İlk önce tüm yöneticileri işten kovalım

Sizin organizasyonunuz da muhtemelen kendi kendini yönetme prensipleri doğrultusunda kurulmamıştır.

1.01.2012 00:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
İlk önce tüm yöneticileri işten kovalım


Hiyerarşilere karşı piyasalar
Ekonomistlerin, piyasaların insanların eylemlerini yukarıdan aşağıya bir kontrol olmaksızın koordine edebilme yeteneğini yıllardır alkışlamalarına hiç şaşmamak gerek. Gerçi piyasaların da sınırları vardır. Ronald Coase ve Oliver Williamson gibi ekonomistlerin de dikkat çektiği üzere, her bir tarafın ihtiyaçları basit, istikrarlı ve tanımlanması kolay ise o zaman piyasalar çok işe yarar ancak etkileşimler karmaşıklaştıkça piyasaların da etkinliği azalır. Mesela bir piyasanın süreç yoğun bir üretim faaliyetinin kalbinde her an değişebilen etkinlikleri nasıl milimi milimine koordine edebileceğini hayal etmek bile çok zordur. İşte zaten bu yüzden kurumlara ve yöneticilere ihtiyaç duyarız. Yöneticiler piyasaların yapamadıklarını yapar; birbirinden farklı binlerce katkıyı tek bir ürün veya hizmette kaynaştırırlar. Onlar iş dünyası tarihçisi Alfred D. Chandler Jr.'ın görünmez el dediği şeyi oluştururlar. Gerçi işin kötü tarafı bu görünmez el bazen verimsiz ve sıklıkla sakar çalışmaktadır. Denetleyici bir süper yapı olmaksızın üst seviyelerde koordinasyon kurmayı başarabilsek çok iyi olmaz mıydı? Sımsıkı örülmüş bir hiyerarşinin kontrolünde ve koordinasyonunda olan açık bir piyasanın sunduğu özgürlük ve esneklik ortamı müthiş olmaz mıydı? Bu ancak yöneticiler olmaksızın yönetebildiğimiz zaman olacak bir iş. Bir açık kaynak yazılım projesinin içine baktığınızda bu organizasyonel nirvanayı gördüğünüzü düşünebilirsiniz. Orada yüzlerce programcı ama hiç ya da çok az sayıda yönetici vardır. Ancak bir açık kaynak projesinde yapılacak işler modülerdir, gönüllüler birbirlerinden bağımsız çalışır, arayüzler açıkça tanımlanmıştır ve kimseden bilimsel buluşlara imza atması beklenmez. Koordinasyon tak ve çalıştır mantığında yapılır. Yani Boeing'in yepyeni bir uçak tasarlarken yüzleştiği meydan okumanın tam tersidir. Orada büyük bir uzmanlar ordusunun binlerce ileri tasarım ve imalat sorununu çözmek için omuz omuza birlikte çalışmaları gerekir. Boeing'in de zaman içinde öğrendiği gibi geliştirme işinin bazı bölümlerini dış kaynaklandırarak koordinasyon sürecinin karmaşıklık seviyesi asla düşürülemez. Bir Dreamliner'ı (Boeing'in 787 model uçağı) sadece bir piyasa vücuda getiremez. Peki bu ödünleşmeler arasında sıkışıp kalmak zorunda mıyız? Koordinasyona ve kontrole, vergi ödemeden kavuşmanın hiçbir yolu yok mu? Henüz çoğumuz hem bir hayli ademimerkeziyetçi hem tıkır tıkır senkronize çalışan bir şirket görmemiş olduğumuzdan yokmuş gibi görünebilir.

Alışılmış yönetimin ötesi
Hepimiz alışkanlıklarımızın esiriyizdir. İlk iPhone, J.K. Rowling'in sihirli dünyası, Lady Gaga'nın fileli elbisesi gibi pek çok şeyi onlarla yüz yüze gelmeden önce hayal etmek çok zordur. Organizasyonlar için de aynısı geçerlidir. Örneğin aşağıdaki tanımlamaya uyan bir şirketin hayalini kurmak imkansız denilecek kadar güçtür:

- Hiç kimsenin bir patronunun olmadığı.
- Çalışanların sorumlulukları iş arkadaşlarıyla birlikte kararlaştırdıkları.
- Şirketin parasını herkesin harcayabildiği.
- Herkesin kendi işini yapması için gerekli alet ve edevatı kendisinin temin etmekten sorumlu olduğu.
- Hiçbir unvanın ve terfinin olmadığı.
- Prim kararlarının eşitlik temelinde verildiği.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz