35 Yıllık müthiş ders

Muhtar Kent ve onun 35 yıllık kariyerinden çıkardığı dersler...

1.06.2013 00:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
35 Yıllık müthiş ders


HER ŞEYİN BAŞLADIĞI NOKTA
Kariyerime, 1979'da Atlanta'da başladım. İlk 10 ayımı kamyonlarda geçirdim. Her sabah 4'te kalktım, kamyonları yükledim ve marketlere, irili ufaklı satış noktalarına Coca-Cola sattım. Böyle başladım kariyerime. Amerika'ya 1978'in sonunda gittim. Cebimde İngiltere'deki bir üniversitenin diploması vardı, bir de Amerika'da doğduğuma dair bir doğum sertifikası. 1,5-2 ay sonra bir gazete ilanı gördüm ve iş hayatıma Coca-Cola'da başladım. Benim için çok önemli bir 9 aydır. O 9 ayı hiçbir zaman unutmadım. Çünkü iş, paranın el değiştirdiği yer, o satışların olduğu nokta. Her şey oradan başlıyor. O şişe veya diğer 500 markaya ait 3 bin mamul satıldığı vakit, herkes oradan bir şeyler kazanmış oluyor. Kamyonu yapan şirket, taşıyan, satış noktası, ortaklarınız... Dünyada 300 tane şişeleyici ortağımız var, oradan koptuğunuz anda her şeyden koparsınız.

Onun için hala bugün bile büyük zevk alıyorum piyasayı dolaşmaktan. Bu hafta Riyad ve Abu Dabi'deydim. Yine kamyonları dolaştım, yine satış noktalarını gezdim. Her hafta gittiğim yerde bunu yaparım. Çünkü paranın, o 1 doların, o 60-70 sentin el değiştirdiği yer kadar değerli bir yer yoktur bizim işimizde. Coca-Cola'nın vasıtaları, 20 milyon satış noktasını her hafta ziyaret eder ki UPS, DHL, Fedex gibi şirketlerden daha fazla araca sahibiz. Aynı zamanda da bunlar hibrit araçlardır.

MARKA VE SÖZ
12  aylık dönemin sonunda reklam müdürü olarak Roma'ya tayin oldum. Orada ilk defa markanın bir söz olduğunu öğrendim. İyi bir markanın ise tutulmuş bir söz olduğunu öğrendim. Ve bir markanın ne kadar önemli bir şey olduğunu, ilk defa reklam müdürlüğüm sırasında İtalya'da öğrendim. Yaklaşık 2 yıl geçirdim orada.

1981 yılında Hollanda'ya yeni bir iş kurmak için atandım. O sıralarda Türkiye, Coca-Cola bünyesinde sorunlu bir işti. Çok ufak bir yeri vardı. İlk 50'ye bile giremiyordu. Şirketin içinde hemen hemen hiç Türk de yoktu. Hollanda ofisine gittiğimde, tek yabancı bendim. Hollandaca da konuşmuyorum. Hollanda'ya ilk gittiğimde ilişkilerin ne kadar önemli olduğunu fark ettim. Yenilikçiliğin, girişimciliğin ne kadar önemli olduğunu da öğrendim. İlk defa Avrupa boyutunda 4 ayrı patronum vardı, 4 ayrı genel müdüre rapor veriyordum. Yeni bir iş kuruyorduk. Bu iş, bütün seyahat piyasasına Coca-Cola ve meyve suları gibi benzer mamullerimizi yeni bir ambalajda sunma işiydi. Ve etkilenmenin, ilişkilerin hakikaten ne kadar önemli olduğunu da orada öğrendim.

İLİŞKİ YÖNETİMİ
1985'te Türkiye'ye genel müdür olarak atandım. O zamanlar Coca-Cola'nın Türkiye'deki genel merkezi, İzmir'deydi. İlk Türk genel müdür de ben oldum.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz