Merkez Bankası faizi sabit bıraktı

Merkez Bankası, 2021 yılının ilk Para Politikası Kurulu toplantısının ardından yüzde 17 olan politika faizinde değişikliğe gitmediğini açıkladı.

21.01.2021 14:12:000
Paylaş Tweet Paylaş
Merkez Bankası faizi sabit bıraktı

Merkez Bankası, yılın ilk Para Politikası Kurulu toplantısının ardından faiz kararını açıkladı. TCMB, politika faizinde bir değişikliğe gitmeyerek politika faizini yüzde 17'de sabit tuttu.

Karar sonrası döviz kurlarında ilk tepki

Beklentilere paralel gelen faiz kararı sonrasında dolar ve euro kurlarına kayde değer bir hareketlilik yaşanmadı. Dolar/TL 7,37-7,38 düzeyinde; euro/TL ise 8,97-8,98 civarında değerleniyor.

TCMB önceki bir önceki toplantısında faizi beklentilerin üzerinde artırarak, yüzde 15'ten yüzde 17'ye çıkarmıştı.

Merkez Bankası Beklenti Anketinde enflasyon beklentisi yıl sonu için yüzde 11,15, 12 ay sonrası için yüzde 10,53 ve 24 ay sonrası için yüzde 9,14 seviyesinde bulunuyor. TCMB'nin enflasyon beklentisi ise 2021 yıl sonu için yüzde 9,4 seviyesinde bulunuyor. TÜİK en son tüketici fiyatlarını yıllık yüzde 14,60 olarak açıklamıştı.

Piyasa beklentileri ne yöndeydi?

Reuters anketine katılan 20 kurumun 15'i Ocak ayında politika faizinin sabit tutulmasını, 5'i ise faizlerde artış bekliyor. Artış beklentilerinin üç tanesi 50, diğer ikisi ise 100 baz puan yönünde. Foreks anketine katılan 20 ekonomistin 16'sı faizin değiştirilmeyeceği, 4'ü ise artırım kararı alınacağını öngördü. Ekonomistlerden 2'si TCMB'nin Ocak toplantısında 50 baz puan, 2'si ise 100 baz puan faiz artırımı kararı alacağını tahmin etti. AA Finans'ın piyasa beklenti anketinde ise, 34 ekonomistin 2'si 50 baz puan, 4'ü 100 baz puan artış beklerken, 28 ekonomist değişiklik olmayacağını tahmin ediyor.

TCMB'den faiz kararı sonrası yapılan açıklamada şöyle denildi:

"Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta  vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 17 düzeyinde sabit tutulmasına  karar vermiştir.

İktisadi faaliyet güçlü bir seyir izlemektedir. Salgına bağlı  kısıtlamaların ekonomi üzerindeki aşağı yönlü etkileri, geçtiğimiz  yılın ikinci çeyreğine kıyasla daha sınırlı seyretmekle birlikte,  hizmetler ve bağlantılı sektörlerdeki yavaşlama ve bu sektörlerin kısa  vadeli görünümüne dair belirsizlikler devam etmektedir. Salgın  döneminde sağlanan yüksek kredi büyümesinin birikimli etkileriyle güç  kazanan iç talebin cari işlemler dengesi üzerindeki olumsuz etkisi  devam etmektedir. Diğer taraftan, finansal koşullardaki sıkılaşmayla  birlikte son dönemde kredi büyümesi yavaşlamaya başlamıştır.

İç talep koşulları, döviz kuru başta olmak üzere birikimli maliyet  etkileri, uluslararası gıda ve diğer emtia fiyatlarındaki yükseliş ve  enflasyon beklentilerindeki yüksek seviyeler, fiyatlama davranışları  ve enflasyon görünümünü olumsuz etkilemeye devam etmektedir. Kasım ve Aralık PPK toplantılarında gerçekleştirilen güçlü parasal  sıkılaştırmanın krediler ve iç talep üzerindeki yavaşlatıcı  etkilerinin daha belirgin hale gelmesi beklenmekte, böylelikle  enflasyon üzerinde etkili olan talep ve maliyet unsurlarının kademeli  olarak zayıflayacağı öngörülmektedir. Öte yandan, uluslararası emtia  fiyatlarındaki gelişmeler, bazı sektörlerde belirginleşen arz  kısıtları ile gerçekleştirilen ücret ve yönetilen fiyat ayarlamaları,  orta vadeli enflasyon görünümü üzerindeki önemini korumaktadır. Bu  doğrultuda Kurul, 2021 yılsonu tahmin hedefini dikkate alarak,  enflasyonda kalıcı düşüşe ve fiyat istikrarına işaret eden güçlü  göstergeler oluşana kadar sıkı para politikası duruşunun kararlılıkla  uzun bir müddet sürdürülmesine karar vermiştir. Enflasyonda kalıcı  düşüşe ve fiyat istikrarına işaret eden güçlü göstergeler kapsamında  enflasyonun ana eğilimi ve fiyatlama davranışlarına ilişkin  göstergeler, yayılım endeksleri, talep ve maliyet unsurları ve  enflasyon beklentilerinin tahmin ufku içerisinde hedeflerle uyumu  yakından izlenecektir. Gerekmesi durumunda ilave parasal sıkılaşma  yapılacaktır.

Sıkı para politikası duruşunun, fiyat istikrarını kalıcı olarak  tesis etmesinin yanında, ülke risk primlerinin düşmesi, ters para  ikamesinin başlaması, döviz rezervlerinin artış eğilimine girmesi ve  finansman maliyetlerinin kalıcı olarak gerilemesi yoluyla  makroekonomik ve finansal istikrarı olumlu etkileyeceği  değerlendirilmiştir.

TCMB karar alma süreçlerinde orta vadeli bir perspektifle,  enflasyonu etkileyen tüm unsurları ve bu unsurların etkileşimini temel  alan bir analiz çerçevesi benimsemektedir. Açıklanacak her türlü yeni  verinin ve haberin Kurul’un geleceğe yönelik politika duruşunu  değiştirmesine neden olabileceği önemle vurgulanmalıdır."


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz