Bisikletimle konuşuyorum

Teknosa CEO’su Bülent Gürcan, bisikletini “arkadaşı” olarak tanımlıyor...

1.06.2017 14:52:010
Paylaş Tweet Paylaş
Bisikletimle konuşuyorum
* Bisiklete günlük ya da haftalık olarak ne kadar vakit ayırabiliyorsunuz?
 Hafta içi vaktim olursa işten çıktıktan sonra sahilde biniyorum, gece geç vakit de olabiliyor. Ama asıl sabah erken saatlerde binmeyi seviyorum. Uzun uzun ve doya doya bindiğim zamanlar ise hafta sonları oluyor. Hemen hemen her hafta sonu biniyorum. Sadece hava çok soğuksa binmiyorum, çok cazip olmuyor.
* En sevdiğiniz bisiklet rotaları nereler?
 Çiftehavuzlar’da oturuyorum. Evden çıkıp Fenerbahçe Orduevi’nden başlayarak sahil yolundan Kartal’a kadar giden rota en sevdiğim. Bisikleti taşıma derdim olmuyor, evden çıkıp eve dönüyorum. Gerçek bisikletçiler, bu yolu sevmeyebilir; çünkü zorlayıcı bir rota değil. Toplam 25-30 km mesafe ediyor. Moduma da bağlı olarak 1-1,5 saat arasında değişiyor. Biraz daha zorlayıcı olan rotam ise Moda- Küçükçamlıca arası. Yoğurtçu Yokuşu’nu çıkmak zorluyor ama inişi müthiş keyifli oluyor. Bunun biraz daha zor olanı aynı rotayı Moda’ya uğramadan Acıbadem üzerinden yapıp, Büyükçamlıca’ya gitmek. Bunların dışında eğer üşenmeyip bisikleti taşımak istersem Polonezköy ve Belgrad Ormanları var. Buralara grup halinde gitmeyi tercih ediyorum. Geçmiş dönemlerde Hillside bisiklet kulübüne gidiyordum. Oradan 2 arkadaşım var, onlarla biniyoruz.
*Ailenizle birlikte biniyor musunuz? 
 Hayır, gelmiyorlar. Hatta onların bisikleti de yok. Aslında biz eşimle evli olmadığımız dönemde birlikte bisiklet biniyorduk. Ancak bir kaza geçirdi. Neyse ki bir şey olmadı ama olabilirdi. O şekilde soğudu bisikletten.
* Yurt dışı tatillerinizde de bisikletle keşif yapmayı sever misiniz?
 Yurt dışında bisiklete binmeyi sevdiğim şehirler Londra ve Barcelona. Londra bisiklete binmek için çok uygun bir şehir değil ancak orada bile çok keyif alıyorum. Hollanda ise bisiklet konusunda gıpta ettiğim bir ülke. Bisiklet tamamen hayatın bir parçası haline gelmiş. 2 yıl önce iş için 15 günlük bir seyahat yapmıştım. Her gün bisiklete binmiştim. Otelin bisikletleri vardı, kiralamıyorsun, istersen kullanabiliyorsun. Toplantıya bisikletle gittiğimde insanların şaşıracağını sanmıştım ama çok doğal karşıladılar. Gazelle diye bir markaları var, ona bayıldım.
* Bugüne kadar en uzun gittiğiniz rota hangisi oldu?
 Bir keresinde Çamlıca üzerinden Boğaz’a gidip Kanlıca’da yoğurt ve tost yeme hayaliyle yola çıktım. Gitmek çok keyifliydi ama dönüşte pişman oldum. Biraz abartmışım, bir daha da o rotayı yapmadım. Ben dağ bisikleti kullanıyorum. Aslında şehir bisikletiyle bu yollar daha keyifli olabilir ama dağ bisikletinin her yerde atlayıp zıplamasını çok seviyorum. Şehir bisikletinin lastiği patlayabiliyor, kaldırıma çarptığı zaman zedelenebiliyor, yolda kalabiliyorsunuz. Dağ bisikleti her tarafa giriyor.
* Bu konuyla ilgili ilginç bir anınızı paylaşır mısınız?
 Şu an kullandığım bisikletime ilk aldığım zaman bir bisiklet turuna denk geldim. Taksim’de toplanıp Anadolu Yakası’na Boğaz Köprüsü’nden geçilecekti. Yepyeni bisikletimle ilk kez Boğaz Köprüsü’nden geçme fikri beni çok heyecanlandırmıştı. Bisikletimi taşıcıya yerleştirdim ve eşimle yola çıktık. Köprüden Taksim’e geçerken bisiklet taşıyıcıdan düştü. Neyse ki pazar sabahı olduğu için yoğun trafik yoktu, arabalar bisikletimin üzerinden geçebilirdi. Köprüde arabadan inmek de çok tedirgin ediciydi. Sonuç olarak bisikletimin tekerleği sekiz olmuştu. Fakat o kadar binesim vardı ki yine de bindim. Boğaz Köprüsü’nden 8 çizen bir lastikle dönmüş oldum. Ama çok keyifsiz oldu. Bir daha da fırsat bulup köprüden geçemedim.
* Hiç yarışlara katıldınız mı? Katılmayı düşünüyor musunuz?
 Katılmadım, açıkçası niyetim de yok. Daha çok hobi olarak kalmasını istiyorum. Ama kendimle yarıştığımın farkındayım. Aslında iş hayatında da böyleyim. Hiçbir konuda kimseyle yarışmıyorum. Hep kendi yaptığımın daha iyisini yapmaya çalışıyorum.
* Bisikletten öğrendiğiniz ve hayatınızda uyguladığınız bir ders var mı?
 Bisiklet, arkadaşlarınla bindiğin zaman bir takım oyununa dönüşüyor. Bir rampa çıkarken herkes aynı hızda olamayabiliyor. Orada asla yalnız bırakıp gitmiyorsunuz. Bazen çok keyifli giderken arkadaşınızın lastiği patlıyor, hep beraber yürüyerek dönüyorsunuz. Ayrıca işini ne kadar seversem seveyim bisiklet stres zamanlarında müthiş bir deşarj. O yorulma hissi beni çok rahatlatıyor.
* Hem hobilerinize hem ailenize hem de yoğun iş temposuna zaman ayırmak zor. İş-özel yaşam dengenizi nasıl sağlıyorsunuz?
 Cumartesi çalıştığım için eğer bisiklete bineceksem mutlaka sabah çok erken kalkarak binmem gerekiyor. Cumartesi günleri mağazalarımız sabah 10’da açılıyor ve ben de o saatte bir mağazada olmaya çalışıyorum. Sabah 7 gibi biniyorum. O saatte zaten eşim ve kızım uyuyor. Pazar sabahı yine onlar uyanmadan ben bisiklete binmiş oluyorum. Böylece onlarla kahvaltı edebiliyorum. Yani uykumdan fedakarlık ediyorum. Hafta içi akşamları bindiğim zaman akşam yemeğinden feragat ediyorum. Çok yoğun bir çalışma temposunda içinde olduğumu biliyorlar ve kendime birkaç saat özel zaman ayırmama anlayış gösteriyorlar. Bunu yapamasaydım hem işteki çalışmalarım hem onlara ayırdığım zaman kalitesizleşirdi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz