Merkel'in güçlü pandemi stratejisi

1.09.2020 13:41:000
Paylaş Tweet Paylaş
Merkel'in güçlü pandemi stratejisi

Güçlü liderler kriz zamanlarında yükselirler. Dünyanın otoriter devletlerinde bu güçlü yöneticiler için daha fazla acil durum yetkilerine sahip olmak anlamına geliyor. Avrupa içinse Angela Merkel’in politik olarak yeniden ortaya çıkması anlamına geldi.

Kıtanın mülteci krizi sırasında Merkel’in 2015’te verdiği Almanya’nın sınırlarını bir milyon mülteciye açma kararı, politik açıdan cesurca olduğu halde pek rağbet görmedi (ayrıca Angela’nın politik geleceği konusunda da akıllıca değildi). Bu hareketin ardından, Merkel’in popülaritesi hem Avrupa hem de Almanya çapında darbe aldı ve kendisinin politik partisi (CDU) bunun bedelini anketlerde ödedi. CDU ve kardeş partisi, 2017 seçimlerinde ülke çapındaki en çok oyu bir araya getirmeyi başardı ve savaş sonrası dönemdeki en kötü performanslarıyla, Merkel’e şansölye olarak dördüncü dönemini kazandırdı. CDU, yerel seçimlerde düşük performans göstermeye devam ederek Merkel’i beşinci dönem için aday olmayacağını duyurmaya teşvik etti.

Merkel pandemi dönemine politik kariyerinin en kötü haliyle girdi. Şubat ayında, tercih ettiği halefi ve çırağı, Alman Savunma Bakanı Annegret Kramp-Karrenbauer parti üyelerini kendi peşinde hizaya sokmayı başaramadığı için CDU’nun parti liderliğinden istifa etmeye zorlandı. Merkel, politik mirasını böylece pamuk ipliğine bağlı hale getirdi.

Birkaç ay ve küresel bir pandemi nasıl da bir fark yaratabiliyor. Krizlerle dolu bir on yılın en büyük kriziyle karşı karşıya kalan Merkel, en iyi yaptığı şeyi yaptı; politik kaygıları bir kenara koymak ve zamanın gerektirdiği zor kararları almak. Diğer pek çok dünya liderinin yaptığı gibi pandemiyle politika oyunları oynamak yerine, Merkel ülkenin Covid-19’a verdiği karşılık konusunda bilim temelli bir yaklaşımı tercih etti. Bu da onun kendi bilimsel eğitimi ve geçmişi sayesinde daha kolay hale gelen bir hamle oldu. Nisan ayında Almanların yüzde 72’si Merkel hükümetinin kriz yönetimini onaylıyordu. Bu, ülkenin kabaca yüzde 60’ının “hükümetin geçmiş performansını onaylamadığı” bir ay öncesine kıyasla devasa bir değişiklikti.

Merkel için sadece Almanya’yı korumak, ülkenin hayranlık uyandıran karşılığını kendine mal etmek ve işleri başarıyla bitirmek kolay olurdu. Bunun yerine, Merkel yeniden canlanan anket sonuçlarını Fransa’nın Emmanuel Macron’u (kendisi sadık bir Avrupa hayranı fakat kendi evindeki pandemi karşılığı çok yetersizdi) ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’le, daha çok zengin Avrupa devletleri tarafından daha fakir olanlara yardım etmek üzere ödenen ortak bir toparlanma fonu teklif etmek ve bu konuda ısrar etmek için bir topluluk oluşturmak üzere kullandı.

Bu Avrupa politikalarında bir değişim denizi. Almanya’nın da dahil olduğu kuzey devletlerinin çoğu, kendi finansal kaderlerini AB’nin daha zayıf üyelerine bağlama konusunda temkinli davranmaya devam ediyor. Bunun yerine, Avrupa’nın hem sağlık hizmetleri hem de finansal cevabı, yıl sonuna kadar ABD’ninkini geride bırakacak (bu, Washington’un erkenden hayata geçirdiği güçlü ekonomik önlemler göz önüne alındığında, özellikle de finans cephesinde şaşırtıcı). Avrupa için de aynı derecede önemli olan bu yeni toparlanma fonu, AB’nin gelecek yıllarda kaçınılmaz olarak ortaya çıkacak olan başka krizlerle nasıl başa çıkabileceği konusunda potansiyel bir şablon sunuyor.

Bu, Avrupa’nın pandemi krizinin bittiği anlamına gelmiyor; tam tersine. ABD’nin yakın zamanda gösterdiği gibi, vaka sayıları sadece birkaç haftada dramatik bir şekilde değişebilir. Fakat bu, Merkel’e kolay yol sunulduğunda (Almanya’nın ve sadece Almanya’nın üstün Kovid cevabıyla yargılanmak), kendisinin bir kez daha Almanya’daki politik gücünü Avrupa’daki kavgaya girmek ve kıtanın daha ileri gitmesi için yol göstermek üzere kullanmayı seçtiği gerçeğinin değerini azaltmıyor.

Elbette henüz Avrupa’nın pandemiyle mücadelede genel olarak ne kadar başarılı olacağını söylemek veya Merkel’in yaptığı hamlelerin, kendisinin Almanya şansölyesi olarak geçirdiği dönemden sonra da kalıcı olup olmayacağını anlamak için çok erken. Fakat Merkel’in Avrupa’ya şu an deli gibi ihtiyaç duyduğu şeyi (istikrarlı bir liderlik ve kıtanın iyiliği için gerekeni yapma konusundaki isteklilik) verdiği de kuşku götürmez.

Hiçbir zaman düşmana dönüşecek kadar uzun süre aynı yerde kalmayın derler. Merkel, bazen uzun süre aynı yerde kalırsanız ve kendinize sadık olursanız, tekrar kahraman olabileceğinizi kanıtlıyor.


YAZARIN DİĞER YAZILARI TÜMÜNÜ GÖRÜNTÜLE

Yorum Yaz