"En Ünlü İşkolikler"

Türkiye’de her gün sabahın ilk ışıklarından neredeyse yatana kadar çalışan, pazar günü bile dinlenmeyen, tatile çıkmayan ve bu tempoyu yıllardır devam ettiren pek çok işadamı ve yönetici var....

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
En Ünlü İşkolikler

Türkiye’de her gün sabahın ilk ışıklarından neredeyse yatana kadar çalışan, pazar günü bile dinlenmeyen, tatile çıkmayan ve bu tempoyu yıllardır devam ettiren pek çok işadamı ve yönetici var. Çevreleri de, çalışanları da, medya da, uzmanlar da onları işkolik olarak tanımlıyor. Oysa onların içinde “Evet, ben bir işkoliğim” diyenlerin sayısı çok az. Onları tanıyanlar “O tam bir işkoliktir” deseler de, onlar kendilerini “Çok çalışan ve işini seven” insanlar olarak tanımlıyor… Bu isimler arasında Ahmet Nazif Zorlu, Abdülkadir Konukoğlu, Umut Oran ve Ayhan Yavrucu da var.

“Olay şöyle başlar: Bir gün eve gelirsiniz, eşinizin olmadığını görürsünüz… Sizi bir hafta önce terk ettiğini fark etmemişsinizdir bile. Hayatınızın tamamen iş tarafından sarıldığını da anlamamışsınızdır.”

Amerikalı Viscusi Grubu’nun CEO’su Stephen Viscusi “On the Job: How to Make it in the Real World of Work” (İş başında: Gerçek İş Dünyasında Nasıl Yaparsınız) adlı kitabında Amerikan toplumunda işkoliklik eğiliminin yayılmasına dikkat çekerken bu değerlendirmeyi yapıyor.

Türk toplumu için böylesi bir örnek her ne kadar abartı da olsa, bizde de çalışmaktan dolayı tatile çıkamayan, uyku dışında tüm vaktini işle geçiren, çalışmadığında kendini suçlu hisseden çok sayıda yönetici var. Bu kapsama giren iş insanları, kendisi kadar iyi yapamayacağını düşündüğü için başkalarına iş devredemediği için, doğal olarak da özel hayatına yeterli vakti ayıramıyor. Günlük çalışma saatleri 18’e kadar çıkabiliyor. “İşkolik” tanımlamasından hoşlanmıyorlar. Çalışmaktan dolayı mutlu olduklarını söylüyorlar. Zaman zaman da özel hayat-iş dengesini kuramamaktan yakınıyorlar.

Viscusi CEO’su Stephen Viscusi, Amerikalı çalışanların yüzde 40’ının işyerleri onlara tatil hakkı verdiği halde bunu kullanmadığını söylüyor. Tatile çıkmamanın işkolikliğin en büyük göstergelerinden biri olduğunu belirtiyor. Viscusi, iş dışındayken de yine de elektronik olarak sürekli işe bağlananların da katıksız işkolikler olduğunu ifade ediyor.

İşkoliklerin Alışkanlıkları
İşkolikliğin dünyada geldiği boyutları görmek açısından Chartered Management Institute’un İngiltere’de yaptığı anket önemli sonuçlar içeriyor. Buna göre, İngiliz işkolikler her yıl tatillerinden 19 günü iş için feda ediyorlar. Buna gerekçe olarak da işlerini yetiştirememe endişesini ve sorumluluklarını devredememe güçlüğünü gösteriyorlar. İngiltere’de işkoliklerin kullanmadığı tatilleri sırasında yarattıkları işin değeri 3,5 milyar poundu buluyor.

Ankete katılan yöneticilerin yaklaşık 3’te 1’i, “kullanmadıkları” için bir sonraki yıla aktarılan tatilleri olduğunu belirtiyor. Yüzde 29’u ise tatil yerine maaş almayı tercih ediyor.

Anketin diğer bir ilginç sonucu da şu: 550 yöneticinin yüzde 88’i tatillerinde istifa ediyor ve yıllık tatilleri yerine daha yüksek maaşı ya da esnek çalışma ortamlarını tercih ediyorlar. Ayrıca, her 4 yöneticinin 1’i tatile gittiği ya da işten ayrıldığı zaman işle ilgili e-mail ya da sesli mesajlarını kontrol ediyor. Yüzde 13’ü en az bir kez ofisi arıyor. Yöneticilerin 4’te 1’i tatilde çalışmaya devam etmezse işi yetiştiremeyeceğini, yüzde 17’si ise işlerini başkalarına emanet etmenin çok zor olduğunu düşünüyor.

Neden İşkolik Oluyorlar?
Bu alanda Dr. Randall Hansen’in yaptığı bir araştırma, işkoliklik sorununun 3 temel nedenden kaynaklandığını ortaya koyuyor. Dr. Hansen, işkoliklik konusunda DeLand’taki Stetson Üniversitesi, İşletme Fakültesi’nden doktora derecesine sahip. Quintessential Careers’in kurucusu olan Dr. Hansen, işkolikliğin sosyal, finansal ve teknik olmak üzere 3 nedenden kaynaklandığını vurguluyor. Bu yapıdaki insanlar, gittikçe daha çok çalışmayı gerektiren iş düzeni ve bu düzene uyum sağlayan iş çevreleri yüzünden çalışmazlarsa geri kalacaklarını düşünüyorlar. Bu yaklaşım, işkolikliğin sosyal nedenini oluştururken; başarının gittikçe daha maddi ve ekonomik kazanımlarla değerlendirilmesi ise finansal boyutunu oluşturuyor. Hansen’in önemli gördüğü bir diğer neden ise teknolojik gelişmeler: E-posta, cep telefonu, mesaj, faks makineleri ve dijital organizatörler, sınırların çizilmesini engelliyor, özel yaşama ayrılan zamanı azaltıyor.

Human Resources Management Yönetici Ortağı Aylin Coşkunoğlu Nazlıaka, bir araştırmanın sonuçlarıyla, aşırı çalışmanın Türkiye’deki boyutlarını ortaya koyuyor. Ona göre, İngiliz yöneticilerin haftalık çalışma süreleri ortalama 51 saat. Bu, onların sağlıklarını ve aileleriyle olan ilişkilerini bozuyor. Oysa, Türkiye’de durum daha vahim. Nazlıaka “Türkiye’deki üst düzey yöneticiler haftalık ortalama 60 saat çalışıyorlar” diyor. Bu da olası sonuçlar hakkında ipuçları veriyor.

En Çok Türkler Çalışıyor
İstatistikler, Türkiye’deki uzun saatler boyu çalışma alışkanlığını ortaya koyuyor. OECD’nin Employment Outlook 2004 adlı raporuna göre, OECD ortalaması yılda 1.739, Avrupa Topluluğu ortalaması ise 1.619 saat. Çalışma saatlerinin en uzun olduğu ülkelerin başında ise yılda net 2.410 saat ile Kore geliyor. Onun arkasında 1.980 saat ile Çekoslovakya, 1.979 saat ile Slovakya var. Dördüncü sırada 1.958 saat ile Polonya ve beşinci sırada 1.930 saat ile Türkiye bulunuyor. Yıllık ortalama net çalışma saati Amerika’da 1.709, Almanya’da 1.443 saat.

Profil International Türkiye Genel Müdürü Ayşe Öztuna ise Türk yöneticilerin haftalık çalışma saatlerinin 100’e bile ulaşabildiğine dikkat çekiyor ve bu durumu iki neden bağlıyor: “İşi, geliri kaybetme korkusu ve Türk İK yapısında üretkenliğin değil de çok çalışmanın ödüllendirilmesi.”

Türkiye’de işkolikliğe ya da çok çalışmaya neden olarak insan kaynakları yönetimini de hatalı bulan Öztuna, “Pek çok şirkette fazla mesai yapmak, uzun saatler ofiste kalmak, hafta sonu da çalışmak gibi çalışma alışkanlıkları terfi kararları üzerinde bile etkili olabiliyor. Kişinin kaç saat çalıştığına veya kaç akşam ofiste kalarak mesai yaptığına bakılabiliyor Yani işte uzun saatler kalmak performansın objektif kriterler doğrultusunda değerlendirilmesinin önüne geçiyor” diyor.

İşkolik Tanımını Reddediyorlar
Türk işadamları içinde de iş dünyasında işkolik olarak tanımlanan pek çok işadamı ve yönetici var. Uzmanlar, çok çalışmayla işkolik olmanın farklı durumlar olduğunu ama aralarında da ince bir çizgi bulunduğunu belirtiyorlar. İşkolik olarak tanınan ünlü iş adamları ve yöneticiler de işkolik tanımlamasını reddediyorlar. Türkiye’de işkolik olarak tanımlanan en ünlü iş adamı Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Zorlu. Zorlu, yaz-kış günde ortalama 8-9 saat çalıştığını söylüyor. Kış döneminde haftanın en az 6 günü yazın ise en az 5 günü çalışan Zorlu son 10 yıldır çalışma temposunun bu şekilde devam ettiğini belirtiyor. “Daha önceki yıllarda daha fazla çalışıyordum” diye konuşan Zorlu, bu çalışma temposunun normal karşılanması gerektiğini düşünüyor ve “İşkolik değilim” diyor.
Sanko Holding Yönetim Kurulu Başkanı Abdülkadir Konukoğlu da işkolik dendiğinde ilk akla gelen isimlerden biri. Günde ortalama 14 saat çalışan Konukoğlu, çalışma süresinin 3 yıl öncesine göre arttığını dile getiriyor. Bu artışı iş yoğunluğuna bağlayan Konukoğlu “Kendimi bildim bileli çok çalışıyorum. Çalışmaktan zevk alıyorum. Çalışma denilince aklıma istihdam olanağı sağlamak geliyor ve daha çok çalışıyorum. Ayrıca, insan boş kaldığı zaman kendisini dinler. O zaman da 40 türlü hastalık çıkar. Çalışmak, hastalıkların bile ilacıdır” diye devam ediyor.

“Herkes Çok Çalışmalı”
Umut Oran, iş dünyasınca hiç yorulmak bilmeyen bir işadamı ve tam bir işkolik olarak tanımlanıyor. Domino Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı, Bolu Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı, Avrupa Tekstil ve Hazır Giyim Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi ve eski TGSD Başkanı olan Umut Oran, hakkındaki işkolik tanımlamalarına katılmıyor. “Ben işkolik değilim. Çünkü çalışmalarım sadece iş ile ilgili değil. Türkiye ile ilgili konularda çalışmayı bir sorumluluk ve zorunluluk olarak görüyorum. Çok çalıştığımı düşünmüyorum” diyor.

Oysa Oran, haftanın 6 günü 14 saat, pazar günleri ise 6-8 saat arası çalışıyor. 18 yıldır çalışma temposunun hep aynı olduğunu belirtiyor. Oran, yıllar ilerledikçe çalıştığı konuların çeşitlendiğini, eskiden sadece işiyle ilgili çalışırken şimdi hem iş hem sektör hem de Türkiye’nin sorunlarıyla ilgili çalıştığını ifade ediyor. İşkoliklerin iş dışında bir hayatlarının olmadığını oysa kendisinin zamanını iyi kullanarak, her türlü sosyal ihtiyacına zaman ayırabildiğini söyleyen Oran, “Zaman doğru kullanılırsa ve öncelikler doğru belirlenebilirse iş ve özel hayat beraber son derece güzel yürütülebiliyor” diyor. 43 yaşındaki Oran herkesi şu sözleriyle daha çok çalışmaya davet ediyor:

“Bence her Türk vatandaşı, ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik, sosyal ve siyasi darboğaz içerisinde çok çalışmalıdır.”

“Sabah 7.30’dan Yatana Kadar”
Alarko Holding Genel Koordinatörü Ayhan Yavrucu, sabah 7.30’dan yatana kadar çalışıyor. Çalışma saatleri tamamen işe bağlı. Yavrucu, “İş yerinde işim ne zaman biterse o zaman çıkarım. İş orada bitmez, oradan işle ilgili bir yemeğe, toplantıya veya kokteyle giderim. O da geç saatlere kadar sürer” diyor. İşkolik tanımlamasını yanlış bulan Yavrucu, insanların biyolojik formatının yaşamı şekillendirdiğini ifade ediyor. Yavrucu’ya göre, insanların bazıları daha çok çalışmak, bazıları çokça boş vakit geçirmek, bazıları ise belirlenmiş hedef ve limitlere göre çalışmak üzere formatlanıyorlar. Kendisini çok çalışmak üzere formatlanmış olanlar kategorisinde gören Yavrucu “Benim yaşam biçimim bu. Çalışarak bir şeyler üretir, bir şeyleri çözersem daha mutlu olurum” diyor.

Tam 58 yıldır sabah 7’den akşam 8’e kadar çalışan Polat Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Polat, pazar hariç her gün 13 saat çalışıyor. Pazar günleri ise yarım gününü işe ayırıyor. Polat, “Bundan 4 yıl öncesine kadar farklı dönemlerde 2 devalüasyon yaşadık. Dönemin ekonomik koşulları var olan ticari borcumuzu fazlasıyla katlayınca, yoğun ve stresli dönemler geçirdim” diyor. İşiyle yaşadığını ve hayatı boyunca aynı iş yoğunluğunu hissettiğini dile getiriyor…

Karslıoğlu Dengeyi Buldu
Uzun deneyimlerden sonra iş ve özel yaşam dengesini kurmayı başaran yöneticilerden biri de Aras Holding’in CEO’su Enis Karslıoğlu. Şu an günde ortalama 10 saat çalışan Karslıoğlu, haftada 1 günü de dinlenmeye ayırıyor. Geçmişte çok uzun saatler çalıştığını ifade eden Karslıoğlu “Yeni proje veya yatırımlara bağlı olarak çok ama çok yoğun saatler çalıştığım dönemler oldu. Arka arkaya 23.00–24.00 sularında işten çıktığım ve günde 14–15 saat çalıştığım dönemlerdi bunlar. Bence insanın bu tempoları uzun süre devam ettirmesi çok doğru değil” diyor. Karslıoğlu çok çalışmaktan keyif alma durumunu da zaman zaman yaşadığını ve bu durumu tehlikeli bulduğunu ifade ediyor. Aras Holding yapılanmasını planladıkları ve başlattıkları dönemde çok yoğun ve uzun saatler çalıştığını belirten Karslıoğlu, “Bu tür tempolar zamanla yorgunluk ve gerginlik yaratıyor, sevdiklerinize ayırmanız gereken kaçırdığınız zaman ise yanınıza kalıyor” diyor.

Morera Genel Müdürü Ayşe Çelikyılmaz’ın 12 saatten daha az çalıştığı bir gün hiç olmamış.
Çelikyılmaz, yaptığı işten zevk aldığı için uzun saatler çalışmanın kendisi için negatif değil aksine pozitif bir durum olduğunu belirtiyor. İşkolik yerine çalışkan kelimesini tercih ediyor. “Çalışkan, hızlı, dinamik bir yapım var. Bu nedenle çalıştıkça, ürettikçe mutlu oluyorum. Morera ekibinde çalışmak heyecan verici. Tekstilin doğası gereği, dinamik, hızlı servis önem kazanıyor. Morera'da yapacak çok yeni projeler var. Bu da uzun saatler çalışmayı gerektirebiliyor” diyor.

 “En Sevdiğim Hobim İşim”
Goldaş Kuyumculuk Genel Müdürü Sedat Yalınkaya, günde en az 15 saat çalışıyor. Bu rakamın daha önceki yıllarda 17 saat olduğunu söylüyor. Goldaş’ın kuruluşundan bu yana yoğun temposunun değişmediğini vurgulayan Yalınkaya, “Goldaş markasının Türkiye’de ve yurtdışında belli bir noktaya gelebilmesi için bu gerekliydi. Sürekli bir atılım çabası içindeyiz. Yurtiçinde ve yurtdışında çok sayıda operasyonumuz var. Yeni markaların yaratılması aşamasında da çalışma sürem uzuyor” diye konuşuyor. Hem Türkiye’de hem de yurtdışında çok uzun saatler boyunca çalıştığını aktaran Yalınkaya, yoğun çalışmanın hayatına etkileriyle ilgili şöyle diyor: “Ailemden, çocuklarımdan uzak kalmanın dışında çalışırken negatif bir ruh haline sahip olmuyorum. Çalışmadığım zamanlarda da özel meraklarıma ve aileme vakit ayırmayı tercih ediyorum. İşinizi sevmezseniz, uzun yıllar bu kadar yoğun çalışma temposunu götürmek çok zor. İşim yapmaktan en hoşlandığım hobim aslında.”

Ak Emeklilik Genel Müdürü Meral Ak Egemen “En keyifli zamanlarım en yoğun çalıştığım zamanlarım. Galiba işkolikliğin tarifi de bu” diyor. Şu an günde ortalama 10 saat çalışan Egemen, geçtiğimiz 3 yıl boyunca günde 16 saat çalıştığını belirtiyor. Ak Emeklilik projesine ilk başladığında işkolikliğin zirvesini yakaladığını söyleyen Egemen “Kendi ellerimde şekillenen, oluşturduğum ekibin başarısını izlediğim bir süreçti. Ekip çalışmasının keyfine vardığım, ortak aldığımız kararların ve uygulamaların sonunda hedefe ulaştığımız ve beklediğimiz liderliği yakaladığımız an, keyfimizin gerçekten doruk noktasıydı” diyor.

 “Biz İşkolik Değiliz”
İşkolik tanımını hiçbir iş adamı kabul etmiyor. Bunun yerine kendilerine farklı tanımlamalar yakıştırıyorlar. İşte 3 iş adamının bu konudaki yaklaşımı:

“Ben İşimi Seviyorum” “Çalışma saatinin sınırlaması olmamalı” diyen başka bir yönetici ise Elektrolux Genel Müdürü Ziya Öztürk. Fiziki olarak günde 12 saat çalıştığını ancak günde 6 saatlik uyku süresi haricinde 18 saat boyunca beyninin işle uğraştığını ifade ediyor. İşkolik olmadığını söyleyen ve sadece çok çalıştığına inanan Öztürk şöyle devam ediyor: “İşkoliklik ve çok çalışmak farklı şeylerdir. Aynı şekilde, işkoliklik ve işini sevmek de farklı şeylerdir. İşkoliklik genellikle insanların zamanı iyi yönetememek veya zamanını işle doldurma biçimidir. Ben işkolik değilim. Sonuç odaklıyım. Ama çok çalışıyorum ve yaptığım işten zevk alıyorum. Çok çabalayıp sonuç alamıyorsanız çok değil, yanlış çalışıyorsunuz demektir.”

“Hayat Boyu Çalışmak İstiyorum” The Sofa Hotel&Residences Yönetim Kurulu Başkanı ve eski TUROB Başkanı Ali Güreli, sabahları 8’de başlayan çalışma gününü genellikle 14 saat sonra akşam 10’da bitiriyor. “İşim her zaman önde geldi ve çok çalıştım. Çalışma yaşantımın aynı tempoda olmasa bile hayatımın sonuna kadar devam etmesini arzu ediyorum” diyen Güreli ailesinin işten daha önemli olduğunu her geçen gün daha çok anladığını ifade ediyor. Güreli işe olan bağımlılığı yüzünden zaman zaman aile yaşantısından çaldığını düşünüyor. Güreli, bu konudaki duygularını şöyle dile getiriyor: “Bir yandan işin verdiği heyecan ve başarma hırsı sizi prangalamışken diğer yandan düşüncesinin bile içinize huzur doldurduğu ailem ve çocuklarımın anlarını kaçırmak ya da yakalamak kanaatimce her insanın çok dikkat etmesi gereken bir denge ve tabii yaşamı anlama mücadelesi.”

“Çok Çalışıyorum Ama Yoga Yapıyorum” Koton Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Yılmaz, işin durumuna göre günde 8-12 saat arasında çalıştığını dile getiriyor. Yılmaz’ın en yoğun çalıştığı dönem 1995-2000 yılları arasına denk geliyor. O dönemde günde 16 saat çalıştığını söyleyen Yılmaz, ruh halinde bir değişim olmadığını belirtiyor. Günde 16 saatlik yoğun iş temposunun Yılmaz’a yan etkisi sadece kendine yeteri kadar özen gösterememesi olmuş. Yılmaz da kendini işkolik değil işini seven biri olarak tanımlıyor. Yılmaz “Çok çalışmakla beraber yılda 5 hafta tatil yapıyorum. Yoga ve spora vakit ayırıyorum” diyor.

 “Daha Çok Çalışmalıyız”

Ahmet Nazif Zorlu/Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı
 
“Belli Dönemlerde Tempom Artıyor” “
Bizden ekonomik olarak çok daha iyi durumda olan birçok ülkede de profesyoneller, yöneticiler bu tempoyla çalışıyor. Aslında bizim onlara yetişmek için daha fazla çalışmamız gerek. Belli dönemlerde elbette tempom daha fazla artıyor.

“Doğru Sonuç Yorgunluğu Unutturuyor” Günlük rutin işlerin yanı sıra grubun-şirketlerin geleceğini belirleyen çok kritik dönemler yaşanıyor. Örneğin Bursa'daki ilk tekstil fabrikalarını kurduğumuz yıllar, Vestel'i satın alışımız, aynı şekilde Denizbank'ı Dexia'ya satmamızla sonuçlanan yaklaşık 6 aylık dönem hem daha fazla çalıştığım hem de zihnimin çok yoğun olduğu dönemlerdi. Elbette bu dönemler daha yorucu oluyor ama sonuçta doğru kararı vermek, bu kararın olumlu sonuçlarını görmek tüm yorgunlukları unutturuyor.

“Yorgunluğa Karşı Mücadele Ediyorum” 31 bin 500 kişinin çalıştığı, ülke ekonomisinde belirli bir rolü ve önemi bulunan bir grubu yönetmek ve kritik kararlar almak elbette o kararlarla ilgili çok çalışmayı, çok araştırmayı ve düşünmeyi gerektiriyor. Her gün düzenli spor yaparak kendime vakit ayırıyorum ve işin getirdiği yoğunluğa ve yorgunluğa karşı mücadele ediyorum.”

 “Başkalarına Göre İşkoliğim”

Aynur Bektaş TGSD Başkanı
 
“Her Zaman Çok Çalıştım”
Başkalarına göre işkoliğim, fakat bu benim hayat felsefem olduğu için hissetmiyorum. Günde ortalama 12 saat çalışıyorum. Bundan 3 yıl öncesine göre çalışma saatlerim artmış durumda. Kendimi işkolik olarak tanımlamıyorum ama 34 yıllık iş hayatı boyunca her zaman çok çalıştım.

“Karamsar Ve Asabi Olabiliyorum” Çok çalışmanın zaman zaman özellikle de problemli iş dönemlerinde beni karamsar ve asabi hale getirdiğini itiraf etmeliyim. Problemlerin ardından asla kalkamayacağımı düşünüyordum. Gece uykularım kaçıyordu. Ancak ertesi gün sanki yeniden doğuyordum.

“Çalışma Oyunu Oynuyorum” Daha sakin düşünerek problemleri çözüyordum. Bu durumu bir oyun olarak kabul ettim. İşimin de bir problem olduğunu düşünmeye başladım. Bunu kabullendikten sonra her işin üstesinden gelebileceğimi varsayarak yeni işlere başlıyorum.

İşkoliklikten Nasıl Kurtulursunuz?

Stephen Vıscusı

Vıscusı Grubu CEO’su
Viscusi Grubu’nun CEO’su Stephen Viscusi
, “On the Job: How to make it in the real world of work” (İş başında: Gerçek iş dünyasında nasıl yaparsınız) adlı kitabında işkoliklikten kurtulmak isteyenlere şu tavsiyelerde bulunuyor:
“* İşkoliklerin ana sorunları aile ve kişisel ilişkileriyle başlıyor. İşkoliklik tehlikeli çünkü aile ve arkadaş ilişkilerine zarar veriyor. Sosyal hayatı kontrol altına almak lazım.
* Tatile çıkamayan kişilerin, uzun bir tatil almalarında yarar var. Bu sizi ofisten uzaklaştıracak mükemmel bir fırsattır.
* Kolay olmayacak ama oturun ve hiçbir şey yapmayın. Bu da işkolik hastalığının tedavisinde iyi bir yöntemdir.
* Her projede yer almaya çalışmayın. Herkese ‘evet’ de demeyin. Konuşma sanatını öğrenin ve ‘Bu kadarını yapamıyorum’ diyebilin.
* Farklı egzersizleri deneyin. Mesela yoga sizi işten uzaklaştıracaktır. Cep telefonundan uzak durun, onu yanınıza almayın.
* İşkolikler sadece iş düşünür. İçinde iş olmayan bir hobi edinmek ofisi düşünmeden yapacağınız, kafanızı dağıtacağınız iyi bir uğraş olabilir.
* Gönüllü işler yapın bu da bir nevi hobidir ama bu da size farklı bir perspektif verecektir. Yeni insanlarla tanışmanın farklı bir yoludur.”

Özlem Aydın
oaydin@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz