Bisikletimle konuşuyorum

Teknosa CEO’su Bülent Gürcan, bisikletini “arkadaşı” olarak tanımlıyor...

1 HAZİRAN, 20170
Paylaş Tweet Paylaş
Bisikletimle konuşuyorum
Nil Dumansızoğlu
ndumansizoglu@capital.com.tr

Sokaklarda büyümüş şanslı nesilden herkesin çocukluk anılarında mutlaka bir bisiklet vardır… Teknosa CEO’su Bülent Gürcan da bu neslin temsilcilerinden biri. Çocukluk hevesini bugün bir hobiye çeviren Gürcan, yoğun iş temposundan kaçışı bisiklette buluyor. Mümkün olan her hafta sonu bisiklete bindiğini ifade ediyor ve “Ailem de çok yoğun bir çalışma temposunda içinde olduğumu biliyor ve kendime birkaç saat özel zaman ayırmama anlayış gösteriyor. Bunu yapamasaydım hem işteki çalışmalarım hem onlara ayırdığım zaman kalitesizleşirdi” diyor. “Bir kere sihirli bir alet, iki tekerleğin üzerinde duruyor! Bence müthiş bir buluş…” Gürcan, bisiklete olan hayranlığını böyle masalsı bir dille anlatıyor. Bisikletini öyle çok seviyor ki ondan “arkadaşım” diye bahsediyor. Biz de onunla bu tutkusu üzerine sohbet ettik:
* Hepimizin çocukluk hayallerinden biri bisikletti. Sizin bisikletle ilk karşılaşmanız nasıl oldu?
 Çocukluğumun yazları, Yalova’daki yazlığımızda geçti. Orada büyük siteler vardı. Site içinde trafik de olmadığı için çok rahat bisiklet binebiliyorduk. Benim ilk bisiklet merakım da orada başladı. Vodafone’un CEO’su Serpil Timuray’ın ağabeyi Tuncer, bizden biraz daha büyüktü ve bisikletle çok güzel hareketler yapardı. O benim gözümde müthiş bir idoldü. İlk bisikletim açık mavi bir Pinokyo’ydu. 10 yaşında sünnetle beraber alınmıştı. Pinokyo’yu çok severdim, Polo’ya da çok özenirdim. Sonra Peugeot ve ardından Bianchi’ye geçtim. En sonunda şu anki “sevgilime” kavuştum: Specialized’in Hardrock modeli. Öyle çok pahalı bir bisiklet değil ama her istediğimi veriyor. 6-7 yıldır biniyorum.
* Eskiden çocukların en büyük eğlencelerinden biri aksesuarla bisikletlerini süslemekti. Sizin böyle hevesleriniz var mıydı?
 Kesinlikle! O zamanlar ne cep telefonu ne walkman var. Ben de bisikletime pilli radyo bağlamıştım. Muhtemelen de TRT3 dinliyordum. Müthiş bir keyifti. Jantlara mandalla karton tutturduk. O sürtündükçe motosiklet gibi ses çıkarırdı. Yalova’da hemen hemen her sitede bisiklet tamircileri ve aksesuar satan dükkanlar vardı ama en güzeli şehir merkezinde olandı. Oraya gittiğimde çok mutlu olduğumu hatırlıyorum.
* Çocukken İstanbul’da biniyor muydunuz yoksa yaz eğlencesi miydi?
 İstanbul’da binmiyordum, burada bisikletim de yoktu. 15 yıl boyunca voleybol oynadım. Dolayısıyla kışın, gündüz okul ve akşamları voleybol benim bütün zamanımı alıyordu. Hafta sonları mutlaka maçım oluyordu. Kadıköy Bahariye’de oturuyorduk, okulum da Saint-Joseph Lisesi’ydi, yürüyerek gidip geliyordum. Voleybolu bıraktıktan sonra bütün spor merakımı bisiklete yönlendirdim. Şimdi yaz-kış biniyorum.
* Bisikleti bir spor aracı olarak seçmenizin nedeni nedir? Size nasıl faydaları oluyor?
 Her şeyden önce bisikleti bir obje olarak çok seviyorum. Bir kere sihirli bir alet, iki tekerleğin üzerinde duruyor! İmkansız gibi ve bence müthiş bir buluş. Bisiklet üzerinde rüzgarın bedenime vurmasını, rüzgarı hissetmeyi çok seviyorum. Bisikletimi arkadaşım gibi görüyorum. Hatta uzun zaman binmezsem özlüyorum. Zaman zaman örneğin bir rampada zorlanırken “Hadi aslanım hadi!” diye onunla konuştuğum oluyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.