"Sürdürülebilirlik dev fırsat yaratacak"

Brown ise bunu elde edebilmek için tek gerekenin “vizyoner ve devletleri ikna edebilecek cesur CEO’lar” olduğunu söylüyor. İşte Brown ile sohbetimizden satırbaşları...

25 EYLÜL, 20170
Paylaş Tweet Paylaş
"Sürdürülebilirlik dev fırsat yaratacak"

  •  Peki, küreselleşme sekteye uğrarsa dünyayı nasıl bir senaryo bekliyor? 

 Diğer seçenek de son zamanlarda ABD’de, İngiltere’de ve birçok başka Avrupa ülkesinde gördüğümüz şekilde milliyetçi siyasetlerin artması. Bir anda kendimizi insanların sadece kendi ülkeleri içinde ticaret yaptıkları çok daha yavaş büyüyen bir dünyada bulabiliriz. Bu bizce fena bir şekilde batacak bir dünya olur, çünkü şu anda dünyanın GSMH’sinin sadece yüzde 10’undan biraz azı güvenliğe harcanıyor. Eğer ülkelerin birbirleriyle daha çok sürtüştüğü bir küresel ortam oluşursa güvenlik harcamalarımız ister istemez daha da artacak. İsterseniz çalışmamıza bir sorumlu küreselleşme manifestosu diye bakabilirsiniz. Bizce birçok insanın durumunu iyileştirmeyi başarmış olan bu ekonomik model hala saygıyı hak ediyor. Umarım raporumuz bu kritik kavşakta dünyanın milliyetçiliğe değil küreselleşmeye doğru yönelmesine yardımcı olur. İş dünyasına güven çok azalmış olsa da iş dünyası liderlerinin bir kısmı hala güven duyulmak istiyor. Trump’ın başkanlık kampanyası tamamen “Ben bir iş adamıyım, bu sorunları çözebilirim” vaadi üzerineydi. Günümüzde insanlar politikacıların problemleri çözmekten kaçmasından çok rahatsız. Bu nedenle de “İş yaratacağım, gıda zincirini düzelteceğim, altyapı yatırımı yapacağım” gibi iddiaları olan sonuç odaklı iş adamlarının hala kredibilitesi çok yüksek. Tepki ve güvensizlik sorumlu davranmayan çokuluslu şirketlere karşı, problem çözücü iş adamlarına değil. 

  • Bu belirsizlikte CEO’lar nasıl davranmalı?

 CEO’lar bu sorumsuz küreselleşmenin sözcüleri gibi görülüyor. Zengin hissedarları için servet yaratan, dünyanın uzak bir ülkesinde bir grup işçiyi sefaletten kurtarırken sizin için hiçbir fayda sağlamayan kişiler gibi algılanıyorlar. Bu model iş yapma günümüzde ciddi bir saldırı altında ve böyle iş gören çokuluslu şirketlerin CEO’ları yaptıkları işin insanlara nasıl faydalı olduğunu göstererek bir anlamda tekrar güven kazanmak zorunda. Bu grup adları iyi bilinen çok uluslu şirketlerden oluşuyor. İkinci bir grup da inovasyon odaklı geleneksel iş modellerini değiştiren teknoloji CEO’larından oluşuyor. Tüketicilere büyük faydalar sağlasalar da iş piyasasını negatif etkiliyorlar. Onlar da yaptıkları işin neden faydalı olduğunu anlatmak zorunda. İş dünyasının en büyük kısmını oluşturan üçüncü grup da istihdamın en büyük kısmını yaratan KOBİ’ler. Bu sürecin parçası olmak zorundalar, çünkü insanların iş adamı olarak en çok karşılaştıkları grup onlar. O nedenle bu grubun da insanlara faydalı olacak yenilikler yapma sorumluluğu var. Örneğin Nijerya’da cep telefonu aracılığıyla size zirai tarım aracı, traktör kiralayan bir KOBİ var. Bu sayede var olan makineler geçmişte hiç olmadıkları kadar verimli kullanılabiliyor. Tüm bunlar raporda bahsettiğimiz yeni oluşmakta olan paylaşım ekonomisine örnek. Varlıkların sahibi değil ortağı olmaya başlıyoruz. Bu da çoğunlukla mobil teknolojileri kullanarak oluyor. 

  •  Raporunuzda bahsettiğiniz 60 iş fırsatını detaylandırabilir misiniz? 

 Fırsatlar demin örnek verdiğim araba paylaşma gibi konularda var. Arabalar ortalama olarak hayatlarının yüzde 95’ini durarak geçiriyor. Bir yandan bu modelle trafikteki araba sayısını ciddi olarak azaltabilir ve trafik sıkışıklığına, çevreye faydalı olurken diğer yandan da çok değerli bir şirket yaratabilirsiniz. Verdiğim bir diğer örnek de gıda kaybı. Dünya gıda kaynağının yüzde 30’u çöpe giderken gıda taşımacılığında tazeliği iyileştirmek için daha iyi soğutma veya mobil teknolojileri kullanarak çiftçilere ürünlerini pazara getirmenin en iyi zamanını iletme gibi konular ciddi kârlılık fırsatları içeriyor. Bunlar ve benzer fırsatları bir araya getirince 12 trilyon dolara ulaştık. 17 hedefimizin hepsine bakınca da 30 trilyon dolar gibi bir fırsat görüyoruz. 

  • Bu bahsettiğiniz 12 trilyon dolarlık ödüle hangi sektörden şirketler ulaşacak?

 Yenilenebilir enerji şirketleri çok kazançlı çıkacak ama gıda kaybını azaltmaya yönelik şekilde iş modellerini değiştirmiş olan bazı geleneksel gıda şirketleri de kazanacak. Kârlılıklarını artırma potansiyelleri çok yüksek. Bir üçüncü grup şirket de geleneksel sektörleri bozacak olan yenilikçi teknoloji şirketleri. Örnek vermek gerekirse Doğu Afrika’da evlerin çatılarına güneş paneli yerleştirmeye çalışan birkaç küçük şirket var. Bu yenilenebilir enerji şirketleri ödemeyi de cep telefonu üzerinden kabul ediyor. Tahmin etmek zor ama bahsettiğim 12 trilyon doların belki yarısı eski ve geleneksel şirketlerin, diğer yarısı belki yüzde 40’ı da yeni piyasaya giren ve yeni iş modelleri ve teknolojileri olan şirketlerin olacak. 

  •  Bu küresel hedeflere uygun davranmayan şirketleri ne gibi riskler bekliyor? 

 Bence bir risk çalışanlarını kendileri gibi davranmayan yenilikçi şirketlere kaybetmeleri… Bir diğeri de kendilerini kritik yeni piyasa fırsatlarının dışına atmaları ve kendilerini yüksek maliyetli yavaş büyüyen işlere mahkum etmeleri ve çalışanlarının da giderek daha az motivasyon sahibi olması. Geleneksel bir gıda ve kişisel tüketim malzemesi üreticisi olan Unilever’e bakarsak, şirket şu anda Google ve Facebook’la beraber insanların en çok çalışmak istediği şirketlerden biri. Bu bakış açısına sahip olan şirketler hem kârlılık hem de maddi olmayan konularda avantajlar elde edecek, olmayanlar için de düşük kârlılık ve çalışan sadakatinin azalması gibi riskler var. 

  • Bu değişimde şirketlerin nasıl CEO’lara ihtiyacı var?

 Cesur CEO’lara ihtiyaçları var, çünkü yapmanın riskleri olduğu gibi yapmamanın da riskleri var. Mesela küresel bir karbon vergisi olacak mı ya da Paris hedeflerine ulaşmak için hızlı bir çaba içine girilecek mi? Trump başkan seçildikten sonra bunların gerçekleşme olasılığı çok azaldı. Mesela karbon konusuna çok ciddi eğilen ve karbon nötr olmayı başarmış bir şirket olabilir ve bir anda sizin yaptığınız bu yatırımları yapmamış olan rakiplerinizin bu konularda cezalandırılmayacağını görebilirsiniz. Böylece rakiplerinizin size karşı bir maliyet avantajı oluşabilir. (Söyleşi Trump’ın Paris Anlaşması’ndan çekilme kararından önce yapıldı.) Yani bu konularda vizyoner olan ama bir yandan da epeyce politik ve sektörlerini kendi vizyonlarına ikna edebilen ve devletlerle birlikte çalışarak onları da çevreci önlemler almaya ikna edebilecek CEO’lara ihtiyaç var. Takım kurma yeteneği olan CEO’lara ihtiyaç var, çünkü böyle bir yolculuğa tek başına öne atlayan bir Napolyon gibi çıkılamaz. Değişim takımların beraberce çalışıp inovasyon yapmasından ve değer paylaşmasından gelmeli. Bence modern CEO’lar gittikçe şirketteki CFO’lardan veya başka üst düzey yöneticiler arasından değil çok daha geniş bir kariyer tecrübesi olan kişiler arasından seçilecek. Belki gazetecilik yapmış veya bir STK’da çalışmış daha geniş bir hayat tecrübesi olan kişiler arasından belki de iş dünyasını da siyaseti de bilen ve anlayabilen insanlar arasından… 

  •  Gördüğüm kadarıyla bu küresel anlaşmaya imza atan 9 bin şirket var. Bu şirketler iyi olmaya nasıl karar verdi? 

 Türk üyelerimizden örnek vereyim, sizin de işvereniniz, Doğan Holding’den... Şirket içinde değerleri belirleme üzerine çok çalışma yapılıyor. Komisyonun diğer üyelerine gelince, geçen gün Nijerya’daydım, orada lojistik üzerine çalışan bir iş kadını var, bir serbest bölge limanına sahip ve bu limanı Nijerya’nın tarımını geliştirmek için kullanıyor. Limanın ihraç edilebilecek tarımsal ürünler yaratmak için nasıl kullanılabileceği üzerine kafa yoruyor. Yani kendi stratejik lojistik varlığını, Nijerya tarımını geliştirmek için işe koşmuş durumda. İşin çoğu fırsatlar aramaktan geçiyor ama diğer kısım da değerler ve kendinizi sürdürülebilir hedeflere yönlendirmeden oluşuyor.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.