"Değişiklik Olsun Diye Ayrıldım"

Cüneyt Türktan / Turkcell Eski Genel Müdürü   Cüneyt Türktan, Turkcell’in eski genel müdürü... Yıllarca genel müdürlük görevini yürüttü. Neredeyse bu şirketle özdeşleşmişti. Birden genel mü...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Değişiklik Olsun Diye Ayrıldım

Cüneyt Türktan / Turkcell Eski Genel Müdürü

 

Cüneyt Türktan, Turkcell’in eski genel müdürü... Yıllarca genel müdürlük görevini yürüttü. Neredeyse bu şirketle özdeşleşmişti. Birden genel müdürlükten ayrıldı, bir süre ortadan kayboldu. Ardından Romanya’da görev üstlendiği haberi geldi. İnternete çok hızlı bağlanma olanağı sağlayan CDMA teknolojisine dayalı hizmet veren Inquam şirketinin başkanlığına getirildi. Aynı zamanda Turkcell’in de danışmanlığını yapıyor. Türktan, Bir noktadan sonra aynı şeyleri yapmaya başlıyorsunuz. Şirketler için de, insanlar için de bir değişiklik gerektiği inancındayım”

 

Cüneyt Türktan’ı hepimiz Turkcell’in genel müdürü olarak tanıdık. Tüm iş dünyasının, yatırımcıların dikkatle izlediği bu şirketi 1994’ten 2001 yılı sonuna kadar yönetti. Turkcell’in halka açılması ve New York Borsası’nda işlem görmeye başlaması gibi heyecan verici bir operasyonun başında bulundu. Ancak, birden sürpriz bir şekilde Turkcell’deki genel müdürlük görevini bıraktı. Bir süre sessiz kaldı. 

 

Capital olarak Türktan’ın neler yaptığını merak ettik ve onu Romanya’da bulduk. Turkcell’den neden ayrıldığını, şimdi neler yaptığını sorduk. Türktan, şu anda Inquam adlı çok uluslu bir şirkette çalışıyor. Orta ve Doğu Avrupa’da CDMA teknolojisi ile pazara yeni bir soluk getirmeye hazırlanıyor. Hedefleri hızlı veri iletişimine ihtiyaç duyan insanlara, şirketlere odaklanmak ve bu niş alanda büyümek.

 

Amerika’da standart olarak kullanılan bu kablosuz iletişim teknolojisinin çeşitli üstünlükleri var. CDMA teknolojisinin yatırım maliyetleri GSM’in dörtte biri. Üstelik, mevcut teknolojilere göre 5 kat daha hızlı veri iletişimi sağlayabiliyor. Çok sayıda Avrupa ülkesinde CDMA lisansları çok düşük bedellerle veriliyor. Inquam, bu lisansları sessiz sedasız topluyor.

 

Türktan’ın Çukurova Grubu ile bağı tamamen kopmuş değil. Halen Turkcell’e yabancı yatırımcılardan sorumlu yönetim kurulu danışmanı olarak hizmet veriyor. Fintur Holding’in de yönetim kurulu üyesi.  Türktan’ın sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle oldu:

 

Turkcell’deki genel müdürlük görevinizden neden ayrıldınız?

 

Turkcell’de 1994 yılının Ekim ayında çalışmaya başladım. 2001 yılı sonuna dek yaklaşık 7 yılı aşkın süre Turkcell’i yönettim. Aslında, “İyi bir yönetici bir pozisyonda en fazla 5 yıl kalmalıdır” diye bir inanış vardır. Bu doğrudur. Ancak, Turkcell çok dinamik, farklı bir süreç yaşıyordu. Şirket olarak Azerbaycan, Gürcistan, Kazakistan’a girdik. Sürekli yeni işler birbirini izledi. 2000 yılındaki halka arz ise işin en güzel yanı oldu. Hem yöneticiler hem ortaklar olarak halka arz bizim için adeta bir diploma töreni, mezuniyet gibiydi.

 

Ardından, Türkiye’de krize girildi. Turkcell’de kriz yönetimi de yaptık. Kriz yönetiminde de başarılı olundu diyebilirim. Hisse senedi değerimiz düşük değerlerden 22 dolara kadar tırmandı. Ekip olarak krizi iyi yönettik. Ancak, bir noktadan sonra aynı şeyleri yapmaya başlıyorsunuz. Şirketler için de, insanlar için de bir değişiklik gerektiği inancındayım.

 

Aslında Turkcell’den tamamen ayrılmış değilim. Yabancı yatırımcılardan sorumlu yönetim kurulu danışmanı olarak çalışıyorum. Fintur Holding Yönetim Kurulu üyesiyim. Danışmanlık faal bir yöneticilik pozisyonu da değil.

 

Ayrılma kararınızda sizin ve yönetimin farklı düşünmesi etkili oldu mu?

 

Ayrılmadım. Turkcell’de faal görevi bıraktım. Bir noktada, eğer kafanızdakileri etkin olarak uygulayabiliyorsanız, rahatça çalışırsınız. Etkin olarak uygulayamıyorsanız, düşünürsünüz. Başka görev alırsınız, etkinliğinizi azaltırsınız.

 

Yönetim kurulu ile profesyoneller her zaman aynı düşünmeyebilir. Sağlıklı olan budur. Fikirlerin tartışılmasını sağlar.

 

Şu an çalıştığınız şirkete geçişiniz nasıl oldu? Size nasıl teklif getirdiler?

 

Hem Türkiye’de hem dünyada mobil operatörlerin hepsi durgunluk dönemine girdi. Teknoloji firmalarının hepsi için “dotcom” patlaması yaşanan devir bitti. Toparlanma, derlenme dönemi başladı. Depremin getirdiği ekonomik sıkıntılar, IMF ile birlikte uygulanan para programı Türkiye’de daralma yarattı. Durgunluk dönemi başlayınca, Turkcell’e dışarıdan ilgi artmaya başladı. Durgunluk dönemlerinde herkes ortak olmak istiyor. Parası olan için en güzel zaman...Turkcell’e talip olan yatırımcılar sürekli bizi ziyaret ediyordu. Ben şu an çalıştığım yatırımcı grubuyla o dönemde tanıştım.

 

Türkiye’den de iş teklifi aldınız mı?

 

Aldım. Aynı sektörden de iş teklifi geldi, farklı sektörlerden de teklif getirenler oldu.

 

Şu an çalıştığınız bu grup kimdir? Yapısı nasıl?

 

Şu an çalıştığım yatırımcı grubun adı “Inquam, iki ortağı var. Teknoloji konusunda uzman olan ortağının adı Qualcomm, finansal ortağı ise Omnia, Saudi Oger Yatırım Grubu.

 

Turkcell’deki genel müdürlüğüm süresince 8 yıl öğle yemeğine dışarıya çıkmaya vaktim olmadı, çok yoğun bir tempo vardı. Ayrıldıktan sonra 2 ay boyunca Turkcell’de danışmanlık görevini yürütmeye başladım. Ancak, ilave olarak daha tempolu bir iş yaşamı istediğime karar verdim ve Inquam’dan gelen teklifi kabul ettim.

 

Omnia nasıl bir şirket?

 

Saudi Oger Yatırım, Fransa ve Suudi Arabistan kökenli. Aile bağlantılı bir grup şirket. Inquam’daki payı yüzde 47 düzeyinde. Diğer paylar Qualcomm’da ve yöneticilerde.

 

İş konusu nedir?

 

Inquam’ın Orta Avrupa ve Doğu Avrupa’dan sorumlu yöneticiliğine getirildim. İlk olarak da Romanya’daki “Zapp Mobile” veya “Mobitel” olarak tanınan şirketin başkanı oldum. CDMA (Code Division Multiple Access) teknolojisi, yani üçüncü nesil hizmetler dediğimiz teknolojinin uygulamasını yapıyoruz. Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yatırım yapıyoruz.

 

Bu nedenle, Bükreş – Londra arasında sürekli iş seyahatlerim oluyor.

 

Kaç ülkede faaliyet gösteriyor?

 

Inquam, şu ana dek Portekiz’de CDMA (Code Division Multiple Access) lisansı aldı, 2003 yılının başında uygulama başlayacak. Danimarka’da da CDMA lisansı alındı. Ayrıca, İngiltere ve Fransa’da da Tetra teknolojisini Mevcut Dolphin şirketini satın alıp, çalıştırmaya başladı.

 

Avrupa’da kaç abonesi var şirketin?

 

Abone sayılarımız yüzbinlerle ölçülüyor. Çünkü, bu teknolojinin tamamen iş dünyasına hizmet vermesi hedefleniyor. Ofis dışında gezen satış elemanları bizim hedef kitlemizde. Onların avuç içi bilgisayarlarından hızlı, kablosuz internete bağlanması için gereken alt yapı ve hizmetleri sunuyoruz. Dağıtım araçlarının güzergahlarının takibi gibi uygulamaları gerçekleştirmek isteyen firmalarda bizim için potansiyel müşteri. Özellikle, gelişmekte olan ülkelerde iş dünyasına kaliteli kablosuz digital altyapı sunuyor.

 

Niş bir pazarı hedefleyen bir mobil operatör öyle mi?

 

Evet. Butik tarzı bir mobil operatör. Teknolojisi geniş kitlelere hizmet vermeye müsait. Ancak, şu anda Avrupa’da zaten geniş kitlelere hitap eden mobil operatörler var. Onların alanına girip, rekabet etmemiz anlamlı değil. Çünkü, CDMA teknolojisinin kuvvetli başka tarafları var.

 

CDMA teknolojisinin GPRS’e göre güçlü olan özellikleri nelerdir?

 

Biz bu kuvvetli özellikleri ön plana çıkarıp, iş modelimizi bu özellikler üzerine kuruyoruz. Romanya’da Temmuz ayının ortasında bu strateji ile piyasaya yeniden, özel kampanyalarla girdik.

 

CDMA teknolojisi ile internete mobil olarak 2 saniyede ulaşabiliyorsunuz. Dosyaları çok çabuk indirebiliyorsunuz. Avuç içi bilgisayarlar dediğimiz PDA cihazlarından çok rahat televizyon izleyebiliyorsunuz. Şu an CNN izlenebiliyor.

 

Hızı çok yüksek. Saniyede 153 kilobit. Mevcut GPRS sistemlerinden 5 misli daha hızlı. CDMA data teknolojisi olarak en hızlı teknoloji. Hatta sistemin revizyonu ile birlikte hızı saniyede 250 kilobite çıkacak. O zaman avuç içi bilgisayarlardan televizyon çok net seyredilebilecek. Bu teknoloji Amerika’da, Kore’de, Uzakdoğu ve Çin’de uygulanıyor. Şu anda Çin’de ve Rusya’da da standart olarak kabul edildi.

 

Başka ne gibi üstünlükleri var?

 

Bu teknolojinin bir başka özelliği de, aynı frekansı çok verimli kullanabiliyor olması. GSM teknolojisinde aynı kanalda 8 kişi konuşabilirken, CDMA’de daha fazla kullanım imkanı var. Ayrıca, çok güvenli. Zaten CDMA teknolojisinin temeli İkinci Dünya Savaşı’na dayanıyor.

 

İngilizler ve Almanlar, İkinci Dünya Savaşı’nda Amerikalıların telsiz konuşmalarını dinlememesi için, farklı ve çok güvenli bir iletişim teknolojisi tasarlamışlar. Şimdi ise ticari amaçla kullanılıyor.

 

Ayrıca, yatırım gereksinimi de daha düşük. Aynı bölgeyi kapsamak için CDMA teknolojisine yapılacak yatırımın maliyeti GSM teknolojisine yapılacak yatırımın dörtte biri.

 

Kullanım ücretleri ise GSM ile aşağı yukarı aynı. Romanya’da data kullanımı için dakikası 2 sent. Bu da Romanya’daki sabit şebekenin fiyatı ile aşağı yukarı aynı. Çünkü, yatırımımız çok düşük. Kablosuz, mobil iletişim hizmetlerini sabit şebeke ile aynı fiyata sunabiliyoruz.

 

Uygulama niye ilk olarak Romanya’da başladı?

 

Romanya’da Avrupa Birliği’ne girmek için yapılan çalışmalar çok hızlı ilerliyor. Ayrıca, Romanya’nın teknoloji altyapısı çok kuvvetli. Standartları çabuk kabul ediyor. Kuvvetli teknik adamları ve bilgi teknolojisi firmaları var. Yazılım geliştirme konusunda birikime sahipler.

 

CDMA, Amerikan teknolojisi olarak biliniyor ve şu sıralar Avrupa’ya giriyor. Şu an Avrupa’da 3 mobil teknoloji var; GSM, UMTS ve Amerikan teknolojisi olan CDMA.

 

Romanya’da başka mobil operatörler var mı?

 

GSM teknolojisi ile çalışan üç operatör var. Bunlardan biri Orange ve Vodafone ile bağlantılı olan Connex. Bunlar UMTS teknolojisine geçebilirler. Ancak, Avrupa’da şu sıralar UMTS teknolojisi ile ilgili gelişmeler çok parlak değil. Telefonica, Avrupa’daki UMTS haklarından vazgeçti. Neden? Çünkü, lisanslar çok pahalıydı. Beklenen ticari getiri tahminlerine ulaşılamadı. Üstelik, UMTS yatırımı pahalı bir iş. Bu ortamda kimse UMTS’e yatırım yapmak istemiyor. Aslında, CDMA veri iletişimi ve hızlı mobil internet kullanımı açısından iyi bir alternatif teknoloji olarak Avrupa’ya girdi.

 

CDMA teknolojisi için gerekli alt yapı cihazlarını hangi şirketler sağlıyor?

 

Lucent Technologies sağlıyor. Alcatel’de Qualcom ile bir anlaşma yaptı, o da üretim yapacak.

 

Zapp Mobile olarak Romanya’da hedefleriniz nedir?

 

Hedefimiz geniş kitleler değil. İlk önce geniş kitleler hedeflenmiş, pazara öyle çıkılmış. Ancak, o strateji ile bir yere varılamamış. Şimdi yeni stratejimiz; hızlı veri iletişimine ihtiyaç duyan insanlara, şirketlere en iyi alt yapıyı sağlamak. Büyük şirketler, küçük ve orta boy işletmeler ve bağımsız-mobil ofis ilkesi ile çalışan, hızlı veri iletişimine ihtiyaç duyan girişimci ve profesyoneller bizim hedef kitlemiz.

 

Otomatik Para Çekme Makineleri (ATM), Kola makinesi ve POS cihazları, kablosuz CDMA altyapısı sayesinde çok daha etkili kullanılabiliyor. Örneğin, yaz aylarında sahil kasabaları çok kalabalık oluyor. Para çekme makinelerinin önünde kuyruklar oluşuyor. Oralarda daha fazla otomatik para çekme makinesine ihtiyaç duyuluyor. Ancak, altyapı yeterli olmadığı için gidip makineyi kuramıyorsunuz. Çünkü, makine ve merkezi sistem arasında istenilen hızda veri iletişimi sağlanamıyor. Fiber optik kablo döşemek kolay iş değil.

 

Oysa hızlı kablosuz internet erişimi sayesinde istenilen yere gidip ATM makinesi kurulabilir. Yoğun yaz ayları geçtikten sonra da o makineler sahil kasabalarından sökülüp, ihtiyaç olan başka yerlere taşınabilir. Romanya’da POS ve ATM makinelerine kablosuz erişim hizmeti veriyoruz. Bizim için önemli bir iş alanı.

 

Kârlı bir iş mi? Nasıl gidiyor?

 

Bunlar hep zamana bağlı işler. Başta büyük yatırım yapıyorsunuz. Karşılığını 2-3 yıl sonra görüyorsunuz. GSM teknolojisinde de böyleydi. GSM, ağırlıklı olarak ses üzerine kurulmuş bir vizyondu. Biz ise CDMA’yi sadece ses değil bir veri iletişim vizyonu olarak ortaya koyduk.

 

Ne kadar aboneye ulaştınız Romanya’da?

 

2002 yılı sonunda 100 bin aboneye ulaşmayı hedefliyoruz.

 

Avrupa’da telekomünikasyon sektörü büyük satın alma ve birleşmelere sahne oldu. Türkiye’de ise 4 tane mobil operatörümüz var. Şu ana dek bir konsolidasyon, birleşme olmadı. Gelecekte pazarın görünümü nasıl olacak?

 

Dünya’da çok büyük birleşmeler var. Ancak, ülkeler arası birleşmeler yaşanıyor. Aynı ülke içinde birleşme görmüyoruz. Türkiye’de de mevzuat açısından sıkıntı var. Bu dört operatör arasında birleşme olamaz. Çünkü, monopolleşme tehlikesi doğar. Ancak, roaming anlaşmaları yapabilir ve ticari şartlarda anlaşarak işbirliği yapabilirler.

 

Düzenlemeler bu tür işbirliğine izin veriyor.

 

Amaç, operatörlerin birbiriyle rekabet etmesi ve halka en ucuz, kaliteli hizmetin sunulması.

 

Avrupa’da bazı frekanslarda lisanslar bedava bile veriliyor. UMTS lisansları çok pahalı satıldı ve UMTS iş modeli çöktü. Biz Inquam olarak bedava CDMA lisanslarını çok kolay aldık. Avrupa Birliği’nin üye ülkeleri tüm teknolojilere açık tutma ve tarafsız kalma görüşü bunda önemli rol oynadı.

 

Türkiye ile Romanya’yı telekomünikasyon sektörü açısından karşılaştırdığınızda neler söyleyebilirsiniz?

 

Romanya’da 2002 yılının sonunda telekomünikasyon sektörü tam olarak liberalleşecek. Türkiye’de ise 2003 yılında Türk Telekom’un monopolü kalkacak. CDMA gibi farklı teknolojilerinde pazara girerek rekabet yaratabilmesi için Telekomünikasyon Üst Kurulu’nun bir lisans politikası çıkartması gerekiyor. Oysa Türkiye’de televizyon lisansları daha yeni verildi. Telekomünikasyon Üst Kurulu, Türkiye için yeni bir kurum. Bu düzenlemeler üzerinde çalışıyor. Ama daha hızlı ve aktif olması yeni hizmet ve teknolojilerin Türkiye’ye girmesinde önemli rol oynayabilir.

 

CEP TELEFONU OPERATÖRLERİ GÜZEL GÜNLERİ ÜÇ YIL BEKLEYECEK

 

Turkcell’in eski genel müdürü Cüneyt Türktan, “Cep telefonları operatörlerinin güzel günlere tekrar kavuşabilmesi en az üç yıl alır” diyor ve Türkiye’deki pazarın gelişimine ilişkin sorularımızı şöyle cevaplıyor:

 

Türkiye’deki 4 cep telefonu operatörü arasındaki rekabetin geleceği nasıl olacak?

 

Dünya geneline baktığınızda, bir ülkede pazardaki üçüncü cep telefonu operatörünün bazen başarılı olduğu  görülüyor. Üçüncü operatörler kimi ülkelerde başarılı olamıyor. Türkiye’deki operatörlerin hepsi kitle pazarını hedefliyor. Farklılaşma stratejilerini er ya da geç devreye sokmak zorundalar.

Türkiye’deki cep telefonu pazarının büyümesi yavaşladı. Vergiler çok yüksek. Pazarın gelişmesinin önünde ciddi bir engel.

 

Turkcell, bundan sonra pazar lideri olarak nasıl davranacak?

 

Turkcell şu anda süreci gayet iyi yönetiyor. Borçlarını zamanında ödüyor. Bir sonraki teknolojiye, UMTS’e geçiş için paraya ihtiyacı olacak. Ancak, dünya çapında UMTS’e geçiş erteleniyor. Turkcell ciddi tasarruf tedbirlerine devam ettiği sürece bir sıkıntı yaşayacağını sanmıyorum.

 

Cep telefonları operatörleri için güzel günler ne zaman geri gelecek?

 

Dünyada en az üç yıl. Türkiye içinde aynı süre geçerli.

 

“ESKİ OTOMOBİLLERE MERAKLIYIM”

 

Turkcell’i Beyoğlu’na taşıdınız. O zaman  sizinle söyleşi yaptığımızda, “Fırsat buldukça çıkıp, Beyoğlu’ndaki tarihi binaları dolaşıyorum” demiştiniz. Bu ilginiz hala devam ediyor mu?

 

Elbette...Şimdi de Bükreş’te dolaşıyorum. Çok güzel tarihi eserleri olan bir şehir. Sadece binalara değil, eski otomobillere de meraklıyım.

 

Bu merakınız ne boyutta?

 

1969 model bir SL üstü açılabilir bir Mercedes’im var. Amerika’da New York yakınlarında bir tamirhane de Gantek Teknoloji’nin kurucusu Ahmet Ongün’ün yardımıyla buldum ve İstanbul’da yeniledim. Şahane oldu.

 

 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz