"Kişisel Yatırım"

GÖRÜŞ Tevfik Aksoy/Bank Ekspres/Başekonomist BORSADA HEYECAN VERİCİ BÜYÜME BEKLENTİSİ Yeni yılın başlamasına çok az bir süre kala borsanın rekor üstüne rekor kırması ve faizin inebileceği en alt...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Kişisel Yatırım

GÖRÜŞ

Tevfik Aksoy/Bank Ekspres/Başekonomist

BORSADA HEYECAN VERİCİ BÜYÜME BEKLENTİSİ

Yeni yılın başlamasına çok az bir süre kala borsanın rekor üstüne rekor kırması ve faizin inebileceği en alt seviyede oluşu ister istemez bundan sonra ne olacak sorusunu akla getiriyor. Borsa açısından içinde bulunduğumuz şartlara bakarsak birçok hisse senedinin hem TL, hem de dolar bazında gördüğü en yüksek seviyelerin üzerinde olduğu göze çarpıyor. Aralık ayının ikinci yarısında neredeyse tamamı yerli yatırımcının alım satımlarıyla hareket eden borsa endeksinin daha üst seviyelere çıkması için, uzun süredir beklenen yabancı yatırımcı fonlarının da piyasaya girmesi gerekiyor.

Peki beklenen yabancı para, özellikle borsa açısından bakıldığında, ocak ayında gelecek mi? Gelirse ne zaman ve ne kadarlık yatırımla gelecek? Bu soruları yanıtlamak hem kolay hem zor. Yabancı parasının, daha doğrusu yurt dışından hatırı sayılır derecede fon geleceği neredeyse (dışsal şok olmadığı takdirde) kesin.

Öncelikle bütün dünyada gelişmekte olan ekonomilere akması beklenen para 1999 yılından çok daha fazla. Zira içinde olduğumuz dönemde, dünya üzerinde ekonomik kriz yaşayan ülke yok denecek kadar az. Uluslararası ``hedge'' fonları, 1998-99 şoklarını üzerlerinden atmakta ve yeni fonlar kurulmakta.

Dolayısıyla Türkiye de bu gelişmeden payını alacak. Özellikle ülkemizin bir süredir sürekli dünya gündeminde oluşu ve bu sefer olumlu gelişmelerin bunu desteklemesi, Avrupa Birliği ile ilişkilerde sağlıklı aşama kaydedilmesi ve saygın derecelendirme kuruluşlarının ocak ayında muhtamel not artırması, paranın Türkiye´ye geleceğini düşündürüyor.

Teknik açıdan karşılaşılabilecek engeller ise 2000 yılı sorunu ile ilgili olarak yabancı yatırımcının Ocak ayının ilk birkaç haftasını gözlemleme ihtimali oluşu ve aniden borsaya yabancı fonların gelişi ile aktif fiyatlarının gereğinden fazla artması veya derinliğini kaybetmesi gösterilebilir.

Bütün bunlara Türkiye'de yerleşik yatırım fonlarının sermaye artırımı yolu ile borsaya taze fon aktarımı yapmasını da eklersek, fiyatlar aşırı derecede şişebilir. Bu nedenle gelebilecek yabancı fonların hızı da kesilebilir.

Özetle, Ocak ayının ilk haftasından itibaren (2000 yılı sorunu ¦§ ıkmayacağı varsayımıyla) yabancı yatırımcının Türkiye´ye gelmesi kuvvetle olası. Miktar en başta abartılı derece yüksek olmasa da borsayı ateşleyecek boyutta olacaktır.

Özellikle derecelendirme kuruluşlarının not artırımı bankacılık sektörünün sağlığa kavuşması ve gecelik faizlerin yüzde 40´lar seviyelerine gerilemesi ile borsa daha da çekici hale gelecek ve hem yabancı hem de yerli yatırımcı açısından gidilecek önemli bir adres olacaktır.

Tahminim Ocak ayında yabancıların net olarak 300-350 milyon dolarlık alım yapmaları ve bunun yanında 5-6 milyar dolarlık hacim yaratmaları. Bu rakamlar uzun zamandır görmediğimiz kadar büyük ve o derecede heyecan verici.

DÖVİZDE BEKLENTİ KALMADI

Evet, yanlış okumadınız, dövizde beklenti kalmadı. Çünkü, Merkez Bankası ilan ettiği kurlarla, kurumun prestijini ortaya koydu. Hedeflere ulaşılması konusunda mali piyasalarda en ufak bir endişe yok. Uzmanlar, Merkez Bankası´nın, ortaya koyduğu hedefleri tutturacağı görüşünde.

Bu beklentiler nedeniyle, bugüne kadar dövizde pozisyon alan ve 20 bin dolar ve üzerindeki meblağlara son derece iyi faiz alan yatırımcılar, adım adım TL´ye dönmeye başladı.

Bir bankacı, ``Vadesi dolan döviz mevduatların önemli bir kısmı TL´ye dönüyor. Çünkü, artış oranı belli, yatırımcı daha iyi getiri peşinde'' diyor.

Kur artışının, bir değişken dışında -ki o da pariteler- belli olması, yatırımcıların TL´yi dönüşünü sağladığı gibi, bankaları da daha düşük faiz vermeye zorluyor.

Örneğin, bir ay öncesine kadar 1 milyon dolar gibi yüksek meblağlara yüzde 20-22 yıllık net faiz veren bankalar, bu oranı yüzde 14´lere kadar çekmiş durumda.

Daha düşük tutarlara verilen oranlar ise yüzde 10´un altına düşebiliyor. Yıllık yüzde 10´luk net getiri bile, TL getirisinin 8-10 puanlık altında getiri anlamına geliyor. Bu yüzden tercihler TL´den yana kullanılıyor.

Yukarıda belirttiğimiz gibi, 1 Ocak´tan itibaren tek değişken, uluslararası piyasalarda işlem gören çapraz kurlar. Bunların başında da Euro/dolar paritesi geliyor. Euro, 1 Ocak 1999´ta 1.17´lik değer ile başlamıştı.

Ancak, 1 yıllık süreçte gelinen nokta hiç de parlak değil. 1.01 seviyelerine kadar gerileyen euro/dolar paritesinde yükseliş beklentisi var. Beklentilerin realize olması durumunda, mark ve buna bağlı olarak Avrupa paralarının daha yüksek getiri sağlayabilir. Ancak, önerimiz belirli bir tutarın üzerinde döviziniz varsa, sepet yapın ve iki taraftan birinde olabilecek düşüş-yükseliş riskinden korunun.

DALGALANMALARA HAZIRLIKLI OLUN

Geçen sayımızda, bono faizlerinde alt sınıra gelindiğini ve olağanüstü bir durum yaşanmaması durumunda şok yükseliş beklenmediğine yer vermiştik. Ancak, olağanüstü durum oldu ve getirilen ek vergi nedeniyle bono-tahvil piyasasında yıllık bileşik getiriler yüzde 60´lardan yüzde 84´e kadar yükseldi. Daha sonra ise sular duruldu ve yıllık bileşik getiri oranı, en çok işlem gören tahvilde yüzde 42 seviyesine kadar geriledi.

Bankacılar, bu seviyenin, kısa süre için alt sınır olduğu görüşünde. Artık, beklentilerin realize olma dönemi geliyor. Beklentiler neler?

Birincisi, 1 Ocak 2000´den itibaren izlenecek kur politikası. Ki, Merkez Bankası tarafından ilan edildi. Bu konuda, bankacıların ilan edilen kur politikasının aynen izleneceğine dair fikir birliği var.

İkincisi, yabancı fonların Türkiye´ye ne kadar ilgi göstereceği. Beklenti bir hayli yüksek. Ocak ayının ikinci yarısından itibaren yüklü girişler olacağı yolunda güçlü beklentiler var. Tabii yine olağanüstü bir gelişme yaşanmazsa...

Üçüncüsü, rating notunun yükseleceği tahmin ediliyor. Nitekim, dünyanın önde gelen iki diapol kuruluşu Moody´s ve S & P, Türkiye´nin genel görünümünü, aralık ayında pozitife çevirmişti. Bunun da anlamı, kısa sürede not yükselişi olabilir.

Bir diğer beklenti, 3 Şubat saat 16.30´da açıklanacak, yeni yılın ilk enflasyon oranı. Eğer bu oran, ilan edilen program çerçevesinde olursa, iyimser beklentilerin artacağı söyleniyor.

Piyasalarda beklentiler son derece olumlu. Ancak, piyasayı rahatsız edecek politik, ekonomik ve dışsal faktörler, faiz oranlarında dalgalanma yaratabilir. Bu dalgalanma, alım fırsatı yaratabilir. Fakat, yükseliş veya düşüş aralığının eskisi gibi olmadığına dikkat etmek gerekiyor.

Bankacılar, kısa süreli faiz düşüşü beklememek gerektiğini söylüyor. Ancak, uzun vadeli tahvillerde yüzde 40´ların altı görülebilir.

BORSADA YENİ DÖNEM

Borsa, tahminleri altüst etmeye geçen ay da devam etti. 22 Kasım´ı 8.900 seviyesinden kapatan borsa bileşik endeksi, 21 Aralık 1999 itibariyle  13.500 düzeyindeydi.

Realizasyon beklentileri de devam etti ama bir türlü gerçekleşmedi. Borsa uzmanları bu konuda şu değerlendirmeyi yapıyor: ``İyi kazandım diye kar satışı yapanlar, dönüp bize parasını nereye yatıracağını soruyor. Böylece tekrar borsaya, belki de aynı hisseye, biraz yüksekten giriyor. Göründüğü kadarıyla paranın şu sıralar tek adresi borsa``.

Gerçekten de büyük yükselişe rağmen borsadaki beklentiler henüz bitmiş değil. Herkesin gözü ocak ayının ilk yarısında. Yerli yatırımcılar, bütün hesaplarını gelecek yabancılara göre oluşturdular.

Yabancılarla iş yapan aracı kurumlar da ocak ayının ikinci haftasından sonra giriş yaşanabileceğini, yine İMKB 30 hisselerinin canlanacağını tahmin ediyor. Bu noktada endeksin 3.5 sent düzeyine gideceğini belirtiyorlar. Ancak, bunu düşük bulanlar var. Bazı uzmanlar, eğer borsa yükselirse, yine sürpriz yapıp, tahmin edilen düzeyin de üstüne, belki de 20 binlere yaklaşacak yorumunu yapıyorlar.

Burada yatırımcının iyi hesap yapıp, doğru hisse senedine girip ve belli bir düzeyden satış yapması gerekiyor. İşte bütün sorun, satış zamanının doğru tahmin edilmesi.

Borsa uzmanları, ocak ayında başlayacak yükselişten sonra, endekste bir düzeltme olabileceğini, ancak yükselişin yeniden devam edebileceğini belirtiyorlar. Bu görüşü savunanlara göre, ekonomiden alınabilecek olumlu sinyaller, İMKB Endeksi´ni yılın ikinci yarısında yeni rekorlara taşıyabilir. Bu noktada da yılın ilk 3 ayına ilişkin ekonomik hedefler öne çıkıyor. Hedeflere ulaşılması, borsaya yeniden bir canlılık verecek.

Hisse bazında ise yabancıların gözü hep İMKB 30´da. Ayrıca 2000 yılıyla birlikte İMKB 50 Endeksi de oluşturulacak. Yani 20 yeni gözde hisse daha geliyor. Ayrıca yabancıların holding, banka ve büyük gruplara ait sanayi hisselerini tercih ettiğini de unutmayın.

 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz