5. yarışı!

Scott Galloway“The Four: The Hidden DNA OfAmazon, Apple, Facebook and Google” isimlikitabında tüm bu soruların cevabını arıyor...

14 ŞUBAT, 20180
Paylaş Tweet Paylaş
5. yarışı!

Şeyma Öncel Bayıksel

soncel@capital.com.tr

Zorlu Holding CEO’su Ömer Yüngül, Capital’in CEOClub etkinlikleri kapsamında düzenlediği CEO Agenda toplantısında, “Kendimi geliştirmek için şu 4 genç şirketi yakından takip ediyorum: Google, Amazon, Apple ve Facebook” diye konuşmuştu. Sadece Yüngül değil, başka CEO ve iş adamları da bu 4’lüyü takip ediyor. Bazıları bu şirketlerin arasına Alibaba’yı koyuyor, içlerinden birini çıkarıyor. Ancak, herkesin hedefinde, “bozucu” işler yapan bu şirketler var. Gerçekten de bu şirketlerin son dönemde attıkları her adım iş dünyasında olay oluyor. Medya, sektör bağımsız tüm şirketler, kanaat önderleri bunların neler yaptığını izliyor, formüllerini merak ediyor. Bazıları bunlardan biri olmak, bazıları onların “bozduğu” dünyada var olmak için stratejilerini yakından takip ediyor. Hiç kuşkusuz bu konuda pek çok yazı ve makale de yazılıyor. Ancak hiçbiri Scott Galloway’in kaleme aldığı “The Four: The Hidden DNA Of Amazon, Apple, Facebook and Google” isimli kitaptaki gibi bu 4 şirketin ortak başarı sırlarına odaklanmış değil. Galloway, kitabında şirketler için hap bilgiler veriyor. Öyle ki bu 4 süvarinin yanında 5’inci olmak için 8 başlığa dikkat etmenin yeterli olduğunu söylüyor. İşte bu 8 başlık ve bu başlıkları izlemenin Galloway’in anlatımıyla yolları… 

FARKLILAŞIN

“Geçmişte bir işin başarılı olması için en önemli etken ‘lokasyon’du. Sonuçta insanlar ihtiyaçlarını karşılamak için yakınlarındaki perakendecileri tercih ediyordu. Daha sonra ‘dağıtım’ ön plana çıktı. Demiryolları sayesinde insanlar farklı ürünlere düşük fiyattan ulaşma imkanı elde etti. Ardından ‘ürün’ devri başladı. Özellikle otomotiv ve tüketici elektroniği sektöründe ürünün önemi arttı. Daha iyi arabalara binmeye, farklı bulaşık makineleri kullanmaya başladık. Ardından hepimizin bildiği ‘finansal’ çağa girdik. Bu dönemde diğer şirketleri çakıl taşlarına dönüştürmek için ucuz sermayeyi kullanan bir grup şirket dünya devleri arasına girdi. Bu dönüşümü 80 ve 90’larda devam eden ‘marka’ dönemi izledi. Marka sayesinde sabun, ayakkabı gibi ortalama ürünlerin etrafına maddi olmayan ancak ilham verici değerler katıldı. Sonra yeniden ‘ürün’e geri döndük. Çünkü, ürünü farklılaştıracak yeni teknolojiler ve platformlar ortaya çıktı. Teknoloji sayesinde ürünler pazarlamaya bile gerek duyulmadan çığır açıcı bir hal aldı. Dijitalleşme cansız ve sıradan ürün ve süreçlere inanılmaz bir etki kattı. Sonuçta bir iPad alana kadar yatak yatak olmaya devam etti. Ancak iPad’le birlikte yüklenen program ‘en iyi uyku pozisyonunuzu’ seçmenize olanak sağladı. Farklılaşmayı sadece ürüne indirgeyerek başarmak mümkün değil. Tüketicilerin ürünü nasıl satın alacakları, nerede keşfedecekleri ya da nasıl ulaşacakları gibi konular da önemli. Örnek verelim: Amazon’dan önce bir ürünün ulaşım süreci ortalama 1 haftaydı. Bu şirket ise bu süreyi sadece 2 güne indirdi. Farkı üründe değil süreçte yakaladı. 

VİZYONER SERMAYE

En büyükler arasına girmek için bir diğer önemli konu da ucuz kaynak çekebilme gücüdür. Bunu da aynı Facebook, Google, Amazon ve Apple’da olduğu gibi anlaşılır ve cesur bir vizyonla elde etmek mümkün. Örneğin Facebook’un vizyonu: Connecting the World (Dünyayı Birbirine Bağla) basit ancak oldukça güçlü bir vizyon. Bu vizyonla Facebook şu anda 400 milyar dolar pazar değeriyle Walmart’tan daha güçlü konumda. Ya da Google’ı ele alalım. Dünyada 6 insandan biri bir ürün ararken Google’ı kullanıyor. Şirket vizyonunu “Bir klikle dünyanın bilgisine erişim sağlamak” olarak özetlemiş durumda. Eğer bu şirketler gibi vizyoner bir sermayeye sahipseniz varlıklarınıza daha fazla yatırım yapma şansınız olur. Bu sayede oyunu değiştirecek çılgın fikirleri deneyebilirsiniz. İnternette “Star Wars figürleri” diye yazdığınızda ücretli listelerin en başında en fazla teklif veren perakendeci gelir. Amazon genellikle bu ilk sıraları başka hiçbir şirketin yapamayacağı ölçekte domine ediyor. Çünkü bunu yapabilecek sermayeye sahip. Tabii ki hisse sahiplerine vizyoner bir sermayeye doğru somut ilerlemenizi de göstermeniz gerekiyor. Ancak ışık hızına ulaşacak bir sıçrama gerçekleştirebiliyor ve pazarda yenilikçi olarak algılanıyorsanız zaten oldukça şişmiş bir pazar değerine de sahip oluyorsunuz. Bu da şirketin dünyanın her yerinden ucuz kaynak elde etmesi anlamına geliyor. 

“GLOBAL GEZEBİLİRSİN” PASAPORTU 

Gerçekten büyük ve anlamlı bir şirket olmanın bir diğer kuralı, global olmaktır. Öyle bir ürüne sahip olmalısınız ki coğrafi her türlü engeli aşabilsin ve ürününüz globalde insanları etkilesin. Burada konu daha büyük bir pazara sahip olmak değil. Sonuçta Google, Çin gibi bir pazardan atıldı. Ancak olgun pazarlarda söz sahibi. Facebook kullanıcılarının 3’te 2’sini ABD dışından elde etti. En büyük pazarı Asya. Amazon Avrupa’da ABD’den daha hızlı büyüyor. Burada önemli olan ürün ya da servisinizin ‘dijital’ bir şey olması. Bu sayede de diğer ürünlerde gerekli olan kültürel adaptasyona gerek duymaması… Yatırımcıların istediği çeşitliliğe de ancak bu sayede ulaşmak mümkün. Örneğin Uber’in ABD dışındaki büyümesi şirketin değerinde önemli bir yere sahip. Öyle ki şirketin ABD dışında kazandığı ilk dolar değerini milyarlar seviyesinde artırdı. Kısacası eğer 4 süvariden biri olmak istiyorsanız, ürününüzün üzerinde ‘global gezebilirsin pasaportu’ olmalı. Bunu da ilk 5 yılda elde etmeye çalışmak en mantıklısı.

ŞİRİN OLMAK İŞE YARAR 

Aslında bilinen bir gerçek. Yeni dönemde hükümetler, bağımsız gruplar ve medya, şirketlerin büyümesinde önemli söz sahibi. Eğer iyi bir aktör, iyi bir vatandaş, ülkesine, çalışanlarına, halkına, tedarikçisine yararlı biri olarak görülüyorsanız kötü bir olay olduğunda bunun önüne daha çabuk geçebilirsiniz. Sonuçta imaj çok önemli. Düşünün Bill Gates ve Steve Ballmer ne şirin ne de sevilen kişilerdi. Microsoft Avrupa’da belirli bir güce ulaştıktan sonra monopolleşiyor gerekçesiyle peşine düşülen bir şirket oldu. Federaller yani devlet yetkilileri Microsoft’un peşinden giderken Intel’i de radara aldı. Intel’in CEO’su Andrew Grove, Amerikan iş dünyasının en korku verici figürlerinden biriydi. Yine de federaller onu aradığında Andy kendini SEC’in yani ABD’de sermaye piyasalarını düzenleyen yasaların merhametine bıraktı ve affedildi. Bill Gates ise federallere sert çıkmaya karar verdi. 10 yıl içinde de gözden düştü. Google, Microsoft’dan çok daha ‘şirin’ bir şirket olarak görüldü hep. Kurucuları Sergey Brin ve Larry Page, Bill ve Steve’den her zaman daha çok sevildi. Göçmen, yakışıklı, şeker çocuklardı. Kısacası hikayeleri iyiydi. Google’ın sözcülüğünü yapmış Marissa Meyer ise bir başka sevilen profildi. Mühendis, sarışın, geleceğin Vogue kapağına yakışabilecek bir isim... Google’ın Mayer’i Senato toplantısına göndermesi asla tesadüf değildi. Senatörler ona “Google gazete işini bitirirse dördüncü güç nasıl hayatta kalacak” diye sorduğunda, “Bunun için henüz erken” dedi. Ve yaşlı senatörlerin her biri bunu yuttu. Ya da düşünün kongrede kim elini kaldırıp, ‘Apple’ı anlamıyorum ve sevmiyorum’ diyebilir ki… Oysa Apple ABD’nin en fazla vergiden kaçınan şirketlerinden biri. Ancak herkes Apple’la arkadaş olma k istiyor. 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz