"Türk Telekom’un Büyük Hazırlığı"

Murat Yılmaz / Türk Telekom Yönetim Kurulu Başkanı Türkiye uzun süredir Türk Telekom’u konuşuyor... Yeni yönetimin atanmasıyla, bir süredir ilgi azaldı gibi... Ancak, kurum bünyesindeki çalışmala...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Türk Telekom’un Büyük Hazırlığı

Murat Yılmaz / Türk Telekom Yönetim Kurulu Başkanı

Türkiye uzun süredir Türk Telekom’u konuşuyor... Yeni yönetimin atanmasıyla, bir süredir ilgi azaldı gibi... Ancak, kurum bünyesindeki çalışmalar hızlandı. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yılmaz, iddialı konuşuyor. İlk söyleşisini Capital’e verirken, “Daha karlı, daha kaliteli, daha verimli olmayı hedefliyoruz” diyor. Ardından da uluslar arası alanda büyüme hedefine dikkat çekiyor. Bunun için de ilk iş olarak Türk Telekom’u rekabete hazırlayacaklarını söylüyor...

Murat Yılmaz, Türk Telekom’un yeni yönetim kurulu başkanı. 1948 doğumlu. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Mühendisliği’nden mezun. Aynı üniversiteden elektronik yüksek lisansı var. Çalışma hayatına 1972'de, Radyo Televizyon Eğitim Merkezi'nde başladı, 1980'de TRT'ye geçti. 1990'da Uzan Ailesi’ne ait İnterstar televizyonuna teknik müdür, 1993'te Kanal 6'ya genel müdür oldu. İki yıl danışmanlık yaptıktan sonra 1998'de Kanal 6'ya koordinatör olarak döndü.
Yılmaz Capital'in sorularını önce yazılı, sonra sözlü yanıtladı:

Türk Telekom nereye gidiyor?

Türk Telekom, Türkiye genelinde şahıs ve kuruluşlara telekomünikasyon hizmetleri ve ürünleri temin ediyor. Bundan sonra uluslararası ortaklıklar kurarak uluslararası platformda faaliyet göstermek arzusundayız. Bu faaliyetleri yürütürken daha karlı, daha kaliteli, daha verimli olmayı hedefliyoruz.

Bölge olarak belirlediğiniz yer var mı?

O bir misyondur. Şurası demek doğru ve mümkün değil. Ama aklın yolu birdir. Ben özellikle arzu ediyorum. Balkanlar’a gidilemiyorsa, Türki devletlere gidilir. Azerbaycan öncelikli olabilir.

Hangi işlerde yapılabilir bu?

Bakir olan, hiç oralarda sisteme girmemiş hizmetler var. Oralardan belki ortaklıklarla, Türk özel sektörüyle birleşip yapmak doğru olabilir. Azerbaycan'da bazı Türk firmalarla ortak özelleştirme konsorsiyumlarına girmek düşünülebilir. Biz de özel sektörüz. Arçelik neyse biz de oyuz.

Türk Telekom'un öncelikleri, hedefleri ne olmalı?

Gelişmekte olan yeni teknolojilere yatırım yapmak, bu teknolojilerin sağladığı hizmetleri Türkiye geneline yaygınlaştırmak. Bu, Türk Telekom'un öncelikli hedeflerinden biridir.

Sizin Türk Telekom yönetim kurulundaki rolünüz ne olacak?

Doğru zamanda, doğru yatırımlar yapmak, kurumun gelecekteki değerini artırabilmek, ciroyu büyüterek karlılığı arttırmak. Bunlar zaten yönetim kurullarının asli görevleridir.

Bugün için Türk Telekom, gelirlerinin neredeyse tamamını sabit hatlardan sağlayan bir şirket konumunda. Bunun dışında cep telefonu, uydular, kablo ve internet gibi hızlı büyüme potansiyeli olan işleri var.

Size göre şirketin, bu işlerinin göreceli önemleri itibarıyla, bir beş-on yıl içindeki konumu nasıl olacak?

Evet, bugünkü gelirlere bakıldığında gelirlerin büyük bölümü sabit hatlardan elde ediliyor. Elbette sabit hat abone sayısı artmaya devam edecektir. Ancak, kablolu TV, internet, data komünikasyon, GSM ve uydu gibi yeni gelişen alanlarda mutlaka yoğunlaşmak gerekiyor. Avrupa'daki örnekler bize bu alanların hem karlı, hem de hızlı büyüdüğünü gösteriyor. Bizde de böyle olacak. Yakın zamanda Türk Telekom bu alanlarda da büyük gelirler elde edecek.

Ciro nereden büyüyecek?

Türkiye'de ne kadar insan yaşadığı malum. Bizim abone sayımız 18 milyon, bir Hollanda'nın nüfusu bu kadar değil. Bir defa bu sabit hatlardaki abone sayımız büyüyecek. Buradaki büyüme bitmiş değil.

Bunun dışında; yeni işlerde?

Örneğin kablolu televizyonu ele alın. Kablo televizyondan biz tam manasıyla yararlanabiliyor muyuz? Kablolu TV'nin yan ürünleri var. 150-200 kanala kadar interaktif yayın yapabilirsiniz. Mani var mı? Yok. Ama bunu da yalnız yapmayın, ister Digiturk ile ortak olan ister X ile ister Y ile... Kablolu TV'de bir yığın yeni teknolojinin kullanılabileceği alanlar var. Bu başlı başına bir gelir alanı. Data komünikasyon zaten Türkiye'de yeni. Dışarıya sağladığımız hizmetler daha çoğaltılabilir. Ekonominin gelişmesiyle gider.

Türk Telekom cep telefonu ile ilgili faaliyetlerine başlamakta geç kaldı. Arayı nasıl kapatacak?

Bildiğiniz gibi, 22 Ağustos'ta Aycell'in teknik açılışı yapıldı. Bundan sonraki çalışmalar çok daha hızlanacaktır. Göreceksiniz abone sayısı umulandan daha hızlı artacaktır. GSM zaten daha çok yeni. Kısa zamanda kara dönüşecektir. Samimi olarak söylüyorum, GSM'de de, belli bir zamanda, bir noktaya geliriz. Şu anda çok hızlı gidenler var. Aria çok hızlı gitti. Ama Türkiye'nin ekonomik durumu onların moralini bozdu belki de. Ama bizde bu moral bozukluğu yok. Bu çok büyük bir iş. Bu konuda moralimiz yüksek.

Ama biraz geç kalmadınız mı?

Tabii denilebilinir ki cep telefonunda üç-beş ay önce bu safhaya gelebilirdik. Tabii gelinebilirdi. Ama netice itibarıyla çok büyük bir şey kaybetmedik.

En azından Aria'yı yakalayacak mısınız?

Onu biz söylemeyelim de... En büyüklere doğru hedeflerimiz var. Bir sene sonra göreceksiniz, bir yerlere geleceğiz. Aria'yı yakalamamız lazım, zaten hiç şüpheniz olmasın. Ama karşı tarafın aleyhinde olmasın. O da özel sektör, biz de özel sektör; tatlı bir rekabet olacaktır.

Yakın gelecekte sabit hatlar dışındaki işlerin ciroya katkısı yüzde olarak ne kadar olacak?

Bunlar henüz konuşulmadı. Ama şu var: GSM nasıl bir anonim şirket, bir genel müdürlük ise kablo da olabilir. İnternet de, data hatları da olabilir. Bunların her biri genel müdürlük olarak faaliyet gösterebilir. Bunlar kendi başlarına bir A.Ş olduğunda, göreceksiniz, özel sektör düşüncesiyle de çalıştığı zaman, çok değerli olacaklar.

Avrupa'da, Hollanda da bugün data hatları sabit telefonların değerinin çok üstünde. Ama ilk senelerde yüzde 1-2'si gibiymiş. Onlar kablolu TV'de bir ortaklık kurmuş ve üretim yapan bir şirkete 12-13 milyar dolara satmışlar. Biz bunun içeriğini sağlayalım demiyoruz ama içeriği sağlayacak şirketlerle ortak olabiliriz. Bunu yapabiliriz. O zaman bu ortaklık 13 milyar dolara satılmış.

Siz Türk Telekom'un fiyatı için 13 milyar dolardan bahsediyorsunuz. Onlar parçasını satmışlar. Bu kadar sayıda A.Ş. olursa belki bunun parça parça özelleştirmesi de daha kolay olabilir. Tümünü birinin alması daha zor olabilir ama ayrı ayrı yaparsanız, altyapıyı buna göre hazırlarsanız, icabında Özelleştirme isterse bunu da ayrı satar.

İlla ki bir yapancı şirkete değil, halka arz yoluyla borsaya da satabilirsiniz?

Gayet tabii. Onun hangi şekilde satılacağı benim işim değil. Özelleştirme'nin işi. Ama dediğiniz gibi, ilk aşama mutlaka halk olmalı.

Özelleştirme konusunda herhangi bir çalışma içinde misiniz?

Türk Telekom'un özelleştirilmesi için ``5 kişilik ekip'' çalışmalarını sürdürüyor. Kurum özelleştirme sürecinde. Yönetim kurulu olarak bizim görevimiz kurumun değerini olabildiğince arttırabilmek için gerekli çalışmaları yapmak.

Peki ne olursa olsun biz bunu özelleştireceğiz dendiğinde, bu kurumun değerini düşürmez mi? Karşınızdakiler biliyorlarsa, ki biz bunu muhakkak satacaksınız, yani ticaret dilinde ``satıcısınız'', o zaman değerini düşürebildiğimiz kadar düşürelim demezler mi?

Derler. Ama ben mutlaka satacağız veya satmayacağız demiyorum. Ben arabamı satacağım dediğim zaman ne kadar ucuza olursa olsun satacağım demektir. Değerini bulursa satacağım demek doğrudur. Benim şahsi kanaatim odur. Değerini bulan her maddi şey satılabilir.

Özelleştirme sürecinde hep yapılan hata bu oldu. İlla ki satacağız dediğimiz için ucuza verildi veya satılamadı...

Biz nedense bilmiyorum değeri düşse diye gayret ediyoruz. Ama buna hakikaten gerek yok. Yanlış hesap Bağdat'tan döner. Değerine satmadığınız zaman da yanlış yaparsınız. Değerinden fazlaya sattığınızda da yanlış yaparsınız.

Arçelik nasıl özel sektör ise biz de özel sektörüz diyorsunuz... Devlet kuruluşu olarak hizmet sunan Türk Telekom personeli ve yöneticileri, bundan böyle özel sektör anlayışıyla hizmet vermek durumundadır. Bu geçişin zaman alıcı, uzunca bir süreç olacağı unutulmamalı. Bana göre bu sürecin kısaltılması, bu konulara gereken önemin verilmesi başarılı olmak için olmazsa olmaz bir koşul. Yönetim kurulu olarak bu konulara özel önem vermek durumundayız.

Türk Telekom gibi yılların kamu kuruluşunu özel sektör zihniyetine nasıl döndüreceksiniz?

Bu konuda ciddi kafa yordum. Bana göre en zor, en karışık bir olay. İnsanların kafa yapısını, belli bir alışkanlığı olan insanı bir yöne döndürmek bir süreç işi. Bu bir yönetim devamlılığı, bizden sonraki insanların üstünde çalışması gereken konu?

Ne yapılabilir?

Eğitimlerle yapılır, sohbetlerle yapılır. Hizmet dışı yazışmalarla yapılır. Hatta burada söylemeyeceğim başka yollarla da yapılır. Ama bu bir  süreçtir, uzun zaman alır. Fakat gündemde olması gereken bir konu.

Yönetim kurulunda bu zamana kadar hangi konulara öncelik verildi?

Yeni teknolojileri sisteme entegre etme konusunda çalışmalar oldu. Bir de kurumu rekabete hazırlayabilmek için kısa ve uzun vadeli planlar yapıyor ve uyguluyoruz.

Yönetim kurulunun uyumu nasıl?

Önemsediğim hususlardan birisi de ``ben'' değil; ``biz'' anlayışıyla hareket etmek. Yani ekip çalışması. Yönetim kurulu uzman kişilerden oluşmuştur. Her bir yönetim kurulu üyesi gündemdeki konulara hazırlıklı geliyor; en üst seviyede katkı sağlıyor. Bu bizi başarıya götürecek önemli bir husustur.

Türk Telekom'un verdiği hizmetlerin fiyat ve kalitesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Hizmette kalite, müşteri memnuniyeti, pazar payı, verimlilik, karlılık gibi söylemleri kurum çalışanları ön plana çıkarmak durumunda. Türk Telekom cazip fiyatlarla, kaliteli ve kullanışlı ürün ve hizmetler sunmak arzusunda.

Bugün Türk Telekom'un gündemindeki en önemli konu hangisidir?

``Yeniden yapılanma'' ve ``rekabete hazır olma'' gündemde tutulması gereken en önemli konudur. Bu ve benzeri konularda, uluslararası saygınlığı olan danışmanlık firmalarından ``danışmanlık hizmeti'' satın almak istiyoruz. Firma seçimini en kısa zamanda yapacağız.

Yeni yönetim kurulu olaylı genel kurullardan ve IMF restleşmelerinden sonra göreve başladı. Amaç, şirketi 2003 sonunda rekabete açılacak Türkiye'deki telekom sektöründe kendi ayakları üzerinde durabilecek hale getirmek. Yakında özelleştirme yok. Şirketi ucuza satmak yok. Türk Telekom da hantal ve müşterisine uzak yapısından kurtulursa, zaten karda olan şirketin ülkeye katkısı çok daha fazla olabilir... 

HEDETEKİ YÖNETİM

Telefondaki ses ``Ben Türk Telekom'un bir süre gündemde olmasını istemiyorum'' diyordu, bir söyleşi yapmak istememesinin nedenini açıklarken... Belki Türk Telekom Yönetim Kurulu Başkanı olarak Murat Yılmaz'ın böyle bir talepte bulunmakta hakkı var. Ama artık çok geç. Türk Telekom zaten gündemde! Üstelik bir süre için soğumuş gözüken konu, sonbaharda Meclis'in açılması ve siyasetin canlanmasıyla birlikte yeniden ısınacak.

Capital'in de bu ayki kapak konusunu Türk Telekom'a ayırması bu yüzden. Şirketin nazik, fakat “dediğim dedik” yeni yönetim kurulu başkanı Murat Yılmaz ve genel müdürü İbrahim Hakkı Alptürk de dahil bütün yönetim kurulu üyeleri ile görüşmeler yapıldı. Yönetim Kurulu'nun şirketin konumu ve özelleştirme hakkındaki düşünceleri saptandı. 

Yeni yönetimin ehliyeti 

Yönetim Kurulu'nda Murat isimlilerin ve Turkcell telefonluların dışında çeşitli başka kesimlerin de ağırlığı var. Bir defa MHP'liler... Sonradan istifa eden Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz'ün bastırmasıyla yönetim kurulunda MHP'nin belirlediği dört isim bulunuyor. Bunlar genel müdür İbrahim Hakkı Alptürk, yönetim kurulu başkanvekili Ercüment Özçelik, yazılım uzmanı Doç Dr Murat Esin ve hukukçu Murat Sezginer.

Kurul 7 kişiden 9 kişiye çıkarılırken eklenen, ki bunlardan birisi de yeni yönetim kurulu başkanı Murat Yılmaz'dı, 2 kişiyi de bizzat MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin belirlediği, ancak bu kişileri IMF'nin de olurunu alacak şekilde ılımlı isimlerden seçtiği söyleniyor. Sonradan seçilen Yılmaz ile Levent Neşet Tanrıdağ bu konuda yorum yapmıyorlar.

Öte yandan yönetim kurulunda askerlerin de hissedilir bir ağırlığı var. Devrim Paşa emekli amiral, Ziya Öztoprak emekli albay... Kendisine vaat edilen yönetim kurulu başkanlığı verilmediği için istifa ettiği söylenen Nihat Özdemir ise uzun süre Oyak'ın genel müdürlüğünü yapmıştı.

CV’lerinde neler var?

Ancak, gerek MHP'lilerin, gerekse asker kökenlilerin kariyerlerine bakıldığında, buraya boş bir şekilde gelmedikleri anlaşılıyor.

Devrim Paşa hem uzun yıllar donanmada muhabere, yani haberleşmeyle haşir neşir oldu, hem de yaklaşık ikişer yıl Oyak ve Aselsan’da yönetim kurulu üyesi olarak bulundu.

Emekli Albay Ziya Öztoprak, Genelkurmay'da önce Muhabere (haberleşme) Elektronik, sonra Bilgi Sistemleri Dairesi Başkanı’ydı. Hava kurmay albay olan Öztoprak, generalliği beklerken emekli edilmişti.

MHP tarafından atanan üyelerin durumu da farklı değil. Bu yazının kutularındaki özgeçmişlerinden de anlaşılacağı gibi, her birisi de kendi konularında uzman. Onunda ötesinde, Yönetim Kurulu'nda üyelerin, işlevleri itibarıyla da dengeli bir şekilde dağıldığı görülüyor. Sonuçta kurulda yazılımdan, donanımdan, haberleşmeden, yöneticilikten ve hukuktan anlayan en azından birer uzman var. Genel müdür de Türk Telekom'u ve operasyonlarını iyi biliyor.

Tabii, bu kişilerin ne kadar ehliyet sahibi oldukları hakkındaki esas karara, ancak kurulun performansı iyice ortaya çıktıktan sonra, belki belirledikleri hedeflere ne kadar ulaştıklarının anlaşılacağı 2003'te varılabilecek.

Kurulun en önemli görevi 

Şimdi yeni yönetim kurulu görevine başladı ve havaya giriyor. Aşağı yukarı her salı günü Türk Telekom'un Ankara, Samsun yolundaki genel merkezinde yapılan yönetim kurulu toplantılarında hem rutin yatırımlar ve alınması gereken kararlar tartışılıyor, hem de öncelikler belirlenmeye çalışılıyor.

Yönetim kurulu üyeleri kendilerinden bekleneni gerçekleştirmek ve Türk Telekom'a iyi bir strateji belirlemek için danışmanlarla da görüşmeye başladılar bile.

Bazı hassas konularda yönetim kurulunun görüşleri ortaya çıkmaya başladı. Örneğin özelleştirme...

Yönetim Kurulu'nda bırakın tarihini veya şeklini, özelleştirmenin yapılıp yapılmaması ile ilgili bile kesin belirlenmiş bir ortak görüş yok. Bir yönetim kurulu üyesi ``Bize bu konuda bir görev tevdi edilmedi'' diyor.

Buna karşın üstünde anlaşılan bir konu varsa, o da, bu yönetim kurulunun şirketi Türkiye'de telekom sektöründe tekelin ortadan kalkacağı 2003 yılına kadar, muhtemel rakipleriyle rekabet edebilir, kendi ayakları üzerinde durabilir bir noktaya getirmesi. Bunu istisnasız yönetim kurulunun bütün üyeleri söylüyor.

Özelleştirme veya halka arz, ancak o noktadan sonra tartışılmaya başlanacak. Bu konuda üyelerin görüş birliğine vardıkları gözlenen bir husus şirketin ne pahasına olursa olsun satılmaması...

Özelleştirmede kaçırılan fırsat 

Ancak, bu tartışmalar için henüz çok erken. Çünkü, son dönemde uluslararası piyasalar çok gergin ve hassas. Bir şirketin borsadaki değerini belirleyen yatırımcılar açısından ``gelişmekte olan piyasalar'' tanımlamasının yer aldığı her tür yatırım son derece ``out''. ``Gelişmekte olan piyasalar'' kadar ``out'' olan bir başka alan varsa o da ``telekom sektörü''.

Bu da bizi konunun kalbine götürüyor: Türk Telekom hem gelişmekte olan bir piyasanın, hem de telekom sektörünün içinde! Yani borsaya açılsa elde edeceği değer açısından son derece gözden düşmüş durumda.

Bir zaman diğer gelişmekte olan piyasalardaki telekom şirketlerinin değerlemelerine bakarak Türk Telekom'un gerçek değerinin 20-25 milyar dolar olabileceği hesaplanıyordu. IMF, Hükümet ve Özelleştirme İdaresi'nin şirketi yabancı bir telekom şirketine satma ısrarı yüzünden, Türk Telekom o dönemde borsaya açılamadı.

Türk Telekom'u illa bir yabancı telekom şirketine sattırmak isteyenlerin Türkiye'ye verdikleri maddi zararı anlamak için çok basit bir hesap yapmak bile yeterli. Türkiye'nin en büyük cep telefonu şirketi Turkcell'in sahibi Mehmet Emin Karamehmet, çok değil, geçen yıl Temmuz başında şirketinin yüzde 11'ini hem İstanbul hem New York borsalarında halka açarak 2 milyar dolar gelir sağlamıştı. Bir yılda piyasalar o kadar çok geriledi ki, bugün Turkcell'in toplam değeri, o günkü yüzde 11'inin değerinden daha düşük.

Dolayısıyla o dönem Türk Telekom'un yüzde 30'u satılsa, devletin eline 7-7.5 milyar dolar geçecekti, ki bu miktarın geçen yıl ortasında devlet kasasına girmesi krizlerin de yaşanmamasına sebep olabilirdi. Bu 7-7.5 milyar dolar, bugün şirketin tamamının satılması halinde bile ulaşılması zor bir miktar.

Oysa Türk Telekom, 3 milyar dolarlık cirosu, 1.1 milyar dolarlık karı, büyük potansiyel vaat eden kablo tv, cep telefonu, data iletişimi, internet gibi işleriyle, şirketi ucuza kapatmak isteyenlerin hem IMF, hem de hükümet yoluyla baskı yapıp, lobi faaliyetlerinde bulunmalarını boşa çıkarmayacak kadar büyük bir güç!

ASKER YÖNETİCİ: DEVRİM PAŞA
 
Emekli amiral. Ege Deniz Bölge Komutanı idi. Deniz Kuvvetleri'nde teğmen olduğundan bu yana muhaberenin, yani haberleşmenin içinde oldu. Türk Telekom'un yönetim kuruluna atanmadan önce 2 yıl Oyak, 1.5 yıl da Aselsan yönetim kurullarında üyelik yaptı. Aynı zamanda futbolcu ve atlet.

Katkısı hakkında...

“Biz Türk Telekom'a uydu girmeden, Nato uydularından muhabere yapardık. Deniz Kuvvetleri’nde muhabere dairede çalışmak ile, zaten PTT'nin içine girmiş oluyorsunuz. Harb Okulu bittikten sonra icra kademesi olarak gemi komutanlığına kadar geliyorsunuz. Amiral olmuş birisi için haberleşmenin, bilgisayarın, sistemin teknik olarak içinde olmanız gerekiyor ki işinizi layığıyla yapasınız”.

Askerin işi ne? eleştirisine karşı...

Askerler bundan ne anlar değil. Bu işin başlangıcı asker. Bu şebeke çoğunlukla Silahlı Kuvvetler tarafından başlatılmış. Zaten bunların alt yapısı Nato ile başladı. Sistemler askere hiç yabancı değil. Kuruluş aşamasında içinde olduğu şeyler.   
 
DOÇ.DR. MURAT ERSİN: YAZILIMCI

Elektoronik haberleşme mühendisi. Santral yazılımları gibi donanıma yönelik bilgisayar yazılımları üstünde çalıştı. Projeleri Turkcell ve Türk Telekom'da da kullanıldı. Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü Bilgisayar Mühendisliği'nde öğretim üyesi.

Özelleştirme hakkında...

“Türk Telekom'a girdikten sonra bazı şeylerin özel sektör mantığıyla yapıldığında daha iyi olacağını gördüm. Fakat yine de devletin hisse ve katkısı olması gerekiyor. Bir de Türk Telekom'un herhangi bir firmanın uzantısı veya mamüllerinin kullanıcısı olmak durumuna sokulmaması gerekir. Rekabet doğuracak şekilde özelleştirilmeli.”

Satış fiyatı ve zamanı hakkında...

“Telekom karda. Zaman olur da atılım yaparsa, karlılık daha da artacaktır. Krizlerin atlatılmış olduğu bir ortamda daha uygun bir fiyat ortaya çıkar. Bize zamanlama ile ilgili empoze edilmiş bir kısıtlama yok. Biz de bir tarih kararlaştırmadık. 2003'den sonra tekel kalkıyor, serbestlik olacak. O tarih kendiliğinden ortaya çıkıyor.”

Öncelikler hakkında...

“Cep telefonu gibi rekabetçi olabileceğimiz alanlar değerlendiriliyor. Türk Telekom'un tekel olması hizmette kalitesizliği getirmemeli. Hizmet kalitesinin özellikle kullanıcı açısından yükseltilmesi lazım. Türk Telekom müşterisi olma memnuniyetinin arttırılması gerekiyor.”

DOÇ.DR.MURAT SEZGİNER: HUKUKÇU

Yönetim kurulundaki tek hukukçu üye. İdare hukuku doçenti. Özelleştirme, personel hukuku ve idari yargılama hukuku gibi konularda uzman. Dış Ticaret Müsteşarlığı 1. Hukuk Müşaviri.

Yeni kanunun getirdikleri hakkında...

“Yeni kanunla rahatlama, esneklik kolaylıklar sağlandı. Ancak, burada çok değişik bir atipik yapılanma var. Sözleşmeli asli sürekli görevde bulunan personel üstünde tasarufta bulunamıyorsunuz. Mesela personel azaltacaksınız, kamu görevlisi olduğu için mahkeme kararıyla geri dönebilir. Türk Telekom hala tam olarak özel hukuk kapsamında değil”.

Özelleştirme hakkında...

“Anayasa Mahkemesi, Türk Telekom'a stratejik konularda yabancıların hakim olması, Anayasa’nın bağımsızlıkla ilgili maddesine aykırıdır. Bu halde özelleştirme işi sıkıntıya giriyor. Mutlaka mahkemelerin kararları ışığında hareket etmek durumundayız. Zaten yönetim kurulu olarak özelleştirmeyi yapmakla görevlendirilmedik”.

Öncelikler...

“2003'te kalkacak tekel sonrası şirketi, rekabet edecek, karını maksimize edecek, verimli çalışacak hale getirmek. Yani şirketi rehabilite etmek. Özelleştirme safhasına geçildiğinde, şirketin yüksek bir değerle satılmasını sağlamak. Hukuki olarak da bunun altyapısını son derece dikkatli kurmak”.

LEVENT NEŞET TANRIDAĞ: DONANIMCI

Levent Neşet Tanrıdağ, TRT, Tusaş ve Aydın Grubu’nun Amerika’daki ofisinde, sonra da Aydın Yazılım'da savunma sanayi sektörü ağırlıklı yani çoğunluk askeri projelerde çalıştı. Askerliğini Harita Genel Komutanlığı'nda yaptı. İhtisas alanı ise donanım.

Katkısı hakkında...

“Teknik kökenli biriyim. Esas amaç, Türk Telekom'un yeni teknolojileri takip etmesi. Şu an için zaten teknolojisi iyi. Ama tekelin kalkacağı ortamda rekabet edebilir, verimli olmasını temin etmek gerekiyor. Şirkete bu konuda yardımcı olacağım.”

Özelleştirme hakkında...

“Teknolojisi iyi olup belli bir noktaya geldikten sonra özelleştirmek mümkün. Bu konuda bizden beklenen, talep edilmiş herhangi bir istek yok”.

Yönetim kurulu'nda neler yapılıyor?

“Şu ana kadar şirketin önümüzdeki dönem yapacağı yatırımlar teknolojiler nelerdir, dünya piyasasındaki kuruluşlar ne yapıyorlar gibi değerlendirmelerde bulunduk. Türk Telekom'un çok geniş, büyük bir sabit hat altyapısı var. Şu anda avantaj gibi görülen şey gelecekte dezavantaj olabilir. Müşteriye daha geniş hizmet sağlanmalı.”

ZİYA ÖZTOPRAK: HABERLEŞMECİ

Emekli Hava Kurmay Albay, köken olarak muhabereci, yani haberleşmeci. Genelkurmay'da Bilgi Sistemleri'nde, Hava Kuvvetleri'nde Muhabere Elektronik ve Bilgi Sistemleri dairelerinde başkanlık yaptı. Türk Telekom'un konuları mesleğine çok yakın. Her projeye katkı verecek bir birikime sahip.  

Neler yapılabileceği hakkında...

“Hizmet entegrasyonu yapılabilir. Bilgi sistemleri ve haberleşmeyle, internetle ilgili konuları daha iyi hizmet verecek hale getirebiliriz. Örneğin internet daha hızlı hale getirilebilir. Daha küçük yerlere yayılabilir. Daha ucuza yapılabilir. Zaten çalışmalar da var. Bir de teknoloji entegrasyonu var. Haberleşme bilişim konuları birleştirilerek dahi iyi duruma getirilir, daha kolay yönetilir, daha çabuk arızalar giderilir. Hizmet ve teknik kalite yükseltilir.”

Yönetim kurulunda konuşulanlar hakkında...

“2003'te telekomun tekel durumu ortadan kalkıyor. Başka kurumlar ülkede haberleşme, bilişim konularında hizmet verecek. Türk Telekom her türlü rekabete karşı koymaya karşı hazır hale gelmeli. Yıllık yatırım programlarındaki belli projelerin teknolojik yönden düzeltilmesi gerekiyor”.

ERCÜMENT ÖZÇELİK: BİLGİSAYARCI

ABD’de, önce bilgisayar bilimleri ve inşaat mühendisliği, ardından statik mühendisliği okudu. Askerliğini muhabere asteğmen olarak yaptı. 1972'den 1984'e kadar ODTÜ'de ders verdi. 1984-95 arası Devlet Planlama Teşkilatı'nda Yönetim Bilgi İşlem Dairesi Başkanı olarak görev yaptı. Halen DPT müsteşarı Akın İzmirlioğlu'nun yanından nadiren ayırdığı danışmanı ve daire başkanı. DPT'nin beyinlerinden. Cep telefonu kullanmıyor. Hobileri internet, yüzme ve araba kullanma...

Telekom'un geleceği hakkında...

“Türk Telekom hala gelirlerinin büyük kısmını, çok pahalı hizmet verdiği sabit hatlı telefonlardan sağlıyor. 2003 sonunda tekel kalktığında buradan gelecek gelirler azalacak. Türk Telekom'un hızlı bir şekilde data haberleşmesi ve internet konularında yoğunlaşması gerekiyor. Bu konularda şirkete katkım olacağına inanıyorum.”

Şirketin zayıf noktaları hakkında...

“Türk Telekom'un zihniyeti yakaladığım müşterimi öperim! Fiyatlar inanılmaz pahalı, hizmet kalitesi oldukça düşük. Bu konularda bir an önce harekete geçilmezse rekabet geldiğinde mevcut ve alternatifsiz müşteriler rakiplere kaçabilirler. Hizmet sektörü zihniyetini şirkete yerleştirmeliyiz.”

GENEL MÜDÜR: İBRAHİM HAKKI ALPTÜRK

Karadeniz Teknik Üniversitesi Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Fakültesi’ni tamamladıktan sonra, 1980 yılında Telefon Şebeke Mühendisi olarak başladığı Türk Telekom kariyerinde 15 Nisan'da yönetim kurulu başkanlığı ve genel müdürlük koltuğuna kadar çıktı.

IMF'nin bastırmasıyla yeni yönetim kurulunda başkanlık görevini bırakmak zorunda kaldı.

İngilizce dahi bilmeyen bir yönetici olarak Türk Telekom'u layığıyla idare edemeyeceği ve politik hedeflerinden ötürü Türk Telekom'da MHP'nin kadrolaşmasından sorumlu olduğu iddia edildi.
 

 

 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz