Kuşaktan kuşağa derinlik tutkusu

Sualtı fotoğrafçılığını da hobi edinen Boysanoğlu, dalış maceralarıyla ilgili anılarının yanı sıra çektiği fotoğrafları da bizimle paylaştı…

16.10.2018 11:18:000
Paylaş Tweet Paylaş
Kuşaktan kuşağa derinlik tutkusu

Mesa’nın yönetim kurulu üyeliği ve genel müdürlüğünü üstlenen genç kuşak yönetici Mert Boysanoğlu, babası Erhan Bey gibi bir dalış tutkunu. Sualtında olmak onun için adeta bir meditasyon etkisi yapıyor. En çok yalnızlık ve dinginlik duygusunu sevdiğini belirtiyor ve sualtında kendini özgür hissettiğini anlatıyor. Oğlu Demir’i de kendi gibi yetiştirmek isteyen yönetici, “Bundan sonraki badimin oğlum olmasını istiyorum” diyor.

Çocukluğundan beri denize ve balıklara aşık olan Mesa’nın genç yöneticisi Mert Boysanoğlu’nu bu tutku o günden bu yana denizlerin derinliklerine çekiyor. Boysanoğlu, ilk akvaryumunu 4-5 yaşlarında almış ve bu da onu dalış hobisine yönlendirmiş. Denizaltına olan tutkusunu ofisine de taşıyan yöneticinin ofisinde dev bir akvaryum var. Temizliği ve bakımıyla da özel olarak ilgileniyor. Babası Erhan Boysanoğlu’nun da dalışla ilgilendiğini ve aslında onu örnek alarak başladığını söyleyen Boysanoğlu’nun en iyi badisi de babası. Şimdi de oğlunu kendi gibi yetiştirmeye çalışıyor. Böylece üç kuşak birlikte dalış keyfini paylaşabileceklerini düşünüyor. Bundan sonraki badisinin oğlu olmasını istediğini söyleyen yönetici, sualtına olan hayranlığını şu sözlerle ifade ediyor: “Sualtında en sevdiğim, yalnızlık ve dinginlik duygusu. Çok büyük bir şeyin küçücük parçası olduğumuzu en iyi sualtında anlıyorum. Sualtında olmak bende meditasyon etkisi yapıyor. Kendimi özgür hissediyorum.” Sualtı fotoğrafçılığını da hobi edinen Boysanoğlu, dalış maceralarıyla ilgili anılarının yanı sıra çektiği fotoğrafları da bizimle paylaştı… 

Sualtına olan ilginiz nasıl başladı?

 Su ve balıkla ilgili her şeyi çok seviyorum. İlk akvaryumumu ilkokul 4 ya da 5’inci sınıfta almıştım. Hatta bununla ilgili kötü bir anım da var. O zamanlar akvaryumların ısı ayarı olmadığı için anneannem balıklarımı yanlışlıkla kaynatmıştı. Tabii ben sonra bir akvaryum daha aldım. Ortaokul zamanlarımda ise Sakarya’da yazları bir akvaryumcuda çalıştım. Para da almıyordum, tamamen merakımdan gidiyordum. Orada balıklarla ilgili çok şey öğrendim. 

 Dalışa ilginiz nasıl başladı? 

 Sualtı, bana babam Erhan Boysanoğlu’ndan geçen bir hobi oldu. Babam bu konuda gerçekten çok iyidir. İlk kez 5 yaşında dalmaya başladım. Tabii o çok acemi bir deneyimdi. En fazla iki metre dalmışımdır ama bana 25 metre gibi gelmişti. Biraz daha büyüyüp 11-12 yaşlarıma geldiğimde ise iyi dalmaya başladım. Bu dönemlerde zıpkın yapıyordum. Ama daha sonra avlanmanın çok da bana göre olmadığını fark ettim ve dalışı daha kapsamlı bir hobi haline getirmeye karar verdim. 24-25 yaşlarında fotoğraf da işin içine girdi. Dalış benim için çok keyifli bir aktivite. Her an bir şeye rastlama ihtimaline karşılık her zaman gözlükle yüzerim. 

 Ne tür dalış yapmayı seviyorsunuz? Gece dalışı, batık dalışı gibi… 

 Batık dalışı hiç yapamadım. Gece dalışını ise birkaç kez tüplü ve tüpsüz yaptım. Gece dalışı keyifli değildi çünkü ben renkleri görmeyi seviyorum.

 Tüplü mü serbest dalış mı seviyorsunuz? 

 Serbest dalış seviyorum. Şnorkel, palet, gözlük ve elbise… Bazen suda kalacağım süre ve suyun ısısıyla ilgili olarak elbise de giymiyorum. Tüple dalışlarım da var ama çok sevmiyorum. 

 Nasıl bir farkı var sizin için? 

 Tüplü dalışta regülatör kullanılıyor. Onun sesi beni rahatsız ediyor. Kendiniz daldığınızda sadece denizin sesini dinliyorsunuz. Aşağı inip bütün nefesimi bıraktıktan sonra mutlaka bir kaya bulup tutunurum. 40 saniye civarında aşağıda kalırım. 

 Nefesinizi ne kadar tutabiliyorsunuz? 

 2,5-3 dakikaya kadar tutabiliyorum. Sigara kullanmıyorum, alkol tüketimim de çok az. Sigara kullanmayınca nefes düzeniniz farklı oluyor. Bunun dışında sürekli nefes egzersizleri yapıyorum. Fotoğraf çekebilmem için suyun altında 45 saniye durmam gerekiyor. 

 Şimdiye kadar ne kadar derine daldınız? 

 Tüple 22 metreye kadar daldım. Nefesle 14-15 metreye indiğim oldu. 

 Bu konuda eğitim aldınız mı? 

 Mersin’de bir evimiz vardı. Oraya bir dalış kulübü yaptılar. Tüple dalmayı, orada eğitmen olan Ufuk Hoca’dan öğrendim. Ama genel olarak alaylıyım diyebilirim. Zaten babam bu işi çok iyi bildiği için genelde onunla çalışırdım. Daha çok kendi merakım, deneye yanıla öğrendim. Çocukken 2-3 saat çıkmazdım. 

 Badiniz var mı?

Aslında badim, babam Erhan Boysanoğlu. İkimiz de aynı kafadayız. Babamla 2-3 saat suda vakit geçirdiğimizi iyi bilirim. Onun haricinde kardeşim ya da eşim benim kadar meraklı değil. Oğlum Demir’i de kendim gibi yetiştirmek istiyorum. Henüz dalışa başlamadı, sudan biraz ürküyor. 4 yaşında olduğu için bu çok normal. Ben de zorlamıyorum çünkü bir kere korkarsa geri dönüşü zor olur. Bundan sonraki badimin oğlum olmasını istiyorum. 

 Peki gittiğinizde kiminle dalıyorsunuz? 

 Tek başına dalmak çok tehlikeli, birilerinin yanınızda olması ya da en azından yukarıdan sizi izlemesi gerekiyor. Fotoğraf çekerken yanımda biri olmazsa mutlaka eşimden beni izlemesini isterim. En ufak bir hatanın kötü sonuçları olabilir. Genelde otellerin gruplarına katıldığınız zaman bir kişiyle badi oluyorsunuz. 

 Dalışta en çok nelere dikkat etmek gerekiyor? 

 Çok derine indiğiniz zaman derinlik sarhoşluğu yaşarsınız. Basınç sizi sarhoş eder. O nedenle özellikle tüplü dalışlarda gruptan ayrılmamalısınız. Bunun dışında serbest dalışta aşağı inerken mümkün olduğunca az palet vurmak gerekiyor. Çünkü nabzı mümkün olduğunca yavaşlatmak çok önemli, palet vurdukça nabız yükselir. Sigara içmemek de dalışta nefes için avantaj sağlıyor. Sporun hayatımın bir parçası olması da benim için dalışı kolaylaştıran etkenlerden biri. Vücudunuzda, özellikle dişinizde enfeksiyon varsa inanılmaz ağrı yapar. Bir kere başıma geldi, tarifi olmayan bir ağrı. Buna da dikkat etmek lazım. 

 Su altında sizi en çok etkileyen şey nedir? 

 En sevdiğim, yalnızlık ve dinginlik duygusu. İçinde olduğunuz şey o kadar kocaman ki sizin ufacık balıklardan bir farkınız yok. Çok büyük bir şeyin küçücük parçası olduğumuzu en iyi sualtında anlıyorum. 

 Dalışın özel ve iş yaşamınıza katkısı ne oldu? 

 Bizim işte en önemli şeylerden biri, kendinizi sıfırlayabilmek. Sualtında olmak bende meditasyon etkisi yapıyor. Kendimi çok özgür hissediyorum. İşe döndükten sonra rahatlamış bir beyinle dönüyorum. Suyun altı kadar üstünü de seviyorum. Deniz olmadan tatil yapamam. Bir yelkenim de var. Onu da Demir’le öğrenmek istiyorum.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz