"Kişisel Yatırım"

3 ŞUBAT PERŞEMBE´YE DİKKAT! Mali piyasaların enflasyonu düşürme programına gösterdiği güven, Hazine´nin borçlanma ihalelerine yansımış durumda. 4 Ocak ve 18 Ocak tarihlerindeki ihalelerde ortaya ...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Kişisel Yatırım

3 ŞUBAT PERŞEMBE´YE DİKKAT!

Mali piyasaların enflasyonu düşürme programına gösterdiği güven, Hazine´nin borçlanma ihalelerine yansımış durumda. 4 Ocak ve 18 Ocak tarihlerindeki ihalelerde ortaya çıkan faiz oranı, piyasaların programa güvenini açıkça ortaya koyuyor.

Öyle ki, bankalar ve finans kuruluşları, 13 ay vadeli tahvili yüzde 37 ve 3 ay vadeli bono için, yüzde 8.5´lük dönemsel getiriye razı oldu. Peki, neden düşük getiri pahasına ihalelere bu kadar teklif geliyor ve tahvil-bonolar satın alınıyor? Bankacılar, bu soruyu, ``İyimserlik satın alındı ve alınmaya devam ediyor'' diyerek yanıtlıyor.

İkincisi, paranın gidecek fazla bir adresi de yok. Toplanan mevduat, eldeki fonlar bir günde krediye dönüşemiyor. Ayrıca geri dönüş riski de var. Bir diğer faktör ise, döviz kurlarının artış hızındaki yavaşlık. Yüzde 20´lik hedef sapsa bile, TL getirisinin gerisinde kalıyor.

En önemli soru düşüşün devam edip etmeyeceği... Uzmanlar kısa sürede düşüş beklemiyor. 2-3 puanlık marjlarda dalgalanma olabileceğine dikkat çekiliyor. Şok yükselişlerin, ancak olağanüstü bir durumun ortaya çıkması halinde yaşanabileceği belirtiliyor. Uzmanlara göre, en çok işlem gören tahvillerde oranlar yüzde 40-42 aralığında düzelti yapabilir. Yine şok yükseliş beklenmediği gibi, ani bir düşüş de beklenmiyor. Çünkü, bütün iyimser beklentiler satın alınmış durumda.

Faiz cephesinde en kayda değer gelişme, geçen sayımızda belirttiğimiz gibi, 3 Şubat Perşembe günü saat 16.00´da Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) tarafından yapılacak açıklama. Çünkü, 2000 yılının ilk göstergesi olan ocak ayı enflasyon verisi bu tarihte ilan edilecek.

Eğer Ocak 2000 enflasyonu, beklentiler doğrultusunda düşük çıkarsa, iyimserlik artabilir ve faizlerde 2-3 puanlık gevşeme yaşanabilir. Ancak, aralık ayının yüksek oranını önemsemeyen piyasa, yine yüksek bir oranla karşılaşırsa, suratlar asılabilir. Ancak, 21 günlük göstergeler, oranın beklenildiği gibi düşük çıkacağı yönünde.

DÖVİZCİLERE YENİ ENSTRÜMANLAR

Döviz kurlarındaki artış hızı belli. Kurlar, Merkez Bankası´nın ilan ettiği artış doğrultusunda hareket ediyor. TL´ye geçmek için de geç kalınmış durumda. Çünkü, kasım sonu veya aralık ayının ortasına kadar dövizden çıkanlar, TL mevduatta iyi bir faizi garanti ettiler. Ama, artık orada da tren kaçmış durumda.

Döviz mevduatına aralık ayının ortalarına kadar yıllık yüzde 17-18 net faiz veren banka da kalmadı. Hatta, bütün bankalar ardı ardına döviz mevduatına verdikleri faizleri tek haneye indiriyor.

Dövizde ısrarcı olanlar ne yapacak? Bankalar, bu kesime yönelik yeni ürünler üzerine odaklanıyor. İlk adımı da atıldı. Gazetelerde ilanları da görmek mümkün. Bankalar, şimdi Hazine´nin Avrupa piyasalarına ihraç ettiği Eurobond´ları müşterilerine sunmaya başladı. Söz konusu tahviller daha çok yüklü meblağlı döviz müşterilerine sunuluyor.

Kupon ödemeli olan bu tahvillerin faizleri şu anda iyi durumda ve yıllık getirisi yüzde 11.9 dolayında. İMKB´de işlem gören bu tahvillerin getirisi, olası gelişmelere göre iniş-çıkışlar gösterebilir.

Eğer, önümüzdeki günlerde rating notunda bir yükseliş yaşanırsa, bu tahvillerin faizlerinde düşüş olabilir. Çünkü, Türkiye, daha yüksek ratinge sahip ülkelerden daha iyi koşullarda borçlanıyor. Bu yüzden not artışı, faizlerin daha da düşmesine neden olabilir.

İkincisi, yatırım alternatifleri azalmış durumda. Şu anda dövize yüksek faiz veren banka olsa bile, kısa sonra olmayabilir. Off-shore banka ve şubelerde hesap açmanın mevduat güvencesi dışında olduğundan, bu hesaplara olan ilgi de azalmış durumda.

Döviz piyasasının tek değişkeni, şu anda euro/dolar paritesi. Euro´daki beklenen yükseliş bir türlü gerçekleşmiyor. Yıl sonu için 1.10 seviyeleri tahmin ediliyor. Ancak, Amerika´da Fed Başkanı Allen Greenspan´in uyarıları devam ediyor. Uyarıların faiz artırımıyla realize olması durumunda, dolar bir süre daha kuvvetlenebilir. Ancak, Avrupa ekonomilerinin özellikle Almanya ekonomisinin toparlanma sürecinde olduğu da unutulmamalı.

BORSA YENİ REKORLARA İMZA ATACAK MI?

Borsa, 2000´e en iyi başlangıcı yapan yatırım alanı oldu. Çünkü, geçtiğimiz sayıda yer alan tahmin ve beklentiler realize oldu ve İMKB 100 Endeksi 20 binin üzerine yükseldi. Gelen k^ar realizasyonlarıyla endeks 21 Ocak´ta 17.257 seviyesinden kapandı.

Borsacılar, düzeltmenin devam edebileceğini söylüyor. Dergi elinize geçip bu satırları okuduğunuzda düzeltme yapılmış da olabilir. Düzeltme için tahmin edilen seviye 16.500-16.200 seviyeleri. Bu desteğin kırılması ve yabancı yatırımcı kaynaklı satış baskısının artışı, endeksi daha düşük seviyelere çekebilir.

Fakat, orta ve uzun vadede yükselişin devam edeceği tahmin ediliyor. Çünkü, borsayı hareketlendiren gelişmeler ortadan kalkmış değil. Siyasi istikrar ve ekonominin yönü, yukarı yönün korunmasına neden oluyor. Ancak, son 2 ayda yaşanan baş döndürücü yükselişin tekrarlanmayacağı söyleniyor. Bir borsacı, ``Çıkış devam edecek, ama bu kadar hızlı olmayacağını tahmin ediyorum. Daha sakin ve seçici hareketler olacak'' diyor.

Bunların yanında borsa için kısa vadeli olumsuz gelişmeler, haberler de olabilir. Bütün iyimser beklentilerin satın alınmış olması nedeniyle, olumsuz haberler, ani düşüşlere yol açabilir. Bunlardan biri de Petrol Ofisi ve Tüpraş´ın özelleştirilmesinde ortaya çıkacak düşük fiyatlar olabilir. Özelleştirme bedelinin, piyasa değerinden aşağıda gerçekleşmesi, endeksteki düşüşü hızlandırabilir.

Bir diğer nokta, ocak ayına gelindi ama dört gözle beklenen yabancı yatırımcılar henüz akın etmiş değil. Akın daha çok iç piyasadan kaynaklanıyor. Son vagonu kaçırmak istemeyenlerin oluşturduğu büyük kitle, adım adım borsaya giriyor. Fakat, yüksek getiri hayallerine kapılan bu kitlenin, olumsuzluk durumunda hızlı bir şekilde satışa yönelmeleri şaşırtıcı olmayacak.

Dört gözle beklenen yabancıları gelince... 18-20 binli seviyeleri yüksek bulduklarını ifade ediyorlar. Yabancıların buldukları yükseklik endeksten ziyade, şirketlerin ulaştıkları piyasa değer rakamları. Bu yüzden piyasa değeri düşük kalmış, gelecek vaad eden kağıtlara yönelim olabilir. Ayrıca, mevcut kağıtların dışında, yeni halka arzların prim yapması bekleniyor.

YENİ UMUTLARLA BAŞLADIK!

Cenk Aksoy/İş Yatırım Menkul Değerler Hazine Bölüm Yönetmeni

Yeni bin yıla başladık. Türkiye, 2000 yılına büyük ümitlerle girdi. Son 10 yıldır ekonomideki gerçekleştirilemeyenler ardı ardına hayata geçirilmeye başlanınca, mali piyasalarda iyimser beklentiler bileşik faizlerin hızla gerilemesine neden oldu.

AB adaylığı, IMF ile yapılan stand-by anlaşması ve Merkez Bankası´nın uygulayacağı para ve kur politikaları, faiz düşüşünün ve ekonomik iyileşmenin temelini oluşturdular.

Fakat kanaatimize göre, seçimlerden sonra sağlanan siyasi istikrarın kalıcı olacağına dair güvenin tesis edilmesi, ekonomide beklentilerin değişmesinde en önemli faktör oldu.

Kamu bankalarının piyasa dışında yüksek faiz vermemesi, repoya getirilen stopajlar, bono ve tahvil faizlerinin düşmesi ve döviz kurunu yıl boyunca beklenen enflasyona endekslenmesi, tasarrufların yer değiştirmesine ve bu kesimde yüksek reel getiriye sahip olan kesimlerin kazançlarının azalmasına neden oldu.

Bunun sonucu olarak alternatif yatırım aracı olan borsa, geçen yıl olduğu gibi, bu yıl da kurumsal portföylere gelen talep ile bu yılın en gözde piyasası olacaktır.

Bu noktada yapılan reformların sonucunda ekonomide oluşacak rakamlarını görmek ve yatırım kararını buna göre vermek doğru olacaktır. İyi bir portföy yönetimi ve büyüme potansiyeli olan bir hisse senedi, bu yıl için en uygun yatırım olacaktır.

Bu durumda tasarruf sahiplerinin seçici olması gerekmektedir. Yurt dışından gelmesi beklenen yabancı sermayenin portföy yönetimi amacından çok sabit sermaye yatırımı olarak ülke ekonomisine kazandırılması bekleniyor. Dolayısıyla enerji santralleri ihaleriyle, KİT´lerin ve Türk Telekom´un özelleştirmeleri hem makro hem de bütçe hedeflerinin gerçekleştirilmesi açısından önem kazanıyor.

Türkiye, kendi kaynaklarının yanında kısmen de alacağı yapısal kredilerle yüzde 5 büyümenin yanında enflasyonu düşürmeye çalışacak. Bu hedef gerçekten zor ama gerçekleştirilmesi imkansız değil. Hemen hemen tüm kesimlerden destek alan hükümetin ve bürokrasi kadrosunun 2000 yılının Türkiyesi için başarabileceğine inanmaktayız.

 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz