"İlk önce tüm yöneticileri işten kovalım"

Sizin organizasyonunuz da muhtemelen kendi kendini yönetme prensipleri doğrultusunda kurulmamıştır.

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
İlk önce tüm yöneticileri işten kovalım
Dünyanın önde gelen gıda işleyicilerinden biri olan Morning Star, patronlar, unvanlar ve terfi etme olmadan yönetsel disiplin ile pazar eksenli elastikiyeti birleştirebilen bir organizasyonun nasıl kurulabileceğinin somut bir kanıtı. Gary Hamel Yönetim, organizasyonunuzdaki en verimsiz birimdir. Takım liderlerinin, departman şeflerinin ve başkan yardımcılarının sırf diğerlerinin yaptıkları işleri denetlemek için harcadıkları onca saati bir gözünüzün önüne getirin. Yöneticilerin çoğu oldukça sıkı çalışır. Burada sorun onlarda değildir. Verimsizlik aslında hem hantal hem maliyetli olan aşırı hantal yönetim modelinden kaynaklanır. Bir yöneticiler hiyerarşisi tıpkı bir organizasyonun sırtındaki ağır bir vergi gibidir. Bu vergi çeşitli şekillerde kendini gösterir. Birincisi, yöneticilerin birer masraf kapısı olmaları ve organizasyon büyüdükçe yönetim maliyetlerinin hem mutlak hem de göreceli olarak artmasıdır. Küçük bir organizasyonda 10 tane çalışan ile tek bir yönetici olabilirken 100 bin çalışanı olan bir şirkette ise 1/10 kontrol kademesine uygun bir şekilde 11 bin 111 yönetici olacaktır. Çünkü bu yöneticileri de yönetmek için ekstradan 1.111 yöneticiye ihtiyaç duyulacaktır. Buna ilaveten, finansman, insan kaynakları ve planlama gibi yönetimle alakalı işlevlerde de yüzlerce kişi çalışacaktır. Onların işi aslında organizasyonun kendi karmaşıklığının ağırlığı altında çökmemesini sağlamaktır. Bu yöneticilerden her birinin giriş kademesindeki bir çalışanın maaşının üç katını kazandığı varsayılırsa, doğrudan yönetim maliyetlerinin genel bordro giderlerinden yüzde 33'lük bir pay aldığı görülür. Neresinden bakarsanız bakın, yönetim çok pahalıya patlar. Tipik bir yönetim hiyerarşisi büyük ve vahim kararlar alınması riskini artırır. Kararların boyutu büyüdükçe, alt kademede karar vericiye karşı çıkabilecek çalışanların sayısı da azalır. Kibir, miyopluk ve tecrübesizlik her seviyede kötü kararlar alınmasına sebep olabilir ancak tehlikenin en büyüğü karar vericinin gücünün hiçbir şekilde sorgulanamadığı zamanlarda yaşanır. Birisine hükümdarlarınkine benzer bir yetki vermeye görün, er veya geç orada devasa bir fiyasko patlayacaktır. Bir başka sorun da en güçlü yöneticilerin ön cephe gerçeklerinden en uzakta olanlardan olmalarıdır. Tanrısal zirvelerde alınan kararların büyük sıklıkla uygulamada hiçbir temel geçerlilikleri olmadıkları görülür. Üçüncüsü, çok katmanlı bir yönetim yapılanmasının daha fazla sayıda onay kademesi ve daha yavaş tepki verme anlamına gelmesidir. Yöneticiler kendi yetkilerini kullanma hevesleri yüzünden karar alırken sıklıkla çabuk davranmak yerine işi ağırdan alırlar. Bir başka vergi türü de önyargıdır. Bir hiyerarşide yeni bir fikri katletmek ya da değiştirmek yetkisi çoğunlukla sınırlı ilgisiyle kararları çarpıtabilen tek bir kişinin inisiyatifine bırakılır. Sonuncusu da ortada bir despotluk maliyetinin olmasıdır. Bu sorun ara sıra yaşanan bir kontrol manyaklığı değildir. Bu aslında alt kademedeki çalışanların yetkilerini sistematik olarak ellerinden alan hiyerarşik bir yapılanmadır. Örneğin, sizin bir tüketici olarak yeni bir arabaya 20 bin dolar veya daha fazlasını harcama özgürlüğünüz vardır ancak bir çalışan olarak muhtemelen bir büro iskemlesine 500 dolar harcama yetkiniz yoktur. Bir insanın yetki alanı daraldıkça hayal kurma, yaratma ve katkıda bulunma şevki de azalır.

Ana fikir
Çalışanları denetleyen bir yöneticiler katmanına sahip olmak şart mıdır?
Yöneticiler pahalıdırlar, kötü kararlar verme, karar alma sürecini yavaşlatma ve sıklıkla çalışanları hak ettiklerinden mahrum bırakma riskini artırırlar. Ancak şirketlerde yapılması zorunlu işlerin çoğu piyasaların sağlayabileceğinden çok daha sıkı bir koordinasyonu gerektirir.

Peki piyasaların sunduğu özgürlüğü ve esnekliği yönetim hiyerarşisinin denetimiyle birleştirmenin bir yolu var mı?
Ekonomistler size bunun imkansız olduğunu söyleyeceklerdir ancak Morning Star şirketi tam aksini ispatlıyor. 20 yıldan uzun bir süredir şirketlerini yöneticiler olmadan yönetiyorlar. 2010 yılında toplam gelirleri 700 milyon doları aşan Morning Star'da kimsenin bir patronu yok, çalışanlar kendi sorumluluklarını iş arkadaşlarıyla müzakere ederek belirliyor, şirketin parasını herkes harcayabiliyor ve herkes kendi işini yapması için gerekli alet edevatı temin etmekten kendisi sorumlu. Bu şirket, yapılacak işin kendisini patron haline getirerek ve insanlara gerçekten yetkiler vererek onların kendi kendilerini yönetebilecekleri ortam yaratıyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz