklığımızı 2007’nin Ocak ayında tamamladık. Şu anda birçok projede birlikte çalışıyoruz. Burada, müşterilerimize, hissedarlarımıza daha fazla katma değer yaratabilmek, daha farklı hizmetler sunmak, daha verimli çalışabilmek amacındayız.

Bankacılık ölçek işi. Bunun yanında da global bir iş. Bu konuda Citibank’tan çok destek alıyoruz. Bu işbirliğimiz gelecek dönemde daha da yoğun bir şekilde devam edecek. Citibank’tan faydalanabileceğimiz daha çok alan var.

Akbank’ın uzun vadeli hedefi nasıl?
Şu anda en fazla Türkiye pazarına odaklanıyoruz çünkü Türkiye gelişen bir pazar. Dolayısıyla gelecekte Türkiye’de en fazla pazar payına sahip olan, en kârlı banka olmak hedefindeyiz.

“Rekabet Büyükler Liginde, Banka Sayısı Azalacak”

Büyüklerin Payı Artıyor
Sektörde bugün 46 banka var. Fakat en küçük 30 banka sektör aktiflerinin yüzde 6’sını oluşturuyor. Büyük bankaların sektördeki payı artıyor. Bu sayede birçok yatırımlar yapabiliyoruz. Özellikle bireysel krediler, KOBİ kredileri gibi alanlar çok önemli altyapı yatırımları gerektiriyor. Örneğin kredi kartlarında çok masraflı altyapı ihtiyacı var. Pazar payınız yüzde 4-5 de olsa, yüzde 20 de olsa aynı yatırımı yapmanız gerekiyor. Dolayısıyla buralarda ölçek ekonomisinin avantajını büyük bankalar daha çok kullanabiliyor. Rekabet de büyük bankalar arasında daha fazla yaşanıyor.

Konsolidasyon Beklemeliyiz
Büyük bankaların orta ölçekli bankalara göre daha fazla rekabet avantajı var.  Şube ağı daha geniş ürün yelpazesi daha geniş, ölçek ekonomisinden daha fazla yararlanma imkanları var. Bütün bunlar hem hizmet kalitesini yükseltiyor hem de fiyatlama avantajları getiriyor.

Banka sayısında önümüzdeki 5-10 yıllık dönemde azalma görebiliriz. Reel faizlerin düşmesi de konsolidasyonu teşvik edecek. Faizler düştükçe kâr marjları daha fazla düşecek. Dolayısıyla 2010-2011 yılından itibaren konsolidasyonlar başlayabilir, banka sayısı azalabilir.

Hangi Üründe Kârı Yakalamak Zor

Mevduata Dikkat
YTL mevduat tarafına çok dikkat etmek gerekiyor. 2008’de de göreceğimiz üzere, bankaların YTL kredileri giderek büyüyor. Büyüyen YTL kredilerimiz YTL fonlama ihtiyacımızı da artırıyor. YTL vadeli mevduatta rekabet arttıkça mevduat faizleri yükseliyor. Burada kamu bankaları rekabetini de daha fazla hissediyoruz. YTL mevduatın yaklaşık yarısı kamu bankalarında. Kamu borçlanmasının azalması da YTL kaynak yaratmamız açısından önemli.

Vade Riski Kritik
Mevduatla ilgili bir diğer risk unsuru da mevduatın vadesinin çok kısa olması. Örneğin konut kredileri 10 yıl vadeli, ortalama vadesi 5 yıl olan aylık ödemeli krediler. Mevduatın vadesi ise 1 ay civarında. Bu durum bankalara hem faiz riski hem de likidite riski yaratıyor. Sermaye piyasaları geliştikçe menkul kıymetler çıkararak fonlama imkanlarımız artacak.

Maliyetler Artacak
2007’de döviz mevduatta da sektörde önemli bir hacim artışı gördük. Döviz mevduatlar 85 milyar dolardan 106 milyar dolara yükseldi. 2008 yılında yurtdışı krizlerin derinleşme ihtimaline karşı döviz likiditen de çok dikkatli yönetilmesi gerekiyor.

Diğer yandan 2008’de bankacılık sektörü yaklaşık 10 milyar dolar bir sendikasyon yenilemesi yapacak. Gelişmiş ülkelerdeki krizlerin çok önemli bir etkisi olacağını zannetmiyoruz ama maliyetlerde küçük artışlar olabilir.

Likidite Önemli
Büyümenin finansmanı için likidite çok önemli. Bankacılık sektöründe pozitif bir gelişme de özkaynakların büyümesi. Sektörümüzün özkaynakları 70 milyar YTL’yi geçti. Sermaye yeterlilik oranı da yüzde 19 civarında, yani asgari seviye olan yüzde 12’nin çok üzerinde. 2008’de özelleştirmelerin yapılması da sektör açısından çok önemli olacak. Bunların dışında 2008’de alanlar perakende bankacılık, bireysel bankacılık, KOBİ ve kurumsal bankacılık taraflarında yüksek büyüme oranları bekliyoruz.

“Mevzuat Haksız Rekabet Yaratıyor”

Sağlıklı Rekabet Önemli
Sektörde yoğun bir rekabet bir var. Ancak önemli olan bu rekabetin sağlıklı olması. Sağlıklı rekabet olduğu sürece herkese yararlı olduğunu düşünüyorum. Rekabetin sağlıklı olması için de bazı konularda bazı düzenlemelere, geliştirmelere ihtiyaç var.

Kredi Kullandıramıyoruz
Bugün bir Tük bankası, Türkiye’de yerleşik bir müşteriye, ihracat kredisi haricinde döviz kredisi kullandıramıyor. Örneğin yerli ya da yabancı bir şirket Türkiye’de bir satın alma gerçekleştiriliyor. Satın alan şirket satın almanın finansmanı için bankalardan uzun vadeli döviz kredisi kullanmak istiyor. Bu kredinin mutlaka yurtdışında yerleşik bir bankadan kullandırılması gerekiyor. Bir Türk bankası olarak mevzuat bize bu krediyi kullandırma imkanı vermiyor. Yabancı bankalar bu kredileri yurtdışından kullandırabiliyor. Bu bizim için haksız rekabet yaratıyor.

Aracılık Maliyetlerine Dikkat
Aracılık maliyetleri bankacılık sektörünün gelişmesini engelliyor. Örneğin banka sigorta muamele vergisi ve kambiyo muamele vergisi gibi bu aracılık maliyetleri dünyada başka bir ülkede yok. Bu vergiler de haksız rekabete yol açıyor. İşlemler Türkiye’de yapılırsa bu vergilere tabi oluyor. Ancak bankacılık artık global. Aynı işlem yurtdışında yapıldığında bu vergilere tabi olmuyor.

Hande D. Süzer
hdemirel@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz