"Risk aldım çok çalıştım"

Akfen Holding, adını TAV ile duyurdu.

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Risk aldım çok çalıştım

Tepe ortaklığıyla kurulan TAV, İstanbul Atatürk Havalimanı'nın işletmesini aldıktan sonra başarılı performansı ve hızlı büyümesiyle göz doldurdu. Akfen Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın, bu başarının birden bire gerçekleşmediğinin altını çiziyor. "Arkasında çalışma, düşünme, zaman zaman risk alıp zaman zaman korkaklık yapma, fedakarlıkla dolu uzun yıllar var" diye konuşuyor. Son 10-15 yıldaki yükselişe Türkiye'nin politik ortamının da katkı sağladığını göz ardı etmemek gerektiğine dikkat çekiyor ve ekliyor: "Gerileyen, hem demokratik hem ekonomik olarak kan kaybeden bir ülkede yıldız işadamları çıkmaz." Hamdi Akın, hızlı düşünen, eleştirilere kulak asmadan içgüdülerini dinleyen ve risk alan cesur bir girişimci. İş hayatında eşiklerin olduğunu, her eşiğin bir adım ileri gitmeye imkan sağladığını düşünüyor. Kazan imalatı yaparak başladığı, Türkiye'nin güçlü holdinglerin birini yarattığı iş hayatında kendisinin de çok önemli dönüm noktaları olduğunun altını çiziyor. Onun için ilk dönüm noktasını, fizik mühendisi olmak isterken babasının zoruyla makine mühendisliği bölümüne girmesi oluşturuyor. "Babam zorlamasıydı, o bölüme girmez, bugün muhtemelen emekli bir fizik öğretmeni olurdum" diye o günleri anlatıyor. İş hayatındaki diğer çok önemli dönüm noktalarını, son yılların gözde şirketlerinden TAV'ın başarı öyküsünün arka planını şöyle anlatıyor:

1980'ler milat oldu
TAV'a kadar iş hayatıma başladığım günden bu yana belli eşikleri aştım elbette. Çok ufak bir işletmeyken bile Ankara'da bugün hala unutamadığım büyük ihalelere girdim. 12 Eylül 1980'den sonra Türkiye'de yapı değişti. Turgut Özal'ın ekonominin başına getirilmesi ve Türkiye'nin bambaşka bir ekonomik modele geçmesi, bu önemli eşiklerden biridir. Türkiye'de işadamları yavaş yavaş kabuk değiştirdi. Aslında burası bir milattır da diyebiliriz. Biz o dönemde yeni iş hayatına giren kimseler olarak eski tip işadamları olmak yerine o günün, yani 80'lerde yaratılan işadamı tipine uyduk. Rahmetli Özal, daha liberal, daha açık, dünyayı daha çok tanıyan, global yatırımcılarla birlikte çalışmak isteyen, daha uluslararası bir işadamı istiyordu. Hep de buna destek verdi. İşadamları o zamana kadar yurtdışına çıkamıyordu. Senede 1-2 defa yurtdışına çıkma hakkı vardı. Özal birden bire bunu sınırsız hale getirdi. İşadamlarını kendi uçağına doldurup yurtdışına götürdü. Bunlar işadamları için yepyeni şeylerdi. Bambaşka bir dünya ortaya çıktı. Hepimizin düşüncesi değişti. Başka bir gözlükle bakmaya başladık.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz