Yeni kadın manifestosu

Sheryl Sandberg'in Türkiye’de yayınlanmayan Lean adlı kitabından öne çıkan bazı başlıkları sizlerle paylaşıyoruz...

1.05.2013 00:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
Yeni kadın manifestosu


Sandberg Zuckerberg'in omzunda ağladı mı?
Pek çok kadın (birçok araştırmanın da önerdiği gibi), işte ağlamanın iyi bir fikir olmadığını düşünüyor. Ben de bunu yapmayı hiçbir zaman planlamadım ama çok kızgın ya da daha kötüsü ihanete uğramış hissettiğim bazı zamanlarda gözlerim doldu. Ne kadar olgunlaşıp ne kadar tecrübe kazansam da bu hala çok sık başıma geliyor.

Facebook’ta henüz bir yıllık çalışanken yaşadığım bir durum duygularımdan utanmamam gerektiğini gösterdi. Birinin hakkımda sadece yanlış değil, aynı zamanda zalimce bazı şeyler söylediğini öğrendim. Mark’a (Zuckerberg) durumu anlatmaya başladığımda, tüm engelleme çabalarıma rağmen ağlamaya başladım. Bana suçlamanın ağır bir yalandan ibaret olduğunu, bu yüzden kimsenin inanmayacağını söyledi ve sonra sordu: “Kucaklaşmak ister misin?” İstedim. Bu bizim için devrim niteliğinde bir andı. Daha önce hiç hissetmediğim bir şekilde ona yakın hissettim. Daha sonra bu hikayeyi, gözyaşlarına engel olamayanlara yardımcı olması için bazı yerlerde anlattım. Basın ise bunu, “Sheryl Sandberg, Mark Zuckerberg’in omuzunda ağladı” başlığıyla haberleştirdi. Halbuki olan bu değildi. Olan, benim duygularımı ifade etmem, Mark’ın da buna şefkatle karşılık vermesiydi.

Duyguları paylaşmak daha derin ilişkiler kurmamızı sağlar. Motivasyon, gerçekten umursadığımız konular üzerinde, önemsediğimiz insanlarla çalışmakla sağlanır. Gerçekten başkalarını önemsemek için onların düşünceleri kadar duygularını da anlamamız gerekir. Duyguların oynadığı rolü anlayabilmek ve onları tartışabilmek bizleri daha iyi yöneticiler, ortaklar ve iş arkadaşları haline getirir.

Diğer kadınlara destek verin
Kadınların iş yaşamında eşit fırsatlara kavuşması için erkeklerin desteğine ihtiyacı olduğu kesin... Ancak kadınların da bir koalisyon gibi hareket ederek diğer kadınları desteklemesi gerekir. 2012 yılının yazında Google’daki iş arkadaşım Marissa Mayer, Yahoo’nun CEO’su olduğunda, hamileliğinin son dönemine giriyordu. Bir sürü erkek, eşlerinin doğumuna sadece birkaç hafta kala tepe görevlere getirilmelerine rağmen Marissa’nın durumu hızlıca manşetlerde yer aldı. Dünyanın en büyük 500 şirketi listesindeki ilk hamile CEO olarak takdim edildi.

Feministler büyük sevinç gösterilerinde bulundu. Ama Marissa doğum izninin birkaç hafta süreceğini ve o süre zarfında çalışacağını duyurunca, feministlerin sevinci birden suskunluğa dönüştü. Bu kadar kısa bir iznin herkes için yeterli olamayacağını ve Marissa’nın mantıksız beklentiler oluşturup amaca zarar verdiğini söyleyerek acımasızca eleştirdiler. Eğer Marissa Yahoo çalışanları için de hamilelik iznini iki haftaya indirseydi, bu eleştiriler haklı olabilirdi. Halbuki bu sadece Marissa’nın kendi koşullarını değerlendirerek verdiği şahsi bir karardı. Kadınların farklılıklarının üstesinden gelerek, ortak amaçlara odaklanmaları gerekiyor. Marissa’nın durumunda onun çığır açan başarılarına odaklanmak lazım. Bu yüksek profilli atama sayesinde şirketler artık tepe pozisyonlara hamile kadınları almayı ve hamile kadınlar da bu pozisyonlara başvurmayı düşünebilecekler.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz