Kaygı verici manşetler

“ABD artık global liderlik sunmaya daha az istekli ve doğan boşluğu doldurmaya kimse hazır olmadığından dünyadaki karışıklıklar artacak”

19.10.2014 14:52:180
Paylaş Tweet Paylaş
Kaygı verici manşetler
Günümüzde pek çok karışıklıkla karşı karşıyayız... Rövanşist Rusya’nın yeni meydan okumaları, Irak’ta şiddetli ayaklanmalar ve Çin ile komşuları arasında artan gerginlik kaygı verici manşetlerden bazıları. Bugüne dek bu gibi çatışma kaynaklarının kendi bölgeleri dışında pek fazla etkisi olmamıştı. Ancak durum değişmek üzere.

Birinci nedeni Kremlin kaynaklı tehdidin ciddiyeti. Ukrayna halen Rusya Başkanı Putin’in Avrasya Birliği rüyasının önemli bir parçası olma özelliğini koruyor, ancak Ukrayna’da son dokuz ay içinde yaşanan karışıklıklar bu iki ülke arasındaki bölünmüşlüğü oldukça derinleştirdi.

Yakın bir gelecekte Ukrayna’da barışın tesis edilmesi mümkün olmayabilir. Kiev bugün Moskova’ya olan ekonomik bağımlılığını azaltmaya ve Avrupa ile olan politik, ekonomik ve güvenlik bağlarını artırmaya kararlı. Putin ise bu süreci tersine çevirmek için Ukrayna’daki bölgesel yönetimleri güçlendirerek Kiev’in batıya doğru yaklaşmasını yavaşlatacak yeni Ukrayna anayasasının yazılması için elinden geleni yapacak.

Batı’nın daha da sert yaptırımlar uygulama ve ardından karşı karşıya gelmenin maliyetini paylaşma olasılığı bir hayli yüksek. Irak’ta ise gündemde mezhepçilik var ve bu durum bir yandan Irak’taki Sünni, Şii ve Kürt halkları ayrıştırırken diğer yandan da bu toplulukların Irak sınırları dışındaki mezhepdaşları arasında güçlü bağlar kurulmasına neden oluyor.

Bugün Kuzey Irak’taki şehirlerin yönetimini eline geçiren Sünni militanlar Bağdat’taki Şii ağırlıklı hükümeti devirecek güçte araçlara sahip değil. Ancak bu hükümetin de onları yerlerinden çıkaracak gücü yok ve Kürtler de kuzeydeki kendi bölgelerinde fiilen özerklik ilan etmiş durumda.

DAHA BÜYÜK RİSK
Burada söz konusu daha büyük bir risk de Irak’taki Sünni-Şii çatışmalarının yayılarak tek bir bölgesel savaşa dönüşmesi olasılığı. Sünni İslamcılar yandaş kazanmak ve cihadçı militanları eğitmek için kontrol altında tuttukları toprakları kullanacaklar. Suudiler alenen Sünni militanları desteklemiyorlar.

Ancak Şii egemenliğini ve Tahran-Bağdat ittifakının daha da resmileşmesini önlemek için Suudi sempatizanlardan onlara para ve silah akışına izin verecekler. Amerikalılar ise bu işe de burunlarını sokmamaya çalışacak. Ortadoğu’da İran-Suudi rekabeti hızlanarak artacak.

Doğu Asya’da Çin ile komşuları arasındaki ilişkiler çok daha tehlikeli bir hal alabilir. Pekin artan bölgesel etkinliğini kanıtlamak ve bilhassa ordu içindeki gerginliği azaltmak için bu bölgedeki ihtilaflı sularda cepheleşmeyi daha da körükleyecek. Şimdilik Çin’in sadece Vietnam’la düpedüz arası bozuk çünkü bu cepheleşmenin ekonomik yan etkisi Japonya ile olanınkinden ekonomik anlamda çok daha az tehlikeli ve ayrıca Japonya ile Filipinler’in aksine Vietnam resmi bir ABD desteği lüksüne sahip değil.

Ancak bu durum çok daha tehlikeli bir hal alabilir, çünkü Japonya Başbakanı Shinzo Abe geçenlerde Japonların kendi güvenlik politikalarını meşru müdafaanın ötesine taşımasına izin verecek şekilde Japon anayasasını “yeniden yorumlama” planları yaptıklarını duyurdu. Dünyanın en büyük ikinci ve üçüncü ekonomilerinin hükümetleri askeri anlamda karşı karşıya gelmemek için ellerinden geleni yapacaktır. Ancak işler kızıştığında her ikisi de kamuoyundan yükselen ödün vermeme talebine karşı sağır kalamayacaktır.

İYİ HABERLER DE VAR
Bu arada iyi haberler de yok değil zira dünyamız artık beş yıl öncesine kıyasla bu gibi sorunlarla yaratılan şokları çok daha iyi özümseme yeteneğine sahip. ABD ekonomisi içinde bulunduğu finansal krizden büyük ölçüde çıkmış gibi görünüyor. Euro bölgesi de artık doğrudan bir tehdit altında değil. Çin, kendi ekonomisini sert bir düşüşe geçmekten kurtardı. Faiz oranları bir hayli düşük kalmaya devam ediyor. Yeni enerji kaynakları sayesinde petrol piyasalarındaki korkular ortadan kalktı. Artık çok daha istikrarlı bir dünyada yaşıyoruz.

Kötü haberler ise bu güçlü görünen yanların beraberinde kaygısızlığı da getirmesi ve dünyadaki politika yapıcıların kendilerini dağ gibi sorunları ancak gözle görülememesi imkansız olana kadar görmemeye ikna etmeleri olabilir. Tüm bu karışıklık kaynakları mevcut uluslararası düzenin yıkılmasının birer sonucu ve bunlardan hiçbiri dışarıdan güçlü aktörlerin müdahalesi olmaksızın kendi kendine çözülemez. Ayrıca bu sorumlulukla birlikte gelecek maliyetleri ve riskleri ne kabullenebilecek ne de isteyebilecek tek bir kişi bile yok.

Kafası karışık ve her geçen gün riskten daha uzak duran bir ABD, global liderlik sunmaya daha az istekli olacak ve ortaya çıkan boşluğu kimse doldurmaya hazır olmadığı için de yeryüzündeki karışıklıkların sayısı büyük bir ihtimalle daha da artacak.

YAZARIN DİĞER YAZILARI TÜMÜNÜ GÖRÜNTÜLE

Yorum Yaz