"Afyon’un Öncüleri"

Afyon son dönemin Anadolu kaplanlarından biri... Mermerden gıdaya, tekstilden turizme birçok alandaki gelişimiyle dikkat çekiyor. İşte bu gelişmeyi sürükleyen en büyük etken ise, köklü sanayici ail...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Afyon’un Öncüleri

Afyon son dönemin Anadolu kaplanlarından biri... Mermerden gıdaya, tekstilden turizme birçok alandaki gelişimiyle dikkat çekiyor. İşte bu gelişmeyi sürükleyen en büyük etken ise, köklü sanayici ailelerin girişimleri. Afyon’un 5 büyük ailesi birçok konuda öncülüğü üstleniyor.  Özerler, Oruçoğlu, Demirayak, Reis ve İkbal aileleri yatırımlarda ve istihdamda önemli rol oynuyor. Onların hızlı gelişimi Afyon ekonomisini sürüklüyor ve diğerlerine de örnek oluyor.

Afyon, Anadolu’nun kavşak noktalarından biri. Ege Bölgesi’nin doğusunda yer alan il, Orta Anadolu’yu Ege Bölgesi’ne bağlayan en önemli geçit noktasında bulunuyor. Kavşak noktası olması nedeniyle de sadece güneye tatile gidenlerin değil,  Kuzey’den Güney’e, Batı’dan Doğu’ya herkesin uğrak yeri.

Bu il, tatilciler için modern dinlenme tesisleri ve termal turizmi ile tanınıyor. Dünyaca ünlü Afyon taşı ise kentin zenginlik kaynaklarının başında geliyor. Ancak, Afyon sadece mermer üretiminde değil, başta gıda olmak üzere lastik, tekstil ve dağıtım sektörlerinde hiç de azım sanamayacak yatırımlara sahip.

Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalı olan Afyon’da sanayileşmenin başlaması 70’li yıllara dayanıyor. Geri kalmış yörelere verilen desteklerle yavaş yavaş serpilmeye başlayan sanayileşmede, özellikle 1980’li yıllar ve sonrasında ciddi mesafeler kat edildi.

İşte Afyon’un bu atağında doğal kaynakları ve coğrafi konumunun yanı sıra, girişimci sanayicilerinin de büyük rolü var. Özellikle sanayi geleneğine sahip bazı aileler, bugün Afyon’un gelişme sürecinde çok önemli rol oynuyor. Birçoğunu yakından tanımadığınız, bilmediğimiz Afyon’un sanayici aileleri, birbiri ardına gerçekleştirdikleri yatırımlarla, ilin ekonomisini taşıyor.

Kurdukları şirketler, yaptıkları yatırımlarla önemli miktarda istihdam da sağlayan Afyonlu sanayici aileler arasında 5 tanesi ilk sıralarda yer alıyor ve dikkatleri çekiyor. Bunlar; Özerler, Oruçoğlu, Demirayak, Reis ve İkbal aileleri...

Afyon ve bölgesinden elde edilen yaklaşık 300 bin metreküp mermerin hemen hemen yarısı bu ailelerin şirketleri tarafından çıkarılıp işleniyor. Gıda sektöründe faaliyet gösteren fabrikaların büyük bir kısmı bu ailelerinin işletmeleri arasında yer alıyor. Dağıtım sektöründe Sezginler’den sonra en büyük dağıtım ağı yine bu ailelerinin elinde bulunuyor.

Özerler 7 sektörde faaliyette

Afyon’un en büyük yatırımlara sahip ailelerinden Özerler’in, tekstilden turizme, sanayide kullanılan yürüyen bant üretiminden mermere kadar toplam 7 sektörde yatırımları var. Türkiye’nin en büyük lastik ayakkabı üreticisi olan Özerler Holding, Kordsa’dan sonra ikinci kord bezi üreticisi konumunda. 

Afyon ve bölgesinde şu anda 16 şirket ve 1500 çalışanı ile faaliyet gösteren Özerler Holding’in kuruluşu 1940’lı yıllara dayanıyor. Holdingin temelleri Kazım, Mustafa ve Mehmet Hamdi Özer tarafından, 1946 yılında, lastik atölyesi kurulmasıyla atıldı. Özer Kardeşler, o yıllarda hurda kauçuk hamurlarını kalıplara dökerek halk arasında “kara lastik” olarak tabir edilen lastik ayakkabıyı ürettiler. Bu atölyelerin modern fabrikaya, Kazım Özer Lastik Ayakkabı firmasının Özerler Ayakkabı ve Lastik Sanayiye dönüşmesi ise 1974 yılında gerçekleşti.

Fabrikalar ardı ardına geliyor

Özer Kardeşler, sanayileşmenin ilk adımını ayakkabı ve lastik üretimine girerek attılar. Ardından da Özerler Holding’in lokomotif şirketi ve uluslararası markası olacak Özerband’ın kurulması geldi. Bunu, ikinci büyük yatırım alanı olan mermer izledi. Mermer grubundaki ilk fabrikayı 1985 yılında Afyon’da kuran aile, bir sonraki yıl gıda sektörüne girerek Özçiçek markasıyla ayçiçeği üretimine yöneldi. Yatırım atağını sonraki yıllarda İzmir’deki tekstil tesisi izledi.

Ailenin ikinci kuşak üyelerinden Muzaffer Özer, 1970’li yıllardaki yatırımlarla bugünkü yükselişin temelinin atıldığına dikkat çekiyor ve şöyle devam ediyor:

“Şirketleşme yolunda atılmış ilk adım Kazım, Mustafa ve Mehmet Hamdi Bey’in birikimlerinin 1974 yılında sanayiye dönüştürülmesi ile gerçekleşti. Ondan sonra da bant, mermer, gıda, tekstil, turizm yatırımları geldi. Her ne kadar ailenin birikimi ilk olarak lastik üretimi ile ortaya çıksa da, ondan sonraki yatırımlarımız ardı ardına gerçekleşti. Şu anda yönetim kurulu başkanımız Yusuf Özer, yaş avantajı ile aile büyüklerimizle birebir çalışma fırsatını yakalamış biri. Kazım, Mustafa ve Mehmet Hamdi Bey’in ölümünden sonra işlerin başına geçti. Bizde 12 kuzen ve kardeş olarak Yusuf Bey’in yönlendirmesi ile hala birlikte çalışıyoruz.”

İlk termal otel Oruçoğlu’ndan

Oruçoğlu Holding’in temelleri, 1940’li yıllarda, Afyon’da esnaf olan İsmail Oruç tarafından atıldı. İsmail Bey o yıllarda Afyon’da fırın ve kıraathane işletmeciliği yapıyordu. İsmail Oruç’un sanayi yatırımına yönelmesinde ise oğulları İsmet ve Yılmaz Oruç’un büyük etkisi vardı. İsmail Bey, oğullarının da yetişmesiyle birikimlerini 1968 yılında yağ fabrikası kurarak  değerlendirme yoluna gitti. Tesis o günlük 6 ton ayçiçeği işleme kapasitesi ile kuruldu. Ardından önce 18 tona, 1975’lerde de 60 tona çıkarıldı. Şimdi bölgenin en önemli yağ üreticilerinden biri konumunda.

1982 yılında ise Afyon’un çeşitli bölgesindeki taş ocaklarından çıkarılan mermer, yine Oruçoğlu mermer fabrikasında işlenmeye başlandı. İki yıl sonra Afyon’un ilk termal oteli Oruçoğlu Termal Otel kuruldu. 

Oruçoğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Oruç, 1980-90 yılları arasında hızlı bir büyüme gerçekleştirdiklerini belirterek şöyle devam ediyor:

“Bu 10 yıl içinde ciddi bir büyüme kaydettik. Sanayi yatırımlarımız, daha önceki yıllarda kurulduğu halde büyümemizi hep bu dönemde gerçekleştirdik. Bugün 500 ton ayçiçeği işliyoruz. Termal turizmde önemli bir yere sahibiz. Bunda o yıllarda izlenen ticari politikaların da etkisi var. O yıllar arasında Türkiye’de yaşanan gelişmeye biz de ayak uydurduk.  Mermerde Avrupa’ya ihracat yapmaya başladık. Kapasitelerimizi artırdık.”

Yağ üretiminde ilk 10’da

Oruçoğlu Yağ Fabrikası, üretime 1968 yılında başladı. Şimdi günde 500 ton ayçiçeği işliyor, bundan 120 ton ayçiçek yağı üretimi gerçekleştiriyor. Kapasite açısından ise Türkiye’de ilk 10 tesis arasında yer alıyor. Türkiye’de yılda üretilen yaklaşık 650 bin ton ayçiçek yağının yüzde 10’unu bu tesisler gerçekleştiriyor.

Oruçoğlu Yağ, 7 bölge müdürlüğü ve 220 dağıtım noktası vasıtasıyla Türkiye genelinde pazarlanıyor. Türkiye’deki mevcut kapasitenin ayçiçek yağı ihtiyacını karşılamaya yetmediğini belirten Yılmaz Oruç, kapasite artırımı yapacaklarını söylüyor. Oruç şöyle devam ediyor:

“4 milyon dolarlık ek bir tesisle kapasitemizi artırıyoruz. Bu yatırımla fabrikanın rafine bölümünü yeniliyoruz. İspanyol Desimert şirketi, bizim için fabrikaya ek bir tesis imal ediyor. Haziran ayında bu ek tesisin de gelmesiyle kapasitemizi günde 240 tona çıkaracağız.” 

Oruçoğlu Yağ, başta Orta Asya ülkeleri olmak üzere Irak, Suriye, İran, Birleşik Arap Emirlikleri gibi  toplam 10 ülkeye yaklaşık yılda bin ton ayçiçek yağı ihraç ediyor.

Demirayak dededen toptancı

Demirayak Şirketler Grubu’nun kurucusu Şükrü Demirayak, ticaret hayatına 1930’lu yıllarda, Afyon’da bakkaliye dükkanı ile başladı. Kendisi bakkal işiyle uğraşırken, yetişmesi için oğlu Bekir’i de esnafların yanına kalfalığa vermeyi tercih etti. Ancak, 1940’larda yine babasının yanına döndü ve birlikte çalışmaya başladılar.

1950’lerde ise bakkaliye yarı toptan yarı perakende haline dönüştürüldü. Büyümenin temeli de böylece atıldı. 1960’larda ise aile tamamen toptancılık işine yönelmeye karar verdi. Afyon dışındaki illere, İstanbul’dan Gaziantep’e, çok sayıda bölgeye gıda ürünleri pazarlaması yapılıyordu. Bu girişim, bir süre sonra Dempaş’ın kurulmasıyla birlikte daha kurumsal hale geldi.

Şirketleşmeyle beraber Türkiye’deki ilk  şehir dışına lojistik depo yatırımı İzmir karayoluna kurulan depolarla gerçekleştirildi. Böylece pazarlama yapılan illerin sayısının artmasına da olanak sağlandı.

1983 yılında ise gelen talepler doğrultusunda çok daha büyük bir potansiyele sahip olunabileceğini düşünün Bekir Bey, Antalya’dan ilk şubesini açkı. İki yıl gibi bir sürede de artık şubeyi taşıyamaz hale gelen Aile, Dempaş’tan ayrı bir şirket olarak Depa A.Ş’yi kurdu.

Dempaş’ın dönüm noktası

Demirayak Ailesi’nin dağıtım ve pazarlamada bugünkü hacmine ulaşmasında ise 1980’li yıllarda uygulanan ekonomi politikalarının etkisi büyük oldu. O dönemde Türkiye’ye çok sayıda yabancı şirket giriş yaptı, yerlilerle ortaklığa imza atıldı. Bu da beraberinde çok sayıda ürünün Türkiye’ye girmesini sağladı. İşte bu yeni ürünler Demirayak Şirketler Grubu’na dağıtımda fırsatlar yarattı.

Yabancı şirketlerin 100 yıllık pazarlama tecrübelerinden yararlandıklarını belirten Şükrü Demirayak şunları söylüyor: “1985’lerden sonra Türkiye pazarına giren yabancı üreticilerin ürünlerini Afyon ve bölgesine pazarlamaya başladık. Buradan da çok şey öğrendik. Onların tecrübelerinden kendimize paylar çıkardık. Bunlar şirket yapımızı, çalışma prensiplerimizi etkiledi”.

Dempaş, bugün makarnadan konserveye, bisküviden çaya, 2 bin ayrı çeşit ürünü Afyon ve çevredeki illerde dağıtıyor. Ürünü dağıtılan şirketler arasında Procter&Gamble, Philip Morris, Eti Bisküvi gibi firmalar da yer alıyor. Demirayak Şirketler Grubu dağıtımda, sektörün lideri Sezginler Grubu’ndan sonra geliyor.

Demirayak’ın yeni hedefi

Toplam 7 şirkette 400 çalışanı bulunan Grubun yıllık toplam cirosu 150 milyon markı buluyor. Üretimin bu cirodaki payı ise yüzde 30’lar düzeyinde.

1980 yılından sonra şirkette birçok kademede çalışan Şükrü Demirayak’ın “benim çocuğum” diye tabir ettiği ABC bakliyatları üretimi ise 1989 yılında başladı. İlk bayilik de Antalya’daki şirket Depa’ya verildi. 

Grup, 20 ayrı bakliyat çeşidini işliyor. Günlük üretim ise 55 ton düzeyinde. Şekerde ise günlük üretim 24 tona ulaşıyor. Şükrü Demirayak, “Lokomotifimiz dağıtım. Ancak, gıdada ilerlemek istiyoruz. Gelişmiş ülkelerde perakende direkt zincir marketlerle üretici firmaları kapsıyor. Aracı ortadan kalkıyor. Türkiye’de de zincir marketler çoğalacak, toptancılar artacak, bakkallar ise biraz daha ufalacaktır. Bunları da göz önünde bulundurarak üretime daha fazla ağırlık vermeyi düşünüyoruz” diyor.

“Belediye Reisi”nin öncülüğü

Afyon’un bir başka büyüğü de Reis Grubu... Grubun temeli 1950’lı yıllarda, o dönemin Afyon Belediye Başkanı Osman Uysal tarafından atıldı. İlk şirket ise Reis Mermer idi ve adını da sahibinin  “Belediye reisi” olmasından alıyordu.

Uysal’ın belediye başkanı olduğu yıllarda Afyon’un yeraltı zenginliği daha keşfedilmemişti. Uysal, bu işin öncülüğünü yaptı ve taş ocağı işletmeciliğine başladı. 1995 yılında gelindiğinde, Afyon’daki taş ocağı işletmelerinin neredeyse tamamı, Reisoğlu Mermer olarak Osman Uysal’ın elindeydi.

Oğulları Sami, Selahattin ve Sahip ile birlikte işleri uzun süre götüren Osman Uysal, 1983 yılında mermer fabrikası kurarak imalat sanayine adım attı. Bu tam bir dönüm noktası anlamına da geliyordu.

Reis’de ayrılık rüzgarı

Tam işler iyi giderken Selahattin Uysal sürpriz bir şekilde ayrıldı ve Osmanoğlu Mermer’i kurdu. İşleri Sami ve Sahip Uysal götürdüler. 1990 yılına gelindiğinde ise bir başka ayrılık daha yaşandı. Bu kez Salip Uysal ayrılıp, Reis Mermer’i kurdu. Böylece bir aileden üç mermer şirketi doğmuş oldu.

Sahip Reis, 1992 yılında Reis Mermer fabrikasını kurdu. Afyon, Burdur, Uşak ve Karaman’da 4 ayrı taş ocağı olan Reis Mermer, bu ocaklardan çıkarıp işlediği yılda ortalama 12 bin metreküp mermerin yüzde 20’sini ihraç ediyor.

Reis Mermer’i diğer firmalardan ayıran özelliği ise Afyon mermerinin yanı sıra, Afyon fayansını da işliyor olması. Türkiye’deki tek Afyon fayansı işleyen mermer üreticisi olan Reis Mermer’in ürünleri bir çok lüks mekanda kullanılıyor.

Sahip Uysal’ın kurduğu Reis Grubu’nda inşaat ve tekstil yatırımları da yer alıyor. Reis Tekstil, 2 yıl önce, 15 milyon dolarlık yatırımla kuruldu. Fabrikada günde 10 ton iplik üretimi gerçekleştiriliyor. Grup, tekstilde 5 milyon dolarlık ek yatırım da planlıyor.

Reis İnşaat ise Afyon’da beyaz eşyalı lüks daireler yapıyor. Reis Grubu’na bağlı 4 şirkette 400 kişi çalışıyor. Grup, 2000 yılında, önemli bölümü mermer ve tekstilden olmak üzere 15 trilyon ciro elde etti.

Afyon’daki İkbal faktörü

İkbal’in kurucusu H. Ahmet Salim Pancar’ın ise ilginç bir geçmişi var. Aşçılık mesleğine ilgisinden dolayı uzun süre İstanbul’da çeşitli lokantalarda çalıştı. Bu konuda ciddi bir deneyim elde ettikten sonra 1940’lı yıllarda Afyon’da bir lokanta açarak ticaret hayatına başladı.

Afyon’un, İstanbul ve Ankara’dan karayolu ile gelenlerin kavşak noktası olması nedeniyle, Ahmet Salim Pancar’ın lokantası da büyük ilgi gördü. Neredeyse bir “uğrak” noktası olmaya başlamıştı. Zamanla işler büyüyünce, lokantanın yönetimini oğulları Çetin ve Metin Pancar’a devretti. İkbal’in büyümesi de bu süreçten sonra gerçekleşti.

İkbal’in lokantacılıktan başka alanlara kayması ise torun Ahmet Salim Pancar’ın döneminde hayata geçti. Torun Pancar, 1987 yılında İzmir Kütahya kavşağında İkbal Dinlenme Tesisleri’ni kurarak ilk önemli adımı attı. Kayınbiraderi İbrahim Enver’le de ortak olan Pancar, 1990 yılında da  şekerleme ve et sektörüne girdi. Türkiye’nin en büyük dinlenme tesisi olan İkbal Dinlenme Tesisleri şu anda yılda yaklaşık 8 bin kişiyi ağırlıyor.

İkbal’in şeker fabrikasında günde 3 ton, et fabrikasında ise günde 20 ton et işleniyor. Grubun 2000 yılına ait 15 milyon dolarlık cirosunda restoranların payı 10 milyon dolar civarında.
 
20 milyon dolara termal otel

Yaklaşık 6 ay önce faaliyete geçen beş yıldızlı İkbal Termal Otel’in maliyeti 20 milyon dolar. 284 oda da 700 yatak kapasitesine sahip otelde 800 kişilik sinema salonu, üç konferans salonu ve iş merkezi bulunuyor.

Otel’in Afyon’un tek beş yıldızlı termal oteli olduğunu belirten İkbal Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Salim Pancar, “Termal kaplıca havuzları, saunalar, özel banyo odaları, parafin-süt ve çamur banyoları var. Otelde ayrıca cilt bakım ve güzellik banyoları yer alıyor. Turizm sektöründe ilerlemek istiyoruz. Bu otel de bunun güzel bir örneği” diyor.  

RENKLİ BİR İŞADAMI PORTRESİ

Şükrü Demirayak, Dempaş’ın genel müdürü, çekirdekten yetişmiş bir işadamı. Onu diğer işadamlarından ayıran özelliği ise hiç de azım sanamayacak boyuttaki yaratıcılığı... Şükrü Demirayak’ın ofisine girdiğinizde, döşemeden tablolara, araba koleksiyonundan binlerce CD’yi sığdırdığı dolaplara, hemen göze bir farklılık çarpıyor.... Ancak, Şükrü Demirayak’ın gerçek tutkusunu, Dempaş tesislerindeki müzik stüdyosunu gördüğümüzde anlıyoruz. Afyon’un bu renkli işadamı Capital’in sorularını şöyle yanıtladı:

Müzik yaşamınız da hep var mıydı?

İlk CD mi 12 yaşımda aldığımı hatırlıyorum. Lise eğitimim süresince de İzmir’de hep müzikle iç içe oldum. Sonra besteler yapmaya başladım. 1980’li yılların başından itibaren de çalışmalarımı hızlandırdım.

1985’lerde kendi kişisel stüdyomda çalışıyordum. Ancak, müzikteki birikimlerimin olgunlaşmasıyla fabrikanın bulunduğu tesise Demirayak Özel Müzik Evi’ni kurdum. Burada hem müzik yapıyorum hem dostlarımı ağırlıyorum.

Müziğe olan ilginizi hobi olarak değerlendirmek doğru olmaz sanırım. İlk albümünüz ne zaman piyasaya çıktı?

Enstrümantal özgün bestelerimi profesyonel anlamda ilk kez 1994’te kaydetmeye başladım. Devamı da hızla geldi. Aile dostluğumuz olan Rıza Silahlıpoda, bestelerimi bir albümde toplamam için beni cesaretlendirdi. 1998’e kadar yaklaşık dört yılda ancak kayıtları tamamlayabildim. Yaklaşık 6 yılda da kapak tasarımlarını hazırladım. Geçtiğimiz eylül ayında da albüm piyasaya çıktı.

KORDSA’NIN AFYONLU RAKİBİ

Özer Holding’in lokomotif şirketi olan Özerband, Türkiye’nin alanında önde gelen üreticilerinden biri. Şirketin tesislerinde günde 2 bin 400 metrekare konveyör bant üretimi gerçekleştiriliyor. 

Fabrikada ayrıca tekstil ve çelik dokulu bant üretimi de yapılıyor. Üretiminin yüzde 50’si, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere 30 ayrı ülkeye ihraç ediliyor. Özerband’in bu yıl sonunadaki cirosu ise 16 trilyon lira.

Özer Holding’in İzmir’deki tekstil fabrikasında ise günde bin 500 metre endüstriyel bez üretimi yapılıyor. Türkiye’nin tüm branda ihtiyacının yüzde 30’unu karşılayan tesis, Türkiye’nin Kordsa’dan sonraki  ikinci büyük endüstriyel bez fabrikası. Özer Tekstil, üretiminin yaklaşık yüzde 70’ini başta İtalya olmak üzere Almanya, Bulgaristan, Yugoslavya, İspanya, Mısır, İran ve Hindastan’a ihraç ediyor. Müşterileri arasında ise lastik devi Pirelli gibi firmalar yer alıyor.


 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz