İlk önce tüm yöneticileri işten kovalım

Sizin organizasyonunuz da muhtemelen kendi kendini yönetme prensipleri doğrultusunda kurulmamıştır.

1.01.2012 00:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
İlk önce tüm yöneticileri işten kovalım

Bir taraftan Morning Star'ı sosyal yönü yoğun bir pazaryeri olarak düşünebilirsiniz. İş arkadaşları akranlarıyla piyasa benzeri anlaşmaların pazarlığını yapmakta özgürdürler. Her ne kadar bu tartışmalı ve karmaşık bir süreçse de bu riskleri hafifletecek birkaç faktör vardır. Birincisi, bu pazarlıklarda yer alan herkesin aynı puan kartını paylaşıyor olmalarıdır. Katışıksız bir piyasada tüketiciler yaptıkları alışverişin satıcı için iyi olup olmamasıyla ilgilenmezler. Morning Star'daki insanlar ise aksine eğer bu şirket iyi çalışmazsa kendilerinin çalışmak için böylesine muhteşem başka bir şirket daha bulamayacaklarının bilincindedirler. İkincisi, Morning Star'daki takım üyelerinin bir meslektaşlarından faydalanma ya da verdiği sözü tutamama durumunun önünde sonunda geri tepip kendilerine çarpacağını iyi bilmeleridir. Bu farkındalık, çalışanları ticari bir alışveriş yerine ilişkiler bazında düşünmeye teşvik eder. Sonuncusu da Morning Star'daki insanların çoğunun bu domates şirketinde yıllardır çalışıyor olmaları sayesinde nelerin yapılması gerektiğini ve onları kimlerin yapması gerektiğini çok iyi biliyor olmalarıdır. Aslında bu anlaşmaların hepsinin her yıl yeniden yazılmasına bile gerek yoktur. Ortak hedefler, uzun vadeli ilişkiler ve endüstriyel bilgi gibi sosyal kaynaştırıcılar olmasaydı Morning Star'ın sistemi çok daha verimsiz çalışırdı. Diğer taraftan Morning Star, doğal olarak dinamik bir hiyerarşiler yığınıdır. Orada tek bir resmi hiyerarşi yoktur; çok sayıda gayri resmi hiyerarşiler vardır. Uzmanlıklarına ve yardımcı olma şevklerine bağlı olarak herhangi bir konuda bazı iş arkadaşlarının diğerlerine kıyasla söyleyecek daha fazla şeyleri olabilir. Bunlar pozisyon değil birer etki hiyerarşileridir ve aşağıdan yukarıya doğru kurulurlar. Morning Star'da bir çalışan ancak uzmanlığını geliştirerek, akranlarına yardım ederek ve değer katarak yetkisini arttırabilir. Bunları yapmaktan vazgeçtiğiniz anda sahip olduğunuz yetki ile birlikte primleriniz de elinizden kayıp gider. Şirketlerin çoğundaki hiyerarşi ne doğaldır ne de dinamik. Liderler tabandan çıkmazlar; o göreve yukarıdan atanırlar. Daha da üzücü olanı ise kilit görevlerin sıklıkla en yetenekli olanlara değil politik anlamda en kurnazlara hediye edilmesidir. Üstelik yetki, makamlara verildiğinden en yeteneksizden en yetenekliye doğru otomatikman akmaz. Yöneticiler büyük bir sıklıkla yetkilerini ancak işten kovulduklarında kaybederler. Ve o güne kadar aylak aylak dolaşmaya devam ederler. Morning Star'da hiç kimse alınacak her kararda herkesin eşit oy hakkı olduğuna inanmaz ancak sadece patron olduğu için kimsenin son sözü söyleme hakkına sahip olduğunu da inanmaz.

YÖNETİMİN GELECEĞİ
Halen yazılmak zorunda olunan bir iş olarak duruyor olsa da Morning Star'daki insanlar daha şimdiden oldukça baştan çıkarıcı bir başlangıcı kaleme almışlar bile. Sorular yok değil. Bu şirketteki kendi kendini yönetme modeli 10 bin ya da 100 bin çalışanın olduğu bir organizasyona da uygulanabilir mi? Diğer kültürlere de ihraç edilebilir mi? Düşük maliyetli deniz aşırı rakipler gibi ciddi bir tehditle başa çıkabilir mi? Bu sorular Rufer ve meslektaşlarının geceleri uykularını kaçırıyor. Ancak onlar da kendi kendini yönetme modelinin şu anda gelişmekte olan bir süreç olduğunu kabul ediyor. Ruffer, "İdeolojik olarak yolun yüzde 90'ını kat etmiş durumdayız ancak uygulamada henüz yüzde 70'ler civarında olabiliriz" diyor. Ben şahsen Morning Star modelinin her ölçekteki şirkette gayet iyi çalışacağına inanıyorum. Büyük kurumların çoğu zaten her biri eşit derecede birbirine bağımlı takımlar, departmanlar ve işlevlerden oluşan bir bütündür. Bir şirket ne kadar büyük olursa olsun birimlerinin çoğunun sadece birkaç başka birimle anlaşma yapması gerekir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz