"En Yabancı Sektörler"

Türkiye yabancı sermayeyi çekmek için büyük uğraş veriyor.  Yabancı sermayeli şirketlerin sektörlerdeki gücü ise önemini daha iyi ortaya koyuyor. Otomotiv, kargo taşımacılığı, ilaç, rekla...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
En Yabancı Sektörler
Türkiye yabancı sermayeyi çekmek için büyük uğraş veriyor.  Yabancı sermayeli şirketlerin sektörlerdeki gücü ise önemini daha iyi ortaya koyuyor. Otomotiv, kargo taşımacılığı, ilaç, reklam ve gıda… Türkiye’de yabancı şirketlerin en etkin olduğu sektörlerden. Otomotivde yabancı sermayeli şirketlerin pazar payı yüzde 95, kargo-kuryede yüzde 75’in üzerinde, ilaç ve reklamda ise yüzde 70’e yakın. Bazılarında yerlinin payının artması, bir bölümünde de yabancıların gücünü koruması bekleniyor.  
 
Gözlerimiz hep yolda… Godot’yu bekler gibi bekliyoruz. En küçük bir hareketlilik olduğunda, birileri el sıkıştığında “tamam” diyoruz, “bunun arkası da gelecek”. Evet, yabancı sermayeden bahsediyoruz. Hep Türkiye’deki yabancı sermaye yatırımlarının miktarının düşüklüğünden söz ediyoruz. Oysa bu haliyle dahi baktığımızda Türkiye’de pek çok büyük sektörde, yabancı sermayeli firmaların ağırlığı hissediliyor.  
 
Bu sektörler arasında, otomotiv sektörü ilk sırada yer alıyor. Türkiye ekonomisinin son yıllardaki bu yıldız sektöründe, yabancı sermayenin ağırlığı önemli ölçüde hissediliyor. Ciro olarak Türkiye’nin en büyük şirketlerinin yer aldığı petrol ürünleri dağıtımında, yabancıların rolü çok etkin. Reklam da 1980’li yılların ortalarında başlayan “yabancılaşma” rüzgarı, sektörde 1990’lı yıllardan 2000’li yıllara kadar devam etti. Şimdi büyük şirketlerin neredeyse hepsi bir yabancı ortağa sahip. İlaç sektörü de benzeri bir tabloya sahip. Son yıllarda yabancı şirketlerin ağırlıklarını artırdıkları sektörlerin başında ise taşımacılık-lojistik geliyor. Capital, yabancı sermayeli şirketlerin ağırlığı hissedilen sektörleri ve bu sektörlerdeki son durumu araştırdı.  
 
Otomotivde son tablo  
 
Otomotiv, Türkiye’de yabancı şirketlerin ağırlığının hissedildiği önemli sektörlerde biri. Üretici şirketlerin neredeyse tamamı yabancı sermayeli. Distribütörlerle birlikte toplam 43 firmanın faaliyet gösterdiği sektörde Tofaş, Oyak Renault, Hyundai Assan, Anadolu Honda, Ford Otosan gibi, pazara hakim firmaların tümünde yabancı payı var.  
Hazine Müsteşarlığı’nın verilerine göre otomotiv sektöründe yabancı yatırımların tutarı 393 trilyon lira. Sektörün Türkiye’deki toplam yabancı sermaye içinde aldığı pay ise yüzde 5. Bu oranla ilk sıralarda yer alıyor. Otomotivdeki toplam sermayenin içinde yabancıların payı ise yüzde 62.  
 
Yabancı Sermaye Derneği (YASED) Genel Sekreteri Abdurrahman Arıman, otomotiv sektörünün, yabancı yatırımın en yoğun olduğu sektörlerden biri olduğuna dikkat çekiyor. Hatta ona göre, dünyada pek çok ülkede Türkiye’deki kadar yabancı marka ve firma da yok. Yabancı sermayenin bu sektördeki etkinliği, üretimin gelişmekte olan ülkelere kaydırılma stratejisinin sonucu. Diğer yandan uluslararası firmaların know-how ve sermaye üstünlükleri de bu yatırımlarda etkin olmalarının bir diğer önemli nedeni.  
 
Temizlik ve petrol  
 
Yabancıların oldukça etkin olduğu bir diğer sektör, temizlik maddeleri. Pazarın ilk 10 firmasını Unilever, P&G, Reckitt Benckiser, Henkel, Colgate, FHP, 3M, Johnson Wax, Hayat Kimya ve Hes oluşturuyor. Bunların yabancı olan ilk 4’ünün toplam pazar payı yüzde 70.    
Petrol ürünleri ve akaryakıt sektöründe ise toplam 18 firma faaliyet gösteriyor. Bunların 4’ü yabancı sermayeli. Shell, BP, Turcas ve Total, aynı zamanda satışlar içinde de büyük paya sahip. Motorin, gazyağı ve benzinleri içeren beyaz ürünlerde 2003 sonu rakamlarına göre pazarın lideri yerli, Doğan-İşbankası kuruluşu POAŞ. Ancak, bu pazarın yaklaşık yüzde 50’sini yabancı sermayeli firmalar paylaşıyor. 2003 yılında 15 milyon 250 bin metreküplük beyaz ürün satışının 7 milyon 200 bin metreküpü 4 firma tarafından gerçekleştirildi.  
 
Pazardaki bu dengenin, Tatneft-Zorlu ortaklığı dağıtım şirketi kurmazsa, kısa vadede değişmesi de beklenmiyor.Türkiye'de akaryakıt işinde en başından beri yabancıların bulunması ve aynı zamanda ciddi bir sermaye gücüne sahip olmaları bugünkü güçlerini sağlıyor. Yatırım politikalarını değiştirmedikleri sürece de önümüzdeki dönemde etkinliklerini daha fazla artıracakları düşünülmüyor.  
 
Sigortada yabancı yoğunluğu  
 
Bankacılık, potansiyeli olmasına karşın, yabancı sermayenin çok da etkin olmadığı sektörlerden. Türkiye’de toplam 49 adet banka var. 14 yatırım bankasının sadece 3’ü yabancı sermayeli… Bunlar Credit Agricole, Indosuez, Deutsche ve Taib. Sayıları 35’i bulan mevduat bankaları arasında ise yabancı banka sayısı 12. Türkiye’de kurulmuş 5, şube açan 7 banka bulunuyor.  
 
Yabancıların bankacılık hizmetleri içindeki payı düşük. Toplam mevduat içinde yabancıların payı yüzde 2 civarında. Kredilerde ise bu oran yüzde 5’in biraz üzerinde. Intesa-Garanti ortaklığıyla birlikte, yabancıların Türkiye’ye ilgisinin biraz daha artması bekleniyor.  
 
Finans sektöründe, yabancı sermayenin yoğun olduğu alanların başında sigorta geliyor. 36’sı hayat dışı, 23’ü hayat olmak üzere toplam 59 sigorta şirketinin 14’ü yabancı sermayeli. Axa Oyak, Koç Allianz, Güneş, İsviçre, Commercial Union, Generali, AIG, Nippon, Magdeburger, American Life, Rumeli Hayat, İsviçre Hayat yabancı sermayeli olan firmalar. Commercial Union sermayesinin yüzde 98’i CGU Group’a ait. AIG tamamen yabancı sermayeli. American Life’ta yabancı sermaye oranı yüzde 98, Generali Sigorta’da ise yüzde 97.  
 
Hayat dışı toplam prim üretimi içinde 2003 rakamlarına göre yabancı sermayeli şirketlerin payı yüzde 39 düzeyinde. Axa Oyak Genel Müdürü Cemal Ererdi, “Önümüzdeki dönemde yabancı ortaklı şirketlerin piyasa paylarının yüzde 50’lere varacağını tahmin ediyorum” diye konuşuyor.  
 
Çimentoda 5 yabancı şirket  
 
Çimento, son dönemde yabancı sermayenin etkinliğini artırdığı sektörlerden biri. Sektörde 23 şirket faaliyet gösteriyor. 39 entegre çimento fabrikası ve 18 öğütme tesisiyle birlikte toplam tesis sayısı 57’e ulaşıyor.  
 
Çimento şirketlerinin 10’u yabancı sermayeli. Ancak, toplam 5 yabancı şirketin bunların sermayesinde payı var. Bünyesinde 4 şirket olan SET ve 2 şirketli Lafarge grupları etkin olan oyunculardan. Akçansa’da, Heidelberg sermayesi mevcut. Çimentaş, Konya Çimento ve Baştaş Çimento da sektörün diğer yabancı sermayeli şirketleri. Yabancı kuruluşlar ve ortaklıkları, Türkiye’deki kurulu klinker kapasitesinin yüzde 36’sına sahip. Pazardan aldıkları pay ise yüzde 25-30 arasında seyrediyor.  
 
Çimento sektöründe, yabancı kuruluşların Türkiye’de etkin olmaları, ülkenin büyüyen pazar özelliği, coğrafi konumu ve mevcut yüksek üretim potansiyeliyle açıklanıyor.  
Çimento Müstahsilleri Birliği Başkanı Adnan İğnebekçili, “Türkiye, Avrupa’nın en büyük çimento üreticilerinden biri. Türkiye pazarı, kişi başına tüketim açısından henüz doyuma erişmemiş, büyüyen pazar niteliklerine sahip. Bugün 28 milyon ton olan iç tüketimin, 10 yıllık dönemde 40 milyon tona ulaşması bekleniyor” diye konuşuyor.  
 
Sakızda pay artabilir  
 
Gıda da en çok yabancı yatırım alan sektörlerden. Hazine Müsteşarlığı’nın verilerine göre, gıdadaki yabancı sermaye yatırımları 467 trilyon lira değerinde. Ülkedeki yabancı yatırımların yüzde 6’sı gıdada. Alt sektörler arasında, yabancı sermayenin yoğunluğu açısından dikkat çekenlerden biri sakız. Yaklaşık 20 firmanın bulunduğu sakız pazarının yüzde 87’si 4 büyük firmanın kontrolünde. Perfetti van Melle, Intergum, Ülker ve Kent, en büyük oyuncular. Perfetti van Melle ve Kent, yabancı sermayeli firmalar. 150 milyon dolarlık pazarın yaklaşık yüzde 30’u yabancı sermayeli firmaların elinde.  
 
Perfetti van Melle Türkiye Genel Müdürü Turgut Ziyal, orta vadede pazara başka yabancı oyuncunun girmesini beklemediklerini söylüyor. Ziyal, “Pazar hızla draje tipi sakızlara ve işlevselliği yüksek ürünlere doğru kayıyor. Zaten dünyadaki trend de bu şekilde. Bu durumda çok uluslu, teknolojik know-how sahibi üreticilerin, pazara sürecekleri, işlevselliği artırılmış ürünlerle paylarını artırmalarını bekleyebiliriz” diye konuşuyor.  
 
Uluslararası taşımacılıkta etkinler  
 
Taşımacılık pazarının alt dallarından kargo ve kurye dağıtım da yabancı sermayenin etkin olduğu sektörlerden. Özellikle uluslararası ekspres taşımacılıkta 4 firmanın ağırlığı var. Bunlardan DHL ve TNT Express yabancı sermayeli. FedEx ve UPS ise lisans hakkıyla Türkiye’de acente hizmeti veriyor. Yurtiçi taşımacılık da dahil edildiğinde pazarda yaklaşık 20 firma bulunuyor. Uluslararası hızlı taşımacılık pazarından yabancıların aldığı pay yüzde 75-80’lere ulaşıyor. Yabancı ortaklı ve yabancı firmaların bu pazarda etkin olmalarının en önemli nedeni de kuşkusuz dahil oldukları uluslararası ağ. Bu nedenle özellikle 120 milyon dolarlık bu pazardaki etkinliklerinde önemli avantajlara sahipler.    
 
Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin taşımacılık ve kargo pazarının daha da büyüyeceğine kesin gözüyle bakılıyor. Bu, mevcut firmaların da büyümesi anlamına geliyor. TNT Ekspres Türkiye Genel Müdürü Turgut Yıldız, uluslararası hızlı taşımacılıkta yeni girişleri olası görmüyor. Çünkü, sadece dünya çapında ağ yapısını kurmak ve operasyon yapabilmek, çok uzun yıllara ve çok büyük miktarlarda yatırıma bağlı.  
 
Reklamda global ağ avantajı  
 
Türkiye’de 200-250 reklam ajansının olduğu tahmin ediliyor. Bunların 74’ü Reklamcılar Derneği’ne üye ve sektörün büyük ölçekli firmalarını oluşturuyor. Reklamcılık sektörü de yabancı sermayeli firmalar açısından zengin. Toplam reklam harcamaları içinden yüzde 65-70’lik payın da onlara ait olduğu tahmin ediliyor. Yabancı sermayeli firma sayısı ise 21. Pars/McCann-Erickson, Young&Rubicam, Güzel Sanatlar Saatchi&Saatchi, Grey Worldwide ve Penajans D’arcy, ilk akla gelenler. Yabancıların sektörden bu kadar büyük pay almalarının nedeni kuşkusuz uluslararası iş bağlantıları.  
 
İlancılık Reklam Ajansı Başkanı Yakup Barouh, yabancıların büyük cirolu işleri aldıklarını hatırlatıyor. Bunun sebebi de uluslararası bir firmanın yurt dışında çalıştığı ajansla Türkiye’de de reklam işlerini yürütmesi. Dolayısıyla, büyük bütçeli reklam çalışmaları da buradaki yabancı firmaların cirosuna yansıyor. Ayrıca yurt dışından hazır reklamlar kullanılabilmesi yabancıların önemli bir avantajı.  
 
İlaç yatırımları sürüyor  
 
İlaç tüm dünyada çok uluslu devlerin hakim olduğu bir sektör. Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre, Türkiye’de 84’ü ilaç üreticisi, 12’si hammadde üreticisi ve 38’i ithalatçı olmak üzere 134 ilaç firması faaliyet gösteriyor. Sektörde faaliyet gösteren 37 uluslararası firmanın 7’si Türkiye’de üretim yapıyor. İlaç pazarının yüzde 60-70’i de uluslararası firmaların elinde. Bayer Türk, GlaxoSmithKline, Aventis Pharma, Pfizer, Roche, Sanofi Synthelabo, Novartis Türkiye’de üretim tesisi olan önde gelen yabancı sermayeli firmalar arasında.  
 
İlaç sektörü en çok yatırım yapılan alanlardan birini oluşturuyor. Son 2 yılda ilaç firmalarının Türkiye’de yaptığı yatırım miktarı yaklaşık 300 milyon dolar. Yabancıların etkin olmasının en önemli nedenlerinden biri know-how ve sermaye gücü. Örneğin, orijinal ilaç keşfi için yaklaşık 12 yıl ve 750 milyon-1 milyon dolar arasında araştırma gideri gerçekleşiyor. Bu da ciddi bir sermaye gücü gerektiriyor  
 
İÇECEKTE YABANCILAR HAKİM  
 
GAZLI MEŞRUBAT  
 
Gıdada en çok yabancı yatırım yapılan alanlardan biri, kuşkusuz içecek. Özellikle son zamanlarda ambalajlı sudaki büyük atılımda gazlı meşrubat pazarının en önemli isimleri olan Coca-Cola ve Pepsi’nin de yatırımları var. Gazlı meşrubat pazarında tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de Coca-Cola ve Pepsi hakimiyeti söz konusu. Uludağ, Kristal ve Ülker’le birlikte pazarın yüzde 90’ından fazlasına bu firmalara ait markalar hakim. Bunun dışında küçük yerel markalarla birlikte pazarda yaklaşık 10-15 firma bulunuyor. Ancak, pazarın yüzde 70-80’i Coca Cola ve Pepsi’nin. Markaya yaptıkları yatırım ve uluslararası pazarlama ağı ile birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de pazarın büyük bölümüne hakimler. Türkiye’de tüketilen gazlı meşrubatların yüzde 60-65’ini kolalı içecekler oluşturuyor. Bu iki firmanın koladaki ürün ve pazarlama başarısı da sektördeki etkinliklerinin sebebini oluşturuyor.  
 
AMBALAJLI SU  
 
Su pazarında ise küçük lokal firmalarla birlikte toplam 250 firmanın olduğu düşünülüyor. Hem pet hem de damacanada faaliyet gösteren yabancı sermayeli firmalar; Danone, Nestle, Coca-Cola ve Pepsi. Bu firmalar pet su pazarının yüzde 50’sine sahip. Damacanada bu oran daha düşük. Yaklaşık yüzde 10 oranında. Çünkü çok sayıda lokal ve ucuz marka var. Pet pazarında sıralama ise şöyle: Danone, Coca-Cola, Nestle ve Pepsi. Yabancı firmaların markaya yatırım yapması, etkinliklerinin en önemli sebebi. Ayrıca uluslararası know-how'dan da yararlanabilmeleri bir diğer avantajları.  
 
BİTKİSEL YAĞ  
 
Bitkisel yağ, yabancı sermayenin uzun yıllardır var olduğu bir sektör. Türk Henkel, Unilever ve Marsa Kraft’ın pazarda önemli bir yeri var. Margarin ve sıvı yağda toplam 150 firma faaliyet gösteriyor. Bunların 5’i yabancı sermayeli. Türk Henkel, Unilever ve Marsa dışındaki diğer yabancılar ise ADM ve Unikom. Aslında Unilever’in Sırma ve Yudum markalarını üreten Unikom, pazarın yeni oyuncusu. Unilever’in elindeki Komili markasını güçlendirmek için aldığı kararla Soros Investment tarafından satın alındı. Böylece geçen yıl pazardaki yabancı oyuncu sayısı da 5’e yükseldi. 1,5 milyar dolarlık pazarda yabancı yatırımın payı yaklaşık yüzde 20. Yabancı sermayeli firmalara ait markalar margarin pazarından yaklaşık olarak yüzde 45, sıvı yağdan ise yüzde 25’e yakın pay alıyor.  
 
Abdurrahman Arıman/YASED Genel Sekreteri  
 
“POTANSİYEL ÇOK YATIRIM YOK”  
 
YABANCI YATIRIM AZ  
 
Türkiye’ye 50 yılda gelen toplam 17 milyar dolarlık yabancı yatırım dünya ölçeğinde üzerinde konuşulacak bir rakam dahi değil. Potansiyel gerçekleşse, dünyada yapılan toplam yıllık yatırımların yüzde 2-2,5’inin Türkiye’de olması gerekir. 1 trilyon dolarlık yatırım yapılsa bu 20-25 milyar dolara karşılık geliyor. Çin dünyanın önde gelen yabancı yatırım çeken ülkesi. Fortune 500 firma listesinin 400’ü Çin’de. Bizde ise 150 civarında. Bu hesaba göre bizim Çin’in yarısı kadar yatırım çekmemiz lazım.  
 
BANKACILIKTA YATIRIM YOK  
 
Toplam yabancı yatırım az olsa da, biliyoruz ki yabancı sermayede otomotiv en önde gelen sektörlerden biri. Gıda ve ilaç onun arkasından geliyor. Aslında otomotivde başka ülkelerde olduğundan daha fazla marka var. İlaçta ise birçok belli başlı uluslararası firma Türkiye’de de faaliyette. Ama bankacılıkta bunu söyleyemiyoruz. Türkiye’de 20’ye yakın yabancı banka var. Ama önde gelen birçok yabancı markanın yatırımı yok. 2-3 tane Fransız, Alman bankası var. Ama hiç Japon yok. Bazı bankaların temsilcilik ötesinde faaliyeti yok. Bir de buradaki mevcudiyetleri çok küçük. Türkiye’deki bankacılık sektörü içinde yüzde 2-3’lük paya sahipler. Kriz sonrasında pek çok talip oldu. Ama müzakerelerin bile önü kapandı. Burada hala potansiyel var.  
 
TÜRKİYE CAZİP  PAZAR  
 
Türkiye’nin potansiyeli hemen her sektör açısından yatırım olasılığına işaret ediyor. Otomotivde bir doyuma ulaşıldığını kabul etsek, beyaz ve kahverengi eşyada da büyük şirketlerin çok güçlü olduğunu düşünürsek kalan bütün sektörler cazip. Türkiye kriz öncesi kişi başına 6 bin 500 dolar satın alma gücü paritesine ulaşmış bir ülkeydi. Şimdi tekrar yavaş yavaş oraya doğru gidiyor. Bu ciddi bir güç. 500 milyon dolarlık bir pazar eder. Dünyanın en önemli 17 pazarından biri olmak çok önemli. Ama geleceğe güven olmadığı için harcamalar başlamadı. Örneğin gıda sektörüne yatırım artabilir.  
 
BÜYÜKLER GELECEK  
 
Fortune 500’ün 150’si Türkiye’de ise, önce geri kalanlar yatırım yapacak. Dünyada böyle oluyor. İlaçta Türkiye’deki mevcutların ertelediği yaklaşık 450 milyar dolarlık yatırım söz konusu. Yatırımın önündeki engeller kalkar ve tavır değişirse o zaman bankalar gelecek. Zaten herhangi bir ülkeden yatırım gelmesi için önce bankaları geliyor. Turizmde bence potansiyelin hala gerisindeyiz. Bu açıdan cazip. BT’de neredeyse hiç yatırım yok. Microsoft Türkiye’de hala ticarethane halinde.  
 
“YABANCILAR TAŞIMADA ETKİN”  
 
Turgut Yıldız/TNT Ekspres Türkiye Genel Müdürü  
 
YABANCILARIN GİRİŞİ  
 
Türk taşımacılığının başlangıcı çok eskiye dayanıyor fakat asıl gelişim 1970’lerde başladı. 80’lerin sonunda ise yabancı sermayeli dünya şirketleri taşımacılık alanında faaliyet göstermek üzere Türkiye’ye gelmeye başladı. Bu da sektörde yeni bir sayfa açtı. Türkiye’de bu alanda faaliyet gösteren yabancı sermayeli ve uluslararası anlamda servis veren 4 büyük ana firmanın yanında birkaç tane de küçük ölçekli firma faaliyet gösteriyor. Ulusal hizmet veren ise pek çok firma bulunuyor.  
 
GLOBAL STANDARTLAR  
 
Taşımacılık ve kargo sektöründeki yabancı firmaların sektörde öncü ve etkin oldukları bir gerçek. Bunun en önemli nedeni uluslararası standart ve normların en hızlı şekilde bu şirketler tarafından uygulanması. Sektördeki global anlamda yeni oluşumlar derhal ülkelere transfer ediliyor. Örneğin, bir gönderinin daha güvenli ve hızlı taşınabilmesi için oluşturulan bir yazılım tüm ülkelerde aynı anda devreye girebilmektedir.  
Bunların yanında, yabancı kuruluşlarda üst ve orta düzeyin iş eğitimleri yurtdışında yapılarak bu eğitimlerle şirkete değer yaratılıyor.  
 
KOZMETİK İTHALAT AĞIRLIKLI  
 
Saç ve cilt bakımı, kokulu kozmetikler, ağız ve diş bakım ürünleri, makyaj malzemeleri, traş ve tüy dökücü ürünleri içeren kozmetik pazarında toplam 2 bin 100 civarında firma olduğu sanılıyor. Bunların da yaklaşık bin 800’ü kolonya üretim ve satışıyla uğraşan firmalar. Pek çoğu da küçük çaplı. Türkiye’de faaliyette olan yabancı firma sayısı 20 civarında. Ancak yaklaşık 100 firma da ithalat yoluyla yabancı markaların temsilciliğini yapıyor. Sabunlar da dahil edildiğinde kozmetik iç pazarının 2002’de ulaştığı yaklaşık değer 1,3 milyar Euro. Sabun ve Deterjan Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri Vuranel Okay, şu değerlendirmeleri yapıyor:  
 
“Sabunları hariç tutarsak 2002’de 65-70 milyon dolar ihracata karşılık, 130-140 milyon dolar ithalat görülüyor. Bu durumda yabancı firmaların Türkiye'ye ithalattan satışları toplam içinde ancak yüzde 10 gibi bir paya işaret ediyor. Diğer taraftan, toplam pazar içinde yabancı firmaların payı, yerli üretim ve ithalatları bir arada alınarak, yaklaşık olarak pazarın yüzde 50’si kadar. Türkiye’nin ihracatı ise, sabun hariç, toplam pazarın yüzde 5’ini oluşturuyor. Burada gözden uzak tutulmaması gereken bir nokta, Türkiye'de üretim yapan yabancı markaların önemli bir kısmının yerli firmalardan fason üretici olarak hizmet almaları.”  

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz