"Ofisimin yerini kim değiştirdi?"

İşbirliğini gerçekten teşvik eden çalışma ortamları yaratmak Anne-Laure Fayard ve John Weeks

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Ofisimin yerini kim değiştirdi?

YÖNETİCİLERİN HEVESLERİ KIRILMAYA GÖRSÜN
, her ne kadar yasaklanmış olsa da çalışanlar arasında aslı astarı olmayan dedikodular anında başlar. Eskiden pek çok patron, su ve kahve makinelerinin başındaki laklakları işten kaytarmanın bir yolu olarak görürdü. Bugün ise böylesi bir fırsatın ve iş hakkındaki sohbetlerin yardımlaşma ile inovasyonu desteklediğini ve şirketlerin kat planlarıyla kültürlerini tasarlarken bunu göz önünde bulundurduklarını gayet iyi biliyoruz. Bu arada alınan sonuçlar bazen son derece şaşırtıcı olmakla birlikte genellikle bir hayli de moral bozucu. Scandinavian Airlines'ın (SAS) deneyimine bir bakalım. Bu şirket 1987 yılında kendi genel müdürlük binasını, içinde bir kafeterya, mağaza, sağlık merkezi, spor salonu ile konforlu mobilyalara, kahve, faks ve fotokopi makinelerine sahip birkaç "çoklu oda" olacak şekilde merkezi bir "cadde" biçiminde yeniden tasarlamıştı. Bu yeni tasarım özellikle gayri resmi etkileşimleri teşvik etmeyi hedefliyordu ve yönetim de çalışanların bu yeni alanda "doğaçlama toplantı" ve "yaratıcı rastlantı" fırsatları bulmaları gerektiği mesajını veriyordu. Peki sonuçta ne oldu? Çok az şey. Çalışanların etkileşimleri hakkındaki bir araştırma, bu etkileşimlerin sadece yüzde 9'unun caddede ve sadece yüzde 27'sinin diğer kamuya açık alanlarda yapıldığını gözler önüne serdi. Bu yeni tasarımı oluşturan onca düşünceliliğe ve iyi niyete rağmen, etkileşimlerin üçte-iki-si halen kişiye özel ofislerle sınırlıydı. Nerede yanlış yapılmıştı? İş, etkileşim için tasarım yapmaya geldiğinde sağduyunun yetersiz bir rehber olduğu ortaya çıkmıştı. Topluluğu ve işbirliğini cesaretlendirmek için kişiye özel ofislerin, açık kat plan-larıyla değiştirilmesinde artan yoğun ilgiye bir göz atalım. Bu gibi yeniden tasarımların davranışsal etkilerini inceleyen bir düzineden fazla araştırma yapılmıştır. Fiziksel engelleri ortadan kaldırmanın ve insanları birbirlerine daha fazla yakınlaştırmanın, tesadüfi etkileşimleri artırdığına dair birtakım kanıtlar mevcuttur. Ancak açık alanların mahremiyeti sınırlandırdığı için gayri resmi alışverişleri teşvik etmediği ve aslında onları engellediğine dair de eşit sayıda kanıt vardır. Bazı araştırmalar, açık plan alanlarda kendilerinin söylediklerine kulak kabartılabileceğini veya laflarına karışılabileceğini düşünen çalışanların, tartışmalarını normalde yaptıklarından çok daha kısa ve yüzeysel tuttuklarını gösteriyor. Aslında her iki bulgu seti de doğruları söylüyor. Açık kat planları ya da herhangi türden bir tasarım, sundukları karmaşık fiziksel ve sosyal imalara bağlı olarak, gayri resmi etkileşimleri teşvik edebilir de etmeyebilir de... Son 12 yıl boyunca, Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa ve Asya'daki organizasyonları inceleyerek, etkileşim üzerinde tasarımın etkilerini araştıran dokuz tane çalışma yaptık. Bu konuyla ilgili yaygın literatür anketleri yürüttük ve düzinelerce yöneticiyle kendi ofislerinin yeniden tasarlanması konusunda söyleşi gerçekleştirdik. Araştırmalarımızın sonucunda, bir alanın hem fiziksel hem sosyal yönü olan üç boyutu yani "sağlayıcıyı" nasıl dengelediğine bağlı olarak etkileşimi teşvik edebileceğini de etmeyebileceğini de gördük: Yakınlık, mahremiyet ve müsaade. (Sağlayıcılar hakkında daha fazla bilgi için "Tasarımın Gönderebileceği Sinyaller" kutusuna bakabilirsiniz.) En etkin alanlar, engelleri ortadan kaldırarak insanları bir araya getiren ve onların söylediklerine kulak kabartılacağından veya müdahale edileceğinden korkmalarına gerek bırakmayacak derecede mahremiyet sunan alanlardır. Bununla birlikte onların, özgürce bir araya gelinmeye ve konuşulmaya verilen müsaadeyi de pekiştirmeleri gerekir. Bizim bulduğumuz bu zorunluluklar, her ne kadar onların sanal göstergeleri bir hayli farklı olsa da hem fiziksel alanlar hem de sanal alanlar için geçerlidir. SAS'da yaşanan tasarım başarısızlığının nedenleri hakkında henüz resmi bir araştırma yapılmamış olsa da orada da bu gibi bir dengesizliğin tüm işaretleri görülüyor ve yeniden tasarım hakkında düşünen herhangi bir şirket için ibret alacağı bir örnek vaka durumunda.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz