Çatlak büyüyor

14.03.2021 21:32:000
Paylaş Tweet Paylaş
Çatlak büyüyor


Joe Biden, milyonlarca Amerikalının korkusu ve milyonlarcasının da sevinci eşliğinde bir sonraki ABD başkanı olacak. Destekçiler ve eleştirmenler, Biden yönetiminin dünya için büyük değişikliklere öncülük etmesini bekliyor. Bunun olması pek olası değil, nedenler ise çeşitli… ABD ile başlayalım. Kasım seçimleri, ABD’nin diğer ileri sanayileşmiş demokrasilerden daha derin bir şekilde kutuplaşmış bir ülke olduğunu bir kez daha kanıtladı. Sola karşı sağ, düzene karşı düzen karşıtı, salgından endişelenenlere karşı salgından şüphe edenler gibi siyasi kutuplaşmalar, Amerikan kamuoyu ve siyasi sınıfının dünyanın polisi olmakla ve bunu gerektiren askeri maceracılıkla daha az ilgilenmesine neden oldu. Aynı siyasi kutuplaşmalar, ABD’deki mücadele eden grupların, pastayı herkes için büyütmekten ziyade küresel pastanın daha büyük bir bölümünü kendileri için güvence altına almaya daha çok odaklanmalarından dolayı, ABD halkının serbest ticaret iştahını da vurdu. Sonuç, ABD’nin 20. yüzyılın ikinci yarısında ne ekonomik ne de güvenlik cephesinde sunduğu bir küresel liderlik türüyle artık ilgilenmeyen bir ABD halkı ortaya çıktı. Biden, yakında yerini alacağı selefinden daha az bölücü bir figür olduğunu kanıtlasa da bunlar hiçbir ABD başkanının tek bir (hatta iki) başkanlık döneminde gerçekçi bir şekilde ele alamayacağı yapısal zorluklar.

Ancak kamuoyu ve siyaset kurumu, ABD’nin küresel liderlik rolünü yeniden üstlenmesini istese bile 20. yüzyılın sonlarından itibaren dünya o kadar büyük bir değişime uğradı ki bu zaten o kadar büyük bir fark yaratmazdı. AB, her zamanki gibi kendi iç kutuplaşmalarına kilitlenmiş durumda. Brexit müzakerelerini bir kenara bırakırsak en son tartışma, “hukukun üstünlüğü” hükümlerine siyasi itirazlar üzerine, AB Kurtarma Fonu sürecini yavaşlatmaya çalışan Macaristan ve Polonya etrafında dönüyor. Rusya, diğer jeopolitik güçlerle yapıcı bir şekilde çalışmaktansa sorunları diğer jeopolitik güçler için karmaşıklaştırmayı daha çok değerli gören, düşüşte bir ülke olmaya devam ediyor. Sonra Çin var. Giderek güçlenen, ancak 20. yüzyılı şekillendiren liberal demokratik düzene temelden itiraz eden küresel bir güç. Ancak Çin, kendi başına bir dünya düzeni biçimlendirebilecek durumda değil, en azından henüz… Çin’in devlet-kapitalizmi ve otoriter siyasi modelleri, 20. yüzyıldaki serbest piyasa demokrasisinden daha az cazip olduğunu kanıtladı. Sonuçta yükselen Çin’i uyumlu hale getirmek için mücadele etmeye devam eden gerileyen liberal dünya düzeni, çatlağı daha da büyütüyor.

Son olarak, küresel düzenimizin birlikte daha iyi çalışmasını sağlayan NATO, DSÖ ve BM Güvenlik Konseyi gibi çok taraflı kurumlar var. Trump, 4 yıllık görev süresi boyunca bu kurumların başarısızlıklarını doğru bir şekilde tespit etti ve onları kendi siyasi amaçları için kullandı. Ancak bunlardan herhangi birini düzeltmek için hiçbir şey yapmadı. Meselenin özü şu ki bu kurumlar, 1950’nin güç dinamiklerini, 2020’den daha iyi yansıtıyor. Bugün dünyanın en uzun vadeli, baskılayıcı zorluklarının çoğunun (Çin'in yükselişi, siber saldırılar, iklim değişikliği, drone savaşı ve veri gizliliği sorunları), bu kurumlar kurulduğunda mevcut olmadığını düşünürsek sorunun kapsamını daha iyi anlarız. Biden, çok taraflı çabaları destekleyerek ve finanse ederek bu zorlukların üstesinden gelmeye, kesinlikle yardımcı olacaktır. Ancak bu kurumların, temel ve kapsamlı reformlara ihtiyacı var ki bu iş, bırakın dünya çapındaki pandeminin ortasında, normal koşullar altında bile göz korkutucu. Bu, yalnızca sonraki ABD başkanlık yönetimi için değil, politika yapıcılar için de bir zorluk.

Joe Biden’ın Beyaz Saray’a gelişi önemli. Diplomatik söylemde çok ihtiyaç duyulan değişiklik bir yana Biden’ın odak noktası ve iklim değişikliğini ele almaya yönelik gerçek ısrarı, büyük memnuniyetle karşılanacak. Ayrıca Biden ve ekibi, iktidara geldikten sonra dünyayı umutsuzca ihtiyaç duyduğu kurumsal reformlar ve iş birliğine doğru bir yola sokmak için benzer fikirlere sahip müttefiklerle çalışabilir.

Ancak tüm bunlar çaba, para, uzlaşma ve yaratıcılık gerektirecek. Tabii sabır ve zaman da gerekecek.


YAZARIN DİĞER YAZILARI TÜMÜNÜ GÖRÜNTÜLE

Yorum Yaz