"Başkentin Örnek Şirketi"

Alper Köstem / Meteksan Sistem Genel Müdürü Meteksan, IT sektörünün öncü şirketlerinden biri... Şirketi farklı kılan, Ankara merkezli olması ve kamu ağırlıklı çalışması... Sadece 7 yıl önce kurul...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Başkentin Örnek Şirketi

Alper Köstem / Meteksan Sistem Genel Müdürü

Meteksan, IT sektörünün öncü şirketlerinden biri... Şirketi farklı kılan, Ankara merkezli olması ve kamu ağırlıklı çalışması... Sadece 7 yıl önce kurulmuş olmasına rağmen, 100 milyon dolarlık ciroya ulaştı. Şirketin genel müdürü Alper Köstem, “Bu başarı tesadüfi falan değil, çok planlı hazırlanmış bir olay. Devletin şu anda eğitim ve sağlık alanındaki tüm projelerinin göbeğinde Meteksan Sistem var” diyor. Hedeflerinin ise uzmanlaşarak büyüme olduğuna dikkat çekiyor.

Türkiye’de teknolojinin, IT sektörünün başkenti İstanbul’dur. Sektöre yön veren şirketlerin neredeyse tamamına yakını bu ilde kuruludur. Zaten satışların ve hizmetin çok önemli bölümü de İstanbul’da gerçekleşir. Ancak, Meteksan Sistem, bu alanın istisna şirketlerinden biri olarak öne çıkıyor. Rakiplerinin tersine, Ankara’da kurulu olan ve faaliyetlerini burada yoğunlaştıran Meteksan, 100 milyon dolar düzeyine ciroya sahip.

1994 yılında kurulan şirket, 7 yılda, bakanlıklardan üniversitelere, askeri kuruluşlardan KİT'lere dek 70'in üzerinde pek çok projeye imza attı. Özellikle de, elektronik kimlik sistemi projesi Mernis'deki başarısıyla dikkati çekti.

Meteksan Sistem'in de içinde bulunduğu Meteksan Grup, Bilkent Üniversitesi ve Hacettepe vakıflarının bir iştiraki olarak kağıt, enerji ve bilgisayar konusunda faaliyet gösteriyor. Meteksan'ın da bünyesinde bulunduğu Bilkent Holding içinde üç tane grup daha var. Tepe Grubu daha çok inşaat malzemeleri, Dilek Grubu inşaat sektörü, Bilintur catering ve turizmde faaliyet gösteriyor. Meteksan Grup ise IT, kağıt ve enerji alanlarına yönelik çalışıyor.

Meteksan Sistem, 30 yıldır bilgi teknolojileri alanında faaliyet gösteren Meteksan Grubu'nun amiral gemisi konumunda... Şirketin çatısı altında, sistem entegrasyonu, dış kaynak kullanımı, yazılım, donanım, servis, ağ sistemleri kurulumu, internet hizmetleri, satış sonrası bakım gibi konularda faaliyet gösteren 7 adet IT şirketi bulunuyor. Henüz 7 yıllık bir geçmişi olan firma, eğitim, sağlık, savunma alanlarında faaliyet gösteriyor.

Meteksan Sistem'in öyküsünü, projelerini ve hedeflerini, Meteksan Sistem Genel Müdürü Alper Köstem ile konuştuk…

Meteksan Sistem 7 yılda önemli adımlar attı. Meteksan Sistem’in bu başarısını neye bağlıyorsunuz?

Meteksan Sistem, 1994 ile 2000 yılıları arasında dolar bazında 40 kat büyümüş, 2,5 milyon dolardan 100 milyon dolar ciroya çıkmış Türkiye’nin en hızlı büyüyen IT şirketi. Şu anda sistem  entegrasyon pazarında 2000 yılı İnterpro verilerine göre ilk sırada.

Yerli firmalar arasında Koç Sistem’den sonra ikinci sırada. Çeşitli alt kategorilerde de ilk 10 sıralamada yer alıyor. Ankara kökenli firmalar arasında çok açık farkla birinci sırada.

Meteksan Sistem devlet ihaleleriyle adını duyurdu. Bu ihaleleri almadaki başarınızı neye bağlıyorsunuz?

Meteksan Sistem, Ankara merkezli olarak büyük kamu projelerinde yer aldı. IT sektörüne en fazla katma değer üreten firmalardan biri. Özellikle İstanbul merkezli firmaların çoğu katma değer üretmiyor, sadece malı alıyor, müşteriye satıyor. Arada sadece kurulum, bakım gibi hizmetler veriyorlar. Bunlar da çok küçük katma değer üretiyor.

Meteksan Sistem, eğitim, sağlık, savunma ve telekom gibi konularda çok ciddi, hiçbir IT firmasının yapmadığı yatırımları gerçekleştirmiş durumda. Dolayısıyla iş uzmanlaşması getirerek katma değer üreten IT firması. Bu başarı tesadüfi falan değil, çok planlı hazırlanmış bir olay. Devletin şu anda eğitim ve sağlık alanındaki tüm projelerinin göbeğinde Meteksan Sistem var.

Bitmiş ve devam eden bu projelerden bahsedebilir misiniz?

Öncelikle 8 yıllık temel eğitim projesi var. Meteksan Sistem 1998 yılında bu gelişmeyi gördü ve pozisyonunu aldı. Bu proje kapsamında 23 bin okula IT laboratuvarları kurulacak, yazılımlar üretilecek ve 500 bin PC alımı yapılacaktı. Buradaki bütün öğretmen ve öğrencilerin eğitimi söz konusu, hepsinin bilgisayar aldığını düşünürsek devasa bir proje olduğu daha iyi anlaşılır.

Bu iş için Dünya Bankası 1.2 milyar dolar kaynak ayırdı. Meteksan Sistem 100’ün üzerinde elemanla bu temel eğitim projesinde müfredata yönelik bütün yazılımlarını çok kaliteli şekilde üretti. İlk 3 bin okul ihalesinde hem donanım hem yazılım olarak en fazla payı alan firma oldu.

Şimdi önümüzde 20 bin tane daha okul var. Bu projeye en fazla yatırım yapan firma Meteksan Sistem... Dolayısıyla bu pazarın büyük bir kısmına da hizmet verecek. Çünkü, piyasada ilk 8 yıla yönelik kapsamlı bir ürün yok.

Sağlık sektöründe de yine devlette önemli çalışmalarınız var. Bu biraz daha spesifik bir alan değil mi sizin için?

Sağlık sektöründe hastane otomasyonu çok önemli bir proje. Otomasyon ile hastanelerin tahsilat oranı, stok durumu bir anda düzeliyor, inanılmaz karlı bir hale geçiyor. Malesef son 10 yılda hastane otomasyonu firmalarından tek ayakta kalan firma Meteksan Sistem ve çok da karlı bu durumda.

Şu anda askeri hastaneler, üniversite hastaneleri, Bağkur ve SSK gibi devasa projelerin hepsinde en avantajlı konumda olan firmayız. Sağlık üzerine ciddi yatırımlarımız var, sırf bu konuda bünyemizde çalışan 70’e yakın insan var. Halbuki, herhangi bir bilgisayar firmasında böyle bir know-how yok, onlar mal satmak veya hastanenin donanımını vermek için pazara girmek istiyorlar. Fakat biz direkt hastanenin otomasyonu ilgileniyoruz. Otomasyon projelerinde çok geç kalındı.

Mernis gibi önemli bir projenin ihalesini aldınız. Şimdi proje ne durumda tamamlanması için neler gerekiyor?

Bu projeye 1999 yılına kadar milyonlarca dolar para harcanmış ve bir arpa boyu ilerleme olmamış. Biz 1999 yılında projeye girdik. Biz girdikten sonra, yani son 2 yıl içinde Mernis Projesi ilk defa belli bir noktaya geldi.

Şu anda 900 tane ilçe nüfus memurluğu var. Bunların 900’üne birden son teknoloji donanımlar satın alındı, yapılan merkezi yazılım buralara yüklendi. Bir günde 110 milyon insana nüfus numarası verildi. Veri tabanında bu numaralar tekleştirildi, yani hiç kimseye 1’den fazla numara verilmemesi sağlandı. Herkes şu anda bu numaraları kullanabilir durumda.

Merkezi bilgisayar alındı, şu an sadece iki aşama kaldı. Bunlardan biri, projenin online haline gelmesi, ki bunun parası var, bu sene çıkmasını bekliyoruz. İkincisi ve son aşaması ise cebinizdeki kimliklerin değişmesi projesi.

Bunlar çok çetrefilli şeyler değil. Örneğin online projesinde sadece ihaleye çıkılacak ve 5-6 ay içinde olacak. Önümüzdeki yılın ortalarına doğru bu network projesinin tamamlanmasını bekliyorum, bundan sonra da 2-3 yıllık sürede kimlik değişimi yapılacak.

İki tane e-devlet projeniz var. Buradaki deneyimleriniz neler oldu?

Biz iki tane elektronik devlet projesi yaptık. Bunlardan biri DASK, diğeri de Devlet Malzeme Ofisi (DMO)... DMO, 1999 yılına gelindiğinde internet bağlantısı dahi olmayan bir kurumdu. Satışlar malzeme kataloğu ile yapılıyordu. Biz bu katalogu internete taşıyalım ve direkt bunun üzerinden satış yapalım dedik.

Bu Türkiye'de ilk devletten devlete elektronik satış projesi. www.dmo.gov.tr adresine giderseniz, burada DMO'nun sattığı tüm ürünlerin hepsinin günlük olarak update edildiğini görebilirsiniz. Bu projeyi 3 yıllık işletmek üzere aldık. Her ay belli bir ücret alıyoruz, buna karşılık reklam gelirlerinden pay talep ediyoruz.

Doğal Afet Sigortaları Kurumu Projesi (DASK) de benzer şekilde ihale edildi ve biz bunu 3 hafta gibi kısa bir zamanda tamamladık. Bu projede tüm sigorta acentelerin bağlanacağı ve buradan poliçe kesebileceği bir yapıyı oluşturduk. Dünya Bankası tarafından çok şaşkınlıkla karşılandı, gelip bizi tebrik ettiler. Şu anda bu projede genişleme var.

Siz kamu sektörü ile başladınız peki özel sektör ne durumda?

Sektörlere göre farklılık gösteriyor, örneğin bankacılık sektörü çok iyi durumda çünkü inanılmaz kaynaklar tüketmişler. Geçmiş yönetimlerin, IT sektörüne yaklaşımı yoktu. Olay tamamen bilgi-işlem departmanlarına devredilmiş ve onlar da ne kadar çok adam alırsa kendini o kadar popüler yaptığı için sürekli para harcamış.Ama KOBİ'ler sıkıntılı, mutlaka onlarla ilgili bir şeyler yapılması lazım. Avrupa'ya baktığımızda PC'de ev pazarında çok geri olduğumuz görülüyor. MEB henüz 50 bin adet PC aldı, geride 450 bin var. Bunlar okullara girdiğinde ev pazarına da  ayrı bir 500 bin satma şansınız var.

Benim tahminime göre şu anda devletin kişi başına düşen IT yatırımı yaklaşık 8 euro, bu avrupa'da ortalama 160 euro. Devletin yılda en az 1 milyar 500 milyon dolar harcaması lazım.

Özel sektörde çalışmalarınız var mı?

İstanbul'da Amerikan ve Acıbadem hastanelerinde bazı görüşmelerimiz var. Temel eğitim projesi kapsamında ürettiğimiz CD'lerin özel sektörde pazarlanması faaliyetleri var. Telekom tarafında Turkcell, Telsim ve Aria ile çalışmalar yapıyoruz.

Bunlar dışında Dell firmasının Türkiye'deki iki distribütöründen birisi, bizim şirketlerimizden olan Sispa. Kurumsal pazara uluslararası firmalara ve THY gibi  büyük kuruluşlara Dell ürünlerini satıyoruz, desteklerini veriyoruz. Şu anda toplam ciromuzun yüzde 20'lik kısmı İstanbul'dan sağlanıyor. Bundan üç sene önce bu rakam sıfırdı. İstanbul'da çok hızlı bir şekilde büyüyoruz. Her iki  yakada ve Tuzla'da olmak üzere İstanbul'da şu anda üç adet, Türkiye çapında 30 adet ofisimiz bulunuyor.

Son olarak gelecekle ilgili projeleriniz neler?

Özellikle 1996'dan bu yana devam eden üretici bağımsız trendimiz hem de iş uzmanlaşması tendimiz devam edecek. Bunun haricinde faaliyet göterdiğimiz sektörlerdeki uzmanlaşmamız devam edecek. Sağlık, savunma, eğitim, telekom haricinde dış kaynak kullanım projerine ağırlık vermeye çalışacağız.

Türkiye'deki e-devlet projelerinin gelişimini nasıl görüyorsunuz?

Kamu hakikaten vatandaşın müşterisi olduğunun farkında değil. Biz devletin müşterisiyiz, oy veriyoruz, vergi ödüyoruz ama o bizi memnun etmek için hiçbir şey yapmıyor. Müşteri memnuniyetini sağlamanın tek yolu hizmetten geçer. Bu hizmette ancak e-devlet projeleriyle sağlanabilir.

Elbette teknoloji böyle ilerlemeseydi, memnuniyetin sağlanması personel eğitilerek yapılabilirdi. Fakat şu anda devletin elinde iyi bir fırsat var. Devleti küçülterek müşteri memnuniyeti e-devlet projeleriyle arttırılabilir. Binlerce vergi dairesinden vergi toplanacağına, bu iş internetten yapılabilir, insanlar kuyrukta beklemez, geç kalmaz.

Evden internete bağlanan insanların sayısı, PC’leşme oranımız bahane olamaz, zaten kamunun bu piyasaları büyütmek gibi bir görevi de var. Devletin bu sektörün gelişmesinde çok büyük bir rolü var, çünkü kendi işine geliyor. Üstelik bu tür projelerde kaynak sorunu da yok. Çünkü,  bu projelere AB ve Dünya Bankası gibi büyük kuruluşlar da destek oluyor. Kamunun hiç bahanesi yok.

BAŞRIMIZIN SIRRI BAĞIMSIZ HAREKET ETMEMİZ

Stratejik ortak düşünüyor musunuz?

Meteksan Sistem, hemen hemen her kuruluşa aynı mesafede bir firma. Sispa haricinde Meteksan Sistem, Compaq'dan Siemens'e kadar pek çok markayı satıyor. Meteksan Sistem'in başarısının altında yatan sebep de budur.

Bizim sektör çok hızlı değişiyor, uluslararası üretim tarafına baktığımızda, çok hızlı birleşmeler ve çok hızlı batmalar olduğu görülebilir. Hayatınızı bir firma ile birleştirdiğimnizde, onun kurallarına uymak zorundasınız. Bir firmanın teknolojisine ve yönetimine bağlı kalmak anlamlı değil. Sizin müşteriye olan yakınlığınız, müşterinin işine olan katma değieriniz size değerinizi veriyor, yoksa bir firmaya olan yakınlığınızın hiçbir değeri yok, o bir firmaya değer katmıyor. Son kullanıcıya gitmek
önemli.

 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz