"Kişisel güvenlik farkındalığı artıyor"

Tüketicilerin “sağlık ve iyi yaşam” bakış açısını gözetmeye başladığına işaret eden Ogilvy İstanbul CEO’su Emine Çubukcu, yeni dünyada kişisel güvenlik farkındalığının çok yüksek olacağını vurguluyor.

23.06.2020 12:47:000
Paylaş Tweet Paylaş
"Kişisel güvenlik farkındalığı artıyor"

Sağlık ve iyi yaşam (Health & Wellness), hayatımıza son 10 yılda girmiş bir kavram gibi görünse de temelleri binlerce yıllık doğu kültürüne dayanıyor. Batı’da 1960’larda filizlenmeye başlıyor ve şimdi Covid-19 ile birlikte hayatımızın daha da merkezinde…

Günlük yaşantımız Covid-19 ile yeni baştan şekillenirken sağlığımıza, iyi yaşamaya verdiğimiz önem birdenbire arttı. Ancak bu trendi besleyen gelişmeler Covid-19 öncesinde de vardı. Hayat tarzına bağlı hastalıklardaki artış, yeni dönemde ortaya çıkan gıda alerjileri ve ruhsal/zihinsel hastalıklar, bilinçlenen tüketiciler, giyilebilir ve sağlığımızı kontrol eden teknolojiler bu sürecin yansımaları…

Bunların yanında sağlığı koruma motivasyonunu artıran başka unsurlar da var. Sağlığın pahalı bir harcama kalemi olması; artan nüfus ile sürdürülebilir gıda kaynakları arasındaki ters orantı yalnızca iki örnek...

Bütün bu örneklerden yola çıkarak, tüketicilerin bir süredir günlük hayatlarında ve satın alma kararlarında “sağlık ve iyi yaşam” bakış açısını gözetmeye başladığına işaret eden Ogilvy İstanbul CEO’su Emine Çubukcu, “WARC’ın Aralık 2018 tarihli araştırmasına göre küresel iyi yaşam endüstrisinin 4,2 trilyon dolarlık bir pazar… Covid-19’un ardından yapılacak yeni araştırmalar, eminim, daha da dikkat çekici rakamlar ortaya koyacak” öngörüsünde bulunuyor.

Hazırlıksız yakalandığımız salgınla birlikte stres yönetimi, uyku problemleriyle ve yalnızlık hissiyle başa çıkma, sağlıklı beslenme daha da önem kazandı. WARC’ın Mart 2020 verileri , her 5 tüketiciden 4’ünün (%86) Covid-19’dan korunmak için davranışlarını değiştirdiğini gösteriyor.

Emine Çubukcu, bu dönüşümün markalara olan yansımasına ilişkin değerlendirmesinde, önümüzde şekillenen yeni dünyada tüketicilerin kişisel güvenlik farkındalığının çok yüksek olacağını vurguluyor. Bu da markaların kendilerini bu yeni dünyaya adapte etmesi zorunluluğunu getiriyor.

Markalar için harekete geçme zamanı

Ogilvy İstanbul CEO’su, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Tüketicilerin üçte ikisi, iyi yaşam kavramını markaların temel misyonları içinde görmek istiyor. Aynı tüketiciler, gelecekte sadece bunu başarabilen markaların ayakta kalacağına inanıyor. Öte yandan konuya sorgulayarak yaklaşanlar çoğunlukta. Günümüzde markaların mevcut vaatlerini inandırıcı bulanların oranı yalnızca %41. Dolayısıyla sağlık ve iyi yaşamın, ev aletlerinden otomotive, lojistikten hızlı tüketim ürünlerine her sektörde öncelik haline geldiği bir dönemin eşiğindeyiz. Böyle bir dönüm noktasında bulunmak aynı zamanda büyük fırsatlar anlamına geliyor. Her marka bu konuda güçlü vaat ve davranışları olan bir markaya evrilebilir. Hedef kitlesini akıl, beden ve ruh sağlığına hizmet edecek çözümlerle buluşturarak fark yaratabilir.”

Her dönüşüm marka gerçekleriyle ve kültürüyle uyumlu olmalı

Ogilvy’nin yükselen sağlık ve iyi yaşam trendinin gerçek kapsamını ve dönüştürücü etkisini erken bir dönemde keşfettiğini belirten Emine Çubukçu, “İki yıl önce hayata geçirdiğimiz global Health & Wellness inisiyatifimizi, Covid-19 döneminde ortaya çıkan yeni ihtiyaçlarla geliştirdik. Bu inisiyatif, markaları yeni döneme hazırlayacak güçlü bir temel sunuyor. Bu temeli nasıl inşa ediyoruz? Öncelikle Ogilvy’nin küresel Davranış Bilimleri Merkezi’nin iç görülerini yanımıza alıyoruz. Sonra markalarımızı sağlık ve iyi yaşam merceğinden inceliyoruz. Araştırma ve danışmanlık adımı ile başlattığımız çalışmayı ürün/platform geliştirmeyle sürdürüyor, iletişim kanallarına taşıyarak döngüyü tamamlıyoruz. Markalara sağlık ve iyi yaşam yolculuklarında eşlik ederken verdiğimiz hizmet marka stratejisi de olabiliyor, sosyal sorumluluk projesi geliştirmek de… Ekip olarak iç iletişim, PR, reklam ve sosyal meda kampanyaları kadar sürdürülebilir ambalaj hatta ürün projeleri ya da platform fikirleri geliştirmeyi de seviyoruz. Bütün bunları yaparken iletişim profesyoneli olmanın getirdiği güçlü kaslarımız bize çok yardımcı… Her dönüşüm gibi bunun da marka gerçekleriyle ve kültürüyle uyumunu kritik buluyoruz. Bu yüzden her çözümün markaya özel geliştirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Ve elbette uzun vadeli bakış açısı, paydaşlarla birlikte hareket etme gibi temel hassasiyetleri gözeterek…” diye konuştu.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz