"2.5 Milyon Sigortalı Aranıyor!"

Son 20 yılda, sigorta şirketlerinin ne portföyüne ne kârlılığına kayda değer katkı sağlayamayan sağlık sigortalarında planlar değişiyor. Bugüne kadar kurumsal poliçelerle hacim yaratan sektör, yeni...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
2.5 Milyon  Sigortalı Aranıyor!

Son 20 yılda, sigorta şirketlerinin ne portföyüne ne kârlılığına kayda değer katkı sağlayamayan sağlık sigortalarında planlar değişiyor. Bugüne kadar kurumsal poliçelerle hacim yaratan sektör, yeni dönemde artık bireysele daha çok odaklanıyor. Geniş kitlelere ulaşmak isteyen sigorta şirketleri basit içerikli, düşük fiyatlı poliçelere yoğunlaşıyor. Gelecek 10 yılın hedefinde 2.5 milyon “yeni katılımla”, 4 milyon sigortaya ulaşmak, toplam sağlık harcamaları içinde özel sağlık sigortalarının payını yüzde 10’a taşımak var.

hedİlk kez 1991 yılında devreye giren özel sağlık sigortaları, aradan geçen bunca yıla rağmen kayda değer bir büyüme gösteremedi. Sektör portföyüne ne poliçe sayısı ne kârlılık anlamında önemli katkı sağlamadı. Geçtiğimiz 10 yıla ilişkin rakamlar da bunu doğruluyor.
Son 10 yıldır, sağlık sigortalarının sektörün toplam prim üretimine katkısı, yüzde 10 düzeyinde seyrediyor. Yıllar itibarıyla sadece 1-2 puan değişiklik gösteren bu oran, 2009 yıl sonu itibarıyla da yüzde 11,4 düzeyinde gerçekleşti.

Sağlık sigortalarının ülke nüfusuna oranı, son 10 yıl içerisinde iki kat artmış durumda. Ancak hala yüzde 2-3’ler seviyesini geçebilmiş değil.

Bu çok parlak olmayan tabloda, büyük ölçüde, Türkiye’de bir türlü tutarlı bir sağlık sisteminin oturtulamamış olmasının payı var. Öyle ki, sigorta sektörü uzun yıllardır özel sağlık sigortalarının, devletin sağladığı sosyal güvenlik sistemini tamamlayıcı niteliğe kavuşmasını bekliyor. Ancak bu konu, bazı dönemlerde gündemde önemli yer teşkil edip bazı dönemlerde gündem dışı kaldığından, sonuç alınamıyor. Güncel mevzuat hala özel sağlık şirketlerine, tamamlayıcı sağlık poliçeleri üretebilmeleri için yeterli imkan sağlamıyor.

Bugün mevcut sağlık portföyünün yüzde 60 gibi bir oranı kurumsal poliçelerden oluşuyor.

Ancak burada da fiyat baskısı nedeniyle zorlu bir rekabet var. Bu rekabet de sektörün bu branşta çok yüksek zarar etmesine sebep oluyor.

Bütün bunlara rağmen sigorta şirketleri sağlık portföylerinden vazgeçmiş değil. Pek çok şirket yeni dönemde daha çok müşteriye ulaşıp portföyleri büyütmek hedefinde. Bu planlar dahilinde de bireysel sigortalar, basit, ucuz fiyatlı poliçelere kayış gibi yeni trendler gündemde.

1.5 Milyon Sigortalı Var
2000 yılında sigorta sektörü, sağlık branşında toplam 189 milyon TL prim üretimine sahipti. Bu oran, yıllık ortalama yüzde 25 düzeyinde artarak 2009 sonunda 1 milyar 415 milyon TL’ye ulaştı. Ak Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Ali Doğdu, özel sağlık sigortalarının son 10 yılda müşteriye sunulan ürün ve hizmet kalitesi anlamında büyük gelişim gösterdiğini söylüyor. Bu gelişime paralel olarak sigortalı sayısının da arttığına işaret ediyor.

Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği verilerine göre, 2000 yılında yaklaşık 690 bin düzeyinde olan özel sağlık sigortalı sayısı, 2009 yılı sonunda yaklaşık 1,5 milyon kişiye ulaşmış durumda. Axa Genel Müdürü Cemal Ererdi, seyahat sağlık sigortaları da dahil edildiğinde, bu rakamın 1,8 milyon kişiye ulaştığını söylüyor ve ekliyor:

“Sigortalı kitlenin büyük çoğunluğu,  büyük şehirlerde ikamet eden üst gelir grubuna giriyor.

Bu kesim de hızlı ve kaliteli bir sağlık hizmeti beklentisiyle özel sağlık sigortalarına talep gösteriyor.”

Türkiye’de bugün sağlık sigortasına sahip nüfusun toplam nüfusa oranı yüzde 2 düzeyinde. Toplam sağlık harcamaları içinde özel sağlık sigortalarınca karşılanan kısmın payı ise yüzde 5’in altında bulunuyor. Sigortacılar bu tabloyu, gelişme potansiyeli olarak yorumluyor.

hedErgo İsviçre Genel Müdür Yardımcısı Cem Köylüoğlu şöyle diyor:

“OECD raporlarına göre Türkiye’de özel sağlık sigortalı sayısı potansiyeli yaklaşık 4 milyon kişi. Yani en az 2 katı daha yol alınabilir.”

Liderin Stratejisi
Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği’nin 2009 sonu verilerine göre Yapı Kredi Sigorta, özel sağlık sigortalarında prim üretimine göre lider konumda. Yapı Kredi Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Banu Darcan, bu başarının arkasında bireysel sigortalardaki güçlü performansı gösteriyor. Yapı Kredi Sigorta’da, sektörün aksine bireysel sigortaların portföy içindeki payı yüzde 60 düzeyinde. Darcan, “Her 3 bireysel sağlık sigorta sahibinden biri şirketimizde sigortalı” diyor.

Yapı Kredi Sigorta’nın sağlık sigortalarında, kazanılmış haklarının ön planda olduğu ve sigortalıların bunu önemsediği bir yapı öne çıkıyor. Banu Darcan özellikle bireysel sağlık sigortalarında, tutarlı olmayan bir fiyat politikasının uzun süreli uygulanabilecek bir strateji olmadığına dikkat çekiyor ve ekliyor:

“Sigorta şirketleri daha gerçekçi fiyatlarla satış yaptıkları takdirde kâr edebiliyor. Bireysel sigortalılar için de hizmet, ürünler, tecrübe ve tutarlı uygulamalar fiyattan çok daha önemli.”

Yapı Kredi’de poliçelerin yenileme garantisi uygulamaları da sektöre göre farklılık gösteriyor. Verilen taahhüdün yanı sıra pek çok şirkette kapsam dışı olan hastalıkları da teminat altına aldıklarını söyleyen Darcan, “Bu noktada yenileme başarı oranı çok önemli bir ölçüt. Bizde bireysel sigorta sahiplerinin ortalama yenileme oranı yüzde 85’tir. Bu oran uzun süredir sigortalı olanlar, hizmetimizden yararlanmış olanlar için yüzde 100’e yaklaşıyor.”

Yapı Kredi Sigorta yeni dönemde liderliğini korumanın yanı sıra, sunacağı yeni ürünlerle pazarın büyümesine de katkı sağlamayı hedefliyor. Darcan, “Önümüzdeki yıllarda sisteme yeni ve genç sigortalıları kazandırarak pazar payımızı daha da büyütmek amacındayız” diyor.

Trend Nasıl Değişiyor?
Ergo İsviçre Genel Müdür Yardımcısı Cem Köylüoğlu, OECD’nin araştırmasına dayanarak Türkiye’de özel sigortalarının, toplam sağlık harcamaları içindeki payının gelecek 10 yılda yüzde 10’a çıkacağını söylüyor. Anadolu Sigorta Genel Müdürü Mustafa Su, SGK’nın uygulamalarını yakından takip ettiklerini, uygulamalar netleştiğinde potansiyel bir pazarın oluşması durumunda yeni ürünler geliştirdiklerini söylüyor. Gerçekten de son dönemde sağlık branşında ürün çeşitliliği artma eğiliminde. Burada etkili olan birkaç trend var. Birincisi kurumsal sigortalardaki potansiyel giderek azalıyor. Güneş Sigorta Genel Müdürü İlker Aycı, “Önümüzdeki dönemde özellikle 1.000 kişinin üzerindeki kurumsal işlerde, yeni yatırımlar olmadığı sürece, sağlık sigortası alacak mevcut kurumsal müşteri sayısının artmayacak” diyor. Bu öngörüyle sigorta şirketleri son yıllarda bireysel tarafa odaklanıyor. Mustafa Su, burada stratejinin, sadece büyük şehirlerde değil tüm Türkiye genelinde özel sağlık sigortasını yaygınlaşmak yönünde olduğuna dikkat çekiyor.

İlker Aycı, sağlık sigortası poliçelerinin son yıllarda teminat içeriği açısından limitsize yakın bir hale geldiğini söylüyor. Bu yanıyla poliçelerin risk poliçesi olmanın yanı sıra yeni özellikler edindiklerine dikkat çeken Aycı, “Özellikle kurumsal poliçelerde, çalışanların sağlıklarını yönetmek; check- up’larını, koruyucu hekimlik hizmetleri ile aşılarını yapmak ve sağlık harcamalarını yaparken özel hizmet almalarını sağlamak şekline dönüştü” diyor.

Yeni Dönem Ne Getirecek?
Güneş Sigorta Genel Müdürü İlker Aycı, sağlık sigortaların önümüzdeki 10 yıl boyunca, geçtiğimiz 10 yıl içerisindeki ortalama büyüme oranı kadar bir artışı geçmenin mümkün görünmediğini söylüyor. Bu nedenle büyümenin yine en fazla bugünkü düzeylerinde kalacağına işaret ediyor ve ekliyor: “Önümüzdeki dönemin performansında vergi avantajları, sağlık güvencesini seçme özgürlüğü, özel sağlık kurumlarındaki teşvikler, malzeme, sağlık hizmetleri ve ilaçlardaki fiyat politikaları gibi yasal mevzuat değişiklikleri etkili olacak. Ayrıca yoğun rekabetin yaşandığı bu branşta zarar etmeden büyümenin bir yolunu bulmamız gerekiyor.”

Mapfre Genel Yaşam Genel Müdürü Muhittin Yurt, sağlığın önemi düşünüldüğünde, sağlık güvencesine ihtiyaç duyan kişi sayısının özel sigortalarda hala çok düşük olmasının son derece şaşırtıcı olduğuna dikkat çekiyor. Önümüzdeki 10 yıllık dönemde bu sayının artmasını beklediğini söyleyen Yurt, “Özel sağlık güvencesinin toplumun en az yüzde 5’ine ulaşması gerçekleştirilemeyecek bir hedef değil” diyor.

Ömür Şengün/Allianz Bireysel Sigortalar Direktörü

“Dorğu Primle Çalışmazsak Sektör Büyümez”

Bilinç Arttı
Türkiye’de sigorta bilincine bağlı olarak sağlık sigortalarında da son 10 yılda gözle görülür bir artış oldu. Artık pek çok kişi hastalık, kaza gibi risklere karşı prim ödeyerek ‘özel sağlık sigortası’ yaptırıyor. Böylece sağlığını kaybetme, bakıma muhtaç kalma endişesinden ve beklenmedik sağlık risklerindeki yüksek maliyetle karşı karşıya gelmekten kurtuluyor. Sağlık sigortalarında 2003 yılında pirim üretimi 512,4 milyon TL iken 2009’da bu rakam 1 milyar 415 milyon TL’ye ulaştı.

Gelecek 10 Yıl
Önümüzdeki 10 yıla baktığımızda Türkiye’de sigorta bilincinin artmasının yanı sıra, sağlık sigortalarında işverenin de çalışanlarına özel sağlık sigortası primi ödediğini görüyoruz. Vergi yönünden de bu uygulama teşvik ediliyor. Tüm bu gelişmelere rağmen sağlık sigortalarının bugünkü durumu, gelişmiş ülkelere göre istenilen düzeyde değil. Ancak sağlık sigortasının son yıllardaki gerek teminat kapsamı gerek iş hacmi açısından gelişimi, diğer sigorta branşları arasındaki yerini güçlendirdiğini gösteriyor. Bu sağlık sigortalarının, gelecekte önemli bir yer edineceğine de işaret ediyor. Doğru risk analizleri, reel primlendirme, etkin provizyon işlemleri, yeni ürünler, etkili pazarlama yöntemleri ve sağlam satış kanalları stratejisi ile sektörün büyüme yönünde bir gelişme göstereceğini düşünüyorum.

Rekabetin Yönü
Tüm sigorta sektöründe yaşandığı gibi sağlık sigortaları branşında da fiyatlandırma, kârlılık için en önemli unsur. Günümüzde doğru aktüeryal çalışmalar yapılsa dahi rekabet nedeniyle olması gereken fiyat ile poliçe satılamıyor. Verilen düşük fiyatlar, özel şartlar ve ek hizmetler sağlık sigortacılığına darbe vuruyor. Ayrıca sunulan haklar, bir sigorta şirketinden diğerine taşınıyor ve her geçen yıl bu haklara yenilerinin eklenmesiyle şirketlerin yükümlülükleri artıyor. Sağlık branşında son yıllarda artan fiyat rekabeti, sektöre olan güvene de zarar verir boyutlara geldi. Primlerin aktüeryal esaslar çerçevesinde belirlenmesi ve her şirketin, bu prime sadece kendi hizmet ve altyapı maliyetlerini ekleyerek primlerini oluşturması önemli. Ancak bu sayede sektör, sadece hizmetlerin yarıştığı, kârlı bir şekilde büyüyen bir trendi yakalayabilir.

HANDE D.SÜZER
hdemirel@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz