Yeni CEO'nun global ajandası

Doğtaş ve Kelebek’in yeni CEO'su ile küresel bir şirketten aile şirketine geçiş hikayesini,ve büyüme planlarını konuştuk:

1.05.2013 00:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
Yeni CEO'nun global ajandası


Capital: Peki yönetici transferleriniz başladı mı? Sürüyor mu?
- Evet, ekibe katılan yeni arkadaşlar oldu. Onlar da benim gibi mobilya sektörünün dışından. Hibrit bir yapı oluşuyor. Bunun çok faydalı olduğuna inanıyorum. Çünkü hep aynı sektörün içinden devinirseniz bir süre sonra körlük oluşuyor. Dışarıdan gelen gözler farklı tecrübeleri de beraberinde getiriyor. Bence bu, çok önemli bir yaklaşım.

Capital: 1 Nisan’da göreve gelmiştiniz. İlk geldiğinizde neler yaptınız?
- Teorik olarak 1 Nisan’da başladım ama daha öncesinde çok sık toplantılar yaptık. İlk geldiğimde önce bir gözlem dönemim oldu. Hangi işlere öncelik vermem gerektiğiyle ilgili analizlerim oldu. Daha sonra ortakların hedef ve isteklerini öğrendikten sonra bu doğrultuda bir strateji planı hazırladım. Bunun içinde bugüne kadar sektörde hiç denenmemiş işler de var. Zaten farklılaşmayı ve büyümeyi bunları gerçekleştirerek yapacağız.

Capital: Nedir bunlar? Nasıl bir ajanda çıkardınız?
- Stratejik planımızı detaylarıyla paylaşamam tabii ki. Ama önceliklere bakarsak aslında tüm diğer şirketlerden çok farklı değil. Üretim ayağımız var. Üretimle satışın senkronizasyonu önemli bir öncelik. Yani ter-minlere uygun üretim yapabilmek. Satış kanallarının rehabilitasyonu önemli. Bunun dışında şirket iç işleyiş ve organizasyonel yapılanmalar önceliklerim arasında.

Capital: 2 markanın birden başmdasmız. Stratejiniz ne olacak?
- Kelebek ile Doğtaş, rakip kardeşler. Böyle konumlandıracağız. Birini diğerinin üzerinde veya altında konumlandırmak gibi bir stratejimiz yok. Yani bir “ana marka” veya “şemsiye marka” gibi durum söz konusu değil. Farklı müşteri kitlelerine seslendirmeyi planlıyoruz. Her ikisi tamamen bağımsız iki marka olarak yönetilecek.

Capital: Peki 2 markalı bu yapıyı risk olarak görmüyor musunuz? Birbirlerine zarar vermezler mi?
- Hiç risk olarak görmüyorum. Bunu zaten Adidas’tayken de yaşadım. Reebok, Adidas tarafından satın alınmış bir markaydı. Her ikisi “rakip kardeşler” şeklinde yönetiliyordu. Çok benzer bir yapıydı. Bu anlamda deneyimim var. Herhangi bir risk veya zorluk görmüyorum. Her ikisinin farklı mağaza formatları, farklı yapılanmaları, farklı hedef kitleleri olacak. Dolayısıyla birbirlerine zarar vermeleri söz konusu değil. Kendi iç yapımızda ise bu iki markanın sinerjisini göreceğiz. Pazarda ise tam anlamıyla rakip olacaklar.

Capital: Hangi markada, neye odaklanacaksınız?
- Her ikisi için de ortak bir önceliğim var. O da doğru noktalarda, doğru perakendeciliği yapmak. Ayrıca tasarımı doğru fiyatlarla erişilebilir hale getirmek. Doğtaş yükselen bir marka. Tasarımıyla, mağazalarıyla, yapılanmasıyla gerçekten son 5 yılın yükselen bir markası. Bu yükselişini devam ettireceğiz. Kelebek ise çok köklü, herkesin tanıdığı, bilinirliği yüksek, prestijli ama son 8-10 yıllık dönemde geri planda kalmış bir marka. Onunla da kendini genç hisseden ve tasarımı önemseyen bir kitleye seslenmeyi planlıyoruz. Ayrıca Kelebek
Mutfak kısmını da çok destekleyeceğiz. Özetle Kelebek, hem mutfak hem mobilyada çağdaş tasarımlara sahip, ulaşılabilir bir marka olarak konumlanacak. Zaten özünde de böyleydi. 70’li yıllarda gayet avangart bir markaydı.

Capital: Ama son yıllarda çok kan kaybetti, erozyona uğradı. Tespit ettiğiniz en önemli sıkıntılar neydi?
- Evet, erozyona uğradığı doğru. Bundan 20 yıl önceki Kelebek ile bugünkü Kelebek aynı konumda değil. Ama kesinlikle ayağa kalkabilecek bir marka. Zaten o yüzden beni çok heyecanlandırıyor. Tespit ettiğim ilk şey, kabuğuna çekilmiş bir marka gördüm. Bayilik yapılanması, satış organizasyonu çok küçülmüş, daralmıştı. Tüm birimleri, tasarım unsurları da aynı şekilde çok küçülmüştü. Şimdi önemli olan bu kabuğu kırıp onu tekrar hayata döndürmek.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz