Daha az karmaşa

Türkiye’nin önde gelen 12 şirketinin sadeleşme stratejisini ve elde ettikleri kazancı araştırdık.

1.08.2012 00:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
Daha az karmaşa

Gelecekte daha da kısıtlı olacağını da aklınızda tutun” diyor. Dünyada ve Türkiye’de Ott’un bu tavsiyesini dinleyen şirketler var. İngiliz perakende zinciri Tesco, müşterilerinin istedikleri ürünü hızla bulabilmesi için bu yönde çalışmalar yapıyor. Tipik bir markette tüketicilerin aradıkları 40 ürünü bir arada bulma olasılığının yüzde 20 olduğundan hareketle Tesco, market içinde raf dizaynını basitleştirdi. Müşterileri arasında yaptığı anketlerde istenilen ürünü bulma oranını yüzde 95’lere çıkardı. Türkiye’de önde gelen duty free zincirlerinden Unifree de mağazalarındaki sunumlarını sadeleştirme yoluna gidiyor. Tüm mağaza içi sunumları, ürün gruplarının daha kolay bulunabilmesi ve promosyonların öne çıkarılması amacıyla yeniden yapılandırılıyor. Ürünlerin açık ve net bir biçimde alt kategorilere ayrılmasıyla müşterilere daha kolay seçim yapma imkanı vermek istediklerini belirten Unifree Genel Müdürü Ali Şenher, “Bu yalınlaşma adımlarıyla geçen yıla göre tüm operasyonlarımızda toplam yüzde 17,9 hasılat artışı yakaladık. Bu yıl da yolcu sayısında yüzde 14,3 ve hasılat artışında ise yüzde 16,2 artış bekliyoruz” diye konuşuyor.

7- PORTFÖYLER HAFİFLİYOR
MARKA SAYISI AZALIYOR

Marka sayısındaki çokluk da ayrı bir karmaşa konusu,., Bu alanda da sadece 40 markalık portföyüyle Apple örnek olarak gösteriliyor, Bu sorun, özellikle çok uluslu şirketlerde kendini gösteriyor, Çok uluslu şirketler, farklı pazarlarda yerel markaları alarak portföylerinde kısa vadede satış ve tanınırlık sağlasa da uzun vadede yük yaratıyorlar, Bu nedenle 2000'li yılların başından bu yana P&G, Kraft, Nestle, Colgate Palmolive gibi çok uluslu şirketlerin marka sayısında yalınlığa gittiği görülüyor, P&G, 26 farklı çeşit Head&Shoulders şampuanını 15'e indirerek satışlarını yüzde 10 artırdı, Örneğin Unilever stratejik bir değişikliğe giderek 1,400 markalık marka portföyünü 400'e indirdi, Daha az sayıda markaya daha çok iletişim desteği vererek her birini 1 milyar dolar üzerinde cirolu global markalar haline getirdi, Unilever Türkiye CEO'su izzet Karaca, “Geçtiğimiz yıllarda öncelik vermeyeceğimiz markalardan çıktık. Artık marka sayımız sabit, Kuvvetli markalarımız üzerinden büyümeye odaklıyız” diyor.
KONSOLİDE EDİLİYOR
Koç Üniversitesinden Doç, Dr, Ayşegül Özsomer de bu konuda görüşünü şöyle dile getiriyor: “Marka portföyündeki karmaşa, zaman içinde hem yönetici ve insan kaynakları hem iletişim ve finansal olarak sürekli destek ister, Portföylerdeki göreceli küçük ve orta boy markalar çok uluslu şirketlerin başarı modeline ters düşer.” Türkiye'de ise Eti 2007'de Sultani, Yulaflı, Kepekli, Kurabi ve Yulaflı sütlü kremalı ürünlerini Burçak markası altında topladı. Eti Pazarlama Grup Başkanı Şule Atabey Samlı, “Eti olarak büyümenin, güçlü ve büyük markalarla gerçekleşeceğine inanıyoruz, Burçak konsolidasyonu sonrasında hacimsel olarak 5 yılda yüzde 100 büyüyerek 2011 yılında 100 milyon TL'lik bir ciroya ulaştık” diye konuşuyor, Ayşegül Özsomer de marka portföyündeki basitleştirmenin tüketiciye artısı olduğuna değiniyor: “Rekabet ve piyasadaki marka sayısı artıkça iletişimdeki gürültü ve kalabalık da artar, Halbuki gelir seviyeleri ve sunulan opsiyonlar artıkça, tüketiciler daha zor beğenir ve seçici olur.”

8- FİNANSAL SADELEŞMENİN GÜCÜ
Tabii süreçlerde basitleştirme sadece bu alanlarla sınırlı kalmıyor. Dünyada şirketler, özellikle finansal alanda ciddi sadeleştirmelere gidiyor. Çok uluslu şirketlerin karmaşıklık maliyetini sürekli olarak ölçümleyen ve Warwick Business School tarafından hazırlanan Global Yalınlık Endeksi (GSI) 2011 yılı sonuçlarına göre, devler gereksiz karmaşa nedeniyle kârlılıkta, yüzde 10 kayıp yaşıyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz