‘Etik Şirket’te Son Trendler

W. Michael Hoffman / Bentley Üniversitesi “İş Etiği Merkezi” Yöneticisi Aslında sadece Türkiye konuşuyor gibi geliyor... Ancak, başta gelişmişler olmak üzere bütün dünyanın gündeminde. Hatta ABD’d...

1.05.2001 03:00:000
Paylaş Tweet Paylaş

W. Michael Hoffman / Bentley Üniversitesi “İş Etiği Merkezi” Yöneticisi

Aslında sadece Türkiye konuşuyor gibi geliyor... Ancak, başta gelişmişler olmak üzere bütün dünyanın gündeminde. Hatta ABD’de şirketler bir adım öne geçip, bünyelerinde “Business ethics” (İş Etiği) bölümleri de oluşturuyor. Bu alanda danışmanlık verenler ise büyük ilgi görüyor. Bentley Üniversitesi’nin İş Etiği Merkezi de son dönemin yıldızlarından. 24 yıllık geçmişi olan enstitüyü yöneten Michael Hoffman, çok sayıda şirkete bu konuda danışmanlık veriyor, kitaplarıyla yol gösteriyor. İşte bu önemli danışman Capital’in sorularını yanıtlarken hayati önerilerde de bulundu...

Şirketler son 20 yılda globalleşmenin de etkisiyle çok güçlendiler. Bazı şirketler bu gücü toplumun zararına kullanmaya başladılar. Bu gelişmeler, özellikle Batılı ülkelerde toplumun ve devletin, şirketleri etik yasalara uymaya zorlamasıyla sonuçlandı. Birçok şirket, kurum içinde uygulanmak üzere etik yasalar belirlemeye başladı.

Tüm bu gelişmeler, “iş etiği” (Business ethics) kavramının iş dünyasında büyük önem kazanmasıyla sonuçlandı. “İş etiği” kuruluşların davranış sınırlarını çiziyor. Bu kavram, şirketlerin uygulamalarında toplum çıkarını da gözetmesini gerektiriyor. Özellikle Amerika’da bu konuda çalışan yüzlerce danışmanlık şirketi ve araştırma kuruluşu bulunuyor. Bu kuruluşların en prestijlilerinden birisi de Bentley Üniversitesi’nde faaliyet gösteren “İş Etiği Merkezi”.

Yaklaşık 24 yıllık geçmişi olan enstitüyü W. Michael Hoffman yönetiyor. Hoffman’ın konuyla ilgili 16 kitabı, 60 tane makalesi bulunuyor. Hoffman bugüne kadar aralarında PricewaterhouseCoopers, General Eletric ve Glaxo Wellcome’ın da bulunduğu onlarca şirkete danışmanlık yapmış. Hoffman, “iş etiği”nin amacı, en fazla karşılaşılan ihlaller, son trendler ve örnek uygulamalar konusunda Capital’in sorularını  yanıtladı:

“Business Ethics”  (İş Etiği) nedir? Herkes tarafından kabul edilen ortak bir tanımı var mı?

“İş etiği”nin çok farklı tanımları bulunuyor. Birçok bilim adamı etiği, insanın davranışlarında sadece kendini değil, başkalarını da dikkate alması olarak tanımlıyor. Bu tanımı iş dünyasına paydaşlar kavramıyla uyarlayabiliriz. Bir kuruluşun çok farklı kesimlere karşı sorumluluğu vardır. Ben de paydaş kelimesiyle bir işin gerçekleşmesinden sorumluluğu bulunan tüm tarafları anlatmaya çalışıyorum.

Bu grupların başlıcaları müşteriler, çalışanlar, hissedarlar ve tedarikçilerdir. Bir şirketin kâr etmenin yanında tüm bu gruplara karşı sorumluluğu da bulunur.  İş etiği kuruluşların sorumluluklarını yerine getirmesini sağlar.

“İş etiği”nin bu kadar popüler olmasında hangi faktörler etkili oldu? Hangi dönemde bu kavram popülerlik kazandı?

“İş etiği” 60’lı yıllardan beri üzerinde konuşulan, tartışılan bir konudur. Ama en popüler olduğu dönem 1990’lı yıllardır. Bunun birçok nedeni bulunuyor. Şu an ilk aklıma gelen ve en önemli olduğunu düşündüğüm faktörler; globalleşme, basın ve devlettir. Bu faktörlerin etkisini biraz açmam gerekiyor.

1990’lı yıllarda şirketler daha fazla globalleşti ve faaliyetleri ulusal sınırlarını aştı. Bunun sonucunda ortak standartlar ve değerler geliştirmeleri gerekti, çünkü ortak bir kurumsal kültüre ihtiyaç duydular. Son on yılda medyanın şirketlerdeki etik dışı davranışlara karşı ilgisinde de belirgin bir artış görüldü. Özellikle internet gibi yeni kanallar, şirketlerde yaşanan en ufak olumsuz durumun kolaylıkla, saniyelerle ölçülen sürelerde tüm dünyaya duyurulmasını sağladı. Bu dönemde hükümetlerin konuya karşı duyarlılığı da arttı. Amerika gibi bazı ülkeler şirketlerin etik programlarını takip etmesini özendirdi.

“İş etiği”nin amacı nedir?

“İş etiği”nin hedefi, aslında tanımında gizlidir. Şirketler farklı kesimlerin ihtiyaçlarına yanıt vermek için dengeli bir yaklaşıma gereksinim duyuyor. Şirketler bu sağlıklı yaklaşımı garanti altına almak istiyorlar. Ayrıca, şirketlerin toplumda etkinliği giderek artıyor. Burada davranışlarına belirli ahlaki sınırlar getirmelerini gerektiriyor. “İş etiği” bu sınırları belirler.

Şirketler ve toplum neden bu konsepte ihtiyaç duyuyor?

Dünyada bugün iş dünyası çok büyük bir güce sahip. Şirketlerin güçleri her geçen gün daha da artıyor. Ama, bugün şirketler artan özgürlüklerine karşın, davranışlarında ve yaklaşımlarında toplumun çıkarlarını dikkate almak zorundalar. Şirketler bu nedenle de “iş etiği”ne ihtiyaç duyuyorlar.

İş etiği şirketlere ve bireylere ne sağlıyor?

“İş etiği”ne önem vermek, her şeyden önce çalışanların motivasyonlarını ve morallerini yükseltir. Müşterilerin “iş etiği”ne önem veren firmalara bağlılığı, diğer firmalara göre çok daha fazla oluyor.

Ayrıca, “iş etiği”ne dikkat eden şirketler, devlet kontrolü ve düzenlemeleriyle daha az karşı karşıya kalıyorlar. Yapılan birçok araştırma, etik değerlere önem veren firmaların finansal olarak daha iyi performans sergilediklerini ispatlıyor. Bu firmalar böylece birçok muhtemel sorunu da çözmüş oluyorlar. Örneğin, devlet görevlilerine rüşvet vermekten suçlu bulunan bir şirket birçok sorunla karşılaşacaktır. Öncelikle çok ağır para cezası ödeyecektir. Yine şirket yöneticileri hapse kadar varan cezalar alacaklardır.

Sonuçta böyle bir şirket iş dünyasında yarış dışı kalacaktır. Amerika’da geçmişte etik skandalları yaşayan birçok şirket gelecekte bu tarz sorunlar yaşanmasını önlemek amacıyla etik programları uygulamaya başlamıştır.

Şirketler etik dışı davranışları engellemek için neler yapabilir?

Şirketin etik dışı uygulamaları önlemek için ilk yapması gereken, bir etik bölümü kurmak ve başına bir yönetici atamaktır. Daha sonra bu servisin etik problemlerini nasıl araştıracağını ve çözüm bulacağını tespit etmesi gerekiyor.

Bölüm, yine gelecekteki muhtemel sorunların önüne geçmek için projeler üretmelidir. Daha sonra bu servis, şirket çalışanlarıyla ilişkiler geliştirerek etik ihlallerinin bildirilmesini sağlamalıdır. Örneğin, bu bilgi akışını güvenli bir telefon hattı oluşturarak gerçekleştirebilir.

Etik bölümü yine tüm çalışanların rahatlıkla anlayabileceği bir davranış yasaları oluşturmalıdır. Bu kurallar, hem değerleri hem de standartları kapsamalıdır. Bunlar şirkette tüm çalışanlara dağıtılmalıdır. Hatta şirketin beraber çalıştığı kuruluşlara da gönderilebilir.

Çalışanların iş etiğini tam olarak anlamalarını sağlamak için herkes eğitimden geçirilmelidir. Çünkü, herkesin kuralları tam olarak anlaması başarı için şarttır. Şirket bu yasaları diğer programlarına da entegre etmelidir. Bu servis daha sonraki aşamalarda şirketin operasyonlarında etik kurallara uyulup uyulmadığını sıkı şekilde kontrol etmelidir.

Demokrasi ve serbest pazar ekonomisi “iş etiği”ni nasıl etkiledi?

Tüm bunlar “iş etiği”ni çok daha ön plana çıkardı. Şirketlerin bu gelişmeler sayesinde sahip olduğu özgürlük onlara çok daha büyük sorumluluklar yükledi. Artık şirketler geçmişe göre çok daha sorumlu ve dikkatli davranmalılar.

“İş etiği” çalışmalarında en fazla kullanılan kavramlardan birisinin de kurumsal sorumluluk olduğunu görüyoruz. Bu kavramın anlamı nedir?

Ben de dahil olmak üzere bu alanda çalışan birçok kişi bu kavramın iş etiği ile aynı anlama geldiğini düşünüyor. Kurumsal sosyal sorumluluk, genel anlamda kuruluşun insan hakları ihlali, ayrımcılık gibi sosyal konulara karşı aktif şekilde çalıştığını anlatıyor.

“İş etiği”nin önündeki en büyük engeller nelerdir? Sorun daha çok işverenlerden mi yoksa çalışanlardan mı kaynaklanıyor?

Her iki taraftan da kaynaklanan sorunlar var. En büyük sorunların başında kurumsal kültürün yetersizliği geliyor. Bana göre çalışanlar karar alma sürecine çok fazla katılamıyorlar. Bu üst düzey yönetimin etik liderlikteki başarısızlığını gösterir.

Kuruluşlarda en fazla ne tür etik dışı davranışlar görülüyor?

Dürüst olmamak, en fazla görülen etik dışı davranıştır. Bunlar hem şirket içi hem de şirket dışında yaşanıyor. Yine çalışanlara adil davranılmaması, cinsel taciz, dolandırıcılık ve dışarıya bilgi sızdırmak görülen diğer etik dışı davranışlardır. Devlet kurumlarına rüşvet vermek geçmişten beri çok sık rastlanan bir etik ihlalidir.

Yine birçok şirkette çalışanların şirket malzemelerini çaldıklarını görüyoruz. Şirketlerin çocuk işçi çalıştırması, çevreye zarar vermesi özellikle üçüncü dünya ülkelerinde sık rastlanan sorunlardır.

İş için hediye vermek her toplumda farklı karşılanılan bir durum. Bunda toplumun kültürünün çok etkili olduğunu görüyoruz. Bazı ülkelerde bu davranış rüşvet olarak algılanırken bazı kültürlerde hediye kabul etmemek nezaketsizlik olarak değerlendiriliyor.

Geçmişte yaşanan etik dışı davranışların şirket imajını nasıl olumsuz etkilediği konusunda aklıma Union Carbide ve Exxon şirketleri geliyor. Union Carbide Hindistan’da kimyasal kirliliğe neden olmuştu. Yine Exxon, Alaska’da petrol kirliliğine yol açmıştı. Bu iki olay çok önce yaşanmıştı. Ancak bugün bile birçok insan bu şirketlerin ismini duyunca ilk olarak akıllarına bu olaylar geliyor.

Etik alanındaki son eğilimler nelerdir?

Bugünlerde şirketler yolsuzluğa daha fazla dikkat ediyorlar. Yine teknolojinin getirdiği imkanlarla birlikte gizliliğin ihlal edilmesi, üzerinde durulan bir diğer problem. Ama genel olarak ele alırsak suçların niteliğinde geçmişe göre çok fazla değişiklik olmadığını görüyoruz.

Üçüncü dünya ülkelerinde etik problemlerle daha fazla mı karşılaşılıyor?

Gelişen ekonomilerde sorunlar daha bariz şekilde görülüyor. Ama temel problemler gelişmiş ülkelerdekiyle aynı. Ancak, suçun işleniş biçiminde farklılıklar görülebiliyor. Örneğin, gelişmekte olan ülkelerde rüşvet nakit olarak verilirken, gelişmiş ülkelerde çok daha karmaşık yollar izleniyor. Ama sonuç olarak iki durumda da amaç aynı.

Devletler, şirketlerdeki etik dışı davranışlara karşı neler yapabilir?

İlk önce mevcut yasaların uygulanıp uygulanmadığını sıkı şekilde kontrol etmeliler. Eğer yasalar yetersizse, bunları geliştirmeliler. Ülkeler aynı zamanda etik alanındaki gelişmeleri bir ombudsman ofisi ile kontrol edebilirler. Bu ofisin etik dışı davranışları devletin ilgili kurumlarına rapor etmesi gerekiyor. Ancak bu ofisin, politik güçlerle kesinlikle bir ilişkisi bulunmamalıdır.

Şirketlerin koyduğu etik kurallar işe yarıyor mu?

Batılı şirketlerin yarıdan fazlası etik kurallara sahip. Ancak, bu yasaların başarısını ölçmek neredeyse imkansız. Ama yapılan araştırmalar şunu gösteriyor: Yaptırımlar, eğitim ve sıkı takiple desteklenmeyen şirket yasaları hiçbir işe yaramıyor.

Teknoloji ve internetin son yıllarda önem kazanması etik açısından ne tür gelişmelere yol açtı?

Teknoloji şirketleri için etik açıdan yepyeni sorunlara yol açtı. Daha önce de belirttiğim gibi, bu sorunların en önemlilerinden birisi gizlilikti. İnternet sayesinde artık sivil toplum kuruluşları ve bireyler çokuluslu şirketlerin faaliyetlerini çok daha rahat takip edebiliyorlar. Yine şirketler hissedarlarıyla geçmişe göre çok daha rahat şekilde iletişim kurabiliyorlar. Bu da şirket faaliyetlerindeki şeffaflığı ve dürüstlüğü artırıyor.

ÖRNEK “ETİK” ŞİRKETLER

“İş etiği” açısından başarılı şirketlerden ve uygulamalarından örnekler verebilir misiniz?

Amerika’da iş etiği uygulamalarında başarılı olmuş şirketlere “American Business Ethics Award (Amerikan İş Etiği Ödülü)” veriliyor. Amerika’da iş etiği alanında verilen en prestijli ödül budur. Bu yarışmada geçtiğimiz yıl ödül alan şirketlerden bazıları Niagara Mohawk Power, Texas Instruments ve PricewaterhouseCoopers idi.

Yine iş etiği programları açısından BellSouth, Boeing ve United Technologies şirketlerinin uygulamalarını başarılı buluyorum. “American Ethics Award” ödülünü alan şirketlerin bazılarına değişik zamanlarda yardımcı oldum. Bu nedenle uygulamalarını yakından takip etme fırsatı buldum.

Bu ödülü alan şirketler etik uygulamalarını desteklemek için ilkönce sağlam bir altyapı kurdular. Bu şirket içinde etik bilincini geliştirmek için de gerekiyordu. İlk önce potansiyel yanlışları raporladılar. Tüm çalışanlarını eğitimden geçirdiler. Şirketleri için etik kurallar yazdılar. Şirkette bu konuda insiyatif alacak kişilere yol göstermek için danışmanlık sistemleri kurdular.

Şirkette en üst düzeyde temsil edilen ve etik çalışmalarını kontrol edecek bir kişi atadılar. Benim bu şirketlerde gözlediğim ortak özellik çalışanlarının projeye inanmış olmalarıdır. Bu başarı için şarttır. Çalışanlar etik konusunun önemini kavradıklarında başarı en üst düzeye çıkıyor.

NIAGARA POWER NASIL ETİK OLDU?

“Son dönemde müşterim olan Niagara Mohawk Power’dan bahsetmek istiyorum. Bu şirket kamu hizmeti alanında faaliyet gösteriyor. Bu şirketin programa başlamadan önce etik alanında bazı sorunları vardı. Belki durumu berbat değildi ancak istenilen düzeyden oldukça uzaktı. Bu şirkette önce altyapı kurduk.

Sonra şirketin etik yasalarını tekrar belirledik ve tüm çalışanları eğitimden geçirdik. Bu şirkette program başlamadan ve program başladıktan bir yıl sonra iki araştırma yaptık. Çalışanlara şirketlerindeki etik ortam, üst yönetime güvenleri ve kendilerini çalışma ortamında rahat hissedip hissetmedikleriyle ilgili sorular yönelttik.

Programı uyguladıktan sonra aldığımız yanıtlar ve sonuçlar son derece olumluydu. Zaten şirketin bu alanda aldığı ödül ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor. Şirket bu çalışmadan sonra çok daha iyi bir performans göstermeye başladı.”

Etik ortamın geliştirilmesi konusunda çok farklı taraflara görevler düşüyor.
 
DEVLET: Devlet, ilk önce mevcut yasaların iş dünyasında etik suçları engellemeye yeterli olup olmadığını kontrol etmeli. Eğer eksikler varsa, gerekli yasaları çıkarmalı. Yasa çıkarmak kadar bunların uygulanıp uygulanmadığı kontrol etmenin de çok önemli olduğunu unutmamalı.

ŞİRKETLER: Kuruluşlar kendi içlerinde bir etik bölümü kurmalılar ve başına bir etik sorumlusu atamalılar. Bu servis hangi etik ihlallerinin hangi bölümlerde gerçekleştiğini bulmalı, davranış kuralları geliştirmeli ve çalışanlarını eğitmeli. 

MEDYA: Medya etik sorunlarının kamuoyundan bu kadar ilgi toplamasında çok etkili oldu. Medya etik konusunda yapılan araştırmaları ve gerçekleşen ihlalleri düzenli olarak takip etmeli ve kamuoyuna bildirmeli.

VATANDAŞLAR: Vatandaşlar şirketlerin, medyanın ve devletin sorumluluklarını yerine getirip getirmediğini kontrol etmeliler. Gerektiğinde kamuoyu baskısı oluşturmalılar.

SİVİL TOPLUM: Bu kuruluşlar “iş etiği”yle ilgili düzenli araştırmalar yapmalı ve bunları kamuoyuna açıklamalılar. Ayrıca elde ettikleri bilgileri yukarıda bahsedilen kesimlerle paylaşarak onların sorumluluklarını yerine getirmelerine yardımcı olmalılar.

 

 

 

 

 

 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz