Orijinallerin büyük sırrı

Dahi olarak nitelendirilen yönetim düşünürlerinden Adam Grant'ın son kitabı “Originals”da çok çarpıcı saptamalar...

15 ARALIK, 20160
Paylaş Tweet Paylaş
Orijinallerin büyük sırrı

Nil Dumansızoğlu

ndumansizoglu@capital.com.tr

Nilüfer Gözütok
ngozutok@capital.com.tr

Adam Grant, günümüzün önde gelen yönetim düşünürlerinden biri. Son kitabı “Originals: How Non Conformists Move the World” (Orijinaller: Ezber-Bozanlar Dünyayı Nasıl Değiştirdi?) ile tüm dikkatleri üzerine çeken Grant, bu çalışmasında çok çarpıcı saptamalarda bulunuyor. Örneğin sanılanın aksine dünyayı değiştirebilecek kapasitedeki orijinallerin genç, korkusuz, ko- A laylıkla risk alan ve bir fikirden diğerine atlayan kişilerden çok yaptıkları işleri erteleyen, şüpheli kişiler olduğunu söylüyor. Hatta Grant’e göre orijinaller, akranlarına göre çok daha fazla sayıda kötü fikre sahip olmalarına karşın, kusurlarını her zaman olumlu bir özelliğe dönüştürmeyi başarıyor. Örneğin işleri ertelemeleri onların daha aykırı düşüncelere karşı açık olmalarına, aynı zamanda işi geliştirmek için kendilerine daha fazla zaman tanımalarına neden oluyor. Orijinalliğin önündeki en büyük engellerden birinin grup düşüncesi olduğuna da dikkat çeken Grant, bu noktada da şirketlere, “İşe alımları kültürel uyuma bakarak yapmayı durdurun” diyor. Gerekçesini de “Bu şekilde yapılan işe alımlar grup düşüncesini besliyor. Kültürel olarak uyum gösterecek kişileri aramak yerine, kültürünüzde eksik olanın ne olduğunu sorgulayın ve bu eksikliği giderecek kişileri seçin” sözleriyle açıklıyor. Adam Grant, 2017 yılı başında Modus Kitap tarafından yayınlanacak kitabıyla Türkiye’de okuyucularıyla buluşmadan önce ilk kez Capital’e konuştu. Orijinalliğin başarıya etkilerini anlattı. Bu noktada girişimcilerin, liderlerin ve şirketlerin nasıl davranmaları gerektiğine dair kritik tavsiyelerde bulundu:
* Öncelikle orijinallik ve yaratıcılık arasındaki fark nedir?
 Yaratıcılık genel olarak alışılmadık ve yararlı fikirler ortaya çıkarmaktır. Orijinallik ise bu fikirlerin hayat bulması için girişimde bulunmaktır.
* Peki sizi “Originals: How Non Conformists Move the World” (Orijinaller: Ezber-Bozanlar Dünyayı Nasıl Değiştirdi?) adlı kitabı yazmaya iten nedenler nelerdi? Özellikle ne ilham verdi?
 Yaratıcı fikirlerin nasıl ortaya konulabileceğiyle ilgili birçok kitap var, fakat ilginçtir sadece bunlardan birkaçı iyi bir fikir bulduğunuzda ne yapacağınızı anlatır. Sıklıkla öğrencilerden düşüncelerini nasıl çekinmeden ortaya koyabileceklerine, liderlerden de grup düşünceleriyle nasıl mücadele edeceklerine yönelik sorular alıyordum. Birkaç yılımı bireylerin düşüncelerini nasıl ortaya koyabilecekleri, liderlerin de yenilikçilik ve değişimi nasıl destekleyebileceklerine dair çalışmalar yaparak geçirdim. Bu konularda bizzat çaba harcamış birisi olarak, öğrendiklerimi paylaşma zamanının geldiğine karar verdim.
* “Orijinaller”de tam olarak ortaya koymak istediğiniz temel tez nedir?
 Biz orijinal insanların tümüyle özgüvenli ve muhteşem fikirlere sahip öncüler olduklarını varsayarız. Bununla birlikte girişimcilerden mucitlere, sanatçılardan müzisyenlere farklı alanlarda faaliyet gösteren orijinaller üzerinde yaptığım çalışmada, onların sık sık yapacakları işleri ertelediği ortaya çıktı. Bu kişiler fazlasıyla şüphe ve korku içinde oluyor. Aslına bakılırsa akranlarına göre daha fazla sayıda kötü fikre sahipler. Bununla birlikte bu kusurlarını her zaman olumlu bir özelliğe dönüştürmenin bir yolunu buluyorlar.
* Siz kendi orijinalliğiniz için en büyük engelin fikir üretmek değil, onları seçmek olduğunu söylüyorsunuz. En doğru ve işe yarar fikri seçme konusunda nasıl hareket etmeli?
 Yöneticiler çoğu zaman fikirleri değerlendirme konusunda zayıf. Bunun nedeni de fazlasıyla risklerden kaçınma eğiliminde olmaları. Araştırmalar, iş arkadaşlarının ve yaratıcıların bu hataları daha az yaptığını ileri sürüyor. Bu kişiler fikirlerle aralarındaki mesafeden dolayı bize dürüst bir şekilde hangi fikrin hayata geçmeye değeceğini söyleyebiliyor. Ayrıca sıra dışı fikirlerdeki potansiyeli görme konusunda daha açık fikirliler. Fikir seçimi sürecinde yöneticilerin kapı bekçiliği yapmasına izin vermek yerine yaratıcı çalışanları bu sürece daha fazla dahil edebilmeliyiz. Aynı zamanda yöneticilere, başkalarının fikirlerini değerlendirmeden, yeni fikirlere daha açık olmaları konusunda yardımcı olabiliriz. Örneğin kendi fikirlerine dair 5 dakikalık bir beyin fırtınası yapabilmeliler. Justin Berg adında eski bir öğrencim, bu uygulamanın yöneticilerin bakış açısını değiştirdiğini ispatlamıştı. Yani 5 dakikalık bir beyin fırtınası bile bir yöneticinin daha çok “hayır” demek için neden arayan değerlendirmeci bir bakış açısından, “evet” demek için neden arayan yani daha yaratıcı bir bakış açısına yönelmesini sağlıyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz