"Vazgeçemediğim 6 Lezzet Durağı"

İstanbul’da yaşıyorsunuz. Ankara’ya işiniz düşüyor. İş yemekleri için en iyi seçenekler hangi mekanlar bilmiyorsunuz. İşte size Ankaralı bir işadamından harika bir rehber. MESA Yönetim Kurulu Başka...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Vazgeçemediğim 6 Lezzet Durağı

İstanbul’da yaşıyorsunuz. Ankara’ya işiniz düşüyor. İş yemekleri için en iyi seçenekler hangi mekanlar bilmiyorsunuz. İşte size Ankaralı bir işadamından harika bir rehber. MESA Yönetim Kurulu Başkanı Erhan Boysanoğlu’nun akşam yemeği, öğle yemeği ve brunch için farklı önerileri var. İster balık restoranı sevin, ister et restoranı…Onun önerileri arasında mutlaka seveceğiniz birkaç mekan bulacaksınız.

MESA’nın Yönetim Kurulu Başkanlığıyla birlikte şu anda tutarı 2 milyar doları aşan proje portföyünü yöneten Erhan Boysanoğlu’nun iş temposunu tahmin etmek zor değil. Gününün büyük bölümünün iş görüşmeleri ya da iş yemekleriyle geçtiğini söylemek, çok da yanlış olmaz. Boysanoğlu, güne sabaha karşı bir grup arkadaşıyla spor yaparak ve ardından sauna da dinlenerek başlamayı tercih ediyor. “Türkiye’yi kurtarma tartışmalarını” burada yaptıklarını söyleyen Boysanoğlu, 7.30 gibi ofise geliyor. Ofisi ve evi şehrin dışında, son dönemin gözde yerleşim yerlerinden büyük bölümünü MESA’nın yaptığı Konutkent’te bulunan Boysanoğlu, yurtdışından gelen misafirlerini Ankara’dan daha ziyade İstanbul’da ağırlıyor. Bu ağırlama prosedürü de artık neredeyse klasikleşmiş. Yabancı ortaklarını Ataköy Marina’dan bir tekneyle alıp, Kuzguncuk’ta ofis olarak kullandıkların Cemil Molla Köşk’ünde ağırladıklarını söylüyor. Boğaz gezisiyle başlayan ağırlama programı özel bir restoranda yemek ile devam ediyor. Boysanoğlu, “Ertesi sabah, yabancı ortakları büyülenmiş bir şekilde buradan ayrılıyor. Hatta, bu manzarayı gören yabancılar, Türkiye’nin İsviçre’den, Fransa’dan bile ileride olduğunu düşünüyorlar. Ankara’da ise yapılan işleri gösteriyoruz. Ofisimiz ve hastane de yabancıları çok etkiliyor” diyor.

Misafirleri ve arkadaşlarıyla birlikte yemek için tercih ettiği mekanlar için seçimlerini ise şöyle anlatıyor:

1. Trilye: Balık Mekanı
Ben balıkçı bir adamım. Benim için balık tutmak ve dalmak önemli. Deniz mahsullerine büyük merakım var. Hem iyi yaparım hem de yemesini çok severim. Kabuklu olan her şeyde, çok iddialıyım; bunların başında da karides ve güney sahillerimizde yaşayan “karavida” geliyor. Karidesli olan bütün yemekleri iyi yaparım.

Başkentin balık mekanları arasında benim için ilk sırada Trilye yer alıyor. Gerçekten deniz ürünlerini iyi yapıyorlar. Misafirlerim geldiğinde oraya götürüyorum. Balık işini gerçekten çok iyi biliyorlar.

Orta Asya Cumhuriyetleri’nden gelen misafirlerim genelde et yemeyi tercih ettiği için onları da Trilye’ye götürüyorum. Açıkçası eti, oradan daha iyi yapan yerler var. Ancak onların da, dekorasyonunda sıkıntı var.
2. Oran’da Kalbur Keyfi
Akşam yemeklerinde ikinci mekan ise bir çiftin işlettiği 10-15 masalık küçük bir mekan olan Oran’daki Kalbur Lokantası… Deniz mahsülleri üzerine en iyi lokantalardan biri olan lokantanın, ambiyansından çok yemekleri ve mezeleri çok iyi. İçeride kızartma kokarsınız ama gelen bütün misafirlerinizi götürüp, mezelerini ve yiyeceğini tattırabileceğiniz bir yer.

3. Onbaşılar’da Et
Gaziosmanpaşa’daki Köşebaşı ve Çayyolu’ndaki Onbaşılar Lokantası ise et için tercih ettiğim yerlerden. İtalyan Lokantası Mezaluna da, devamlı gittiğim mekanlar arasında sayılabilir.

Bütün bu mekanların yanında, çok yakın misafirlerim için evimiz ve bahçedeki et düzeni çok işe yarıyor. Eşim de, yemek konusunda çok becerikli biridir. Aynı zamanda misafirlerimize kendi yaşantımızı da göstermiş oluyoruz. Bunların yanı sıra şaraba merakım vardır. Şarap konusunda Türkiye’deki gelişmeleri yakından takip ediyorum. Evimin bodrumunda, 300 şişelik bir KAV’ım var. Şaraplar içinde kendime en yakın bulduğum tat ise Shardonnay çünkü çok sakin bir şarap.

4. Mesa Hastanesi’nde Öğle Yemeği
Özellikle Orta Asya ve Arap ülkelerinden müthiş bir hastane talebi geldiği için yabancı misafirlere MESA Hastanesi’ni gezdirirken, hastanenin lokantasını da gösteriyoruz. Öğle yemeklerini burada yemeyi teklif edince önce bir şaşırıyorlar ve irkiliyorlar. Hastanede yemek kulağa hoş gelmiyor. Ancak daha sonraki tepkileri, ”Burayı hastaneye benzetemedik. Yemekler ve ortam olağanüstü” şeklinde oluyor.

5. L’angeletto’da İtalya Mutfağı
Öğlen gidilen iş yemeklerinde ise ağırlıklı olarak işlerimizin büyük bölümünde ortağımız olan Nurol Grubu’yla, Sheraton’daki L’Angeletto İtalyan lokantasına gidiyoruz. Devlete iş yaptığımız dönemde öğle yemekleri için bürokratlarla buluşma adreslerinin başında Kavaklıdere’deki RV geliyordu. Burası da klasik bir mekandır.

5. Lüks Olmayan Duraklar
Bunların yanında, lüks olmayan ama yemekleri çok lezzetli olan mekanlar da var. Örneğin, Ankara’nın çeşitli semtlerinde, yerlerinde lüks olmayan lezzet durakları da vardır. Öğle yemekleri için mesela Konya yolundaki Konya Tandır ve Oltu Kebapçısı’na kaçamak yaparım. Bunlardan bahsedince İstanbul’da Fatih’deki Kuyu Kebapçısı’na gideriz. Kebabı inanılır gibi değil. Çok lezzetli.

Pazar Brunch’ı Çiftlikte
Pazar günlerini, Eskişehir yolu üzerindeki çiftlikte arkadaşlarımızla geçirmeyi seviyoruz. Çiftlik derken, büyük bir arazinin içinde, MESA Hastanesi’nin yemekleri için besicilik yapılıyor. Hayvan yetiştiriliyor. Aynı zamanda benim orada büyük sebze bahçeleri hazırladık. Domatesten, patlıcan ve çileğine kadar her şey yetişiyor. Ben sebze-meyve yetiştirme işine çok meraklıyım. Burada 350 bin Sedir ağacı ve asmaların yanı sıra envai çeşit çiftlik hayvanı da yaşıyor. Pazar brunchlarında yumurtanın 50 çeşidi yiyebiliyoruz. Yurtdışında iş yaptığımız yerler genelde eski komünist ülkeler olduğundan, buralarda iş yaparken, votkaya çok alıştık. Pazar brunchlarını genelde, Polonya votkası Jibrovka ile sonlandırıyoruz. Brunch için ikinci adres ise yine Koru Sitesi’deki Nish ve arada sırada da, Bilkent Otel’deki brunchlara gidiliyor.
 
Aslı Işık
aisik@doganburda.com.tr

Fotoğraf: Bülent Ercan


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz