İki tekerde büyük keyif

Gülfem Çakmakçı ve Çetin Çakmakçı ile bisiklete duydukları ilgiyi ve bunun yaşamlarına kattıkları değeri konuştuk.

1.06.2013 00:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
İki tekerde büyük keyif


Bisiklete olan ilginiz ne zaman ve nasıl başladı?
GÇ: Ben kendimi bildim bileli bisiklet üzerindeyim. Ağabeyi olan biriyim, o nedenle ağabeyimin peşinden bisikletle koşuyordum. Hatta genelde yeni bisikletler bana alınıyordu, ağabeyim sağ olsun ben binemeyeyim diye hepsinin selelerini yükseltiyordu. Ama ben o kadar inatçı ve iddialıydım ki o yüksek selelerde parmağımın ucu ile sürüyordum. Yani bisiklete binmem küçüklüğümde ağabeyimin yanında küçük ördek yavrusu şeklinde başladı. Daha sonra bisiklet hayatımda hep oldu. Şu anda kullandığım bisiklet biraz daha dağ bisikleti. Bu tarz bir bisiklete geçişim ve Belgrad Ormanı ile bütünleşmem ise 2010 yılında oldu.

ÇÇ: Yaş olarak Gülfem’den daha büyük olduğum için benim zamanımda Türkiye’de daha doğru dürüst bisiklet yoktu. Ancak bizim evde nereden geldiğini bilmediğim Peugeot 3 vitesli bisiklet vardı. O nedenle hayatımda hep bisiklet oldu. Önce Gülfem ve eşi Ufuk’un başladığı ve sonra benim başladığım bisiklet tamamen ayrı bir şey. O bir hayat tarzı. İnsanın iş hayatından sosyal hayatına, ev hayatından kendisine olan her şeyi etkileyen bir faktör. Hayat onun çizdiği yolda yürümeye başladı.

İki Teker grubuna nasıl dahil oldunuz?
ÇÇ: Gruba 2011 yılının başında başladık.

GÇ: Biz Zekeriyaköy’de oturuyoruz. Çetin de benim kayınbiraderim. Önce 2010 yılında yine bir arkadaş grubu ile daha küçük çiftlerle bisiklet turuna çıkmaya başladık. Daha düzgün, sakin, efendi efendi dağ bisikleti yapıyorduk. Belgrad Ormanı’nda buluştuğumuzda orada kasklı, çenelikli korumalı bir bisiklet grubu gördük ve onlarla konuşmaya başladık. Ne yaptıklarını, nerelere gittiklerini sorduk. “Biz öyle efendi efendi binmiyoruz, ağır işler yapıyoruz... ” dediler. O gruba dahil olmak istedik, bizi denediler ve kabul edildik.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz