Demireller yeni yatırımlarla büyüyecek

Konya Ereğli’de doğan Demireller Şirketler Grubu’nun tarihi 1959 yılına dayanıyor. Merhum Kazım Demirel’in ilk olarak bir akaryakıt istasyonu kurarak başlattığı serüven, günümüzde 5 farklı alanda toplam 250 çalışanla faaliyet gösteren bir grup doğurmuş. Grubun üçüncü kuşak isimlerinden olan ve finans direktörlüğü görevini yürüten Halime Demirel Akbel, önümüzdeki dönemde de yatırımlara devam edeceklerini söylüyor. Demirel, yeni bir yol dinlenme tesisi inşa ettiklerini, bunun yanında madencilik ve akaryakıt alanında da yeni hamleler geleceğini belirtiyor. Üçüncü kuşak olmanın hiçbir dezavantajını yaşamadığını, aksine çok avantajını gördüğünü anlatan Demirel, grubun yeniliğe çok açık olduğunun altını çiziyor.

9 EYLÜL, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Demireller yeni yatırımlarla büyüyecek

Grupta toplam kaç kişi çalışıyor ? 
Şirketler grubumuzda toplam 250 kişi çalışıyor. 

Önümüzdeki dönemde hangi alanlarda büyümeyi hedefliyorsunuz? 
Madencilik sektöründe boksit satışında Türkiye lideriyiz ve bu sektördeki yatırımlarımız devam ediyor. Yeni projelere yönelik fizibilite ve Ar-Ge çalışmaları aralıksız sürüyor. Dinlenme tesisi işinde de iki yeni yer daha açmayı planlıyoruz. Bunların ilkinin açılışı 2016’da olacak. Ayrıca halen 4 olan akaryakıt istasyonu sayımızı 6’ya çıkaracağız. 

Grupta sizin göreviniz nedir? 
Ben grupta üçüncü kuşak olarak yer alıyorum. 1984 doğumluyum ve 2007 yılında Bilkent Üniversitesi işletme Fakültesi’nden mezun oldum. Mezuniyetin ardından madencilik sektöründe faaliyet gösteren firmamızın satış departmanında çalışmaya başladım. Daha sonra finans departmanına geçtim ve çalışma hayatıma oradan devam ettim. Halen tüm firmalarımızın finans direktörlüğü görevini yürütüyorum. 

Sizce Türkiye’de aile şirketi olmanın öne çıkan avantaj ve dezavantajları nelerdir?
Dünyada en yaygın görülen şirket tipi aile şirketleridir. Dünya genelinde bu oran yüzde 65-85 arasında değişir. Aile şirketlerinin ortalama ömrü 25 yıldır. Bu şirketlerin yüzde 30’u ikinci kuşağa, yüzde 12’si üçüncü kuşağa geçebiliyor. Dördüncü kuşağa geçebilme oranı ise sadece yüzde 3’te kalıyor. Aile şirketlerinin çöküş nedenlerine bakıldığında ağırlıklı neden, akrabalık bağlarının profesyonel iş hayatına karıştırılması olarak öne çıkıyor. Roller ve beklentiler iç içe geçiyor. Aile bağlarındaki duygusallıkla iş hayatındaki mantıklı davranma kavramları birbirine karışıyor. Aile şirketlerinin öne çıkan ilk avantajı hedef ve amaçlarının bir olması. İşletmeye kesin bir bağlılık vardır ve çalışma zamanı konusunda esnektir. Firmanın her departmanında çalışma şansınız olur. Konular hakkında kararlar alma süresince rahatlıkla görüş bildirebilirsiniz. Ayrıca karar alma süreleri de büyük kurumsal firmalara göre daha kısadır. Ancak aile şirketlerinin önemli dezavantajları da var. Örneğin ataerkil bir yönetim yapısının hakim olması sorun yaratabilir. İş yerindeki pozisyonlar yakınlık derecesine göre belirlenebilir. Bu durum özellikle kariyer planlamalarında ciddi sıkıntılara neden olabilir. Çünkü kariyer gelişimi aile bağlarına göre değil performansa bağlı olmalıdır. Ayrıca devir planlarının olmayışı ve aile fertlerinin menfaatleriyle şirket menfaatlerinin birbirine karıştırılması da aile şirketlerinde ortaya çıkabilecek diğer problemler arasında yer alıyor.

Aile şirketlerinde kuşak çatışması yaşanıyor mu? 
Aile şirketlerinde elbette ki kuşak çatışmaları yaşanıyor. Ama ben bunu çok doğal bir süreç olarak görüyorum. Mevcut hayatın içinde yer alan babyboomers (patlama kuşağı) , X, Y ve Z kuşakları birbirinden çok farklı dört kuşak. Ama burada önemli olan kuşaklar arasındaki uyumu yakalayabilmek. Her kuşağın kendine has özellikleri var. Bunun yanında birbirlerinden öğrenecek de çok şeyleri var. 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.